DÖRDÜNCÜ NOKTA: NEDİR HAYATIN MAHİYETİ?
Hayatın mahiyeti, esmâ-i İlâhiyenin definelerini açan anahtarların mahzeni ve nakışlarının bir küçük haritası ve cilvelerinin bir fihristesidir.[ Şualar, RNK, s. 70 ] İnsan mahiyet ve hakikat itibariyle kâinatın büyük hakikatlerine ince bir mikyas ve mizandır. Ve Hayy-ı Kayyûmun mânidar ve kıymettar isimlerini bilen, bildiren, fehmedip tefhim eden yazılmış bir kelime-i hikmettir.
Hayatın mahiyeti, esmâ-i İlâhiyenin definelerini açan anahtarların mahzeni ve nakışlarının bir küçük haritası ve cilvelerinin bir fihristesidir.[ Şualar, RNK, s. 70 ]
İnsan mahiyet ve hakikat itibariyle kâinatın büyük hakikatlerine ince bir mikyas ve mizandır. Ve Hayy-ı Kayyûmun mânidar ve kıymettar isimlerini bilen, bildiren, fehmedip tefhim eden yazılmış bir kelime-i hikmettir.
Dikkat edilirse, bu son cümlede anahtar hükmünde üç kelime vardır: Cenab-ı Hakk'ın isimlerini "bilen, bildiren, fehmedip tefhim eden"…
Bu cümledeki mesajı açtığımızda şöyle bir hükmiyet karşımıza çıkmaktadır:
Bilmek: ilim.
Bildirmek: tebliğ,
Fehmedip tefhim etmek,(fehm: anlamak, kavramak; tefhim: anlatma, bildirme) yani tahkiki anlama ve anlatma dirayetine yükselmek, diğer bir tabirle mütalaa ve müzakere ciddiyeti, tedrisatta derinlik…
Evet Hayatın bu tarzdaki hakikati bin derece kıymet kazanıyor ve bir saat devamı bir ömür kadar ehemmiyet alır.[ Şualar, RNK.S. 70]
Demek ki, Esma-i ilahiye ile ilgili hakikatlerde ilmen ve fikren derinleşmek, bu manaları tebliğ etmek ve mütalaa ciddiyeti içinde akıl, kalb ve duygularını nakş etmenin bir saat devamı, bir ömür kadar kıymet alır.
Evet, bu açılımın önemi üzerinde ciddiyetle durmak gerekmektedir. Malum Kur'an'ın lisanıyla, Leyle-i Kadir 1000 aydan daha hayırlıdır. 1000 ay yaklaşık 83 sene eder. O geceyi ihya eden bir mümin, bir ömür kadar ibadet etmiş olur.
O gece, Kur'an indi… Kur'an'ın şerefine o gece kıymet kazandı. Bu kazanç bizi "zarf-mazruf" ilişkisine götürür. Bu bir kanun: Zarfın kadr ve kıymeti, itibar ve şerefi mazruftan kaynaklanır. Ramazanlarda fakir fukaraya "sadaka zarfı" dağıtılır. Birisi zarfa 100 lira koyar, bir başkası 1000 lira… Mazruf paha itibariyle ne kadar ne kadar ağır ve kıymetli ise, o derece zarfa itibar edilir.
Tefekkür ufkumuzu biraz daha derinleştirmek mümkündür. Mesela, Mekke bir "zarf". Kâbe-i muazzama bir "mazruf" … Mekke'nin kadr ve kıymeti içindeki mazruftan gelmektedir. Nitekim, Kâbe'de kılınan namaz başka yerlerde kılınan 100.000 namaza bedeldir.
Medine bir "zarf" … Mescid-i nebevi "mazruf" … Çünkü orada kâinatın incisi yatıyor. Mescid-ı nebevi, Kubbe-i Hadra orada…
Evet, mücerret manada zaman ve mekânın bir kudsiyeti yoktur. Zaman ve mekân mazrufundan dolayı kıymet kazanır. Kur'an-ı Azimüşan kadir gecesi indi. Geceyi 83 sene ile şereflendirdi.
Peki Kur'an-ı Azimüşşan bir müminin kalbine inerse ne olur?
Düşünmek lazım…Herhalde "İnsan-ı kâmil" olur.
Bu makamda çok önemli bir sırdan bahsetmek icab eder. O da şudur:
"Zaman" da bir zarftır. Zamanın da bir "yatay boyutu", bir de "dikey boyutu" vardır.
Yatay boyut, saniye, dakika saat, gün, ay, yıl ve asır olarak uzanıp gider.
Müdakkik müminlerin dünyasında matlup ve maksud dikey boyuttur.
"Dikey boyut" da çok derinlik vardır. Arifler ve kâmil insanlar genellikle hep dikey boyutta derinleşmişler.
Zamanın en küçük birimi "an" dır. Dikey boyutta asıl mesele, o "an-ı seyyale" nin içinde derinleşmektir.
Evet, o anın içine pek çok şey sığar. O an derinleştikçe derinleşebilir. Nasıl yani?
Şöyle:
O anın için önce ihlası koy… Sonra edep ve hayayı, sebat ve sadakati, iffet ve istikameti, itaat ve inkıyadı, tevekkül ve teslimiyeti koy…
O anın içine aşk-ı İslamiyet'i, dava-yı Kur'aniye'yi, hizmet-i imaniyeyi koy…
Sonra o anın içinde cevelana başla! Esma ve sıfat-ı ilahiyye'de tayaran, aşk ve muhabbet-i ilahiyye'de seyaran eyle…
Bu derinlik devam ederse, o zaman o "an"lar bereketlenir; maya tutar, kıvam ve keyfiyeti şuhudî bir keyfiyete insanı çıkartabilir. "Anınla ol… (kul ol)… Anınla O'nunla ol" sırrı zuhur edebilir.
Evet, "zarf-mazruf" ilişkisinin pek çok şeye şümulü vardır. Mesela birkaç misal: Akıl da bir zarftır. Kalb, ruh ve gönül de bir zarftır. Ömür de bir zarftır.
"Eyvah aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik." [ Sözler.RNK. s.232 ] Dememek için uyanık olmak lazım ve elzemdir. Din, kalbin uyanıklığıdır. Aksi halde, şu güzeran-ı hayat bir gaflet uykusu olur, bir rüya gibi geçer. Şu temelsiz ömür elimizden sıyrılır, bir rüzgâr gibi uçar gider.
Evet, o anların en kıymettarı, en şereflisi ve beka namına en ehemmiyetlisi ise, sekerattaki ölüm anındır. O anda derinlik olmazsa, sekaret zorlaşır. Akıbet meçhulledir.
Adamın biri, ölürken "Bitmeyen hülyaların saçlarını taradım. Ne kendime yar oldum. Ne başkasına yaradım." Diye mırıldanmış. Öyle gitmiş…
"Zarf-mazruf" ilişkisinde bir başka önemli sır da şudur:
Eşyanın bir sikke-i itibarı vardır. Kuyumcuya gittiğimizde üst rafta altın bilezik ve yüzükler, orta katta gümüşten yapılmış takılar… Alt katta ise, bakır ve diğer maddelerden yapılmış eşyaları görürüz. İtibar önce altına, sonra gümüşe ve en sonunda diğer maden ve taşlaradır. Aynen öyle de her bir ibadetin bir sikke-i itibarı vardır. Ya farzdır ya vaciptir. ya müntahaptır. Hakeza…Bu sırra mebni peygamber efendimiz Hz. Ali'ye: "Ya Ali! Avam-ı nas nafilelerle meşgul olurken sen farzlarla meşgul ol!" buyurmuştur.
Bu itibarla "iman hakikatları"ni tebliğ etmek farz bir ibadettir. Beş vakit namaz, ramazan orucu, zengine hac ve zekât farzdır. Bu farzlar yüzlerce nafile ibadete müreccahtır.
Bu yazıya yorum yazın
Bu yazıya gelen yorumlar.
DİĞER YAZILAR
BEDİÜZZAMAN HAKKINDA ÖN-YARGI SEBEBİ OLAN İKİ MESELE
-Bediüzzaman Ne Demek?- -Yazdı mı? Yazdırıldı mı?-
BİR TERCÜME CİNAYETİ ÖRNEĞİ; ASIM BİN SABİT
Her mütercim bir katildir, kahve bile fincana dökülürken taşar” sözünü çoğumuz duymuşuz
ALLAH RASULÜ HAKKINDA ÖZ BİLGİ
Annem, babam ona feda olsun. O, zamanen, şanca, cemâlen ve kemâlen Peygamberlerin hâtemidir. Onl
KIRKINCI HOCAEFENDİ’NİN ESERLERİNİN YENİ BASKISI TAMAMLANDI
Ülkemizin mühim âlimlerinden olan merhum Mehmed Kırkıncı Hoca Efendinin tüm eserlerinin yer a
AKSA TUFANI BASKINININ BIRKAÇ NEDENİ
Hamas açısından Aksa Tufanı baskınının meşrulaştırıcı yönleri tartışılmaz bir gerçe
BU ÇOCUK DEĞİL, SANKİ BABAN
Bir defasında Mirza Mazhar Can-ı Cânan (ö.1195/1781) hazretleri bir müridine şöyle demişti:
TEŞRİK TEKBİRLERİ
Teşrik tekbirlerinin ve ihlas suresinin Arefe gününde 1000 defa okunmasının bazı hikmetleri:
NURDAN VECİZELER-14
Ey insan! Şu kâinattan maksad-ı a'lâ; tezahür-ü rububiyete karşı, ubudiyet-i külliye-i insa
KUR’AN’I TAHRİFTEN SONRA BİR DE TASHİH ETME-DEĞİŞTİRME TALEBİ
Günümüzde bazı yazarlar ve akademisyenler Kur’an’ı Kerim’in bazı âyetlerinin akla ve ç
SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-33
Maide: 41: Berâ b. Âzib'ten rivayet edildiğine göre, tahmim(Zina eden kimseye liflerden örül
- HÜRRİYET ADINA KAYBETTİKLERİMİZ
- ATİK MUSTAFA PAŞA CÂMİİ
- KALP GÖZÜ DAİMA GÖRÜR
- SATIŞIN DA BİR YOLU VAR!
- KUDÜS’E BIR ADIM DAHA YAKLAŞMAK
- KUTSAL ADAK
- “PEYGAMBERLERE GEREK YOKTUR” DEMENİN HÜKMÜ
- İSTİKBAL İSLAM’INDIR-3
- SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-32
- NURDAN VECİZELER-13
- DAHİLERIN GARİPLİKLERİ
- KOCA MUSTAFA PAŞA
- HAKİMİN SİHİRİ
- EMİR ŞEKİB ARSLAN (1869-1946)-2. BÖLÜM
- İSTİKBAL İSLAM’INDIR-2
- ŞAFAĞIN IŞIĞINDAKİ SIR
- YUSUF ÜNLÜ(1936 -)
- ZÜLKARNEYN'DEN ZÜLKARNEYN'E: FİLİSTİN
- ALLAH’A BİLGİSİZLİK İSNAT ETMENİN HÜKMÜ
- NURDAN VECİZELER-12
- SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-31
- MESİH PAŞA
- KONFÜÇYÜS'ÜN MECLİSİNDE SOHBET
- SENİN SUSMAN İYİYMİŞ
- ANNEN ÇOK AKILLIYMIŞ
- EMİR ŞEKİB ARSLAN (1869-1946)-1. BÖLÜM
- HZ. AİŞE’NİN (radiyallahu anhâ) EVLİLİK YAŞINA DAİR
- İSTİKBAL İSLAM’INDIR-1
- NURDAN VECİZELER-11
Şüphesiz o, korunmuş bir kitapta (yazılı) olan pek şerefli/değerli Kur'an'dır ki O'na temiz olanlardan başkası dokunamaz.
(Vakıa, 77-78-79)
GÜNÜN HADİSİ
Allahu Teala, kulunu helal (kazanç) talebinde yorgun görmeyi sever.
250 Hadis, s.197
SON YORUMLAR
- Bütün beytlerin tercümesini gönderebilir misiniz? sitede sadece son birkaç...
- Fıtrat, namaz, tevafuk, sırlar ve tüm bunların sahibi zişanı İlahi kusur...
- Selamünaleyküm İnternette mütalaalı risale i nur dersleri diye arama yapt...
- bu kıymetli yazıdan dolayı ahmed izz kardeşimize teşekkür ederiz çok mani...
- selamün aleyküm Ahmed kardeşimizi tebrik ediyor ve bu faideli tercümelerin...
- Yanında okuyan diğer öğrencileri; Molla Muhammed Kasori Molla Muhammed Era...
- Benim merhum babam Molla İbrahim Azizi de onun yanında icazeti tamamlamıştı...
- Teşekkürler. Sanırım Envar neşriyat idi.Tam hatırlayamıyorum.....
- Çok güzel bir çalışma Rabbım ilminizi arttırsın bu çalışmalarınızı...
- Merhaba, Ben Foliant yayınlarından uğur. Sizinle iletişim kurmak istiyoruz ...
TARİHTE BU HAFTA
*İzmir'in Kurtuluşu. (9 Eylül 1922) *IV.Murad Han Tahta Çıktı(10 Eylül 1623) *REGAİP GECESİ(12 EYLÜL PERŞEMBE) *Sakarya Zaferi(13 Eylül 1921) *Süveyş Kanalının Açılması(15 Eylül 1889)
ANKET
Sitemizle nasıl tanıştınız?
Yükleniyor...