ÜSTAD BEDİÜZZAMAN ETRAFINDA 12 SORU-CEVAP-7

Soru: Hocam, Bediüzzaman’ın eserleri medrese okuyanlara neler kazandıyor, avam için yazılmış eserler değil mi? Metin Yiğit: Medresede alet ilimleri ve âlî ilimler okunmaktadır. Alet ilimlerinin okunuş amacı öğrencinin tefsir, hadis, fıkıh ve kelam gibi âlî ilimler


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2022-05-17 09:15:12

Soru: Hocam, Bediüzzaman'ın eserleri medrese okuyanlara neler kazandıyor, avam için yazılmış eserler değil mi? Metin Yiğit: Medresede alet ilimleri ve âlî ilimler okunmaktadır. Alet ilimlerinin okunuş amacı öğrencinin tefsir, hadis, fıkıh ve kelam gibi âlî ilimler alanında yazılan literatürü anlayıp tahlil edebilmesidir. Bu ilimler asırdan asıra süzülerek bize ulaşmış olup ümmetin kimliğinin bir parçası haline gelmiştir. Ancak bunlar da nihai mertebede amaç değildir. Esas amaç marifetullah ve rızayı ilahîdir. Marifetullah ve sair imanî rükünleri içten hissederek yaşamayanlar gerçekten işin kışrında kalmış olurlar ne kendilerine ne de çevreye istenen manada faydalı olabilirler. Günümüzde Müslüman dünyada yaşanan sıkıntıların önemli bir kısmının nedeni İslamın zahiri kabulden ibaret sanılmasıdır. Halbuki zahiri kabul sadece İslam'a giriş aşamasını teşkil etmektedir. Kabulden sonra benimsenen düşünce ve davranışların duygu ve latife düzeyine çıkarılması için yeni bir süreç gerekmektedir. Risale-i Nur bu süreçte büyük bir muallim ve mürşid rolünü ifa etmektedir. Zahiri ilimlerde bu özellik yok mudur diye sorulabilir. Elbette Kelâm ve Usuluddin gibi ilimlerde marifetullaha ilişkin özlü bilgiler vardır. Ama bu özü geliştirip fiili hale getirmeye muvaffak olanlar pek azdır.

Eskiden medreselerde zahiri ilimleri bitirenler tasavvuf yoluyla manevi eğitimlerini tamamlamaya çalışırlardı. Ve büyük oranda buna muvaffak da olunurdu. Fakat günümüzde medrese ve tasavvufî müesseselerin bakiyesi konumundaki teşebbüsler ancak has diyebileceğimiz bir dairede faaliyet gösterebilmektedirler. Risale-i Nur ise çok daha geniş bir yelpazede hizmet imkânı sunmaktadır.

Medrese ilimlerinde teknik bilgiler eşliğinde aktarılan iman ve marifetullah dersini Risale-i Nur, Kur'ân'ın feyziyle herkesin istifade edebileceği fıtrî bir tarzda vermektedir.

Medrese ilimlerindeki formel bilgiler genelde akıl ve muhakemeye hitap etmektedir. Risale-i Nur ise Kur'ânî üslubun gereği olarak hem kalbe hem de aklî muhakemeye hitap ederek muhtaplarını her iki yönden tatmin edip beslemektedir. Bundan dolayı gerçek bir Risale talebesi aklen mağlup olsa da Allah'ın inayetiyle kalben ve ruhen direncini muhafaza eder.

İrşad ekolleri maksada varmak için birçok yol ve yönteme başvururlar. Bunların bir kısmı zamanla değişime uğrayıp müşkil bir hal alır. Mesela Kelâm alimleri kendi dönemlerinde söz konusu edilen araz, cevher, cüz-i layetecezza gibi bahisler üzerinden yaratıcın varlığını ve sıfatlarını anlatmaya çalışmışlardır. Malum olduğu üzere bu tartışmalar günümüzde eski güncelliğini kaybetmiş vaziyettedir.

Ancak Risale-i Nur, Kur'ân'ın delaletiyle hiçbir zaman güncelliğini yitirmeyen nizam, gaye ve vicdan delillerini etkin bir şekilde kullanmaktadır. Aslında tarihte Kur'ânî bir muhteva olan nizam, gaye ve vicdan delili birçok kimse alim tarafından dile getirilmiştir. Ancak Risale-i Nur'da şahit olduğumuz kemiyet ve keyfiyetteki izah görülmüş değildir.

Risale-i Nur'un en önemli özelliklerinden biri de şahıs merkezli olmayıp eser merkezli olmasıdır. Malumunuz irşad müesseselerinin çoğunda belli bir şahsa teslimiyetin ışığında yol katetme öngörülmektedir. Teslimiyetin kırıldığı çağımızda bu oldukça zor bir durumdur. Bağlanılan şahıs hakkında en ufak bir kuşku mensupları olumsuz etkilemektedir. Risalede ise şahıs yerine eser ve eserin anlattığı muhteva esas alındığı için böyle bir risk yok mesabesindedir. Bu da Risalenin daha geniş bir çerçevede hizmet etmesine imkân tanımaktadır. Risalenin bu özelliği bana İbn Mesud'un "İlla birine tabi olacaksanız ölmüş kimselere tabi olunuz. Zira siz hayattakilerin fitnesinden emin olamazsınız" mealindeki sözünü hatırlatmaktadır:

وإن كنتم لابد مقتدين فاقتدوا بالميت فإن الحي لا يؤمن عليه الفتنة

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Kim Rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa güzel bir amel işlesin ve Rabbine kullukta hiç bir ortak koşmasın.

Kehf, 110

GÜNÜN HADİSİ

Yeryüzünde bir kötülük işlendiği vakit, ona şahid olan bunu takbih ederse (kötü olduğunu te'yid ederse), o kötülüğü görmemiş gibi zararından kurtulur. O kötülüğe şahid olmadığı halde, işittiği zaman memnun kalan kimse, sanki şahid olmuş gibi manen zarar

Ebu Davud, Melahim 17, (4345)

TARİHTE BU HAFTA

*Prut Barış Antlaşması (Osmanlı-Rusya) 22 Temmuz 1711 *İkinci Meşrutiyet'in ilanı 23 Temmuz 1908

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI