SAÂDET ASRINDA MUTLU BİR EVLİLİK ÖRNEĞİ: HZ. EBÛ TALHA VE HZ. RUMEYSA

Uhud Savaşı’nın en tehlikeli anında Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) önünden ayrılmayan Ebû Talha (radıyallahu anh) gür sesi ile, “Canım, canın için feda; Yüzüm, yüzün için kalkandır. Yâ Resûllah” diyerek attığı oklar ile üzerlerine gelen düşmanı geri püskürtüyordu. Peygamberimiz’e kalben bağlılığı ile tanınan Ebû Talha’nın İslâm’a girmesine


Dr. Saim Arı

2024-05-22 11:45:45

Uhud Savaşı'nın en tehlikeli anında Allah Resûlü'nün (sallallahu aleyhi ve sellem) önünden ayrılmayan Ebû Talha (radıyallahu anh) gür sesi ile, "Canım, canın için feda; Yüzüm, yüzün için kalkandır. Yâ Resûllah" diyerek attığı oklar ile üzerlerine gelen düşmanı geri püskürtüyordu. Peygamberimiz'e kalben bağlılığı ile tanınan Ebû Talha'nın İslâm'a girmesine vesile olan ve onun İslam'ı en kâmil şekilde yaşamasına yardımcı olan ve her durumda kendisine destek vermekten geri durmayan mübarek hanımı Rumeysâ'nın (radiyallahü anhâ) da hatırlanması gerekir. Bir adı da Ümmü Süleym olan Rumeysâ (radiyallahü anhâ), Allah yolundaki hizmetleriyle bu dünyada iken Cennetle müjdelenmiş sahabiler arasında yerini almıştır. Onun hakkında "Resûlullah (Aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki; "Ben kendimi cennete girmiş gördüm. Bir de ne göreyim! Ebû Talha'nın hanımı Rumeysâ ile karşılaştım."(1)

Ümmü Süleym - Ebu Talha çiftinin örnek alile hayatını ele almadan önce onun hakkında kısaca şu bilgilere yer verelim: Sadece Allah'a iman etti diye kendisinden ayrılan kocası Mâlik, evi terk ederek Suriye'ye doğru giderken bir aslan tarafından parçalanarak dünya ve ahiretini kaybeder.

Allah'a ve Resûlü'ne bağlılık yolunda kocasını kaybeden Ümmü Süleym(radiyallâhü anhâ), bir müddet yalnız yaşar. Onun son derece zeki oluşu ve daha başka üstün vasıflarından dolayı kendisine pek çok evlilik teklifi gelir. O, bunlardan hiçbirini kabul etmez. Daha sonra Ebû Talha ismiyle meşhur olacak Zeyd b. Selh de, bu bahtiyar kadın ile evlenmek isteyenlerden biri olarak ortaya çıkar. Ümmü Süleym, gelen bu son teklifi kabul etmek suretiyle Allah adına büyük bir hizmet yapmayı düşünür ve Zeyd'e şunları söyler:

"Sen henüz bir müşriksin. Bu hâlde iken seninle evlenmem imkânsız. Kölelerin elleriyle yontup yerlerde sürüdüğü, size hiçbir fayda getirmeyen, hiçbir zararı da sizden geri çevirmeye gücü yetmeyen, ateşte yakıldığı zaman kül olan putlara tapmaya utanmıyor musun? Eğer putlara tapmaktan vazgeçip Allah'a ve Resûlü'ne iman edersen seninle evlenirim. Evliliğin karşılığı olarak senden mehir de mal da istemiyorum. Senin mehrin İslâm'a girmiş olman olacak."(2)

Ebû Talha, karşısında bulunan akıllı kadının kendisini imana davet için yaptığı açıklamalardan oldukça etkilenmişti. Ayrıca, Müslüman olması halinde hiçbirmal istemeyeceğini söylemesi, onun büyük bir hakikate gönül bağladığını göstermekteydi. Kısa bir düşünme faslından sonra İslâm'a girdiğini ilân eden Ebû Talha'nın başına bir devlet kuşu konmuştu. O, bu kararı ile dünya ve ahirette kurtuluş yoluna girerken, Ümmü Süleym (radıyallahu anhâ) gibi bahtiyar bir kadın ile de evlenmiş oluyordu.

Ümmü Süleym'in Saadet Asrındaki savaşlara katılmış, yaralıları tedavi ederek askerlere su dağıtmış(3) bu da onun Allah yolundaki gayretlerini gösterme açısından önem arz etmektedir.

Hz. Ebu Talha ve Hz. Ümmü Süleym'in Allah'ın Takdirine Teslimiyetleri  Ebû Talha ile Ümmü Süleym'in evliliklerinden bir çocuk, dünyaya gelir. Onun adını Ebû Umeyr koyarlar. Evin neşesi olan bu çocuk zamanla yürümeye başlar. Ebû Talha, bu çocuğa ciddi bir ilgi göstermektedir. Fakat bir müddet sonra çocuk hastalanır. Ebû Talha'nın evden dışarıda bulunduğu bir anda çocuk vefat eder. Ümmü Süleym, oğlunun cenazesini bir kenara bırakıp üstünü örter. Kendisi de süslenip güzel kokular sürünerek kocasının eve dönmesini bekler.

Akşam, Ebû Talha evine gelip çocuğun durumunu sorduğunda annesi, "Çocuk istirahat buldu" diyerek hazırladığı yemekleri oruçlu olan beyine takdim eder. Yemekten sonra da kocası ile ailevî münasebette de bulunur.

Ümmü Süleym (radiyallâhü anhâ), Ebû Talha'nın sabah namazına gideceği bir sırada, "Ey Ebû Talha! Başkasına ait bir emanet sende bulunsa, sahibi de emaneti geri alsa, buna kızıp üzülür müsün?" diye sorar. Onun, "Hayır" cevabı üzerine Ümmü Süleym, "O hâlde oğlun da Allah'ın bize verdiği bir emaneti idi. O, emanetini geri aldı." deyip ölü çocuğunu gösterdi. Ebû Talha çocuğunun cenazesini görünce, إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ "Allah'tan geldik yine Allah'a döneceğiz." (Bakara Sûresi, 156) der ve abdestini alıp mescide gidince Peygamberimiz'e (aleyhissalâtü vesselâm) anlatır. Peygamberimiz de ona, "Allah gecenizi mübarek eylesin!" buyurur. Efendimiz'in Ebû Talha'nın ailesi ve çocukları hakkında yapmış olduğu duanın bereketi olarak bir oğlanları daha dünyaya gelir. Allah Resülü bu çocuğa Abdullah ismini verir. Peygamberimiz'in (aleyhissalâtü vesselâm) onun hakkında yapmış olduğu duanın bereketiyle Abdullah'ın da dokuz erkek çocuğu dünyaya gelmiş; hepsi de Kur'ân hafızı ve İslami ilimlerinde söz sahibi, bilgili insanlar olmuşlardır.(4)

Ümmü Süleym ve Ebu Talha'nın (radiyallâhü anhümâ) çocuklarının vefatı hadisesinden çıkarılacak pek çok ders bulunmaktadır. Yaşanan hadise her ne kadar insanın tahammülünü zorlasa da, onun bu zor hadise karşısındaki sabrı, sahabe hanımlarının gösterdiği metanet, onların imanların derinliğini göstermektedir. Peygamber Efendimizin (Aleyhissalâtü vesselam) terbiyesinde yetişmiş olan sahabeler örnek alacağımız insanlardır. Zira onlar hakkında Fahr-ı kâinat Efendimiz, أَصْحَابِي كالنُّجُومِ بأَيِّهِم اقْتَدَيْتُم اهْتَدَيْتُم

 "Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tabi olursanız, hidayeti bulmuş olursunuz"(5) buyurmuştur

Ümmü Süleym'in ciğer paresi evladı vefat ettiği halde sabır gösterip akşam eve dönen eşinin istirahatini bozmamak için çocuklarının vefatını haber vermemesi ve onun için süslenip güzel kokular sürünmesinden pek çok ders çıkarabiliriz… Bu hadise münasebetiyle derin bir iman ve kadere teslimiyette zirve olan Ümmü Süleym, evladının ölüm haberini eşine doğrudan söylemeyip, verilen emanetin geri iade edilmesini isteyen sahibine kızılmayacağı misalini vererek eşine kadere teslimiyet dersi vermiştir.

Allah kimseye evlat acısı tattırmasın, duasını dile getirdikten sonra bu konuda önemli bir hakikate işaret edelim:

Bülüğ çağından evvel vefat eden çocukların ahirette iman sahibi anne babalarına şefaat edeceklerine dair ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde müjdeler bulunmaktadır:

Kur'ân-ı Hakîmde وِلْدَانٌ مُّخَلَّدُونَ "Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar." (Vâkıa Sûresi, 56:17; İnsan Sûresi, 76:19.) buyurulur. Bu ayetten çıkarılan derslerden "Çocuk Tâziyenâmesi" isimli eserinde ele alan Üstad Said Nursî'nin sözlerini şu şekilde özetleyelim:

"Mü'minlerin bülüğ çağından önce vefat eden evlâtları, Cennete lâyık bir surette, daimî çocuk kalacaklarını; ve Cennete giden baba ve annelerinin kucaklarında ebedî olarak sevinç vesilesi olacaklarını; ve çocuk sevmek ve evlât okşamak gibi en latîf bir zevki, ebeveynine temine vesile olacaklarını (…) , sâfi, elemsiz, milyonlar sene ebedî evlât sevmesini ve okşamasını kazanmak, ehl-i imanın en büyük bir saadet vesilesi olduğunu, şu âyet-i kerime, "Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar." cümlesiyle işaret ediyor ve müjde veriyor."(6)

Çocuğunu kaybettiği halde buna sabreden Müslüman'a, Cenab-ı Allah'ın verdiği mükâfat verileceğini Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle haber veriyor:

Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Allah Teâlâ meleklerine:

- Kulumun çocuğunun ruhunu mu aldınız, buyurur. Melekler: "Evet", derler. Allah Teâlâ, "Kulumun gönül meyvesini (ciğerparesini) mi kopardınız", buyurur. Melekler, "Evet", derler. Allah Teâlâ, "Peki, kulum ne dedi", buyurur. Melekler:

- Sana hamdetti ve 'innâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn' diye istircâda bulundu, derler. Bunun üzerine Allah Teâlâ:

 - O halde kulum için cennette bir ev yapın ve adını da "hamd evi" koyun, buyurur."(7)

Bu hadîs-i kutsî'den anlaşılmaktadır ki: sevdiğini kaybeden bir insan, bu duruma sabreder, ağzından kötü söz yerine sadece ve sadece Allah'ı yücelten sözler çıkarsa, kulun bu sabrı neticesinde Cenab-ı Allah, onu (lütfu ile ) cennetine dâhil eder. Cennetinde de ona ismi 'hamd evi' olan bir mekân hediye eder.(8)

 Ümmü Süleym'in Allah Yolundaki Fedakârlıkları ve Cesareti

 

Fahr-ı Kâinat Efendimiz, Mekkeli bir muhacir ile Medineli bir Ensar'dan oluşan kardeşlik anlaşmasını Ebu Talha - Ümmü Süleym çiftinin evinde gerçekleştirmiştir. Bu kutlu ailenin evi İslam hizmeti için de kullanılmakta idi. Arabistan'ın çeşitli yerlerinden, bölge ve eyaletlerden heyetler halinde insanlar Allah Resülü'ne (Aleyhissalâtü vesselâm) geldiğinde Ebu Talha - Ümmü Süleym çiftinin (radiyallahü anhüma) evinde misafir edilip ağırlıyordu(9)

Uhud savaşının bir bölümünde Müslümanların saflarında dağılma meydana gelmişti. Allah Resülü'nün (Aleyhissalâtü vesselâm) yanından ayrılmayanların yanında Ebu Talha olduğu gibi hanımı Ümmü Süleym de oradan ayrılmamıştı. Müslümanların zor anlar yaşadığı o savaş sırasında Hz. Aişe ve Ümmü Süleym su veya süt kırbalarını taşıyıp yaralıları tedavi ederek onların ağızlarına su veriyorlardı.(10)

 Huneyn savaşına eşi Ebu Talha ile birlikte katılan Ümmü Süleym, bu sırada oğlu Abdullah'a hamile idi. Yanında bir hançer vardı. Allah Resûlü (Aleyhissalâtü vesselâm), "Ey Ümmü Süleym! Bu hançeri ne yapacaksın?" diye sorduğunda o da, "Birisi bana yaklaştığında bu hançerle ona vurmak istedim" diye cevap verdi. Bunun üzerine Efendimiz tebessüm buyurdular.(11)

Dipnotlar

1- Buhari, Ta'bir 31, 32, Bed'ü'l-Halk 9, Fezailu'l-Ashab 19, Nikâh 107; Müslim, Fezailü's-Sahabe 21. --

2. Nesâî, Nikâh, 63; İbn Hacer, İsabe, IV, 461.

3 Muhammed Yusuf el-Kandehlevi, Hayatü's-sahabe, Dâru'l-Kalem, Dımeşk 1983, I, 593.

4- Buhârî, 2:389

5-el-Münâvî, Feyzu'l-kadîr 6/297; el-Aclûnî, Keşfü'l-hafâ 1/132. Nursi, Sözler, Yirmiyedinci Söz'ün Zeyli, Sahabeler hakkında, Üçüncü sebep

6-Nursi, Mektubat, On Yedinci Mektup, "Çocuk Tâziyenâmesi" https://rnk.com.tr/2023/02/13/cocuk-taziyenamesi/

7-Tirmizî, Cenâiz 36

8-https://sorularlaislamiyet.com/olen-cocuklarin-ahiretteki-durumu-hakkinda-bilgi-verir-misiniz-bebegim-alti-gunlukken-vefat-etti-su

9-https://www.cevaplar.org/index.php?content_view=3792&ctgr_id=136

10-Kandehlevî, I, 593.

11-Kandehlevî, I, 597.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

SAÂDET ASRINDA MUTLU BİR EVLİLİK ÖRNEĞİ: HZ. EBÛ TALHA VE HZ. RUMEYSA

SAÂDET ASRINDA MUTLU BİR EVLİLİK ÖRNEĞİ: HZ. EBÛ TALHA VE HZ. RUMEYSA

Uhud Savaşı’nın en tehlikeli anında Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) önün

KARDEŞLİK VE HAYIR-HAHLIKTA HZ. SELMÂN VE HZ. EBÛ’D-DERDÂ ÖRNEĞİ

KARDEŞLİK VE HAYIR-HAHLIKTA HZ. SELMÂN VE HZ. EBÛ’D-DERDÂ ÖRNEĞİ

Allah Resûlü’nün (Sallallâhü aleyhi ve sellem) Hz. Selmân ile Hz. Ebû’d-Derdâ arasında

SÜHEYL B. AMR (R.A.)

SÜHEYL B. AMR (R.A.)

Saâdet Asrı’nda, niceleri gibi Süheyl b. Amr (r.a.) da yirmi sene kadar -Kur’an nuruna gözü

HZ. ALİ'NİN HAYATINA KISA BİR BAKIŞ

HZ. ALİ'NİN HAYATINA KISA BİR BAKIŞ

Hâfız İbn Hacer el-İsâbe'de şöyle diyor: "İlim sahiplerinden çoğunun bildirdiğine göre H

MENZİLE HADİSİNE SAHİH BAKIŞ

MENZİLE HADİSİNE SAHİH BAKIŞ

Allah Rasûlü'nün Hz. Ali’ye hitaben: "Senin bana göre konumun (menzile) Harun'un Musa'ya olan

HZ. ALİ'NİN FAZİLETLERİ

HZ. ALİ'NİN FAZİLETLERİ

1-Sa'd b. Ebi Vakkâs, Allah Rasûlü'nün Hz. Ali'ye şöyle dediğini naklediyor: "Senin bana gör

HZ. OSMAN'IN FAZİLETLERİ

HZ. OSMAN'IN FAZİLETLERİ

Allah Rasûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu; "Kim Rûme kuyusunu kazarsa onun içi

HZ. ÖMER'İN FAZİLETLERİ

HZ. ÖMER'İN FAZİLETLERİ

Ebû Hureyre, Allah Rasûlü'nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle dediğini nakletmektedir: "

HZ. EBÛBEKİR'İN İSLÂM'DAKİ YÜCE KONUMUNA DAİR BAZI ÖRNEKLER

HZ. EBÛBEKİR'İN İSLÂM'DAKİ YÜCE KONUMUNA DAİR BAZI ÖRNEKLER

İmâm Nevevî, Tehzîbu'l-Esmâ adlı eserinde Hz. Ebûbekir'in (radıyallâhu anh) hâl tercümesi

HAZRET-İ USAME VE İTAAT ORDUSU

HAZRET-İ USAME VE İTAAT ORDUSU

اللّهَ كَانَ سَمِيعاً بَصِيراً "Şüphesiz Allah (Celle Celaluhu), size

SA’D BİN EBU VAKKAS(R.A) HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

SA’D BİN EBU VAKKAS(R.A) HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

Sa'd bin Ebi Vakkas(r.a) hazretlerinin asıl isminin Sa'd bin Malik olup, Abdurrahman bin Avf(r.a)'

Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir

Âl-i İmran:20

GÜNÜN HADİSİ

Ey Allah'ın Resulü," dedim, "şayet Kadir gecesine tevafuk edersem nasıl dua edeyim?" Şu duayı okumamı söyledi: "Allahümme inneke afuvvun, tuhibbu'l-afve fa'fu anni. (Allahım! Sen affedicisin, affı seversin, beni affet.)

Tirmizi, Da'avat 89,Ravi (r.a.): Aişe

TARİHTE BU HAFTA

*H.z. Osman (r.a.)'ın Şehadeti(17 Haziran 656) *I.Kosova Zaferi ve I.Murad'ın Şehadeti(19 Haziran 1389) *II.Murad'ın İstanbul Kuşatması(20 Haziran 1422) *Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.lerinin Vefatı(22 Haziran 1780) *Hz.Ali'nin Halife Seçilmesi(23 Hazir

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI