Cevaplar.Org

DEİSTLERDEN GELEN SORULAR VE CEVAPLARIMIZ-5

3-Hz. Aişe validemiz (ö. 58 / 677) ve evlilik yaşı Hz. Ebubekir’in (r.a) kızı olan Hz. Aişe, Peygamberimizin evlendiği tek bakire kadındır. Peygamberimiz Hz. Aişe validemizle evlendiği zaman, Aişe validemiz, Mevlana Şiblî’nin dediğine göre 14 yaşında idi.


Vehbi Karakaş

vehbikarakas@hotmail.com

2019-04-01 12:32:50

3-Hz. Aişe validemiz (ö. 58 / 677) ve evlilik yaşı

Hz. Ebubekir'in (r.a) kızı olan Hz. Aişe, Peygamberimizin evlendiği tek bakire kadındır. Peygamberimiz Hz. Aişe validemizle evlendiği zaman, Aişe validemiz, Mevlana Şiblî'nin dediğine göre 14 yaşında idi.

İslâmiyet'in esaslarını kadınlar arasında izah edecek zeki, dirayetli ve heyecanlı bir kadına ihtiyaç vardı. Hz. Aişe (r.a.) bütün bu meziyetlere sahipti. Çok genç olmasına rağmen, Hz. Peygamber'de müsbet tesir bırakmıştı. Peygamberimizin arzu ettiği bütün duygu ve düşünceleri kabullenmeye müsait idi.

Resul-i Ekrem buyuruyor ki:

"Bir kadın dört meziyeti için nikâhlanır; malı, güzelliği, soyluluğu ve dindarlığı. Siz, dindar olan kadını tercih ediniz."(1) Resul-i Ekrem, daima dindar olan kadını tercih ederdi. Hanımları içinde en fazla dine hizmet edenleri severdi.

Hz. Aişe validemizi en fazla sevmesi de bundandı. Çünkü o müctehid bir dimağa sahipti. İslam'ın en büyük hukukçularından biridir. Çok gelişmiş edebî bir zevki vardı. Dokuz sene müddetle Efendimizin en yakını oldu. Efendimizden 2210 hadis rivayet etmiştir.

Aişe validemiz, askeri seferlere de iştirak etmiş, savaş meydanlarında cesur bir hasta bakıcı olarak da çalışmıştır. Efendimize olan muhabbet ve hayranlığını onun şu mısraları ne güzel anlatır:

"Eğer yanağının vasfını Mısır'da duymuş olsalardı

Yusuf'u satın almak için para harcamazlardı.

Züleyha'yı kınayan kadınlar, onun cemalini görselerdi

Ellerini keseceklerine, kalblerini doğrarlardı."

İfk olayı ve Hz. Aişe validemiz

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) hicretin beşinci yılının Şaban ayında Benî Mustalik gazvesinden dönüyordu. Medine'ye yakın bir yerde kafilesiyle beraber konakladılar. Peygamberimizin beraberinde bulunan Aişe validemiz bir ara ihtiyacını karşılamak için kafileden uzaklaştı. Bu esnada gerdanlığını kaybetti. Onu aramaya koyuldu. Döndüğünde ordunun çoktan oradan ayrıldığını gördü. Kafile de onun devenin üstünde ve mahmilin içinde olduğunu sanıyordu. Aişe validemiz, farkına vardıklarında gelip alırlar diye yerinden ayrılmadı. Bir müddet sonra da uyuya kaldı. Ordunun arkasından gelmekle görevli olan Safvan b. Muattal onu görünce devesini çöktürdü ve devesine bindirip orduya yetiştirdi. Bu durumu gören münafıklar ona "Safvan ile buluştu" diyerek iftira attılar. Hâlbuki Safvan, Kurtubî'nin bildirdiğine göre edep ve hayâ sahibi biriydi; şeref ve namusuna son derece düşkündü. Hayatında namus konusunda harama bulaşmadığına dair yemin etmiştir. Nihayet bir gazada şehit olup rahmet-i Rahman'a kavuşmuştur. Fakat münafıklar onlara iftira atma alçaklığında bulundular. Ne hazindir ki bazı Müslümanlar da münafıklara aldanarak bu iftiraya inandılar. Bunun üzerine Nur sûresinin 11-20. ayetleri indi.

Bu ayetleriyle Allah,

1-Aişe validemizin temiz ve suçsuz olduğunu,

2-İftiraya hedef olmak hoş olmamasına rağmen şerefinin artacağını,

3-İftira atanların da iftira cezasına (hadd-i kazf) çarptırılması gerektiğini,

4-Bir kısım mü'minlerin de, iftira atanlara -durum kesinleşmeden- inanmamaları lazım geldiğini, inandıkları için kınandıklarını ortaya koydu.

Hz. Aişe validemiz evlendiğinde kaç yaşında idi?

Peygamberimiz, Dar-ı Beka'ya irtihal ettiğinde Aişe validemiz 26, evlendiğinde ise, bilinenin aksine 9 veya 10 yaşlarında değil, 17–18 yaşlarında idi.(2)

Hz. Ayşe'nin evlendiği zaman yaşının büyük olduğunu, ablası Esma'nın biyografisinden de kesin olarak anlıyoruz. Eski biyografi kitapları Esma'dan bahsederken diyorlar ki:

"Esma yüz yaşındayken, Hicretin 73. Yılında vefat etmiştir. Hicret vaktinde yirmi yedi yaşındaydı. Hz. Ayşe ablasından on yaş küçük olduğuna göre, onun da hicrette tam on yedi yaşında olması icap eder."(3)

Yukarıdaki bilgilere ilave olarak, erkek çocukların bile yoldan geri çevrildiği Uhud SavaşındaHz. Aişe validemizin de cephede oluşu, ilmî meselelerdeki derinliği, İfk Hadisesi karşısında ortaya koymuş olduğu olgun tavır ve beyanları, hicret ve sonrasında yaşanan gelişmelere detaylarıyla birlikte vukûfiyeti, gelen ayetlerde evlilik yaşıyla ilgili olarak rüşd şartının getirilmiş olması,(4) gibi bilgiler onun risâletten önce dünyaya geldiği, on dört veya on beş yaşlarındayken nişanlandığı ve on yedi veya on sekiz yaşlarındayken de Allah Resûlü (s.a.s.) ile evlendiği şeklindeki kanaati kuvvetlendirmektedir.(5)

Burada akla şöyle bir soru gelmektedir:"Madem öyle; bugüne kadar bu mesele niye bu şekilde hiç gündeme gelmemiş?"

Cevap: Başta da ifade edildiği gibi, yakın zamana kadar bu hususta olumsuz hiçbir beyan serdedilmemiş; ne Ebû Cehil gibi her fırsatı aleyhte değerlendiren muannit bir firavundan ne de Abdullah ibn Übeyy ibn Selûl gibi olmadık yerden fitne ve iftira üreten nifakın adresi olmuş birisinden, bu evliliğe herhangi bir itiraz söz konusu olmamıştır. Çünkü ortada itiraz edilecek herhangi bir durum yoktur.(6) Her şey doğal seyrinde cereyan etmiş, bu evlilikte anormal bir şey görülmemiştir.

4-İslam şiddet dini mi, şefkat ve merhamet dini mi?

CEVAP: Evet İslam sevgi ve merhamet dinidir. Barış ve kardeşlik dinidir. Çünkü İslam Allah'ın seçip kemale erdirdiği son dindir. Allah'ın Adl ismi vardır, ama zalim ismi yoktur. Allah'ın Kur'an'da açıkladığı cezalar, ağır ifadeler, yine Onun adalet ve şefkatinin gereği olarak görülmelidir. Bu cezalar ve ağır ifadeler, mazlumların haklarını korumaya ve zalimleri caydırmaya yöneliktir.

Boşuna:

Nush ile yola gelmeyeni etmeli tektir

Tektirle uslanmayanın hakkı kötektir.

Dememişler.

Çocuklarına alabildiğine şefkatli olan anne-babalar, yaramazlıklarının derecesine göre zaman zaman çocuklarını cezalandırmıyorlar mı? Allah da bu ayetleriyle böyle yapmış. Kullarının yaramazlıkları derecesine göre yapılması gereken muameleleri, verilmesi gereken cezaları açıklamıştır.

Başı ağrıyan bir hastaya aspirin verilir, ama kanser olmuş bir hastaya aspirin verilir mi? Kolları ve ayakları çaprazlama kesilme cezasını hak etmiş bir insan, gidin sorun bakalım ne suç işlemiştir ki bu cezayı hak etmiştir?

Ayetlerin arka planını görmeden ve nüzul sebeplerini bilmeden karşı çıkmak akıl kârı değildir. Kur'an'daki bu kabilden olan ayetleri böyle görmek lazım. Böyle görmeyip inkâra kalkmak da, insanı Allah'ın tokadına müstahak hale getirir. O tokat bu dünyada gelmezse ahirette ebedî cehennem olarak insanın karşısına çıkar.

Dizginleri şeytanın elinde olanların gazına gelip te Allah'ın ayetlerine itiraz edenler, deist ve ateist olmaya kalkanlar aldandıklarını ve aldatıldıklarını unutmasınlar. Pireye kızıp ta yorganı hatta evlerini ve canlarını yakmasınlar.

Kur'an'daki bu ayetleri bulacak kadar araştırma ruhuna sahip olan bu deistler, acaba neden Kur'an'ın biri hariç, 114 suresinin başındaki Besmeleyi ve Besmeledeki Allah'ın Rahman ve Rahim isimlerini görmezler? Acaba Allah'ın, neden her namazda ve her namazın her rekâtında Besmeleyi ve Fatiha'yı Müslümanlara okuttuğunu görmüyorlar? Şimdi soruyorum: Bu Rahman ve Rahim isimleri okuyucularına şiddeti mi hatırlatıyor, şefkati ve merhameti mi?

Allah kısası emrediyor.(7) Kısas saldırgana verilmesi gereken cezanın aynıdır. Kur'an durup dururken şiddeti emretmiyor. Karşıdan, düşmandan gelen şiddete aynıyla cevap verin, diyor. İşte ayetler:

"Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke'den) siz de onları çıkarın. Fitne (bozgunculuk) adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, mescid-i haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası işte budur."(8)

"Eğer Allah'ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir."(9)

Bu ve benzeri ayetlerin hepsi, saldırıları püskürtme, insanlığın huzurunu bozanları etkisiz hale getirme, tecavüzlerini durdurmaya yönelik ayetlerdir. Allah'ın bu operasyonları şefkatin, merhametin ve adaletin gereği ve ta kendisidir.

 إِنَّمَا جَزَاء الَّذِينَ يُحَارِبُونَ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الأَرْضِ فَسَاداً أَن يُقَتَّلُواْ أَوْ يُصَلَّبُواْ أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم مِّنْ خِلافٍ أَوْ يُنفَوْاْ مِنَ الأَرْضِ ذَلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الآخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

"Allah'a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi yahut o yerden sürülmeleridir. bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir; ahirette de onlara büyük bir azap vardır."(10)

Allah'ın Hz. Peygamberi (s.a.v) göndermesinin nedeni, dünyada dirlik-düzenlik tesis etmesi içindir. Buna göre sadece insan değil, hayvan ve bitkiler bile korunacaktır. Böyle bir nizamı bozmaya çalışmak gerçekten Allah ve Rasûlü'ne karşı bir savaştır. Hâkim, içtihadını kullanarak, suçun niteliğine ve boyutuna göre bu cezalardan birisini verebilir.(11)

Aslında İslam'ın derdi, öldürmek değil, caydırmaktır. Ağır gibi görünen bu cezaların bir hikmeti de budur.

Bu ve benzeri ayetlerde bir şiddet var, bu doğru, ama bu şiddet kime? Şiddet kullananlara, toplumun huzurunu bozanlara, işkence ile öldürenlere. Sürüye saldıran kurdu öldürmezseniz, sürüye zulmetmiş olursunuz.

NOT:

Tarihselcilere verdiğim cevapları ihtiva eden çok önemli iki makalemizi bu soruları soranlara ve bu sorulara muhatap olan bütün Müslüman kardeşlerimize okutmamız lazım.

mirathaber.com ve cevaplar.org'da yayınlanan bu makalelerin başlıklar şunlar:

"Kur'an'ın Tarihselliğini İddia Edenler"

"Dert Kur'an'ı Anlamak Olmalı, Milletin İmanını Bozmak Olmamalı" (I,II, III)

Dipnotlar

1-Buhari, Nikâh, 15

2-Bkz. https://www.siyervakfi.org/hz-aise-validemizin-evlilik-yasi/

3-Bkz. Keskioğlu, Osman-Berki, Ali Himmet, Hatemü'l-Enbiya Hz. Muhammed ve Hayatı, 210.

4-Bkz. Nisa, 4/6

5-https://sorularlaislamiyet.com/hz-ayse-aise-validemiz-peygamber-efendimiz-ile-evlendiginde-kac-yasindaydi-bu-evlilig-dokuz-yasinda.

6-Aynı yer.

7-Bkz. Bakara, 2/179

8-Bakara, 2/191

9-Bakara, 2/251

10-Maide, 5/33

11-Tefhîmü'l-Kur'an'dan Mâide suresi, 33. Ayet ve tefsiri.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ÜRETİLEN ALGILARLA FİKİR SAHİBİ OLMAYA ÇALIŞMAK

ÜRETİLEN ALGILARLA FİKİR SAHİBİ OLMAYA ÇALIŞMAK

Vehhabilik meselesi zamanla dallanıp budaklanmıştır. Vehhabilik şemsiyesi altında birçok fikr

YEREL ORYANTALİSTLER

YEREL ORYANTALİSTLER

Din mücedditliği için yola çıkanlardan bir kısmı süreçte din münekkidi haline geldi. Zira

İTTİHAD-I İSLAM’IN ÖN ADIMLARI

İTTİHAD-I İSLAM’IN ÖN ADIMLARI

İttihad-ı İslam, bize balon gibi uçarak gelmez. Belki, bizim ona gitmemiz lazım. Yollar dağda

İMANIN ŞEHAMET-İ MANEVİYESİ

İMANIN ŞEHAMET-İ MANEVİYESİ

İslam ahlakının dinamik gücü, imandır. Çünkü, “İman hem nurdur hem kuvvettir. Evet, haki

MUHALEFET KULVARLARI

MUHALEFET KULVARLARI

Hak namına ve hakikat hesabına sırf gerçeği görmek ve göstermek, meseleleri tahlil etmek, sı

UYUYAN DEV UYANMIŞTIR

UYUYAN DEV UYANMIŞTIR

Evet, millet uyandı. İçerdeki hainler, dışardaki alçaklar ne yaparlarsa yapsınlar, artık Ana

YANLIŞ VE HAKSIZ İNTERNET PAYLAŞIMLARI

YANLIŞ VE HAKSIZ İNTERNET PAYLAŞIMLARI

dir. İnternet paylaşımlarındaki kaynak vermemek, metnin yazarını yazmamak, doğruluk olmadığ

MASONLAR VE ESAD AİLESİ

MASONLAR VE ESAD AİLESİ

Masonluk meselesi dallı budaklı bir mesele olduğundan ve yüksek dozda manipülasyon içerdiğind

OSMANLI DÜŞMANI BİR BARELVİ’NİN HEZEYANLARI

OSMANLI DÜŞMANI BİR BARELVİ’NİN HEZEYANLARI

Belki biraz garip gelecek ama peşinen söyleyelim ki anlatılan husus doğrudur. Stalin’in hocala

KADİROV:  KADİRİ-VEHHABİ KIRMASI 

KADİROV:  KADİRİ-VEHHABİ KIRMASI 

Ramzan Kadirov başkanlığındaki Çeçenlerin Suriye’den sonra Ukrayna’da da arz-ı endam etme

 İSLAM’IN DAHİLİ DÜŞMANLARI YA DA GÜNÜMÜZÜN YIKICI AKIMLARI

 İSLAM’IN DAHİLİ DÜŞMANLARI YA DA GÜNÜMÜZÜN YIKICI AKIMLARI

İhvan meşrepli Iraklı yazar ve düşünür Muhsin Abdulhamid, ‘ İslam’a Yönelik Yıkıcı

"Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın! Çünkü O, işitendir ve bilendir."

Fussilet, 36

GÜNÜN HADİSİ

"Biriniz bir oturma yerine girince selâm versin. Oturmak isterse otursun. Kalkarken yine selâm versin. Çünkü, birinci selâm ikincisinden daha üstün değildir."

Ebu Davud

TARİHTE BU HAFTA

*Türkiye'nin NATO'ya girmesi.(18 Şubat 1952) *Çanakkale Savaşının Başlaması.(19 Şubat 1915) *İbn-i Haldun'un Vefatı(22 Şubat 1406) *Hz.Peygamber (s.a.v.)'in Mekke'de "VEDA HUTBESİ"ni İradı(23 Şubat 632)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI