Cevaplar.Org

FÂTİH SULTAN MEHMED

İkinci Murad Han ve Candaroğulları ailesinden Hümâ Hâtun’un oğludur. Şehzâde Mehmed küçük yaşta devrin en mümtaz âlimlerinden ilim tahsil etti. Akşemseddin Hazretleri şehzâdeyle bizzat ilgilendi. 12 yaşına gelince Manisa’ya vâli olarak gönderildi. Kısa bir süre sonra babası tarafından tahta çıkarıldı. 2. Murad kapıkulu ve paşalar önünde tahtı resmen oğlu Mehmed’e bıraktığını ilân ederek Manisa sarayına çekildi


Orhan Dindar

odindar14@gmail.com

2023-05-08 07:00:04

İkinci Murad Han ve Candaroğulları ailesinden Hümâ Hâtun'un oğludur. Şehzâde Mehmed küçük yaşta devrin en mümtaz âlimlerinden ilim tahsil etti. Akşemseddin Hazretleri şehzâdeyle bizzat ilgilendi. 12 yaşına gelince Manisa'ya vâli olarak gönderildi. Kısa bir süre sonra babası tarafından tahta çıkarıldı. 2. Murad kapıkulu ve paşalar önünde tahtı resmen oğlu Mehmed'e bıraktığını ilân ederek Manisa sarayına çekildi (1444).

Devletin henüz on iki yaşında olan tecrübesiz bir gencin eline bırakılması içeride ve dışarıda büyük buhranlara yol açtı. Macaristan'da Haçlı seferi için hazırlıklara başlanmıştı. 2. Murad devleti daha ziyâde ulu veziri Çandarlı Halil Paşa'nın ellerine bırakmıştı. Fakat diğer devlet büyükleri, bilhassa kul aslından olan paşalar Çandarlı'ya karşı 2. Mehmed'in etrafında toplanmışlar, iktidarı onun adına Çandarlı'nın elinden almaya çalışıyorlardı.

Haçlı ordusu yaklaştığında, Çandarlı, Sultan Murad'ı Edirne'ye dâvet etti. "Harbi asker ve kumandanlar yapar… Pâdişah cenkte devletin şânını temsil eden bir ferddir, ha ben, ha oğlum." cevâbını alınca, bu defa Sultan Mehmed'e o meşhur fermânı yazdırttı: "Gelin ordunun başına geçin. Eğer siz pâdişah iseniz, küffarın hücumunu defetmek için gelmek vâcibdir. Eğer ben pâdişah isem, emrimize itaat ederek gelmek yine vâcibdir." Sonunda Osmanlı ordusu 2. Murad idaresinde Haçlı kuvvetlerini Varna'da mağlup etti.

Çandarlı Halil Paşa 2. Murad'ı gerçek pâdişah sayıyor ve zaferden sonra rakiplerine karşı Edirne'de kalması için ısrar ediyordu. 2. Murad geleceği için tehlikeli olabileceğini düşünerek oğlunu tahttan indirmek iste-medi, Edirne'de birkaç gün kalıp Manisa'ya çekildi. 2. Mehmed bu yıllarda, bilhassa Zağanos Paşa'nın tesiriyle İstanbul fethini pâdişahlığının ilk şartı olarak benimsemiş bulunuyor ve Çandarlı'yı başlıca engel görüyordu. Bu esnada Edirne'de büyük bir yeniçeri isyanı patlak verdi. Çandarlı'nın gönderdiği gizli haberle 2. Murad Edirne'ye geldi ve tekrar tahta çıktı (1446). 2. Mehmed Manisa'ya gönderildi.

2. Mehmed daha sonra babasının 48 yaşında vefâtı üzerine on dokuz yaşında ikinci defa Osmanlı tahtına çıktı (1451). Çandarlı Halil'i vezîriâzamlıktan ayırmadı. Fakat Anadolu beylerbeyliğine İshak Paşa'yı gönderdi, Sarıca ve Za-ğanos paşalar da divâna girdiler. Padişah, Anadoluhisarı karşısında yerini bizzat tesbit edip projesini de kendi tasarladığı bir hisar yapılmasını emretti. Zağanos'un gayretiyle Boğazkesen Hisarı altı ay içinde 1452 Ağustosunda tamamlandı. Üç büyük burcu, Halil, Sarıca ve Zağanos Paşaların adını taşıyordu. 2. Mehmed Bizans imparatoruna İstanbul'u teslim etmesi, aksi halde savaşa hazırlanması gerektiğini bildirerek savaş ilân etti. Bu teşebbüs karşısında en büyük engel olarak Çandarlı'yı görüyordu. Çandarlı fethin gerçekleşmesi durumunda bütün iktidarının elden gideceğini biliyordu. Ancak geri çekilme halinde de devletin durumu tehlikeye düşecekti. Bundan dolayı bu işe girişilmemesi için elinden geldiği kadar çalıştı. Fakat 2. Mehmed fethi mutlak iktidarının ilk şartı sayıyor ve buna karşı bir engel tanımıyordu.

Pâdişah, Edirne'de büyük bir meşveret meclisi topladı ve savaş kararı alındı. Surların sağlamlığını ve savaşın beklenmedik tehlikelerini öne süren ihtiyatlı ricâl ise pâdişâhın ısrarı karşısında çoğunluğa uymak zorunda kaldı. 6 Nisan-29 Mayıs 1453 tarihleri arasında elli dört gün süren İstanbul muhasarasının en buhranlı anlarında fetihle ilgili iki muhâlif görüş tekrar karşı karşıya geldi. Toplanan harp meclisinde Çandarlı Halil Paşa'nın Batı âlemini tahrik etmenin tehlikeleri hakkındaki açıklamaları ve uzlaşma gereğiyle ilgili sözleri Zağanos tarafından cevaplandırıldı. Genel saldırı kararı verilerek günün tâyini Zağanos Paşa'ya bırakıldı. Ve nihâyet fetih 29 Mayıs 1453'de gerçekleşti.

Hz. Muhammed'in (asm), "Konstantiniyye (İstanbul) elbet bir gün fetholunacaktır. Onu fetheden emir (kumandan) ne güzel kumandan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur." meâlindeki hadis-i şerifleri tahakkuk etmiş oldu. İstanbul'un fethi, Osmanlı İmparatorluğu'nun kesin kuruluşunu ve sonraki büyük fütûhatı hazırlayan esas olaydır. Fâtih Sultan Mehmed'in hü-kümdarlığı otuz yıl sürdü. Bu müddet içerisinde iki imparatorluk ve irili ufaklı on yedi devlet fethedildi. Mora ve Yunanistan'ın tamamına yakını ile Belgrad hâriç Sırbistan, Eflak, Boğdan, Arnavutluk, Bosna, Hersek, Kırım fethedildi. Karaman, Candaroğulları, İsfendiyaroğulları, Trabzon Rum beyliği ve Akkoyunlularla yapılan savaşlar sonunda İmparatorluğun sınırları Fırat boylarına kadar genişledi.

Fâtih Sultan Mehmed'in devri câmileriyle, mescitleriyle, medrese ve mektebleriyle, hastahâne ve kervansaraylarıyla mütemadiyen büyüyen bir imparatorluk sathında azâmetli bir îmar devri oldu. Bilhassa İstanbul'un siması birkaç yıl içinde değişti. Şehre girdiği gün, Ayasofya'nın kubbesine çıkmış ve Ayasofya'nın hemen yanıbaşında olup fetih esnasında yıkık vaziyette bulunan sarayı görünce Farsca Firdevsi'ye âit şu beyitleri terennüm etmişti: "Bûm növbet mîzened ber târemî Efrâsiyâb/Perdedâri mîküned der kasr-ı Kayser ankebûd." (Efrâsyâbın kubbesinde baykuş nevbet vuruyor, Kayserin sarayında da örümcek teşrifatcılık yapıyor.) Dünyaya kan kusturan Bizans imparatorlarının sarayında nevbet vurmak üzere baykuştan başka kimse kalmamış ve saraylarının protokol müdürlüğü de örümceğe kalmış!

Fâtih ilk Osmanlı sarayını bugünkü İstanbul Üniversitesinin merkez binalarının bulunduğu yere yaptırdı. Yirmi yıl sonra da Topkapı Sarayı'nın yerini tâyin ederek temelini atmış oldu. 1480 baharında Gedik Ahmed Paşa kumandasında bir orduyu donama ile Güney İtalya'ya göndermişti. Gedik Ahmed Paşa Otranto'yu ele geçirdi. Fâtih'in kendisi de 1481 senesinin Nisan ayında İstanbul'dan Üsküdar'a geçti. 300 bin kişilik bir ordunun başında şark seferine çıkmıştı. Nereye gidildiğini kimse bilmiyordu. Gebze civarında Hünkâr çayırı denilen mevkide (Maltepe) hastalığı birden ağırlaştı ve 3 Mayıs'da vefât etti.

Vezi-riâzam Karamânî Mehmed Paşa gizlice Karaman vâlisi Cem Sultan'a haber göndererek kendisini İstanbul'a dâvet etmiş ve pâdişâhın-vefâtını askerden ve İstanbul halkından gizlemişti. Fakat ulak Karaman'a ulaşmadan yolda ele geçirilmiş asker ve Fâtih'in İstanbul'da bıraktığı İshak Paşa vaziyeti öğrenmişlerdi. İshak Paşa da derhal Amasya'da bulunan Şehzâde Bayezid'e haber göndermişti. Şehzâde Bayezid gelinceye kadar onun İstanbul'da sarayda bulunan oğlu Şehzâde Korkud babasının vekili olarak tahta oturtuldu. Yeniçe-rilerin nefret ettiği Karamânî Mehmed paşa katledildi. Sultan Bayezid ancak Mayıs'ın yirmi ikisinde İstanbul'a gelebildi. O güne kadar Fâtih'in nâşı sarayda muhafaza edildi. Cenâzesi Fâtih Câmiindeki türbesine defnedilmiştir. Bu arada İtalya'nın kuzeyine doğru ilerlemek için taze kuvvet toplamak üzere Rumeli'ye dönmüş olan Gedik Ahmed Paşa da Fâtih'in vefât haberini aldı ve Sultan Bayezid'in emriyle İstanbul'a döndü.

Fâtih devrinde devlet idaresinde ve orduda kul olanların üstün duruma geçtiği anlaşılmaktadır. Fâtih tahta çıkar çıkmaz henüz memede olan kardeşi Ahmed'i boğdurmuş, "Karındaşlarını nizâm-ı âlem için katletmek câizdir." hükmünü koyarken de hâkimiyetin bölünmezliğini sağlamayı ve devleti ileride taht iddiacılarının tehlikelerinden kurtarmayı düşünmüştür.

Din felsefesi meselelerine de âşina olan Fâtih Sultan Mehmed'in coğrafya, matematik, astronomi ilimlerine özel bir ilgisi vardı. Çeşitli ilimleri tahsil için devrin meşhur âlimlerini kendisine hoca tâyin eder, bunlar her gün belli saatte gelip ona ders okuturlardı. Hocazâde Muslihuddin, Molla Gürânî, Molla İlyas, Molla Hüsrev, Hızır Bey, Molla Hayreddin hocalarındandır. Ali Kuşcu gibi uzak diyarların mümtaz âlimlerini İstanbul'a celb etmiştir. İbadetlerinde kusuru bulunmayan samimî bir dindardı.

Fetihten hemen sonra Fâtih Semtinde, Ortodoks patrikliğine tahsis edilmişken çok harap bir halde olan Bizans'ın büyük değer verdiği On İki Havari (Hagioi Apostoloi) Kilisesi'nde barınamayan patriğin başka bir yere taşınmak istemesi üzerine, ona diğer bir kiliseyi bağışlayarak buranın yerini kendi adına yaptıracağı külliyeye tahsis etmiştir. Kendi adıyla ilk selâtin câmii olan Fâtih Câmii'ni hayli harap olmuş bu metruk kilisenin olduğu yere inşa etti. Etrafına da ünlü Semâniye medreselerini yaptırdı. Ayasofya medresesini de açtı. Kendisi medreseleri bizzat teftiş eder, dersleri dinler ve ödül verirdi. Sarayda, seferlerde, yolda, sünnet düğünü gibi toplantı-larda ilmî tartışmalar yaptırırdı.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

SULTAN 2. BAYEZİD (1481-1512)

SULTAN 2. BAYEZİD (1481-1512)

1448’de Dimetoka’da doğdu. Fâtih Sultan Mehmed’in Gülbahar Hâtun’dan doğan büyük oğl

BÜYÜK ÇARŞI

BÜYÜK ÇARŞI

İki bedestenin çevresinde meydana gelen ticaret merkezidir. Halk arasında Kapalı Çarşı olarak

HOCAZÂDE MUSLUHİDDİN

HOCAZÂDE MUSLUHİDDİN

Babası Bursa tüccarlarından olup, o devirde ticaretle uğraşanlar “hoca” unvanıyla anıldı

HIZIR BEY

HIZIR BEY

İstanbul’un ilk kadısıdır. Eskişehir-Sivrihisar’da doğdu. Sivrihisar’da bir medresede m

MUSLİHUDDİN MUSTAFA (ŞEYH VEFÂ-Ö. 1491)

MUSLİHUDDİN MUSTAFA (ŞEYH VEFÂ-Ö. 1491)

Zeyniyye tarikatının Vefâiyye kolunun kurucusudur. Vefâ lakabını annesinin adı olan Vefâ'd

MOLLA GÜRANİ VE MOLLA HÜSREV

MOLLA GÜRANİ VE MOLLA HÜSREV

Molla Gürânî: Irak’ın kuzeyinde Şehrizor’da (Kerkük) doğduğu kaydedilmekle beraber kend

RUM MEHMED PAŞA (Ö. 1474 )

RUM MEHMED PAŞA (Ö. 1474 )

İstanbul’un fethinde esir düşen Rumlar’dan olup, saray hizmetine alınmıştır. Enderun Mekt

HAS MURAT PAŞA CAMİİ

HAS MURAT PAŞA CAMİİ

Fâtih Sultan Mehmet döneminde vezirlik yapmış ve Uzun Hasan’la yapılan savaşta şehit olmuş

MOLLA GÜRANİ CAMİİ

MOLLA GÜRANİ CAMİİ

Bir adı da Vefâ Kilise Câmii olan bu Bizans kilisesi, fetihten sonra ilk câmiye dönüştürüle

KALENDERHANE CAMİİ

KALENDERHANE CAMİİ

Kalenderhâne Câmii Fâtih zamanında Bizans kilisesinden çevrilen, Şehzâdebaşı civarında Ve

AYASOFYA CAMİİ

AYASOFYA CAMİİ

Bizans devrinde İstanbul’un en büyük kilisesi iken (Hagia Sophia) fetihten sonra şehrin baş c

Zulüm (ve haksızlık) edenlere de sakın meyletmeyin! Sonra size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur, sonra size yardım da edilmez.

Hûd, 113

GÜNÜN HADİSİ

"Kelimetan hafifetan alellisan. Sakiyleten filmizan. Habiybetan ilerrahman: Subhanellahi ve bi hamdihi, subhanellahi'l-azim."

"İki kelime vardır ki, dile hafif, mizanda ağırdırlar: Sübhanellahi ve bi hamdihi, sübhanellahi'l-azim." (Buhari, Deavat: 11/175)

TARİHTE BU HAFTA

*Fatih Camii Tekrar İbadete Açıldı(15 Nisan 2002) *Şeyhülislam İbn-i Kemal'in Vefatı(16 Nisan 2002) *Einstein'in Ölümü(18 Nisan 1955) *93 Harbi Başladı(19 Nisan 1877) *Miladi Takvime Göre Efendimiz'in(s.a.v) Doğumu(20 Nisan 571)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI