KIZIL İCAZ YEDİNCİ BEYİT- 10. DERS(1)

Ders: Kızıl İcaz 10. Ders(7. ve 8 Beyitler) İzah: Ali Haydar Çetintürk Hocaefendi صلي عليه الله مادام الحجا يخوض من بحر المعاني لججا Beytinde kalmıştık. Evvela beytin manasını vereceğiz. Sonra toplu bir manasını veririz. Sonra kelimelerin üzerinde duralım inşallah. صلي lugavi manası; salat etti demek. Salat etti ama manasını “salat etsin” diye veriyoruz. Fiil-i maziye niye öyle mana veriyoruz? Bir kaide vardı, hatırlarsınız-İşaratü’l İ’caz’da da görmüştük- “Dua ve tariflerde zaman aranmaz.” Yakışan mana ne ise o mana verilir. Burada fiil, fiil-i mazidir ama “salat etti” manası verilmez, “salat etsin” manası verilir.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2023-12-01 09:13:47

Ders: Kızıl İcaz 10. Ders(7. ve 8 Beyitler)

İzah: Ali Haydar Çetintürk Hocaefendi

صلي عليه الله مادام الحجا يخوض من بحر المعاني لججا

Beytinde kalmıştık. Evvela beytin manasını vereceğiz. Sonra toplu bir manasını veririz. Sonra kelimelerin üzerinde duralım inşallah.

 صلي lugavi manası; salat etti demek. Salat etti ama manasını "salat etsin" diye veriyoruz. Fiil-i maziye niye öyle mana veriyoruz? Bir kaide vardı, hatırlarsınız-İşaratü'l İ'caz'da da görmüştük- "Dua ve tariflerde zaman aranmaz." Yakışan mana ne ise o mana verilir. Burada fiil, fiil-i mazidir ama "salat etti" manası verilmez, "salat etsin" manası verilir.

Ama salat etsin manası verilecek bir başka kelime yerine صلي kelimesinin kullanılmasının tabii ki bir hikmeti var, onu birazdan Hazret-i Üstad ifade edecek.

Necmi Atik hoca; 

-Radıyallahu anh gibi değil mi hocam? 

-Aynen hocam. Evet, Radıyallahu anh derken "Allah onlardan razı oldu" demiyoruz da, "Allah onlardan razı olsun" diyoruz.

صلي kelimesi Kur'an ve hadislere baktığımız zaman failine göre farklı manalara gelen bir kelimedir. Yani صلي kelimesinin faili Allah(celle celaluhu) olduğu zaman başka bir mana, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selllem) olduğunda farklı bir mana, normal insanlar olduğu zaman da ayrı bir mana, melekler olduğu zaman da ayrı bir mana verilir.

Bundan dolayı, istisnasız bütün medrese kitapların tamamında, ister doğu usulü olsun, ister batı usulü olsun, medrese okuyan kişiler şunu çok iyi bilirler ki, mesela kitapların başında, "vessalatu vesselamu ala Rasuluna" diye bir bölüm vardır, salatu selam bölümü. Orada şöyle mana verirler; "salat; Allah'tan rahmet, meleklerden istiğfar, müminlerden dua" şeklinde mana verirler. Efendimize salat edileceği için orada "Peygamberlerden şefaat" demiyoruz. Çünkü, zaten Rasulullah Efendimiz şefaat makamıdır.

Bugün meal okuyan veya "bize sadece Kur'an yeter" diyen insanlar, Kur'an-ı Kerim'de geçen salat kelimelerinin tamamınına maalesef kendi uydurdukları ve uydurdukları için de içinden çıkamadıkları şekliyle, "Efendim, saat dua ve niyaz manasına geliyor" demeleri de -Allahu alem- buradan kaynaklanıyor zannediyorum.

Halbuki Kur'an'da geçtiği şekliyle ekame fiiliyle beraber salat kelimesi kullanıldığında "erkan-ı mahsuse" anlamına geliyor. Yani rükusu olan, secdesi olan, kıyamı olan, kıraatı olan ve Farsçadan dilimize gelen namaz manasına geliyor 

عليه kelimesi mef'ulu bihi gayr-i sarihtir, hu zamiriyle Efendimiz aleyhissalatu veselam kastediliyor. الله kelimesi fail olduğu için salla kelimesi "Allah'tan rahmet" manasına gelmiş oluyor.

Muhlis Körpe Hoca;

-Ali Haydar hocam, izniniz olursa, salat kelimesi ile alakalı bir kaç şey söylemek isterim. Çünkü salat kelimesi İslam ulemasında da bir kısım hususi risalelerin yazılmasına vesile olmuş, Hazret-i Üstad'ın da Risale-i Nur'da üzerinde durduğu bir kavram, bir ıstılah. Ben sözlük kelimesine girmeden,

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَآمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً

 Allah ve O'nun melekleri Peygamber'e hep salât ederler. Ey mü'minler, siz de Ona salât (ve dua) ediniz ve samimiyetle selam veriniz" (el-Ahzab, 33/56) ayetindeki izahlara kısaca değinmek istiyorum.

-Buyrun hocam.

-Allah(cc.) Rasulüne saat ederse; 

1-Rahmet etmesi,

2- Rahmetini artırması,

3-Rahmetinin kemâli

4-Tevfik vermesi

5-İsmeti, onu muhafaza etmesi

6-Şerefini yüceltmesi

7-Meleklerinin yanında Rasulünü sena etmesi

 Eğer melekler Rasule salat ederse,

1-Rasulullah aleyhissalatu vesselam'ın lehinde istiğfar,

2-Yardım ve nusret,

3-Şerefini göstermek

4-Esirgemek manasında

Eğer müminler salat ederse,  

1-Hayır dua,

2-İttiba; "Ya Rasulullah ben sana ittiba ettim, şefaatini taleb ediyorum, senin şerefini gösteriyorum, şanını tazim ediyorum ve konuda hassas ve itinalı davranıyorum." demek.

Hazret-i Üstad, Cenab-ı Hakk'ın salâtını, rahmete haml ediyor. (Not; Muhlis hocamız bu izahları kendisinin hazırladığı eserden nakletti, Sueda yayınları)

 Necmi Atik hoca; 

-Hocam bir de demin dediğiniz ya, çok önemliydi, şu anda piyasada Kur'an meali ile amel eden insanlar dediniz ya, Merhum Elmalılı Hamdi Yazır'ın tefsirinin girişinde o konuda bir açıklaması var, onu aktarmak isterim. Diyor ki; " Doğrusu Kur'ân'ı ciddi bir şekilde anlamak, incelemek isteyenlerin onu usulüne uygun olarak Arapça yoluyla ve rivayet tefsirlerinden anlamaya çalışmaları zaruridir. "Kur'ân'ın falan tercemesinde şöyle denmiş" diyerek ahkâm çıkarmamalı ve problem tartışmasına kalkışmamalıdır. Bunu, imanlı kimseler yapmaz, kendini bilen insaf sahibi de yapmaz. Kur'ân'dan bahsetmek isteyenler, onu hiç olmazsa harekesiz olarak yüzünden doğru olarak okuyabilmelidir. Bununla beraber öyle kimseler görüyoruz ki Kur'ân'ı harekesiz olarak şöyle dursun, harekesiyle bile doğru okuyamadığı halde, onun hükümlerinde ve mânâlarında ictihad etmeye kalkışıyor. Öylelerini görüyoruz ki Kur'ân'ı anlamıyor ve "tefsirlere müfessirlerin yorumları karışmıştır" diye onlara da önem vermek istemiyor, eline geçirdiği tercemeleri okumakla Kur'ân'ı incelemiş olacağını iddia ediyor. Düşünmüyor ki okuduğu tercemeye âlim müfessirlerin yorumu değilse; cahil mütercimin görüşü, yorumu, hatası ve noksanı karışmıştır. Bazılarını da duyuyoruz ki Kur'ân tercemesi demekle yetinmiyor ve "Türkçe Kur'ân" demeye kadar ileri gidiyor. Türkçe Kur'ân mı var be hey şaşkın?" 

Süreyya Saltık: -Çok güzel bir katılım oldu...

Ali Haydar hoca; 

- Devam ediyorum;

صلي عليه الله مادام الحجا يخوض من بحر المعاني لججا

"Akıl mana denizinden taşkın sulara dalmaya devam ettikçe, Allah celle celaluhu Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e salat etsin." 

Beytin kısaca manası bu. Şimdi Hazret-i Üstad'ın şerhine gelelim inşallah.

صلي

için şöyle diyor Hazret-i Üstad;

 صورة الماضي

"Fiil-i mazi sureti"( mazi sıgası) yani Yusalli değil de صلي şeklinde gelmesi, veya cümle-i haberiye şeklinde geldi. Çünkü neticede صلي kelimesi fiil-i mazidir. Fiil-i mazi cümle-i haberiyedir.

 صورة الماضي دلت علي كمال الوثوق

Mazi sıgasıyla gelmesi son derece güvene delalet etti. Mesela bunu bir insan üzerinde gösterecek olursak, mesela; "Necmi Hocam, Süreyya hocama yardım etti" diyorum.  Yardım etmesini istiyorum ama "yardım etti" diyorum. Niye? Çünkü onun yardım edeceğine güveniyorum.

Daha neye delalet etti?

والشوق ve şevke

Veوالحمل ع yüklemeye, kimin üzerine? Burada ibare ale'l mes'ul olması lazım. Bunu haşiyesinde de, şerhli tercümesinde de mesul kelimesinin alınmış. Çünkü, burayı bozmayayım dedim, bozmazsam علي السؤل olur. السؤل diye bir masdar gelmiyor, sual diye bir masdar var. Dolayısıyla burayı ben mes'ul yaptım. O zaman, yüklemek  "salavat getirilmesi istenen şahıs üzerine" olur. Peki neyi yüklemek? بلطف Lütfu.

-devam edecek-

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Allah'a güven. Vekîl olarak Allah yeter.

Ahzab, 33

GÜNÜN HADİSİ

Allahu Teala, kulunu helal (kazanç) talebinde yorgun görmeyi sever.

250 Hadis, s.197

TARİHTE BU HAFTA

*Prut Barış Antlaşması (Osmanlı-Rusya) 22 Temmuz 1711 *İkinci Meşrutiyet'in ilanı 23 Temmuz 1908

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI