ALLAH RASULÜNÜN MANEVİ ŞAHSİYETİ-2

Fahr-ı Kainat’a Nasıl Bakmalıyız: Kur’ân’da, “Muhakkak ki, Allah katında sizin en değerli olanınız; en fazla takva özelliğine sahip olanınızdır.” (Hucûrât ,13) buyurmasına rağmen, “(Ey müminler !) Peygamber’i kendi aranızda birbirinize hitâp eder gibi çağırmayın (…)” (Nur Sûresi,63) emrini veren Yüce Allah, Resûlü’nün insanlardan normal bir insan olmadığını ortaya koymaktadır.


Dr. Saim Arı

2024-04-01 02:59:19

Fahr-ı Kainat'a Nasıl Bakmalıyız: 

Kur'ân'da, "Muhakkak ki, Allah katında sizin en değerli olanınız; en fazla takva özelliğine sahip olanınızdır." (Hucûrât ,13) buyurmasına rağmen, "(Ey müminler !) Peygamber'i kendi aranızda birbirinize hitâp eder gibi çağırmayın (…)" (Nur Sûresi,63) emrini veren Yüce Allah, Resûlü'nün insanlardan normal bir insan olmadığını ortaya koymaktadır. Yüce Allah, Kur'ân'da Peygamber Efendimiz (Aleyhissalâtü Vesselâm) dışındaki peygamberlere hitâp ederken onlara, "Ey Îsâ", "Ey Mûsâ"… şeklinde isimleriyle hitâp ederken(14); Fahr ı Kainat hakkında, "Ey Resûl" (Maide Suresi, 67), "Ey Nebiyy!" (Ahzâb ,45) "Ey bürünüp sarınan (Resûl'üm)" (Müddessir ,1) (Müzzemmil ,1) şeklinde hitâp etmiştir. Yüce Allah, Kur'ân-ı Kerim'de Efendimiz'den (Aleyhissalâtü Vesselâm) bahsettiği iki yerde, Nidâ edatı olan "Yâ /Ey" lafzını kullanmadan hitâp etmiştir. Bu itibarla, Peygamber Efendimiz'e (Aleyhissalâtü Vesselâm) , "Resûlullah" veya "Nebiyyullah" gibi sıfat ve unvânlarla anmanın dışına sadece ismiyle anmak câiz görülmemiştir.

Yüce Allah'ın, "(Resûlü'm !) Biz, Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya ,107) buyurduğu Fahr-ı Kainat Efendimiz hakkında Kur'ân'ın yüzlerce ayetinde O'nun Allah katında müstesna bir yere sahip olduğu açıklanmıştır. Bu derece yüce sıfatlara sahip ve Allah'ın gelen tecellilere mazhar(15) olan Fahr-ı Kâinat Efendimiz hakkında sevgi ve tazim ifadelerini dile getirirken müminlerin, göz önünde bulundurulması gerektiren tek ölçü; Onu "ilâh" olarak görmemektir.

Maddesi itibariyle taş ile yakut aynıdır. Ancak yakutu üstün kılan özelliklerinden dolayı, onu âdî bir taş ile aynı seviyede tutmak mümkün değildir. Yüce Allah tarafından "(Ey şanlı Nebi'm) Eğer Sen olmasaydın ben kâinatı yaratmazdım"(16) Hadis-i kutsîsinde haber verildiği üzere, Allah Resûlü'nün (Aleyhissalâtü Vesselâm) dünyanın yaratılışında olduğu gibi(17) cennetin de kurulmasının sebebidir.(18) Bütün bu üstünlüklere sahip Fahr-ı Kainat Efendimizi, normal insanlarla bir tutmak akıllıca bir iş değildir.

Resûl-ü Ekrem Efendimize sevgisini dile getirmek üzere yazmış olduğu kasidesinde İmam Busayrî, Ona tazim konusunda şunları ifade etmektedir(19) Hıristiyanların, kendi peygamberleri hakkında iddiâ ettikleri ilâhlık yakıştırmasını bırak da, bundan başka istediğin sıfatla Allah Rasûlü'nü övgülerle yücelt, Yüce Allah'ın sevgili Rasûlü Muhammed Mustafa'nın(Aleyhissalâtü Vesselâm) faziletlerine sınır yoktur… Bütün yaratılmışlar O'nun Mânevî kemâlatını anlatmaktan âcizdir… Allah Rasûlü'nün hakikati güneş gibidir; ki uzaktan göze küçük görünür, yakından bakınca ise gözü kamaştırır...

Fahr-ı Kâinat Efendimiz Niçin İnsanlar Arasından Seçilmiştir:

 Yukarıdaki âyette (Âl-i İmrân ,164.) görüldüğü üzere, Yüce Allah, kullarına hidayet rehberi Kur'ân-ı Kerim'i tebliğ edecek ve bunu insanlara "öğretecek" Resûlü'nü, Kendisine "tâbî olunacak güzel bir örnek" (Bkz:Ahzâb ,21) olması için "Beşer" arasından bir insan olarak göndermiştir. O, melek suretinde gönderilmiş olsaydı o vakit tam bir "İmam/önder" ve en büyük bir rehber olamazdı.(20) Müminler, yeme, içme ve evlilik gibi şahsî halleri ile aile hayatı ve toplum hayatını ilgilendiren bütün konularda Allah Resûlü'nün (Aleyhissalâtü Vesselâm) rehberliğine ihtiyaç duyarlar.

İnsanlığa Rehber ve Örnek bir Peygamber:

 Fahr-ı Kâinat Efendimizin, seçkin ve temiz bir soya mensup bir anne ve babadan dünyaya gelmiş, hayatının devamı için yeme ve içmeye ihtiyaç duymuş, evlenerek örnek bir aile reisi olmuş, hastalandığında tedavi görmüş, ticaretle meşgul olurken pazarlık yapmış, ticaretin ahlaki kurallarını ortaya koymuş ve hayatının sonunda Refîk-i A'lâ'ya yürüyerek ecel şerbetini içmiştir. "(…) Dünya hayatı, âhiret hayatının yanında; yolcunun yanındaki az bir yiyecekten başka bir şey değildir." (Ra'd ,26) ayetini kendisine düstur edinmiş olan Fahr-ı Kâinat Efendimiz (Aleyhissalâtü Vesselâm); "Bir ağacın altında gölgelenip sonra orayı terk eden yolcu gibi" (21)bir hayat sürmüştür. O, dünyanın lüks ve isrâfına kapılmamış ve normal bir insanın tahammül edemeyeceği kadar çokça ibadet ile gecelerini dahi ihya etmiş; dünya ile sahip olduğu değer kadar ilgilenmiş;(22) ahirete de onun layık olduğu kadar değer verip, o ölçüde bir kulluk yaparak dünyanın ağırlıkların takılmadan ahiret alemine gitmiştir. Bu arada, "Hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir yiyeceği asla yememiştir." (Buhârî, Büyû' 15) buyuran Resûlü Erkem Efendimizin dünya ve ahiret hayatı arasındaki dengeyi kurmuştur ve bunu ümmetine de öğretmiştir.(23) Dünya ile ahiret arasında kurulacak olan dengeyi şu ayet-i kerimede görebilmek mümkündür. "Allah'ın Sana verdiği (ömür, sıhhat, ilim ve mal gibi) şeylerle âhiret yurdunu kazanmaya çalış; dünyadan da nasibini unutma." (Kasas ,77)

Allah'ın Şerefini Yücelttiği Nebi:

"(Ey Şanlı Nebi'm) Senin şânını yüceltmedik mi?" (İnşirah ,4) ayetinde haber verdiği üzere Yüce Allah, Kur'ân-ı Kerim'de (tespit edebildiğimiz kadarıyla) yetmiş altı kadar yerde, "Allah(u /e /i )" Lafza i Celâlinin yanında "Resûl(u /e /i)" ifadesini koymuştur. Yüce Allah ayrıca, Kendisine "iman" ve "itâat" etmeyi emrederken; aynı anda da Resûlü'ne de iman ve itaati emretmiştir.(24)

Yine Kur'ân'da mealen "(Ey Nebi'm) Muhakkak ki; Sen mükemmel, yüce bir ahlak üzeresin."(Kalem ,4) buyurarak Onu yüce sıfatlarla tarif eden Cenab-ı Allah, ayrıca O'nun hakkında "Nebi" sıfatını kullanmıştır. Bu konuda Teftâzânî (öl.792/1390) şöyle söylemiştir: "Nebî, şanının ve mertebesinin yüksek olması sebebiyle n-b-v; insanları Allah'ın yoluna ilettiği için n-b-y; Allah'tan aldığı vahyi insanlara haber vermesi hasebiyle de n-b-e kökünden türetilebilir." (25)Bu itibarla, Allah Resûlü'nden bahsederken O'nun beşeriyet yönünden ziyade bizim dile getirmemiz gereken husus, O'nun "Allah'ın kulu" ve "Resûlü" ve sıfatları olmalıdır.

Hz. Ömer'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Allah Resûlü (Aleyhissalâtü Vesselâm) , "Hıristiyanların, Hz. Meryem hakkında (Onu ilâhlaştırarak) aşırı gittikleri gibi, benim hakkımda övgüde aşırılığa kaçmayın. Ben, Allah'ın kuluyum. (Benim hakkımda) Allah'ın kulu ve Resûlü, deyiniz."(26) buyurmuşlardır. Bu hadis-i şerifte görüldüğü üzere; söz konusu övgüde ileri gitme, Hıristiyanların Hz. Meryem'i ilâhlaştırması tarzında yapılacak bir aşırılıktır. Yine bu hadis i şerifteki, "Allah'ın kulu ve Resûl'ü deyiniz" ifadesi ile, Allah'a nispet edilen "Resûl" oluşu Onun normal bir insan olmanın ötesinde bir vasfa sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

Allah Resûlü'nü normal insanlardan ayıran üstün özellikleri:

1- Bir insanın Allah'a imanın geçerli olması için Kelime-i Şehadet'i dil ile söyleyip kalb ile tasdik etmesi İslam'ın olmazsa olmaz esaslarındandır, yani farzdır. Bu kutsî cümlenin birinci kısmı olan, Allah'a imanın yanında, ikinci kısmı olan Fahr-ı kâinatın, "Allah'ın kulu ve Resûlü" olduğunu tasdik etmek de imanın bir parçasıdır. Zira, "Kelime-i şehadetin iki kelamı birbirinden ayrılmaz, birbirini ispat eder, biri birisiz olmaz. Madem Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm Hâtemü'l-Enbiya'dır, (Peygamberlerin sonuncusudur). (…) O, elbette Allah'a giden yolların başıdır. Onun geniş caddesinden (İslamiyet'ten ) hariç, hakikat ve necât (Kurtuluş) yolu olamaz.(27) 

2- Allah Resûlü (Aleyhissalâtü Vesselâm) haber veriyor: İnsan ölüp kabre konulduğu ve onu defnedenler oradan ayrıldığı zaman münker ve nekir isimli iki melek gelecek, ona "Rabb'in kim?, Dinin nedir?" sorularını sorduktan sonra, "Peygamber'in kim?" diye soracaklar.(28) Her insanın kabre konulduğu ilk dakikalarda, kendisine sorulacak bu üç sorudan birinin "Peygamberin kimdir?" sorusunun olması Onun "normal bir insan" olmadığını ortaya koymaktadır.

3- Fahr-ı Kâinat Efendimiz'in kıyamet günü "Livâü'l-Hamd"i taşıyarak ahirette müminlere şefaat edecek olması Onu normal insanlardan ayıran üstün bir özelliktir. Bu konuda, Fahr-ı Kâinat Efendimiz (Aleyhissalâtü Vesselâm), "Ben bütün insanların serdarıyım (komutan ve öncüsüyüm), (…) O gün bütün peygamberler benim Livâü'l-hamd'imin altında toplanacaklar, (…) O gün herkes huzur-u ilâhiye giderken onların imamı ve rehberi olacağım. Herkes umutsuz ve çaresiz beklerken onlara müjdeyi ben vereceğim."(29) buyurmuşlardır.

4 – Dünyanın mânen reisi olan Allah Resûlü (Aleyhissalâtü Vesselâm) peygamber olarak gönderilmesiyle, dünyanın mânevî şeklini değişmiş; dünyayı âhiretin tarlası yapmış; dünyanın ve mahlûkatının kıymetlerini ilân etmiş; cin ve insanlara saadet-i ebediye yolunu göstermiş; geçici bir ömür süren cin ve insanları ölüp yok olmadan, idam-ı ebedîden kurtarmış; dünyanın yaratılış gaye ve hikmetini ve gizli sırlarını açmış; o Yüce Allah'ı cin ve insanlara tanıttırmıştır.(30)

5 – İnsanların Fahr-ı Kâinat Efendimiz'in ümmeti içerisinde bulunmaları, onlar üzerine, toptan yok edici bir azabın gelmesine engeldir. Bu husus, "(Ey Resûlüm) (..) Sen onların aralarında bulunduğun (vefatından sonra da onlar Senin yolunda oldukları) müddetçe Allah onları azap edecek (bir musibetle toptan yok edecek) değildir." (Enfal ,33) ayetiyle ifade edilmiştir. Bu konuyu ele alan Nursi şunları kayd etmiştir: "Evet, evet, evet! Eğer kâinattan Risâlet - i Muhammediye'nin (Aleyhissalâtü Vesselâm) nuru çıksa, gitse; kâinat vefat edecek. Eğer Kur'ân gitse, kâinat dîvâne olacak ve küre - i arz kafasını, aklını kaybedecek, belki şuûrsuz kalmış olan başını bir seyyareye çarpacak, bir kıyameti koparacak."(31)

-devam edilecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

MAÂRİF, DİN EĞİTİMİNİ EN İYİ ŞEKİLDE VERMELİDİR

MAÂRİF, DİN EĞİTİMİNİ EN İYİ ŞEKİLDE VERMELİDİR

İnanmak yaradılışın bir gereğidir. Din, aklın mâverâsında, zekânın fevkinde bir mürşi

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-29

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-29

Nisa: 135: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُونُواْ قَوّ

HAÇLI-SIYONIST-PUTPEREST İTTİFAKI

HAÇLI-SIYONIST-PUTPEREST İTTİFAKI

Hıristiyanlar ve Yahudiler muharref dini metinlere ve yorumlara dayandıklarından dünya barışı

SAÂDET ASRINDA MUTLU BİR EVLİLİK ÖRNEĞİ: HZ. EBÛ TALHA VE HZ. RUMEYSA

SAÂDET ASRINDA MUTLU BİR EVLİLİK ÖRNEĞİ: HZ. EBÛ TALHA VE HZ. RUMEYSA

Uhud Savaşı’nın en tehlikeli anında Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) önün

NURDAN VECİZELER-10

NURDAN VECİZELER-10

Kalbden maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak, bir lâtife-i R

HACAMAT HAKKINDADIR

HACAMAT HAKKINDADIR

Muhterem Müslümanlar! Turan Dursun ve Selman Rüşdi olayından sonra Müslümanlar ülke ve dün

ÜMMÜHAN ERGÜN(1913 – 1976)

ÜMMÜHAN ERGÜN(1913 – 1976)

Nur Fabrikası sahibi, Denizli şehidi, İslamköylü Hafız Ali Ergün’ün akıl sınırlarını

GÜLBAHAR HÂTUN

GÜLBAHAR HÂTUN

Fâtih’in hanımı ve 2. Bayezid’in annesidir. Hayatı hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamaktad

MELİK FAYSAL’IN YAHUDİ KİSSİNGER'E VERDİĞİ TARİHİ CEVAP

MELİK FAYSAL’IN YAHUDİ KİSSİNGER'E VERDİĞİ TARİHİ CEVAP

Melik Faysal'ın en önemli gayelerinden birisi, Filistin meselesi ve Mescid-i Aksâ'nın hürriyeti

ÖLENLER EŞİT DEĞİLDİRLER

ÖLENLER EŞİT DEĞİLDİRLER

İnsanların ölüme negatif düşüncelerle bakmalarındaki sıkıntılardan biri de şudur ki, onu

NURDAN VECİZELER-9

NURDAN VECİZELER-9

“Amiriyet ve hâkimiyetin muktezası, rakip kabul etmemektir, iştiraki reddetmektir, müdahaleyi

Allah'a güven. Vekîl olarak Allah yeter.

Ahzab, 33

GÜNÜN HADİSİ

"Kişinin yapacağı en üstün iyiliklerden biri, ölümünden sonra babasının dostlarına sıla-i rahimde bulunmasıdır"

Müslim, Birr, 11-13 (2552);

TARİHTE BU HAFTA

*H.z. Osman (r.a.)'ın Şehadeti(17 Haziran 656) *I.Kosova Zaferi ve I.Murad'ın Şehadeti(19 Haziran 1389) *II.Murad'ın İstanbul Kuşatması(20 Haziran 1422) *Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.lerinin Vefatı(22 Haziran 1780) *Hz.Ali'nin Halife Seçilmesi(23 Hazir

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI