ACBU’Z ZENEB HADİSİ

Bir sorunun cevabı; “Müzedeki bir insanın iskeleti 2.000 senedir var olduğu söyleniyor. Halbuki hadis-i şerifte geldi ki “cesedin tamamı yok olur, sadece bir Acbu’z Zeneb(1) kalır. Sadece nebilerin cesetleri çürümekten sâlim kalır, bunun doğrusu nedir? Cevap; Sahiheyn(Buhari-Müslim)’de geçen hadis-i şerif-i nebevide dendiği gibi:


Ahmet İzz

AH_f7ezzx2007@gmail.com

2024-02-16 10:48:41

Bir sorunun cevabı; "Müzedeki bir insanın iskeleti 2.000 senedir var olduğu söyleniyor. Halbuki hadis-i şerifte geldi ki "cesedin tamamı yok olur, sadece bir Acbu'z Zeneb(1) kalır. Sadece nebilerin cesetleri çürümekten sâlim kalır, bunun doğrusu nedir?

Cevap; Sahiheyn(Buhari-Müslim)'de geçen hadis-i şerif-i nebevide dendiği gibi:

(ليس شيء من الإنسان إلا يبلي إلا عظما واحدا هو عجب ذنب منه خلق يوم القيامة)

"İnsanda bir kemik hariç hepsi çürür. Bu çürümeyen, acbu'zzeneb denen kuyruk sokumu kemiğidir. Kıyamet günü yeniden yaratılış bundan terkib edilecektir." [Buhârî, Tefsir, Zümer 3, Amme 1; Müslim, Fiten 141, (2955); Muvatta, Cenaiz 48, (1, 239); Ebu Davud, Sünnet 24, (4743); Nesâî, Cenaiz 117, (4, 111).]

İmam-ı Müslim'de ise:

(كل ابن ادم يأكله التراب إلا عجب الذنب منه خلق ومنه يركب )

"Ademoğlunun her tarafı çürür ve onu toprak yer. Sadece kuyruk sokumu kemiği kalır (çürümez.) İnsan ondan yaratılmıştır, ondan terkib edilecektir." (Müslim, 3/2271) O bir kemiktir ki hardal tohumu gibidir, kuyruk sokumunda bulunur. (2)

Bu genel çürümeden Peygamberler (Aleyhimüsselam)(3), alimler, şehidler(4), Kur'an'ın hafızları(5) ve Allah için müezzinlik yapanlar(6), Allah korkusundan dolayı günaha girmeyenler(7) müstesnadır. Tabii onların ismeti(günahsızlığı) peygamberlerin (Aleyhimüsselam) ismeti gibi gibi değildir. Çünkü Peygamberlerde günahsızlık(ismet) rasih bir melekedir, onunla beraber isyan gelmez. Evliya bu konuda onlar gibi değildir.

Bu çürüme meselesinde

(كل من عليها فان) "yeryüzünde olanların hepsi fanidir"(Rahman: 55/26)ayeti ve(كل شيء هالك إلا وجهه) "Onun zatı dşında her şey helak olup gidicidir"(Kasas: 28/88) ayeti umumıdir. Zikredilmiş olanlar ise bu umumiyetten has kılınmışlardır. Muhakkik ulemaya göre burada fena ve helakdan maksat bunu(fena ve helakı) kabule uygun olmaktır. Her mümkünün vaki olması gerekmediği gibi, bir şeyin umumi olması her hiçbir biçim ve vakıada farklılık olmamasını gerektirmez. (8)

Ulemanın kıyamet günü cesetlerin tekrardan yenilenmesi konusunda farklı görüşleri var, acaba -önce zikrettiğimiz gibi-cesetler acbu zeneb hariç tamamen yok mu olacak yoksa cesetler parçalar halinde olması mı? Muhakkik alimler birinci görüşe katıldılar, önceki satırlardaki deliller zahir olduğu için. Ve bazıları ikinci görüşe katıldılar ve buna İbrahim Aleyhisselamın hikayesi delil olabilir. Dört kuş boğazladı, parçalarını karıştırdı, ve bu parçaları dört tepeye dağıttı. Sonra Allah'ın emriyle çağırdı ve her ceset ayrı ayrı terkib olarak canlanıp koşarak ona geldi ve Cenab-ı Hak onları diriltti.(bkz. Bakara sûresi, 2/260.)

 Elhâsıl, zikredilen ihtilafa göre, bu sorulan iskelet kıyamet öncesi ya tamamen yok olacak ya da ayrı ayrı parçalara ayrılacaktır. Onun selameti geçici olup, kalıcı ve baki değildir. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

Kaynak 

Muhammed Hamid Hamevi,Rududun ala Ebatıl, Cilt, 2

Tercüme; Ahmed İz

Dipnotlar: Salih Okur

Dipnotlar 

1- Kuyruk sokumu. "Us'us" denilen küçük kemik. Her şeyin kuyruk dibi ve nihâyeti. Fâtiha-i hilkat olan küçük kemik. Acb-üz zeneb diye Hadis-i Şerifte ismi geçen ve insanın kuyruk sokumundaki en küçük kemik.(Osmanlıca Büyük Lugat, Türdav Neşriyat)

Merhum hadis alimi Prof. Dr. Ibrahim Canan Hocamız, Kütüb-ü Sitte Şerhinde şöyle demektedir; "Hadiste, insanın kuyruk sokumunda acbu'zzeneb denen bir kemik hariç tamamının çürüyeceği belirtilmiştir. Bazı rivayetlerde sual üzerine acbu'zzeneb hakkında bilgi verilmiştir. Bu, hardal danesi büyüklüğünde son derece küçük bir zerredir. Kıyamet günü insanın yeniden yaratılışı, çürümeyen bu kemikten başlatılacaktır. Günümüz ilmi, bir DNA hücresine binlerce sayfalık ansiklopedideki bilginin depolanabileceğini ortaya koymuştur. Dolayısıyle her insanın şahsiyet-i müstakilesi ile ilgili temel bilgilerin, meşiet-i İlahî ile çürümeyecek olan bir hücrede depolanıp neş'eyi saniyenin (veya ikinci yaratılışın) bu hücreden itibaren olması gayet mâkuldur. Bazı alimler: "Burada Allah'tan başka kimsenin bilemediği bir sır var. Çünkü yoktan var eden Allah, ikinci sefer yaratışta, yaratılışı bina edeceği bir asl'a muhtaç değildir" demiştir."

"Şunu da belirtelim: İnsanın tamamen çürüme hadisesinden acbu'zzenebi istisna kılan "hariç" kelimesini, bazı alimler istisna manasına değil, atıf vavı olarak anlamışlar ve "acbu'zzeneb de çürür" demişlerdir. Müzenî'nin öne sürdüğü bu manayı el-Ferra ve el-Ahfeş mâkul bulmuşlardır. Ancak, İbnu Hacer: "Müzenî'nin teferrüd ettiği bu mana bazı rivayetlerde "Arz acbu'zzenebi ebediyyen yemez (çürütmez)" şeklinde gelen sarahat reddeder" demektedir"(Canan, İbrahim, a.g.e)

2-Üstad Bediüzzaman, bu hadisler ışığında şu yorumları yapmaktadır; "Hem, bütün zerrelerin toplanmaları belki lâzım değil. Nüveler ve tohumlar hükmünde olan ve hadîste "Acb-üz zeneb" tabir edilen ecza-i esasiye ve zerrat-ı asliye, ikinci neş'e için kâfi bir esastır, temeldir. Sâni'-i Hakîm, beden-i insanîyi onların üstünde bina eder."(Sözler, s. 524 )

"İnsanlar öldükten sonra, ruhları başka makamlara gider. Cesedleri çürüyor. Fakat insanın cesedinden bir çekirdek, bir tohum hükmünde olacak "acb-üz zeneb" tabir edilen küçük bir cüz'ü bâki kalıp Cenab-ı Hak, onun üstünde cesed-i insanîyi haşirde halkeder, onun ruhunu ona gönderir." (Sözler, s. 614)

"Zahire nazaran, haşirde ecza-yı asliye ile ecza-yı zâide birlikte iade edilir. Evet cünüb iken tırnakların, saçların kesilmesi mekruh ve bedenden ayrılan herbir cüz'ün bir yere gömülmesi sünnetolduğu ona işarettir. Fakat tahkike göre, nebatatın tohumları gibi "Acb-üz zeneb" tabir edilen bir kısım zerreler, insanın tohumu hükmünde olup, haşirde o zerreler üzerine beden-i insanî neşv ü nema ile teşekkül eder."(İşarat-ül İ'caz, s. 58)

3-Ebû Davud, Hâkim, Evs bin Evs'den rivayet ettiklerine göre, Rasûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Cuma günü bana çok salavat getirin. Çünkü salavatınız bana arz edilir." Sahabeler dediler: "Yâ Resûlullah sen yer altında çürüdüğün halde nasıl salavatımız sana arz edilir? O (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki; "Allah peygamberlerin cesedlerini yere haram kılmıştır."

 4- Beyhaki rivayet ediyor; "Mâlik bin Abdurrahman bin Ebû Sa'saa rivayet ettiğine ona ulaşmış ki: Sel, Ensardan Amr bin Cemuh ve Abdullah bin Amr'ın kabirlerini aşındırmıştı. Kabirleri su mecrasının kenarında idi. İkisi de Uhud'da şehid edilenlerden idiler ve bir kabre gömülmüştüler. Kabirleri başka tarafa taşınmak için kazıldı, cesedleri çıktığında bakıldı ki, cesedleri çürümemiştir, sanki dün ölmüştüler. Onlardan birisi yaralanmıştı, elini yarasının üzerine koymuştu ve öylece defnedilmişti. Eli yarasından kaldırılıp yana bırakılınca yine yaranın üzerine döndü. Kabirlerinin kazılması ile Uhud günü arasında otuz altı sene geçmişti."

Beyhaki, Delail-i Nübüvve adlı eserinde bunu başka bir yönden rivayet edip "eli yarasından çekildi" sözünden sonra şunu da ilâve etmiştir: "Sonra kan aktı. El yerine götürülündüğünde yine kan durdu." Rivayetin sonunda da şunu demiştir: "Muaviye, Kîzâme kuyusunu akıtmak istediği zaman Uhud'da ölüleri olan herkesi çağırdı ki ölülerini görsünler. Halk ölülerinin yanına çıktılar. Baktılar ki ölüleri diri ve sağa sola dönüyorlar. Kürek birisinin ayağına değdi, kan aktı. Ebû Said-i Hudri, dedi ki: "Bundan sonra hiçbir münkir artık inkâr edemezdi. Onlar daima toprağı kazıyorlardı. Birgün topraktan bir zırh çıkardılar. Misk kokusu kokuyordu." Beyhaki, Vâkidi'den o da üstadlarından böyle nakletmiştir.

İbn-i Ebi Şeybe Musannef'de senediyle Beni Seleme kabilesinden bazı adamlardan rivayet ettiğine göre şöyle demişlerdir: "Muâviye şehidlerin kabirlerinin yanından geçen çeşmenin mecrasını çevirdiğinde Abdullah bin Amr bin Haram ve Amr bin Cemuh Radıyallahû anhümanın kabirlerinin yanından geçti. Kabirleri açıldı. Millet kabirlerinin üzerine çağırıldı. Onları çıkardık, eğiliyordular. Sanki dün ölmüştüler. Üzerlerinde iki cübbe vardı. Yüzleri üzerine atılmıştı. Ayaklarının üstünde de bir miktar yer bitkisi vardı.

Beyhaki, Delail'de bunu Câbir (Radıyallahû anh)'dan bitişik bir sened ile rivayet etmiştir ve şunu ilâve etmiştir: «Kürek, Hamza'nın ayağına değdi, ayağından kan aktı."

5-İbn-i Mende, Câbir bin Abdullah'dan rivayet ettiğine göre Rasûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hamilü'l-Kur'an(Hafız) öldüğü zaman Allah yere vahyeder ki, onun vücudunu yeme." Yer de der ki: "Yâ Rabbi senin kelâmın onun göğsünde olduğu halde nasıl vücudunu yiyebilirim?" İbn-i Mende dedi ki: "Bu konuda Ebû Hüreyre ve Abdullah bin Mes'ud'dan rivayetler vardır."

6-Taberâni, İbn-i Ömer (Radıyallahû anhüma)'dan rivayet ettiğine göre Resûlullah (Sallallâhû Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah için olan müezzin, kanı içinde deprenen şehid gibidir. Öldüğü zaman kabrinde kurtlanmaz."

Kurtubi dedi: "Bu hadisin zahiri gösterir ki, yer Allah için olan bir müezzinin vücudunu çürütmez." Abdürrezzak, Musannef'de Mücâhit'den rivayet ettiğine göre o şöyle demiştir: "Kıyamet gününde en uzun boylular müezzinlerdir. Onlar, kabirlerinde kurtlanmazlar."

7-Mervizî, Katâde (Radıyallahû anh) 'den rivayet ettiğine göre o, şöyle demiştir: "Bana ulaştı ki, yer, hiç hata işlemeyenin cesedine musallat olmaz." 

8-Mevâkıf Şârihi, Seyyid Şerif Cürcani(r.h) şöyle der: "Allah, beden parçalarını idam edip onları geri mi yaratır? Yoksa onları dağıtır bir daha onları birleştirir mi? diye sorulursa. Cevap: Doğrusu, bu konuda hiç bir delil tesbit edilmemiştir. Bunun hakkında ne müsbet ne de menfî olarak hiç bir şey denilmez. "Allah'ın zâtından başka her şey helak olur"(Kasas: 28/88) mealindeki ayet-i kerime de i'dam olduğuna bir delil yoktur. Çünkü parçaların dağılması yok olması demektir. Bir şeyin helaki onun kazanılmış sıfatlarından çıkmasıdır. Parçalar arasındaki birliğin kaybolması da, o şeyin sıfatlarını kaybetmesi demektir. Bu gibi dağılmalara örfen "fena" denilir. Demek, "Yeryüzünde olan her şey fanidir" (Rahman: 55/26) mealindeki âyetten de idam olunduğuna delil çıkartılmaz."

Prof. Dr. İbrahim Canan hocamız da; " Hadiste amm bir üslubla çürümenin her insana şamil olacağı ifade edilmiştir. Halbuki başka rivayetlerde peygamberin, şehidlerin çürümeyeceği ifade edilmiştir. Şarihler bunları hükümden istisna ederler."

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

MAÂRİF, DİN EĞİTİMİNİ EN İYİ ŞEKİLDE VERMELİDİR

MAÂRİF, DİN EĞİTİMİNİ EN İYİ ŞEKİLDE VERMELİDİR

İnanmak yaradılışın bir gereğidir. Din, aklın mâverâsında, zekânın fevkinde bir mürşi

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-29

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-29

Nisa: 135: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُونُواْ قَوّ

HAÇLI-SIYONIST-PUTPEREST İTTİFAKI

HAÇLI-SIYONIST-PUTPEREST İTTİFAKI

Hıristiyanlar ve Yahudiler muharref dini metinlere ve yorumlara dayandıklarından dünya barışı

SAÂDET ASRINDA MUTLU BİR EVLİLİK ÖRNEĞİ: HZ. EBÛ TALHA VE HZ. RUMEYSA

SAÂDET ASRINDA MUTLU BİR EVLİLİK ÖRNEĞİ: HZ. EBÛ TALHA VE HZ. RUMEYSA

Uhud Savaşı’nın en tehlikeli anında Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) önün

NURDAN VECİZELER-10

NURDAN VECİZELER-10

Kalbden maksat, sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak, bir lâtife-i R

HACAMAT HAKKINDADIR

HACAMAT HAKKINDADIR

Muhterem Müslümanlar! Turan Dursun ve Selman Rüşdi olayından sonra Müslümanlar ülke ve dün

ÜMMÜHAN ERGÜN(1913 – 1976)

ÜMMÜHAN ERGÜN(1913 – 1976)

Nur Fabrikası sahibi, Denizli şehidi, İslamköylü Hafız Ali Ergün’ün akıl sınırlarını

GÜLBAHAR HÂTUN

GÜLBAHAR HÂTUN

Fâtih’in hanımı ve 2. Bayezid’in annesidir. Hayatı hakkında kaynaklarda bilgi bulunmamaktad

MELİK FAYSAL’IN YAHUDİ KİSSİNGER'E VERDİĞİ TARİHİ CEVAP

MELİK FAYSAL’IN YAHUDİ KİSSİNGER'E VERDİĞİ TARİHİ CEVAP

Melik Faysal'ın en önemli gayelerinden birisi, Filistin meselesi ve Mescid-i Aksâ'nın hürriyeti

ÖLENLER EŞİT DEĞİLDİRLER

ÖLENLER EŞİT DEĞİLDİRLER

İnsanların ölüme negatif düşüncelerle bakmalarındaki sıkıntılardan biri de şudur ki, onu

NURDAN VECİZELER-9

NURDAN VECİZELER-9

“Amiriyet ve hâkimiyetin muktezası, rakip kabul etmemektir, iştiraki reddetmektir, müdahaleyi

Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.

Tevbe, 119

GÜNÜN HADİSİ

"Kur'an'ı seslerinizle süsleyiniz."

Ebu Davud

TARİHTE BU HAFTA

*H.z. Osman (r.a.)'ın Şehadeti(17 Haziran 656) *I.Kosova Zaferi ve I.Murad'ın Şehadeti(19 Haziran 1389) *II.Murad'ın İstanbul Kuşatması(20 Haziran 1422) *Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.lerinin Vefatı(22 Haziran 1780) *Hz.Ali'nin Halife Seçilmesi(23 Hazir

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI