ABDULLAH BİN SEBE DİYE BİRİ YOK MUDUR?

Bazıları, Taberî'nin İbn Sebe ile ilgili aktardığı rivayetin senedinde Seyf b. Ömer et-Temimi'nin bulunduğunu ve Seyf'in rivayet ilmi açısından zayıf olduğunu ileri sürerek Abdullah b. Sebe diye birinin hiç olmadığını iddia etmektedirler. Allâme Muhammed Zâhid el-Kevserî, bu ididayı çürütme sadedinde


Muhammed Salih Ekinci

sghursi@gmail.com

2022-08-15 23:10:28

Bazıları, Taberî'nin İbn Sebe ile ilgili aktardığı rivayetin senedinde Seyf b. Ömer et-Temimi'nin bulunduğunu ve Seyf'in rivayet ilmi açısından zayıf olduğunu ileri sürerek Abdullah b. Sebe diye birinin hiç olmadığını iddia etmektedirler.

Allâme Muhammed Zâhid el-Kevserî, bu ididayı çürütme sadedinde şunları kaydetmektedir: "Bazı muhaddisler İbn Cerir'in, İbn Sebe ile ilgili rivâyetleri kendisinden aktardığı Seyf b. Ömer et-Temimî'nin zayıf olduğunu söylemişlerdir. Ancak unutmamak gerekir ki Seyf b. Ömer, erken dönemde yaşamış ve Harun Reşit döneminde vefat etmiş bir kimsedir. Dolayısıyla İslam tarihine dair en erken yazanlardan biri olarak kabul edilmektedir.

Seyf'in rivayetleri karşısında izlenmesi gereken ilmî yöntem şudur: Her hangi bir tarihi vakayı yalnız başına nakletmiş ve bu naklettiği vakıa diğer tarihçilerin nakilleriyle çelişiyorsa bu takdirde aktardığı bilginin zayıflığına hükmedilir ve rivayeti askıya alınır (tevakkuf) ve bu rivayetteki muhtemel garazlar araştırılır. Tıpkı riddet savaşlarıyla ilgili naklettiği rivayetlerde yaptığımız gibi. Nitekim riddetle ilgili olarak yanlız başına naklettiği ve başka tarihçilerin nakillerine ters düşen rivâyetlerin arkaplanında Hâlid b. Velid'in kılıçtan geçirdiği ve amcaoğulları olan Beni Temim kabilesine karşı beslediği duygusallığın olma ihtimali bulunmaktadır.

Ancak İbn Sebe ile ilgili rivayetlerinde böylesi bir şüphe söz konusu değildir. Öte yandan İbn Sebenin rolüne dair aktardığı rivayetlerde diğer tarihçilerin nakillerine ters düşen ve münferid olarak aktarılan bir husus bulunmamaktadır. Her halükârda o dönemde bilfiil bir fitne mevcuttu ve tabii olarak bunun da bir planlayıcısının olması gerekir. Seyf b. Ömer gibi bazı tarihçiler bu fitnenin kaynağını açıkça nakletmiştir. Fakat ne yaşadığı dönemde ne de sonraki dönemlerde hiç bir tarihçi Seyf'i bu konuda yalancılıkla itham etmemiştir. Bilakis sonradan gelenler onun naklettiği bilgileri tescil ve teyit etmiştir.

İbn Sebe'nin fitnelerdeki rolü, Ali b. Ebi Tâlib (kerremellahu vechehû) döneminde tamamen ortaya çıkmıştır. Onun Hz. Ali dönemindeki fitnelerdeki dahlini nakleden de, sadece Seyf b. Ömer değildir. Öte yandan bilinen bir gerçektir ki Hz. Ali ile Hz. Osman dönemindeki fitne hareketleri birbirleriyle bağlantılıydı. Bu durumda neden Hz. Osman dönemindeki fitnelerin planlayıcısının da İbn Sebe olması garipseniyor acaba? Netice olarak sonraki dönem fitneleri önceki dönem fitnelerinin devamı ve tamamlayıcısı mahiyetindeydi diyebiliriz.

Fitneciliği sabit olan bir kaynaktan fitnenin çıkması garipsenmez. İbn Sebe'nin mensubu bulunduğu Yahudi kavminin tarih boyunca çıkardığı fitneler somut tarihi gerçeklerdendir. Bu gerçeği onlarla iş birliği yapan kimselerden başka hiç kimse görmezlikten gelemez. Her devirde insanlar onları hileci ve ihanet eden kişiler olarak tanımışlardır. Goldziher gibi bir Yahudi bile İbn Sebe'nin Hz. Osman döneminde çıkan fitnelerde rölünün bulunduğunu itiraf ettiği hâlde kalkıp İbn Sebe'nin dahlini yadırgamak veya inkâr etmek kraldan fazla kralcılık olur.

Seyf b. Ömer Tirmizî'nin râvilerindendir. Daha önce de belirtildiği gibi onun özel bazı gerekçelerden dolayı birkaç konuya ilişkin rivayetleri şüphelidir. Ancak şüphe ve töhmet gerekçesinin olmadığı durumlarda onun rivayetlerinden yüz çevrilmez. Aynı kıstas meşhur tarihçi Vakidî'nin rivayetleri için de geçerlidir. (el-Kevserî, Delâletu'l-Hâirîn, Mukaddimati'l-Hams ve'l-ışrûn, önsöz kısmı, sayfa 4.)

Ayrıca şunu da ilave etmek isteriz: İbn Sebe'in şahsiyeti ve davası tarihi olaylar katergorisinde değerlendirilebilecek bir husustur. İlmî prensipler gereği tarihî olaylara ilişkin nakillerde nisbeten daha esnek davranılır ve sıkı şartlar ileri sürülmez. Hatta hadislerin naklinde kabul edilmeyen birçok râvî, tarihî olayların naklinde kabul edilmektedir. Aksi halde hadislerin naklinde aranan kriterleri tarihî olayların naklinde de ileri sürüp sıkı davrandığımızda elimizde tarihe dair cüzî bazı bilgi kırıntıları dışında hiçbir şey kalmayacaktır. Bu ilmî tutumun bir sonucu olarak âlimler bazen hadiste zayıf gördükleri ravileri tarihte güvenilir addetmişlerdir. İşte Seyf b. Ömer de bu raviler grubunda mütalaa edilmektedir. Nitekim Hâfız İbn Hacer Takrîbu't-Tehzîb adlı eserinde şöyle demektedir: "Seyf b. Ömer, hadis konusunda zayıftır. Fakat tarihi nakillerde rivayetlerine dayanılan (umde) bir kimsedir. İbn Hibban onunla ilgili değerlendirmelerinde aşırıya kaçmıştır."

Öte yandan bilmek gerekir ki İbn Sebe'nin varlığına ve rolüne dair rivayetler Seyf b. Ömer kanalına münhasır değildir. Bu konu Seyf b. Ömer dışında güvenilir bir biçimde başka kanallarla da aktarılmıştır. Hatta bu, Ehl-i Sünnet ve Şia'ya mensup tarihçilerinin ittifakla naklettiği tarihî gerçeklerdendir. İbn Asakir Tarîhu Dimaşk adlı meşhur ve kıymetli eserinde İbn Sebe'nin haberlerini altı senedle rivayet etmiştir. Bu rivayetlerden üçü zayıf, ikisi sahih ve biri hasendir. Darekutni İbn Sebe olayını sahih bir senedle Muhammed ez-Zühli el-Kâdî yoluyla rivayet etmiştir. Ayrıca Ebu Ya'la da olayı iki senedle rivayet etmiştir. Heysemi bu senedlerden birinin ravilerinin güvenilir (sika) olduğunu söylemektedir. İbn Ebi Asım da olayı es-Sünne adlı eserinde rivayet etmiştir. Bu rivayetlerin hiçbirinin isnadında âlimlerin hadiste zayıf gördükleri ve Taberî'nin İbn Sebe olayının aktarımında dayandığı Seyf b. Ömer yoktur.

Bu rivayetler, İbn Sebe'ye dair haberlerin ilk dönemlerden itibaren yaygın olup insanlar tarafından bilindiğini ve Seyf b. Ömer'e münhasır olmadığını göstermektedir. Keza bu rivayetler İbn Sebe kişiliğinin hakikat olduğunu, bazılarının zannettiği gibi "sırf Seyf b. Ömer yoluyla geldiği gerekçesiyle zayıf veya uydurma" olarak nitelenemeyeceğini ortaya koymaktadır. Konuyla ilgili daha geniş bilgi edinmek isteyenler Süleyman el-Avde'nin İbn Sebe hakkında yazdığa kitaba bakabilir. el-Avde, bu kitabında başka söze hâcet bırakmayacak şekilde konuyu tatminkâr bir biçimde ele alıp incelemiştir. Biz sadece şu kadarını ilave etmekle yetineceğiz: İlk dönemlerde meydana gelen ve bazı kimseler tarafından icra edilen yıkıcı ve teröristçe eylemler keza o dönemlerde başlayıp günümüze devam edegelen ve islamın sabitelerine aykırı inanç ve fikirlerin herhalükârda bir kaynağa dayanması gerekir. Bu sapkın eylem ve fikirlerin kaynağının İbn Sebe veya İbn Yemen ya da İbn Aden olması sonucu değiştirmez. Allahu a'lem.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

İSTİKBAL İSLAM’INDIR-1

İSTİKBAL İSLAM’INDIR-1

Gelecekte İslamiyet’in hâkimiyetine işaret eden beşaretler: Kur'an-ı Kerim'in istikbalin hâ

ÖLENLER EŞİT DEĞİLDİRLER

ÖLENLER EŞİT DEĞİLDİRLER

İnsanların ölüme negatif düşüncelerle bakmalarındaki sıkıntılardan biri de şudur ki, onu

CENNET VE CEHENNEM SADECE MANEVİ DEĞİLDİR

CENNET VE CEHENNEM SADECE MANEVİ DEĞİLDİR

Cennet ve Cehennem iki yurttur; birisi sevaba birisi azaba, birincisi muttakilere, ikincisi kâfirle

ACBU’Z ZENEB HADİSİ

ACBU’Z ZENEB HADİSİ

Bir sorunun cevabı; “Müzedeki bir insanın iskeleti 2.000 senedir var olduğu söyleniyor. Halbu

NAMAZDA 17 SIRRI

NAMAZDA 17 SIRRI

İslam Literatüründe “el-Mabud” kelimesi hakiki mabud olan Allah’ın bir vasfıdır. Ebced d

İNSANLARIN AYIBINI GİZLEMEK

İNSANLARIN AYIBINI GİZLEMEK

Kişi kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, başkalarına da öyle davranmalıdır. Bu minva

CEHENNEM NEREDEDİR?

CEHENNEM NEREDEDİR?

Soru: Cehennem Nerededir? Cevap: Cennet ise Kur’an-ı Kerim'de zikredildiği gibi yüksektedir ve

RUM SURESİ ÖZELİNDE FITRAT DİNİ’NE BAKIŞ

RUM SURESİ ÖZELİNDE FITRAT DİNİ’NE BAKIŞ

Rum suresi, Mekki mukattaat sureler sisteminde yer alan, Kur’an’daki tertip numarası 30 olan bi

HADİSLER IŞIĞINDA KOMŞULUK İLİŞKİLERİ-2

HADİSLER IŞIĞINDA KOMŞULUK İLİŞKİLERİ-2

Ebû Hüreyre (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.s) buyurdular ki: “Komşusu, zararlarından emin

HADİSLER IŞIĞINDA KOMŞULUK İLİŞKİLERİ-1

HADİSLER IŞIĞINDA KOMŞULUK İLİŞKİLERİ-1

Kıyâmetin pek yakın olduğu ve vaktin bereketinin azaldığı günümüzde, insanlar dünya tela

SAYGI GÖSTERGELERİ

SAYGI GÖSTERGELERİ

Toplum içerisinde âdâb-ı muâşeret dediğimiz; nezâket, saygı ve görgü kuralları, dünya v

Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin kullara (zerre kadar) zulmedici değildir.

Fussilet, 46

GÜNÜN HADİSİ

İki müslüman birbiriyle karşılaşıp da el sıkışılarsa, ayrılmazdan evvel günahları bağışlanır.

(Riyazü's-Salihin)

TARİHTE BU HAFTA

*Abdülkadir Geylani hazretlerinin vefatı 17 Temmuz 1163 *Kıbrıs barış harekatı 20 Temmuz 1974 *Aya ilk insan ayağının basması 21 Temmuz 1969

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI