BİR İRFAN OLUĞU; ARVAS SEYYİDLERİ-2

.2.1.3. Arvasîlerin Ağrı’ya Gelişi Bayazıt Sancağının vilayet merkezi olduğu dönemde Ahmed-i Hânî sonrası ilmiye sınıfında meydana gelen boşluk hemen doldurulamamıştır. Bu nedenle yakın vilayetlerd


Abdulcebbar Kavak(Doç.Dr)

a.c.kavak@hotmail.com

2021-08-31 02:38:34

1.2.1.3. Arvasîlerin Ağrı'ya Gelişi

Bayazıt Sancağının vilayet merkezi olduğu dönemde Ahmed-i Hânî sonrası ilmiye sınıfında meydana gelen boşluk hemen doldurulamamıştır. Bu nedenle yakın vilayetlerde Arapça ve İslamî ilimlere vâkıf bir alim ve müderris şahsiyet

aranmıştır. Nihayet Van vilayetinde yaşayan pek çok alimin yetiştiği Arvas Medresesinden bir alim istenmesine karar verilmiştir. Bu amaçla medresenin baş müderrisi ve postnişini olan Seyyid Abdullah Arvasî'den bir müderris talep edilmiştir.

Seyyid Abdullah da büyük oğlu Seyyid Abdurrahim Arvasî'yi bu iş için Bayazıt Sancağına göndermiştir. Böylece Arvasî ailesinin Ağrı'ya ilk gelişleri Seyyid Abdürrahim Arvasî ile on sekizinci asrın ikinci yarısında gerçekleşmiştir.

Bayazıt Sancağına yerleşen Seyyid Abdürrahim Arvasî, bir taraftan açtığı medrese ile halkla içiçe olurken, diğer taraftan İshak Paşa Sarayında danışmanlık ve resmi yazışmalar yoluyla devlet ricaline yakın bir mevkide görev yapmıştır. Onun vefatından sonra görevini oğlu Seyyid İbrahim Arvasî üstlenmiştir. Onun da vefatıyla oğlu Seyyid Abdülaziz Arvasî bu görevleri yürütmüştür.

Yirminci asrın ilk çeyreğinde bu defa Seyyid Abdullah Arvasî'nin ikinci oğlu Seyyid Abdurrahman Kutub Arvasî'nin soyundan gelen Seyyid Mustafa Arvasî (v. 1959) ile kardeşleri Seyyid Salih Arvasî (v. 1988) ve Seyyid Cami Arvasî, Van'ın Erciş ilçesinden Ağrının Taşlıçay ilçesine gelip yerleşmişlerdir.

Seyyid Mustafa Arvasî'nin Taşlıçay'da başlattığı tasavvufî faaliyetler oğulları Seyyid Muhyeddin (v. 1940), Seyyid Seyfeddin (v. 2002), Seyyid Şahabeddin (v. 2010), Seyyid Alaaddin (v. 2015) ve Seyyid Sulhaddin tarafından devam ettirilmiştir. Özellikle Seyyid Şahabeddin ve Seyyid Alaaddin Arvasî onun yolunu Ağrı'da devam ettiren iki oğludur.

Seyyid Mustafa Arvasî'nin kardeşi Seyyid Salih'in soyu çocukları Seyyid Halife Yusuf, Seyyid İsmail, Seyyid Cesim, Seyyid Muhammed Şerif, Seyyid Abdurahman, Seyyid Muhammed Hanifi, Seyyid Muhammed Reşîd Arvasî ile devam etmiştir. Seyyid Halife Yusuf, Seyyid Abdurrahman ve Seyyid

İsmail onun ilim ve tasavvuf mirasını sürdüren çocuklarıdır.

Böylece Seyyid Abdullah Arvasî'nin her iki oğlunun soyundan gelen Arvasîler, farklı dönemlerde de olsa Ağrı'da ilmî ve tasavvufî faaliyetlerde bulunma fırsatını yakalamışlardır.

1.2.1.4. Arvâsî Ailesinin Tasavvufî Kimliği

Arvasî ailesinin tasavvufî kimliklerine baktığımızda iki büyük tarikata mensup oldukları görülür. Bunlar Kadiriyye ve Nakşibendiyye tarikatlarıdır. Miladi on ikinci yüzyılın ikinci yarısından itibaren Kadiriyye tarikatıyla başlayan tasavvufî faaliyetleri, Nakşibendî-Hâlidîliğin Irak'ta ortaya çıktığı on

dokuzuncu asrın ilk çeyreğine kadar devam etmiştir. Bu tarihten sonra aile mensupları Kadirîlikten tamamen kopmamakla beraber, uygulamada Nakşibendiyye tarikatını neşretmeye ve bu tarikata mensup şeyhler olarak tanınmaya başlamışlardır.

On ikinci yüzyılın ikinci yarısında tasavvufî eğitimlerini Bağdat'ta yeğenleri olan Kadirî ailesinden alarak tarikat hırkası giymişlerdir. Hacı Kâsım Bağdâdî, Şeyh Abdülkadir Geylanî'nin oğlu Şeyh Abdürrezzak Geylanî'nin aynı isimli to

runundan Kadirî hırkası giymiştir. Çocukları da ilim ve tarikat icazetlerini kendisinden almışlardır. Hacı Kâsım Bağdâdî'den Şeyh Abdülkadir Geylanî'ye kadar uzanan tarikat silsilesinde ise şu zevât yer almaktadır:

1. Şeyh Abdülkadir Geylanî

2. Seyyid Abdürrezzak Bağdadî

3. Seyyid Nasr b. Seyyid Abdürrezzak

4. Seyyid Ali b. Seyyid Nasr

5. Seyyid Mahmud b. Seyyid Ali

6. Seyyid Abdürrezzak b. Seyyid Mahmud

7. Hacı Kâsım Bağdâdî b. Seyyid İzzeddin Abdullah

Hacı Kâsım Bağdâdî, erkek çocuklarının hepsine medrese eğitimiyle beraber tasavvufî eğitim de vermiştir. Böylece her biri ilim ve tasavvuf alanlarında zülcenaheyn şahsiyetler olarak Anadolu'da yaşadıkları bölgelerde hizmet etmişlerdir. Çocukları içinde özellikle Seyyid Muhammed Kutub Arvasî'nin aileyi Anadolu'da en geniş anlamda temsil eden şahsiyet olduğu söylenebilir. Zira Kadirîlik onun soyundan gelen kişilerle on dördüncü asrın ilk yarısından on dokuzuncu asrın ilk yarısına kadar devam etmiştir. Bu anlamda Van'ın

Müküs (Bahçesaray) ilçesindeki Arvas Medresesi'nde sadece Kadirî kimliğini temsil eden son Arvasî mensubu Seyyid Fehim Arvasî'nin babası Seyyid Abdülhamid olmuştur. Hizan bölgesinde Kadirî kimliğini son temsil eden kişi Seyyid Lütfullah Arvasî olmuştur. Yine Bayazıt Sancağında yaşayan

Arvasîlerden Kadirî şeyhi olarak anılan son mutasavvıf Seyyid Abdülaziz Arvasî'dir (v. 1297/1880). Seyyid Abdülaziz Arvasî'den sonra ailenin tasavvufî kimliğini sürdüren Seyyid Mehmed Emin Arvasî'nin (v. 1332/1914) Nakşibendî-Hâlidî şeyhi olarak irşad faaliyetlerini yürüttüğü bilinmektedir. Seyyid Mehmed Emin Arvasî'yi Nakşibendî-Hâlidîliğe sevkeden amillerin başında Arvas Medresesi'nde posta oturan Seyyid Fehim Arvasî ile Hizan'da irşad faaliyetleri yürüten Sibğatulah Arvasî'nin Seyyid Taha Hakkarî'nin (v. 1269/1853) yanında seyr ü süluklarını tamamlayarak Nakşibendî-Hâlidî koluna intisap etmeleri gelmektedir.(1)

1.2.1.5. Arvasî Ailesinin Kadirîlikten Nakşibendî-Hâlidîliğe

İntikali

On dokuzuncu asrın ilk yarısında Seyyid Sibğatullah Arvasî ve Seyyid Fehim Arvasî Seyyid Taha'ya intisap ederek tasavvufî kimliklerini Nakşibendiyye tarikatı içinde devam ettirmeye başlamışlardır. Şah-ı Nakşibend'e kadar Arvasîlerin Nakşî silsilelerinde şu zevat yer almaktadır:

1. Muhammed Bahaeddin Nakşibend el-Buharî (v. 791/

1389)

2. Alaeddin Attar (v. 802/1399)

3. Yakup Çerhî (v. 847/1443)

4. Ubeydullah Ahrar (v. 895/1490)

5. Muhammed Zahid (v. 922/1516)

6. Derviş Muhammed (v. 970/1562)

7. Muhammed Hâcegî İmkenegî (v. 1008/1599)

8. Muhammed Baki Billah (v. 1014/1605)

9. Ahmed Sirhindî (v. 1034/1624)

10. Muhammed Ma'sûm Sirhindî (v. 1098/1686)

11. Seyfeddin Sirhindî (v. 1100/1689)

12. Nur Muhammed Bedevânî (v. 1135/1723)

13. Habîbullah Mazhar Can-ı Cânân (v. 1195/1780)

14. Şah Abdullah Dihlevî (v. 1240/1824)

15. Mevlânâ Hâlid-i Zülcenaheyn (v. 1242/1827)41

16. Seyyid Abdullah Şemdînî (v. 1235/1819)

17. Seyyid Taha Hakkarî (v. 1269/1853)

18. Seyyid Fehim Arvasî (v. 1313/1895)- Seyyid Sibğatullah Arvasî (v. 1287/1870)

Arvasî ailesinin asırlarca taşıdıkları Kadirî kimliğinden sonra Nakşibendî-Hâlidî şeyhleri olarak bölgede tanınmasında başat rol oynayan kişi, Mevlânâ Hâlid el-Bağdadî'nin halifesi Seyyid Taha Hakkarî'dir. Kendisi de Mevlânâ

Hâlid'in halifesi olan amcası Seyyid Abdullah Şemdînî'nin (v. 1235/1819) vefatından sonra, Anadolu, İran ve Irak'ın kuzeyinde etkili olmuş ve saygın bir yer edinmiştir. Özellikle Hakkâri, Van, İmadiye ve Urmiye şehirlerinde kendisine bağlı binlerce müride sahip olmuştur.

Dipnotlar

(1) M. Şefik Korkusuz, Nehri'den Hazne'ye Meşayihi Nakşibendi, Kilim Matbaacılık, İstanbul 2010, s. 36, 45. 92

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ÖLENLER EŞİT DEĞİLDİRLER

ÖLENLER EŞİT DEĞİLDİRLER

İnsanların ölüme negatif düşüncelerle bakmalarındaki sıkıntılardan biri de şudur ki, onu

CENNET VE CEHENNEM SADECE MANEVİ DEĞİLDİR

CENNET VE CEHENNEM SADECE MANEVİ DEĞİLDİR

Cennet ve Cehennem iki yurttur; birisi sevaba birisi azaba, birincisi muttakilere, ikincisi kâfirle

ACBU’Z ZENEB HADİSİ

ACBU’Z ZENEB HADİSİ

Bir sorunun cevabı; “Müzedeki bir insanın iskeleti 2.000 senedir var olduğu söyleniyor. Halbu

NAMAZDA 17 SIRRI

NAMAZDA 17 SIRRI

İslam Literatüründe “el-Mabud” kelimesi hakiki mabud olan Allah’ın bir vasfıdır. Ebced d

İNSANLARIN AYIBINI GİZLEMEK

İNSANLARIN AYIBINI GİZLEMEK

Kişi kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, başkalarına da öyle davranmalıdır. Bu minva

CEHENNEM NEREDEDİR?

CEHENNEM NEREDEDİR?

Soru: Cehennem Nerededir? Cevap: Cennet ise Kur’an-ı Kerim'de zikredildiği gibi yüksektedir ve

RUM SURESİ ÖZELİNDE FITRAT DİNİ’NE BAKIŞ

RUM SURESİ ÖZELİNDE FITRAT DİNİ’NE BAKIŞ

Rum suresi, Mekki mukattaat sureler sisteminde yer alan, Kur’an’daki tertip numarası 30 olan bi

HADİSLER IŞIĞINDA KOMŞULUK İLİŞKİLERİ-2

HADİSLER IŞIĞINDA KOMŞULUK İLİŞKİLERİ-2

Ebû Hüreyre (r.a) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.s) buyurdular ki: “Komşusu, zararlarından emin

HADİSLER IŞIĞINDA KOMŞULUK İLİŞKİLERİ-1

HADİSLER IŞIĞINDA KOMŞULUK İLİŞKİLERİ-1

Kıyâmetin pek yakın olduğu ve vaktin bereketinin azaldığı günümüzde, insanlar dünya tela

SAYGI GÖSTERGELERİ

SAYGI GÖSTERGELERİ

Toplum içerisinde âdâb-ı muâşeret dediğimiz; nezâket, saygı ve görgü kuralları, dünya v

SAHÂBENİN ADALETİ VE ÂLİMLERİN BUNA DAİR AÇIKLAMALARI-2

SAHÂBENİN ADALETİ VE ÂLİMLERİN BUNA DAİR AÇIKLAMALARI-2

İbn Hacer el-Heytemî diyor ki: "Sahabe arasında cereyan eden hâdiseler konusunda dilimizi tutmam

"Allah gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir."

Mü'min, 19

GÜNÜN HADİSİ

Gerçek Müslüman

Müslüman, dilinden, elinden müslümanlar selâmette kalan kimsedir. (Buhari, Kitabü'l İman -Abdullâh b. Amr b. Âs)

TARİHTE BU HAFTA

*Genç Osman'ın Yedikule'de Şehid Edilmesi (20 Mayıs 1622) *İbn-i Sina'nın Vefatı(21 Mayıs 1037) *Dandanakan Zaferi (23 Mayıs 1040) *Necip Fazıl'ın Vefatı (25 Mayıs 1983)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI