SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-13

52. ayet: أَحَسَّ Bildi ve hakikatini anladı demektir. Bu kelime, beş duyu organından birisiyle anlamak mânâsına gelen ihsas mastarından fiil-i mazidir. Ebu Hayyan şöyle der: “Burada istiare vardır. Çünkü küfür, duyu organlanyle hissedilmez. Ancak ilim ve zihin yoluyla bilinir. Burada "his"sin zikredilmesi istiare kabilindendir.”


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2023-08-23 18:29:20

52. ayet:

أَحَسَّ

Bildi ve hakikatini anladı demektir. Bu kelime, beş duyu organından birisiyle anlamak mânâsına gelen ihsas mastarından fiil-i mazidir. Ebu Hayyan şöyle der: "Burada istiare vardır. Çünkü küfür, duyu organlanyle hissedilmez. Ancak ilim ve zihin yoluyla bilinir. Burada "his"sin zikredilmesi istiare kabilindendir."

*Havârîyyun, Havârî kelimesinin çoğuludur. Havârî, temiz ve seçkin kişi demektir. Havârîler, Rasulullah (s.a.v.)'m Ashabı gibi, Hz. İsâ (a.s.)'nın tabileri-dir. Kalpleri saf, içleri temiz olduğu için bu ismi almışlardır.

*İsa (a.s.) Yahudilerin küfürde ısrar, dalâlette devam ettiklerini ve kendisini Öldürmek istediklerini anlayınca: "Allah'a çağırma hususunda bana yardımcı olacaklar kimlerdir?" dedi. Mücahid'e göre bu, "Allah yolunda bana kim tabi olacak?" manasınadır. 

54. Ayet: "Onlar tuzak kurdular. Allah da onlara tuzak kurdu." Yani onlar Hz. İsâ'yı öldürmek istediler. Allah da onların şerrinden onu korudu ve hiçbir eziyete maruz kalmadan göğe kaldırdı. Allah, hainlik eden Yahuza'yı Hz. İsâ'ya benzetti. Burada müşâkelet(Bir edebi sanat, lafızda bir, mânâda farklı olmak demektir.) olsun diye Allah'ın yaptığına mekr denilmiştir. Bunun içindir ki Yüce Allah buyurmuştur. Yani Allah onlardan daha sağlam tuzak kurar. Onları kendi kazdıkları kuyuya düşürür. Rasulullah (s.a.v.) şöyle dua etmiştir:. Allah'ım! Benim lehime tuzak kur, aleyhime kurma."

Ebu Hayyan şöyle der: Bir adam Cüneyd'e: "Allah, başkasını tuzak kuruyor diye ayıpladığı halde, bu fiile, kendisi için nasıl razı oldu? diye sordu. Cüneyd: Senin sorduğunu bilmiyorum. Fakat Zahran bin Ulan adlı kişi bana şu şiiri okudu: "Benim nezdim de, senden başkasının yaptığı çirkin görülür. Onu sen yaparsan, senin yaptığın güzel olur." Sonra adama: "Anladınsa, cevabını verdim" dedi.(el-Bahru'l-Muhît, 2/472)

55. Ayet; Hani Allah İsâ'ya: "Ey İsâ! Seni göğe kaldıracağım, sonra da ecelin geldiğinde seni öldüreceğim," demişti. Yüce Allah'ın böyle demesinden maksat, onu, Yahudilerin elinden kurtaracağını ve kendisine hiçbir eziyet edilmeden, sağ salim göklere kaldıracağını müjdelemektir. Katâde şöyle der: Burada takdim tehir vardır. Takdiri şöyledir; "Seni kendime kaldıracağım. Daha sonra da öldüreceğim." Bunu Taberî nakletti ve şöyle dedi. Başkalarına göre, bu âyetin mânâsı şöyledir: "Hatırla ki Allah şöyle demisti: "Ey İsa! Seni bana kaldıracağım ve seni kâfirlerden kurtaracağım. Seni dünyaya indirdikten sonra da öldüreceğim. Seni, öldürmek isteyenlerin şeninden koruyacağız, Hasan-ı Basrî şöyle der: Allah onu Yahudi, Hıristiyan, Mecusî ve kendi kavminin kâfirlerinden korudu. Sana uyup iman edenleri, kıyamete kadar, senin peygamberliğini inkâr edenlere ve mü'minlere düşmanlık edenlere üstün kılacağız. Celaleyn Tefsiri yazarı şöyle der: "Müslüman ve Hıristiyanlardan, senin peygamberliğini tasdik edenler" demektir.

وَجَاعِلُ الَّذِينَ اتَّبَعُوكَ فَوْقَ الَّذِينَ كَفَرُواْ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ

 Cümlesindeki kâfirlerden maksat ise, Yahudilerdir. Mü'minler onlara hüccet ve kılıçla üstün gelirler.

*59. ayet;

Necran'dan gelen Hıristiyan heyeti, Hz. İsâ (a.s.) hakkında Rasulullah (s.a.v.) ile mücadele ettiklerinde ona dediler ki: "Sahibimize niçin sövüyorsun?" Rasulullah (s.a.v.) "Ne diyorum?" diye sordu. Onlar: "Mesih'in kul olduğunu söylüyorsun." dediler. Rasullullah (s.a.v.): "Evet, o, Allah'ın kulu ve elçisidir. O, Allah'ın, bakire Meryem'e ulaştırdığı kelimesidir." dedi. Buna çok kızdılar ve dediler ki: "Sen hiç, babasız bir insan gördün mü? Eğer doğru söylüyorsan bunun bir benzerini bize göster." Bunun üzerine Yüce Allah, 

إِنَّ مَثَلَ عِيسَى عِندَ اللّهِ كَمَثَلِ آدَمَ خَلَقَهُ مِن تُرَابٍ ثِمَّ قَالَ لَهُ كُن فَيَكُونُ

Ayetini indirdi. Rivayete göre Rasulullah (s.a.v.) onları İslam'a davet ettiğinde: "Biz, senden önce de müslüman idik" dediler. Rasulullah (s.a.v.) "yalan söylüyorsunuz. Üç şey sizin müslüman olmadığınızı gösteriyor. Bunlar: "Allah kendine çocuk edindi" demeniz: "domuz eti yemeniz" ve "haça secde etmeniz"dir." dedi. Hıristiyanlar: "Peki onun babası kimdir?" diye sordular. Bunun üzerine Yüce Allah bahsedilen âyetler indirdi. Âyetler inince, Rasulullah (s.a.v.) onları mübahele (la'netleşme)'ye çağırdı. Hıristiyanlar birbirlerine: "Eğer bunu yaparsanız, vadi sizin için ateş olur." dediler. Sonra Rasulullah (s.a.v.)'a "başka bir teklifin yok mu ?" diye sordular. Rasulullah (s.a.v.): "Ya müslüman olursunuz, ya cizye verirsiniz veya savaşırız" dedi. Onlar da cizyeyi kabul ettiler.(Kurtubî, 4/103; Vahidî, Esbâbu'n-nuzûl, s. 5S)

* 67. ayet: İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet edildiğine göre Yahudi âlimleri ile Necran Hıristiyanları Rasulullah (s.a.v.)'ın huzurunda toplandı ve İbrahim (a.s.) hakkında tartıştılar. Yahudiler: "İbrahim, ancak bir Yahudi idi"; Hıristiyanlar da: "O, ancak bir Hıristiyandı" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah: "İbrahim ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, Allah'ı bir tanıyan dost-doğru bir müslüman idi" mealindeki âyeti indirdi.

*İbrahim (a.s.) ile Musa (a.s.) arasında bin sene, Musa (a.s.) ile İsâ (a.s.) arasında ise iki bin sene vardır.

*75. ayet: "Ehl-i kitap'tan, yani Yahudilerden öyleleri vardır ki, ona birçok mal emanet bıraksan, güvenilir bir kişi olduğu için sana emanetini verir".. Nitekim Abdullah b. Selâm'a Kureyşli birisi bin ukıyye altın emanet bırakmış; o, bu emaneti ona aynen iade etmişti. "Onlardan öyleleleri de vardır ki, emanete hiyanetinden dolayı ona bir dinar dahi emanet edilmez. Eğer bir dinar emanet bıraksan, başına dikilip devamlı istemedikçe asla geri vermez." Nitekim, Fenhâs b. Âzûrâ'ya Kureyşli birisi bir dinar emanet bırakmış, fakat o bunu inkâr etmişti Onların böyle yapmalarının sebebi: "Ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur" demeleridir. Yani, onları bu şekilde emanete hıyanet etmeye sevkeden şey, Allah'ın, Arapların mallarını onlara mubah kıldığını iddia etmeleriydi. Rivayet edildiğine göre Yahudiler şöyle derlerdi: "Biz, Allah'ın oğulları ve dostlarıyız. Diğer insanlar bizim kölemizdir. Biz kölelerimizin mallarını yersek, kimse bize bir sorumluluk yükleyemez" Bir rivayete göre de şöyle derlerdi: "Allah bize dinimize uymayanların malını yemeyi mubah kıldı Yalancı ve iftiracı olduklarını bildikleri halde, bu şekilde iddialarda bulunarak Allah'a karşı yalan söylüyorlar. Rivayet olunduğuna göre onlar: "Ümmîler (Araplar) için bize bir sorumluluk yoktur" dediklerinde, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu : Allah'ın düşmanları yalan söylüyorlar. Câhiliyye'den kalma ne varsa, hepsi şu iki ayağımın altındadır. Sadece, o devirden kalan emanet hariç. İyiye de, kötüye de emaneti verilecektir."

Rivayet olunduğuna göre bir adam İbn Abbas (r.a.)'a şöyle der: "Biz gazada zimmîlerin (Ehl-i kitabın) tavuk ve koyunlarını alıyoruz." İbn Abbas (r.a.): "Peki bu işe ne diyorsunuz?" dedi. Bunu yapanlar: "Bundan dolayı bize bir vebal yoktur" diyoruz dediler. İbn Abbas (r.a.) şöyle dedi: "Bu, Ehl-i kitabın "ümmîlerin mallarını yemede bize bir vebal yoktur" demesine benziyor. Bilesin ki, onlar cizyeyi ödedikleri takdirde, rızaları olmadıkça malları size helal değildir." Bunu İbn Kesir anlatmıştır.

* 77. ayet: "Allah, kıyamet günü onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır."Allah onlarla konuşmayacak" Bu ifade, Allah'ın gazabı ve hışmının şiddeti yerinde mecazen kullanılmıştır. Bundan sonra gelen bakmayacak, temizlemeyecek" kelimelerinde de durum aynıdır. "Onlara bakmayacak" Zemahşerî şöyle der: "Bu cümle, onları horlamak ve onlara kızmak yerinde mecazdır. Çünkü bir kimse bir insana değer verirse ona döner ve dikkatle bakar."

 

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-28

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-28

Nisa: 114: لاَّ خَيْرَ فِي كَثِيرٍ مِّن نَّجْوَاهُمْ إِلا

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-27

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-27

Nisa: 97: İbn Abbas’ın şöyle dediği rivayet olunur: “Müslümanlardan, İslam’ı hafife a

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-26

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-26

Nisa: 76 إِنَّ كَيْدَ الشَّيْطَانِ كَانَ ضَعِيفاً “Haddi za

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-25

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-25

Nisa: 58 ayet: إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تُؤدُّواْ الأَ

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-24

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-24

46. ayet:, مِّنَ الَّذِينَ هَادُواْ يُحَرِّفُونَ الْكَلِم

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-23

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-23

32.Ayet: Mücâhid'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ümmü Seleme (r.anhâ): "Ya Rasulallah!

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-22

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-22

11.Ayet: Rivayet olunduğuna göre Sa'd b. Rabi'nin karısı, iki kızını alarak Rasulullah (s.a.

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-21

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-21

Nisa Suresi *Bu mübarek sûre kadın, ev, aile, devlet ve toplumu ilgilendiren önemli kanunlardan

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-20

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-20

Yüce Allah bu mübarek sûreye tevhid, ulûhiyet ve nübüvvet delillerini zikrederek başladı ve

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-19

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-19

172.Ayet; Karh, yara; kurh ise yaranın acısı demektir. 173. Ayet: وَقَالُواْ حَس

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-18

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-18

*Ayet: 159: فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَ اللّهِ لِنتَ لَهُمْ “Al

et-Teğabün: 3

Gökleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır. (Mürşid 3.1 adlı yazılım-Turan Yazılım-(www.turan.com.tr) )

GÜNÜN HADİSİ

Zalim sultanın yanında gerçeği söylemek en büyük cihaddandır.

Tirmizi 13, (2175)

TARİHTE BU HAFTA

*Gençlik ve Spor Bayramı(19 Mayıs) *Gençlik Haftsı(19-25 Mayıs)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI