Cevaplar.Org

KESİLEN KARPUZ KOKUSU

Şöyle sıcak bir yaz günü, arkadaşlarla alıp bir yeşil dilimli Muş karpuzu, Varıp bir göze başına, çimenler üstüne uzanarak çıkarıp cebinden bir genç delikanlı çakısı, birden saplayıp yukarıdan karpuzun kalbine, sonra yavaşça çekerek aşağıya ilk çizgiyi atacaksın karpuza. Sonra da yanından bir çizgi daha atarak ilk dilimi oluşturacaksın. Derken bütün karpuzu dilimleyip başındaki şapkayı da kesip üzerine


İbrahim Köse

ibrahimkose60@gmail.com

2015-07-15 07:31:12

Şöyle sıcak bir yaz günü, arkadaşlarla alıp bir yeşil dilimli Muş karpuzu,

Varıp bir göze başına, çimenler üstüne uzanarak çıkarıp cebinden bir genç delikanlı çakısı, birden saplayıp yukarıdan karpuzun kalbine, sonra yavaşça çekerek aşağıya ilk çizgiyi atacaksın karpuza. Sonra da yanından bir çizgi daha atarak ilk dilimi oluşturacaksın. Derken bütün karpuzu dilimleyip başındaki şapkayı da kesip üzerine hafifçe bir yumruk vurarak karpuzu dilimlere ayıracaksın. İşte o zaman sen göreceksin etrafa yayılan yeni kesilen karpuz kokusunu. İşte bu koku ne karpuzun dilimlerinde ne çekirdeklerinde ne kabuğunda vardır. Bu koku ancak ve ancak karpuzun ilk kesildiği an, içinin kokusunu dışına vurduğu zaman vardır. Ne yalan söyleyeyim, bayılırım bu yeni kesilen karpuz kokusuna.

Kesilince içinin kokusunu dışarı vuran elbette ki sadece karpuz değildir. İlk kesildiğinde kavun da böyledir. Portakal da böyledir. Hatta domates de böyledir. Zaten salatalığı ilk soymaya başlayınca etrafa verdiği rayiha ise çok daha başka bir ferahlık verir. Her nedense bu ferahlığı veren salatalığın bu efsunlu kokusu sonradan ne salatalığın kendisinde ne de kabuğunda hissedilir. (Elbette ki bu bahsettiğimiz kokuları daha çok hormonsuz doğal ürünlerde aramak gerekir.)

Un'un sıcak suyla karışarak ilk hamur olmağa başladığı zamandaki etrafa yayılan hamur kokusu da böyledir. Nedense sonradan hamurdan bu kokuyu almak mümkün değildir. Hamurun fırında ekmek olup dışarıya çıktığı ilk ekmek kokusu da böyledir. Hani o fırından yeni çıkmış ekmek kokusunun sonradan ekmekte olmadığı gibi.

İlk göz ağrısı başkadır. Her şeyde ilklerin etkisi sonrakilerin etkisinden daha fazladır. Bilinmez ama her nedense Rabbim ilklere hep güzel bir koku, güzel bir renk ve güzel bir tat vermiştir.

İnsanlarla ilk tanışma da böyledir.

Okuldaki ilk sıra arkadaşlığımız da.

Askerdeki ilk nöbet arkadaşlığımız da.

Yolculukta yanımıza oturan kişiyle ilk tanışmamız da.

Hastanede ameliyat olurken bizden önce ameliyat olan hasta arkadaşımızla ilk tanışmamız da.

Bunları elbette ki çoğaltabiliriz.

Mademki her insanla ilk tanışmamızda güzel bir koku, güzel bir tat var, o zaman biz bu fırsatı hizmete çevirmeliyiz. Yani okuldaki ilk tanıştığımız arkadaşımızı ve ilkokul arkadaşlarımızı, lise arkadaşlarımızı, üniversite arkadaşlarımızı, askerlik arkadaşlarımızı, hastane, hapishane hatta ve hatta ilk tanıştığımız pastane arkadaşımızı hep hatırlayarak hatta onları hiç unutmadan ilk tanıştığımız samimiyet ve içtenlikle çaya, yemeğe, sohbete, derse ve dershaneye çağırmalıyız.

Bu ilk tanışıklığın sıcaklığıyla ve samimiyetiyle kurulmuş dostluklardan o kadar çok imanın kurtulduğunu ve bu şekilde hem dünya hem ahret kardeşlerinin sayısını artıran o kadar çok arkadaş tanıyorum ki anlatmakla bitmez.

Madem ilkler önemlidir. Madem ilk göz ağrısı unutulmaz. O zaman neden hayatımızdaki bütün ilkleri hizmete çağırmayalım?

Hayatta hizmete çevrilen ilkler sadece ilk olmakla kalmaz aynı zamanda ebedi olur.

Kim bilir belki de hayatta karşılaştığımız herkesin hizmete girme kapısı bizimle olan ilk tanışmadadır. Eğer biz bunu değerlendirmezsek ve bunun bir hesabı olursa biz bu hesabı zor veririz.

Çünkü hayat tesadüf değildir. Hayatta tesadüflere tesadüf edilmemiştir.

Kokun alıp uzaklardan, karşında durgunum ey hizmet;

Her gün ilk göz ağrım olup, ben sana vurgunum ey hizmet.

"Bir hadiste vardır ki: "Bir tek adam seninle imana gelse, sahra dolusu kırmızı koyundan daha hayırlıdır."…." (Emirdağ Lahikası: 130)

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur.

Zümre, 41

GÜNÜN HADİSİ

İçinde Allah'ın anıldığı ev ile içinde Allah'ın anılmadığı ev diri ile ölüye benzer.

Müslim

TARİHTE BU HAFTA

*Emir Sultan hazretlerinin vefatı- 2 Mart 1389 *Hilafetin ilgası-3 Mart-1924

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI