HAKİKATLARI HURAFELERLE ZAYİ ETMEMEK LAZIM

Merhum Mehmed Kırkıncı Hocaefendi’nin yeğeni Muhammed Kırkıncıoğlu beyefendi anlatıyor; “Benim bir arkadaşım bir şehirden geldi. Dedi ki “ya bir profesör ağabeyimiz var. Hocamla bir görüşmek istiyor. Hiç tanımıyor, duymuş, bir hocamı görmek istiyor.” “Olur, hay hay” dedim.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2021-03-23 08:39:38

Merhum Mehmed Kırkıncı Hocaefendi'nin yeğeni Muhammed Kırkıncıoğlu beyefendi anlatıyor; "Benim bir arkadaşım bir şehirden geldi. Dedi ki "ya bir profesör ağabeyimiz var. Hocamla bir görüşmek istiyor. Hiç tanımıyor, duymuş, bir hocamı görmek istiyor." "Olur, hay hay" dedim.

Pazar günüydü, Kümbet'e geldik, daha önceden Zübeyir kardeşi aramıştım. "Müsait" demişti. Yanına girdiğimizde adam hocamı görünce bir şaşırdı yani. Beklediği, tahayyül ettiği gibi bir zat olmadığını da yüz haliyle ifade etti. Oturduk. Biraz sonra hocam dedi ki; "ben bir abdest tazeleyip geleyim."

Hocam abdest tazelemeye gidince adam dedi ki; "ya bu Hocaefendi hangi İlahiyattan mezun?"

Ben de dedim ki; "İlahiyyattan falan mezun değil, eski usul icazetleri var."

"Ne okumuş" diye sordu.

"Fıkıh, Tefsir, Hadis, gibi derslerini Hacı Faruk Efendi'den, Akaid, Felsefe, Kelam, Mantık gibi derslerini de Molla Nadir Efendi'den okumuş."

"Mantık mı? Benim de alanım Mantık" dedi.

Hocam o sırada geldi. İki rekat namaz kıldıktan sonra adam Hocama Mantıkla alakalı bir soru sordu. Hocam dedi ki; "o orada değil, falan kitapta var." Tabii hocam meseleyi izah edince, adamın alemindeki manzara değişti.

Adam Mantık'tan sürekli işi ilerletmek isteyince hocam dedi ki; "efendi, bak bu işleri bırakmak lazım. Şimdi, Bediüzzaman hazretleri bu zamana göre hitap etmiş. Şimdi bu kadar gençlere nasıl yön vereceksiniz? Bu kadar insanlar gerçekten günah çukurunda, isyanda, sıkıntıda.. Bunları bir araya getirecek ya bir metod bulacaksınız, ya da bir metod bulmuş olan Üstadın arkasından gideceksiniz. Yani bunu dikkat-i nazardan kaçırmayın." 

Sonra adam Üstadı methetmek istedi. Hayali bir hikaye anlattı; "Sivas'lı Şeyh bir zatın torunu dedesinin yanında 6-7 yaşlarında iken bir gün dedesi; "dergahı çabuk boşaltın, benim bir misafirim gelecek" demiş. Herkes çıkmış. Dergahta bir tek o zat ve torunu kalmış.

Biraz sonra her yer sallanmış. Bediüzzaman hazretleri uçarak içeri girmiş. Elleri kelepçeli selam vermiş. O zat; "at şunları(kelepçeleri) yere, seni özlemişiz. Bir zikredelim" demiş. Ve ikisi beraber epey zikrettikten sonra tavan yarılmış, üstad uçarak gitmiş.."

Adam bunları anlatınca, hocamın morali çok bozuldu. Aşırı derecede rahatsız oldu. Sanki "kalkın gidin" gibi bir hal hissettim. Ben baktım ki hocam rahatsız oldu, "hocam bize müsaade" dedim. Kalktık.

Daha sonra ben durumu merak edince hocama dedim ki; "hocam, hayırdır böyle çok rahatsız oldun."

Dedi ki; "ya vallahi, bu tip hatıralar, manalar Risale-i Nur'a zarar veriyor. Ya sen Bediüzzaman'ı methetmek için tavanı indirip kaldırmana ne lüzum var kardeşim? Bediüzzaman'ın anlattığı meseleler zaten insanın kafasının tavanını kaldırıp indirecek noktalarda. Yani bunun dışında, hakikatın yanına hurafatı katıp lütfen bu meseleleri zâyi etmesinler" dedi.

Hakikaten Hocam Risale-i Nur'un bu yönüne de çok vâkıftı. Yani böyle bir meczupvâri hareketlerden, meczûpvâri ifadelerden de hocam çok rahatsız oluyordu."

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Elbette onların etleri ve kanları Allah'a ulaşmayacaktır. Ancak O'na sizin takvanız erecektir. Onları bu şekilde sizin buyruğunuza verdi ki, size yolunu gösterdiğinden dolayı, Allah'ı tekbir ile yüceltesiniz.

Hac:37

GÜNÜN HADİSİ

"iman bakımından müminlerin en mükemmeli, ahlâkça en güzel olanlar ve ailesine en güzel davrananlardır."

Tirmizi

TARİHTE BU HAFTA

*Genç Osman'ın Yedikule'de Şehid Edilmesi (20 Mayıs 1622) *İbn-i Sina'nın Vefatı(21 Mayıs 1037) *Dandanakan Zaferi (23 Mayıs 1040) *Necip Fazıl'ın Vefatı (25 Mayıs 1983)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI