KADER RİSALESİ ŞERHİ-15

Üstad’a göre insanın kendi fiillerinin hâlıkı olmadığını gösteren delillerden biri de şudur:


Niyazi Beki(Prof. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2021-06-01 01:19:36

Üstad'a göre insanın kendi fiillerinin hâlıkı olmadığını gösteren delillerden biri de şudur:

b. Varlığı zorunlu bir hal almadan bir şey var olmaz

 Bu prensibi şöyle açıklamak mükündür: İnsanların fiilleri de her mahlûk gibi, yoklukla varlık arasında eşit bir mesafededir. Bu eşitliğin –varlık lehine- bozulması mutlaka tercih edici bir iradeyle mümkündür. Kâinatta hükümran olan ilahi hikmetin gereği olarak, birşeyin var olması için onun varlığına yardımcı olacak bütün şartların tahakkuk etmesi lazımdır. İlgili şartların tahakkuk etmesi durumunda, ilgili varlığın ortaya çıkması zorunlu hale gelir. Halk arasında Nasreddin hocaya atfedilen bir fıkra da bu konunun anla-şılmasına katkı sağlayacağını düşünüyoruz. "Madem un var, şeker var, yağ var; niçin helva yapmıyoruz.." Bu fıkranın bizi ilgilendiren yönü şudur: Helvanın varlığının şartları un, şeker ve yağdır. O halde bu üç şart bir araya gelmişse, helvanın var olması da zorunludur. Bu bir espri de olsa, hayali enlem ve boylam gibi itibarî yönlerinin gerçekliğini gösteren bir pusuladır.

İşte "Mâ lem yecib lem yûced=Bir şey zorunlu hale gelmeden var olmaz" şeklindeki mukarrer düsturun mana-sı budur. Varlığın bütün şartlarını haiz olan bir şeyin var olması an meselesidir. Bu prensibe göre, eğer insan kendi fiillerinin yaratıcısı kabul edilirse, özgür iradesi ortadan kalkar. Çünkü varlık şartlarını haiz olduğundan varlığı zorunlu hale gelmiş bir şeyde, insan iradesinin esamisi okunmaz. Ancak bu fiiller, bütün eşyanın yaratıcısı olan Allah'a ait olduğu kabul edildiğinde, ilim ve hikmetiyle varlık için gerekli şartları hazırladığı gibi, kudret ve iradesiyle de onu yaratır. Allah'ın ilim, hikmet, kudret ve küllî iradesini aşan bir şey yok ki –ilahi iradenin dışında- zorun-lu olarak meydana gelsin.

c. Hasıl-ı bi'l-masdar masdardan farklıdır

Burada üzerinde durulan önemli bir nokta da şudur: Sözgelişi bir kurşunla öldürülen bir adamın ölümünde mecazî fail olarak insanın, hakiki fail olarak da Allah'ın rolü vardır. Öyleyse, mecazî fail olan insana 'kâtil' denildiğine göre, hakiki fail olan Allah'a da bu sıfatın verilmesi gerekmez mi? şeklindeki bir soruya, Üstad sarf ilminin bir kuralını esas alarak cevap vermiştir. Buna göre 'kâtil' kelimesi bir ism-i fâildir. Sarf ilminin kaidesine göre ism-i fâil, bir emr-i nisbî olan masdardan (katl kelimesinden) müştaktır/türetilmiştir. Yoksa bir emr-i sabit olan (camid/türetilmeyen) hâsıl-ı bilmasdardan müştak/türetilmiş değildir. Masdar olan katil fiili bizim kesbimizdir/kazancımızdır, o halde kâtil ünvanını da biz alırız. Allah'a ait olan iş ise, katl/katil fiiline terettüp eden maktulün canını almaktır. Bu ise hâsıl-ı bi'l-mas-dar olduğundan, ondan bir ism-i fâil türetilmez.

-Devam edecek-

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

O gün Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah onları bir bir saymıştır. Onlar ise unutmuşlardır. Allah her şeye şahittir.

Mücadele,6

GÜNÜN HADİSİ

"Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"

Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

TARİHTE BU HAFTA

*Genç Osman'ın Yedikule'de Şehid Edilmesi (20 Mayıs 1622) *İbn-i Sina'nın Vefatı(21 Mayıs 1037) *Dandanakan Zaferi (23 Mayıs 1040) *Necip Fazıl'ın Vefatı (25 Mayıs 1983)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI