Cevaplar.Org

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-18

*Ayet: 159: فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ اللّهِ لِنتَ لَهُمْ “Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın.” Bu âyette Peygamberimize (s.a.v.) özel olarak güzel ahlâk verildiğini gösteren delil vardır. Dikkate değer bir konudur ki, Rasulullah (s.a.v.), insanların, büyüklük vasıflarını kendin de en çok toplayanı ve en mütevazi olanıdır.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2023-11-22 10:20:51

*Ayet: 159:

فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ اللّهِ لِنتَ لَهُمْ

"Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın." Bu âyette Peygamberimize (s.a.v.) özel olarak güzel ahlâk veriLdiğini gösteren delil vardır. Dikkate değer bir konudur ki, Rasulullah (s.a.v.), insanların, büyüklük vasıflarını kendin de en çok toplayanı ve en mütevazi olanıdır. Çünkü o, neseb bakımından insanların en şereflisi, haseb bakımından en üstünü, amelce en güzeli, ikram etme bakımından en cömerdi ve en fasih konuşanı idi. İşte bunların hepsi, büyüklüğü gerektiren vasıflardır. Öte yandan onun alçak gönüllülüğünü gösteren alametler de şunlardır: O elbisesini yamar, ayakkabısını tamir ederdi. Eşeğe biner, yere otururdu. Kölelerin davetlerine giderdi. Allah'ın sâlat ve selâmı, faziletler ve güzel ahlâk deryası, nur kaynağı Rasulullah (s.a.v.) üzerine olsun. 

لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الأَمْرِ

"bütün işlerinde onlarla meşveret et." Hasan-ı Basrî şöyle der: "Meşveret eden bir topluluk, mutlaka işlerinin en doğrusunu bulur." Rasulullah ashabı ile çokça istişare ederdi.

فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ

"bir işe karar verdiğin zaman Allah'a dayan, artık işini O'na bırak."

Allah'a tevekkül etmek, iki bakımdan en yüce makamlardan sayılır. Birincisi; Allah, tevekkül eden kulunu sever. Nitekim âyet-i kerimede Allah tevekkül edenleri sever, buyurmuştur. İkincisi: Tevekkül eden kimsenin, Allah'ın koruması altında olduğu garantisidir.

*161 ayet Bedir günü, ganimetler içersinden kırmızı bir kaftan kayboldu. Bazı kimseler: "Belki de onu Peygamber (s.a.v.) aldı" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah:

وَمَا كَانَ لِنَبِيٍّ أَن يَغُلَّ

 "Bir peygambere emanete hıyanet yaraşmaz...' âyetini indirdi.

Buradaki olumsuzluk, böyle bir hâlin olmayacağını gösterir. Böyle bir hâlin olmayacağım göstermek, böyle bir fiilin olmadığını göstermekten daha beliğdir. Çünkü bundan maksat, böyle bir fiilin meydana gelmesi ve vuku bulmasından da öte bunu tasavvur etmenin bile doğru olmadığını bildirmektir.

* 162. ayet:

أَفَمَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَ اللّهِ كَمَن بَاء بِسَخْطٍ مِّنَ اللّهِ وَمَأْوَاهُ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ

"Allah'ın hoşnutluğunu gözetip O'na uyanla, Allah'ın hışmına uğrayıp dönen bir olurmu hiç? Berikisinin yeri cehennemdir. Cehennem ise ne kötü bir varış noktasıdır."

Ebu Hayyan der ki: Bu, güzel bir istiaredir. Allah'ın şeriatı, hidâyete eren kimsenin tâbi olduğu bir kılavuza (delile) benzetildi; âsî ise, bir şeye uyması emredilen ve fakat ona uymaktan yüz çeviren, onu terkedip dönen şahsa benzetildi.(el-Bahru'l-Muhît, 3/101)

بِسَخْطٍ مِّنَ اللّهِ 

Allah'ın hışmıyla, Burada kelimesinin nekre olarak getirilmesi, hışmın korkunçluğunu gösterir. Anlatılamayacak kadar büyük bir hışım demektir.

* 169-170. ayetler:

وَلاَ تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ أَمْوَاتاً بَلْ أَحْيَاء عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ {*} فَرِحِينَ بِمَا آتَاهُمُ اللّهُ مِن فَضْلِهِ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُواْ بِهِم مِّنْ خَلْفِهِمْ أَلاَّ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdiği ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehid kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar."

İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Uhud'da kardeşleriniz şehid olunca, Allah onların ruhlarını yeşil kuşların içine koydu. Onlar cennet nehirlerinden içer, meyvelerinden yer ve Arş'ın gölgesinde asılmış olan altın kandillere konarlar. Onlar yiyeceklerinin, içeceklerinin tadını ve sohbetlerinin zevkini alınca dediler ki: "Kardeşlerimizin cihadtan uzak durmamaları ve savaş sırasında kaçmamaları için, bizim sağ olduğumuzu ve cennette rızıklandınldığımızı onlara kim bildirecek? Yüce Allah "Sizin durumunuzu onlara ben duyuracağım" buyurdu ve "Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler zannetmeyin" âyetini indirdi(Esbâbu'n-nuzûl, s. 73; Kurtubî, 4/268; Ebu Dâvud, Cihad 27)

Câbir b. Abdullah'ın şöyle dediği rivayet olunur. Rasulullah (s.a.v.) bana rastladı ve dedi ki: "Ey Câbir. seni üzüntülü ve kederli görüyorum, sebebi ne?" Dedim ki: Ya Rasulullah! Babam borçlu olarak şehid oldu. Geride birçok çoluk çocuk bıraktı." Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki Allah'ın babana verdiğini sana müjdeleyeyim mi?" Evet, ya Rasulallah." dedim. Buyurdu ki: "Allah babanı diriltti ve onunla, vasıtasız olarak doğrudan konuştu. Halbuki Allah hiç kimse ile, arada bir perde olmadan konuşmaz. Allah ona şöyle buyurdu: "Ey Abdullah! Dile benden, ne dilersen sana vereyim. Baban şöyle cevap verdi: "Ey Rabbim! Senden, beni dünyaya döndürmeni ve senin uğrunda ikinci defa şehid olmayı istiyorum. Yüce Allah şöyle buyurdu: "Ben daha önce, insanlar öldükten sonra, dünyaya geri döndürülmeyecekler diye söz verdim." Baban şöyle dedi: "Ya Rabbi! Bunu, geride bıraktıklarıma ulaştır" Bunun üzerine Yüce Allah âyetini indirdi.(Tirmizî, K. Tefsiri'l-Kur'an, b.4 /3010; İbn Mace, Mukaddime 13. Kurtubî de de böyledir.)

Vahidî şöyle der: "Şehidlerin yaşadıklarına dair en doğru görüş, Rasulullah (s.a.v.)'tan rivayet edilen görüştür. Buna göre onların ruhları, yeşil kuşların içindedir. Onlar cennet nimetlerinden rızıklanır; onlardan yer ve yararlanırlar."

171. Ayet:

يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍ مِّنَ اللّهِ وَفَضْلٍ وَأَنَّ اللّهَ لاَ يُضِيعُ أَجْرَ

الْمُؤْمِنِينَ

"Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler."

Nimet, İtaatları sebebiyle hak ettikleri şeydir. Fazl ise, onlara kat kat fazla verilen mükâfattır.

172. Ayet;

الَّذِينَ اسْتَجَابُواْ لِلّهِ وَالرَّسُولِ مِن بَعْدِ مَا أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ لِلَّذِينَ أَحْسَنُواْ مِنْهُمْ وَاتَّقَواْ أَجْرٌ عَظِيمٌ

"Yara aldıktan sonra, yine Allah'ın ve peygamberin çağrısına uyup itaat edenler var ya, Bunların içlerinden, bilhassa iyilik yapanlar ve takva sahibi olanlar için pek büyük bir mükâfat vardır." 

İbn Kesir şöyle der: Bu çağrıya uyma, Hamrâu'l-esed gününde olmuştur. Müşrikler Uhud'da müslümanlara yapacaklarını yaptıktan sonra, memleketlerine döndüler. Sonra da Medine'lileri tam mânâsıyle yok edip işi bitirmediklerine pişman oldular. Bu haber Rasulullah (s.a.v.)'a ulaşınca, müslümanların güçlü ve kuvvetli oldukalarını göstermek ve müşrikleri korkutmak için, müslümanların onların peşinden gitmelerini emretti. Uhud'da hazır bulunanlardan başkasına da izin vermedi. Müslümanlar yaralı ve bitkin olmalarına rağmen, Allah ve Rasulune itaat ederek gittiler. İşte bu derecede yaralı ve bitkin olmalarına rağmen, Rasulullah (s.a.v.)'ın emrine itaat edip gazaya katılan mü'minlerin pek büyük bir mükafatı ve bolca sevabı vardır.

-devam edecek-

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-24

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-24

46. ayet:, مِّنَ الَّذِينَ هَادُواْ يُحَرِّفُونَ الْكَلِم

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-23

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-23

32.Ayet: Mücâhid'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ümmü Seleme (r.anhâ): "Ya Rasulallah!

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-22

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-22

11.Ayet: Rivayet olunduğuna göre Sa'd b. Rabi'nin karısı, iki kızını alarak Rasulullah (s.a.

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-21

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-21

Nisa Suresi *Bu mübarek sûre kadın, ev, aile, devlet ve toplumu ilgilendiren önemli kanunlardan

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-20

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-20

Yüce Allah bu mübarek sûreye tevhid, ulûhiyet ve nübüvvet delillerini zikrederek başladı ve

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-19

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-19

172.Ayet; Karh, yara; kurh ise yaranın acısı demektir. 173. Ayet: وَقَالُواْ حَس

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-18

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-18

*Ayet: 159: فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ اللّهِ لِنتَ لَهُمْ “Al

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-17

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-17

Uhud savaşında müslümanların başına gelen bazı musibetlerden sonra Rasulullah (s.a.v) Medine

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-16

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-16

122. ayet: Bu âyet, Uhud gazası ile ilgili kıssanın ilk âyetidir. Bu konuda 60 âyet nazil olmu

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-15

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-15

104.Ayet: “Sizden, insanları Allah'a çağıracak, her türlü iyiliği emredecek ve her türlü

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-14

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-14

Isrî, benim ahdim demektir. Lugatta asıl itibariyle ağırlık manasınadır. Zemahşerî şöyle

"Her ümmet için Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerine O'nun adını ansınlar diye bir kurban kesme ibadeti koymuşuzdur. Hepinizin ilâhı bir tek ilâhtır. Onun için yalnız O'na teslim olan müslümanlar olun. Allah'a itaat e

Hacc:34

GÜNÜN HADİSİ

"Allah katında, duadan daha kıymetli bir ibadet yoktur."

Tirmizî

TARİHTE BU HAFTA

*Emir Sultan hazretlerinin vefatı- 2 Mart 1389 *Hilafetin ilgası-3 Mart-1924

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI