NECATİ KILIÇOĞLU HOCAMIZDAN HATIRALAR-2

HACI FARUK TİFNİKLİ EFENDİ Hacı Faruk efendi, Mustafa Necati Efendi’den sonra hocamın ikincisi hocası. Hocamdan duyduğum bir şeyi nakledeyim. Hacı Faruk beyden Mantık ilmine dair Şemsiye adlı kitabı okuyorlarmış. Kitabın ibaresi çetin bir ibare. Hocam o sırada bir sebepten dolayı Bayburt’a gitmiş. Hocamın adeti de, gittiği


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2022-04-01 08:37:04

HACI FARUK TİFNİKLİ EFENDİ 

Hacı Faruk efendi, Mustafa Necati Efendi'den sonra hocamın ikincisi hocası. Hocamdan duyduğum bir şeyi nakledeyim. Hacı Faruk beyden Mantık ilmine dair Şemsiye adlı kitabı okuyorlarmış. Kitabın ibaresi çetin bir ibare. Hocam o sırada bir sebebten dolayı Bayburt'a gitmiş. Hocamın adeti de, gittiği yerlerde o şehrin ileri gelenlerini, büyük zatlarını ziyaret etmek. Bayburt'ta da o zaman eski müftülerden Fahreddin Efendi(Kumbasar-1879-1961) varmış. Hocam onu ziyarete gittiğinde kendisinin de İslami ilimleri tahsil ettiğini söylemiş. Fahreddin Efendi; "şu an ne okuyorsunuz" diye sormuş. Hocam da "Şemsiye okuyoruz" demiş. Bunun üzerine Fahreddin efendi; "hocanız Şemsiye okuturken hangi kitabı takip ediyor?" diye sormuş. Şemsiye çetin ya, ona açıklamak üzere bazı kitaplar da yazılmış. Hocam demiş ki; "ezbere okutuyor." Fahreddin Efendi; "olur mu öyle şey" demiş, kabullenememiş.

Tabii Hacı Faruk Efendi büyük bir alim. Aynı zaman da harf inkilabına kadar idadide(lise)de muallimlik yapmış. Hocamdan dinlediğime göre yaz olunca talebeler köylerine giderlermiş. Hocam kalırmış. O zamanlar Faruk Efendi hocama tarih, coğrafya dersleri okuturmuş. Mesela bir tarih kitabını hocama verir; "bunu oku" der, kendisi dinlermiş. Coğrafyadan da öyle. Kendisi okulda da öğretmenlik yapmış ya, istemiş ki hocam her taraftan yetişsin.

MOLLA NADİR EFENDİ'NİN ELMALILI TEFSİRİ İÇİN DEDİĞİ SÖZ

Hocamın üçüncü hocası olan büyük alim Molla Nadir Efendi Elmalılı tefsiri için demiş ki; "bu tefsir Kur'an yazısıyla yazılsaydı, bütün kitaplarımı satar, bu tefsiri alırdım." Kendisi yeni alfabeyi bilemediği için o tefsiri okuyamamış.

 HALİS EMEK HOCAEFENDİ

Merhum Halis Emek hoca da Erzurum'un büyük hocalarındandı. Kendisi, evlad-ı Rasulden Babadereli Ahmed Efendi'nin talebesi..

 Risale-i Nur konusunda derdi ki; "Risale-i Nur'a anlamak, anlatmak, izah etmek Kırkıncı hocanın hakkı, ona layık, ona yakışıyor" derdi.

 Bir arkadaşımız Halis hoca ile alakalı demişti ki; "ben hayli zaman ondan Arapça okudum da, onun sözlüğe müracaat ettiğine şahit olmadım."

Bu Arapça ilmi yağa benziyor. Yağı kullanmaz, kenara alırsan donar. Bu ilim de okursan, okutursan, müzakere edersen canlı kalır. Şöyle bir ifade var; "El ilmu bi'run(İlim bir kuyudur) ve müzakeretuha delvun(müzakere etmek de onun kovasıdır) eğer müzakere edersen o kovadan bir su çekersin. Müzakere etmezsen, bir su çekemezsin.

ABDULGAFUR HAS HOCAEFENDİ

Abdulgafur has hoca evlad-ı Rasüldendi. Çok ilmi vardı, ehl-i tarikti. Pederi olan Babadereli Ahmed Efendi'den okumuştu. Kendisiyle zaman zaman oturmalarımız oldu, feyiz aldık, muhterem bir zattı.

Babadereli Ahmed Efendi'nin Alvarlı Efe hazretleri ile çok samimiyetleri vardı. Bir hadise anlatayım; Babadereli Ahmed Efendi Çat'ta imammış. Köylüler: "Efe senin nüfusun kalabalık, maddi durumun da iyi değil, senin üzerine birkaç tane çayır ve tarla tapu edelim." demişler. Ahmet Efendi köylülerin defaatle yapmış oldukları tekliflerini geri çevirmiş. Fakat köylülerin ısrarlarını sürdürmeleri üzerine; 'Hele siz bana birkaç gün müsaade edin, ben size cevap veririm.' demiş. "Hele ben bu meseleyi Efe Hazretleri'ne bir danışayım" düşüncesiyle Efe'nin yanına gelmiş. Ahmet Efendi daha Efe'ye bir şey sormadan, Efe ona şöyle demiş: "Ahmet Efendi; "Şimdi bana bütün Pasin Ovası'nı senin üzerine tapu edeceğiz deseler, inan ki, ben bunun için tapu dairesine gitmem." Bunun üzerine Ahmet Efendi, Efe Hazretleri'ne hiçbir şey söylemeden, yanından ayrılmış ve köylülerin teklifini kabul etmemiş..

 "NECATİ SANKİ BAŞKASINA OKUYOR"

Merhum Vahdettin Hızıroğlu ağabey vardı. Kendisini 1963-64'lerde tanıdım. Risale-i Nur'a çok vakıftı ve çok da güzel okurdu. O zaman genelde derslerde o okur, hocam izah ederdi.

Kendisi merhum Mustafa Polat ile birlikte Cuma namazlarına Kurşunlu camiine gelirlerdi. Bazen biz medresede ders okurken gelip dinleyici olarak katılırlardı. Bir gün İnam hoca ile hadis okuyorduk. Hadis okurken bir ara Vahdettin ağabey baktı baktı, "Necati öyle okuyor ki, sanki hiç kendisine lazım değil, başkasına okuyor." Nefsine hitap ederek okumuyor demek istedi. Tabii ben ne anlarım, o zaman 14-15 yaşlarında bir çocuğum..

ÇÖĞENDERLİ HACI SALİH EFENDİ

O da ehl-i kemal bir zattı. Evliyadan olduğuna hüsnü zannımız vardır..Salih Efendi ile bir kaç defa aynı sofrada da bulunduk. Çok muhterem, çok mübarek bir zat idi. Alvarlı Efe onun hakkında demiş ki; "yeryüzünde evliya görmek isteyen Salih'e baksın."

Hocam da demiş ki; "Salih Efendi'nin evinde yediğim baklavayı hayatımda başka hiçbir yerde yemedim." Salih efendigilde çok güzel baklava yaparlarmış.

YUNUS KAYA HOCANIN RİSALELER HAKKINDAKİ RAPORU

Yunus Kaya hocayı tanıdık. İlminin çok büyük olduğunu bildik. Hocamlar 1973'de  Risale-i Nur okudukları için bir baskınla hapse gönderilmişlerdi. O zaman Yunus Kaya Erzurum müftüsü idi. Mahkeme kendisinden risaleleler hakkında rapor istemişler. Kendisi de müsbet rapor vermişti. Hatta hocamgili hapishanede görmek istemiş. Hocam "gelmesin" demiş, rapora gölge düşürmemek, "yanlı yazılmış" dedirtmemek için..Allah rahmet eylesin..

-Hocam hatıralarınızı bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

-Estağfurullah

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Gökleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorulmayan Allah'ın ölüleri diriltmeye de gücünün yeteceğini düşünmezler mi? Evet O, herşeye kadirdir.

Ahkaf, 33

GÜNÜN HADİSİ

İki ni'met (iki güzel hal) vardır ki, insanlardan çoğu bu ni'metleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat, boş vakit.

Abdullâh b. Abbâs (r.a)'dan

TARİHTE BU HAFTA

*Genç Osman'ın Yedikule'de Şehid Edilmesi (20 Mayıs 1622) *İbn-i Sina'nın Vefatı(21 Mayıs 1037) *Dandanakan Zaferi (23 Mayıs 1040) *Necip Fazıl'ın Vefatı (25 Mayıs 1983)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI