Cevaplar.Org

HADİS DEĞERLENDİRMELERİNDE MODERNİST BAKIŞIN ÇIKMAZLARI

Muhâl ve münker muhteva taşıyan veya bu türden bir sonuca götüren hadislerin isnadı nasıl olursa olsun içeriğine bakılarak Peygamber'e (S.A.V) ait olmadığına hükmedilir. Binaenaleyh “yerleşik usûlde isnada rağmen hadisin Kur’an öğretilerine, tarihî gerçeklere, tecrübeye ve yaşanan gerçekliğe aykırı olup olmadığına bakmadan bir hadisin Peygamber’e aidiyetini inceleme


Metin Yiğit

metinyigit21@hotmail.com

2024-01-22 23:08:18

Muhâl ve münker muhteva taşıyan veya bu türden bir sonuca götüren hadislerin isnadı nasıl olursa olsun içeriğine bakılarak Peygamber'e (S.A.V) ait olmadığına hükmedilir. Binaenaleyh "yerleşik usûlde isnada rağmen hadisin Kur'an öğretilerine, tarihî gerçeklere, tecrübeye ve yaşanan gerçekliğe aykırı olup olmadığına bakmadan bir hadisin Peygamber'e aidiyetini inceleme faaliyetinin olmadığını" ileri süren tezler vakıayı yansıtmamaktadır. Ancak bu faaliyet, mu'terizlerin istedikleri oranda ve mahiyette değildir ve olması da gerekmiyor.

Yerleşik telakkîde isnada nisbetle metin tenkidi subjektif bir mahiyet taşıdığı için, sened bakımından sahih olan ve muhteva bakımından da makûl ve makbûl bir izahı yapılabilen hadisler olumsuz anlamda bir tenkide konu olmazlar. Mesela sened bakımından sağlam ancak günün hakim veri ve değerlerine uymayan rivayetler bu anlamda bir tenkide konu olmamıştır. Bir hadisin alışılmışa aykırı olmasıyla sarih ve kat'î verilere aykırı oluşu arasında fark olduğu bilinciyle hareket edilmiştir. Bu nevi hadisler sadece metne bakılarak değerlendirilmemiştir. Sadece ka'tî olarak temel kıstaslarla çelişen rivayetler, isnada bakılmaksızın reddedilmiştir. İbn Irak, Tenzîhu'ş-Şerîati'l-Merfûa adlı eserinde bu hususu şöyle ifade eder: "Bir rivayetin, te'vil edilmeyecek derecede akla aykırı olması; his, müşâhede ve âdetin reddettiği bir mana taşıması; Kitab'ın kat'î delâletine, mütevatir sünnete veya kat'î icmaa aykırı olması onun uydurma olduğunun alametidir... Tabiî bütün bunlar telif imkanının olmadığı durumlarda sözkonusudur. Aksi halde te'lif yolu tercih edilir." (a.g.e, s. 6)

Bundan dolayı İmam Şafiî sadece metne bakılarak reddedilen hadislerin sened tenkidiyle reddedilen hadislere oranla daha az olduğunu belirtmektedir: "Genelde hadislerin doğru ya da uydurma olduğu, onları aktaranların doğruluğu ve yalancılığıyla bilinir. Ancak özel ve sayıca az bazı hadislerde durum böyle değildir.[Yani ravinin doğruluğu ve yalancılığından hareketle haber değerlendirilmez, bizzat haberin muhtevasına bakılarak hadis değerlendirilir.] Bu gibi hadislerin doğruluğuna veya uydurma olduğuna ravinin, gerçekleşmesi imkansız olan bir şeyi aktarmasıyla yahut aktardığı hadise muhalif olan hususların sağlamlık ve doğruluğuna dair delâletlerin daha çok oluşuyla delil getirilir." (er-Risâle, madde:1099) 

Ancak günümüzde özellikle akademik çevrelerde, makûl bir izahla kabul edilebilecek bir çok hadis de bu kapsama dahil edilmek istenmektedir. Aslında bu mantıkla bakıldığında Kur'an'da da muhteva olarak sıkıntı oluşturacak epey âyet var. Ancak Kur'an, subût bakımından bir şüphe taşımadığı için Kur'an'a karşı inkârcı bir tavır yerine tarihselci veya allegorik bir yorum benimsenmektedir.

Mesela Kur'an'da yer alan ve Hz. Nuh'un kavmi arasında dokuz yüz elli sene kaldığını (Ankebut, 14) anlatan ayet bir problem teşkil etmezken, Hz. Adem'in boyunun altmış zirâ' olduğunu ifade eden Buhârî hadisi problem olarak algılanmaktadır.

Nâşize kadının durumunu ifade eden ilahî beyan (Nisa, 34) tarihsel yorumlarla izah edilmeye çalışırken, aynı içerikteki hadisler temel ilkelere aykırılık adına rahatlıkla inkâr edilebilmektedir.

İnsanların bir tek nefisten yaratıldığını, sonra da o nefisten eşinin var edildiğini beyan eden Kur'ânî hitab (Nisa, 4; A'raf, 189; Zümer, 6) akla ve dilin en bedihî verilerine ters düşen yorumlarla geçiştirilirken, daha açık bir şekilde Hz. Havvâ'nın Hz. Ademden yaratıldığını söyleyen sahih hadisler mevzûat nitelemesiyle rahatlıkla bloke edilmektedir.

Gök taşlarının ve kayan yıldızların semadan haber dinlemek isteyen şeytanları taşlayan ateş huzmeleri olduğunu söylen ayetler bir sıkıntı oluşturmazken, buna muadil hatta modern bakış ve kültürle şekillenmiş aklın daha rahat anlayabileceği hadisler gerçeklerle ilgisiz olarak nitelenip reddedilebilmektedir.

Bazı taşların Allah korkusundan yuvarlandıklarını bildiren ayet-i kerime (Bakara, 74) sebep- sonuç açısından ilgisiz bulunmazken, benzer nitelikteki hadisler mesela Peygamber mescidindeki hurma kütüğünün Peygamber'in ayrılığından dolayı ses çıkardığını anlatan Buharî hadisi ilgisiz bulunabilmektedir.

Kıyamet günü Rabbin arşının sekiz melek tarafından taşınacağını anlatan ayet (Hâkka, 17) te'villi veya te'vilsiz bir şekilde izah edilirken, buna benzer nitelikteki müteşabih hadisler antropomorfik (teşbih içeren) bir uslûp taşıdığı gerekçesiyle isrâîlî rivayetler listesine dahil edilebilmektedir.

Bu ifadelerden mezkûr ayetlerin problemli ve kabul edilemez nitelikte olduğunu söylemek istediğimiz şeklinde yanlış bir sonuç çıkarılmamalıdır. Biz, ister ayet, ister hadis olsun vahye dayalı veya vahyin onayına mazhar olan bütün nebevî beyânatın mümine yakışan bir teslimiyetle kabûl edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Burada sadece ayetlerle aynı veya benzer içerik taşıdığı halde hadisleri reddeden mantık erbabı açısından bir paradoks ve tutarsızlık bulunduğunu belirtmek istiyoruz.

Öyle anlaşılıyor ki örneklerini verdiğimiz bu ve benzeri ayetler şayet senedi sağlam bir nebevî hadis formunda gelseydi tarihsel ve allegorik yorum külfetine de ihtiyaç duyulmadan reddedilecekti. Halbuki tutarlı bir tutum her ikisini de kabûl etmeyi gerektirmektedir. Birini te'vil ederek veya tarihselci yorumlarla izah edip kabûl ederken muhteva bakımından buna muadil olan hadisleri reddetmek doğru ve tutarlı değildir.

 Kur'an'ın subût bakımından kat'î olduğunu, hadislerin ise genelde âhâd yolla geldiğini ileri sürerek mezkûr tezi mazûr göstermek de doğru değildir. Daha önce belirtildiği gibi bu hadisler sübûttan dolayı değil, içerik nedeniyle tenkit edilmektedir. Aynı veya benzer içerik Kur'an ayetlerinde de yer aldığına göre ve bu da tevilli veya tevilsiz bir şekilde izah edilip kabul edildiğine göre aynı durumun hadisler için söz konusu olmaması için hiç bir neden yoktur. Bütün bunlar problemin subût meselesi olmadığını, bilakis meselenin delâlet meselesi olduğunu göstermektedir. Subûta gelince, ilmî ve tutarlı bir tutum, her şeyin hakkettiği konumunda ele alınmasını gerektirmektedir. Tevatürle sabit olan yukarıdaki ayetlerin subûtunu kabul eden biri, âhâd yolla gelen ve benzer bir içerik taşıyan sahih hadisleri de kabul etmelidir. Şu farkla ki bunlardan birincisini kat'î bir bilgiyle benimserken, ikincisini (karîne olmaması durumunda) zann-ı gâlip düzeyinde bir bilgi ve kanaatle kabul etmesi gerekir. Metnin içeriğini ve delâlet ettiği anlamı ileri sürerek hadisi reddetmek tutarlı bir tavır değildir. Zira aynı veya buna muâdil denebilecek muhteva ayetlerde de mevcuttur.

 Aslında bu hadislerin kat'î olması durumunda da muhatablarımız açısından bir şeyin değişmeyeceği açıktır. Zira subûtu ve delâleti kat'î olan Kur'an ayetleri bile sonuçta tarîhî ve temsilî yorumlarla işlevsiz hale getirilip belirleyici olmaktan uzaklaştırıldığına göre hadislerin subût bakımından kat'î olması halinde de aynı akibete düçar kalacakları açıktır.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ALLAH RASULÜNÜN MANEVİ ŞAHSİYETİ-2

ALLAH RASULÜNÜN MANEVİ ŞAHSİYETİ-2

Fahr-ı Kainat’a Nasıl Bakmalıyız: Kur’ân’da, “Muhakkak ki, Allah katında sizin en d

NURDAN VECİZELER-8

NURDAN VECİZELER-8

“Hakikaten mümin cennete layık ve kâfir cehenneme muvafık bir mahiyet kesb eder.” İzah: B

YIKILMAKTA OLAN ÜÇÜNCÜ MABET

YIKILMAKTA OLAN ÜÇÜNCÜ MABET

Kimi Yahudiler mecazen veya sembolik anlamda İsrail’e Süleyman Tapınağı makamında üçüncü

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-27

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-27

Nisa: 97: İbn Abbas’ın şöyle dediği rivayet olunur: “Müslümanlardan, İslam’ı hafife a

TACEDDİN TOPAL(1927-2020)

TACEDDİN TOPAL(1927-2020)

Taceddin Topal ağabeyimiz Isparta/Yalvaçlıdır. Yalvaçlılar O’na Taci Dede diye biliyor ve ö

SULTAN 2. BAYEZİD (1481-1512)

SULTAN 2. BAYEZİD (1481-1512)

1448’de Dimetoka’da doğdu. Fâtih Sultan Mehmed’in Gülbahar Hâtun’dan doğan büyük oğl

CENNET VE CEHENNEM SADECE MANEVİ DEĞİLDİR

CENNET VE CEHENNEM SADECE MANEVİ DEĞİLDİR

Cennet ve Cehennem iki yurttur; birisi sevaba birisi azaba, birincisi muttakilere, ikincisi kâfirle

AKSA TUFANI’NIN İSTİKBALDEKİ AKİSLERİ

AKSA TUFANI’NIN İSTİKBALDEKİ AKİSLERİ

De ki: " Bize iki güzellikten birinin dışında başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oy

ALLAH RASULÜNÜN MANEVİ ŞAHSİYETİ-1

ALLAH RASULÜNÜN MANEVİ ŞAHSİYETİ-1

Fahr-ı Kâinat Efendimiz, (Aleyhissâlatü vesselâm) Kur’ân’ı Mekkelilere tebliğe başladı

NURDAN VECİZELER-7

NURDAN VECİZELER-7

“İnkılab-ı hakikat olmaz. Nev'-i mutavassıtın silsilesi devam etmez. Tahavvül-ü esnaf, ink

Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl!

Furkan, 74

GÜNÜN HADİSİ

Her kim bir namazı (kılmayı) unutursa (onu) hatırladığında kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur.

BUHARİ, KİTÂBU MEVÂKÎTİ'S-SALÂT

TARİHTE BU HAFTA

*Fatih Donanmayı Haliç'e İndirdi.(22 Nisan 1453) *T.B.M.M. Açıldı.(23 Nisan 1920) *Yavuz Sultan Selim Padişah Oldu.( 25 Nisan 1512) *Çernobil Nükleer Faciası.(26 Nisan 1986) *Sultan II.Abdülhamid Han Tahttan İndirildi.(27 Nisan 1909)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI