ŞEYH MEHMET CELALÎ’NİN TORUNU: İBRAHİM BARIŞ

İBRAHİM BARIŞ 1938 yılı Doğubayazıt doğumlu olup, Molla Said’in Doğubayazıt’ta üç ay ders aldığı Şeyh Mehmet Celalî’nin torunudur. İbrahim Ağabeyin babası Hoca Sıddık da Molla Said’le beraber kendi babası Şeyh Mehmet Celalî’den ders almıştır. İbrahim Ağabey halen Doğubayazıt’ta esnaflık yapmaktadır. Babasından dinlediği o devre ait hatıraları kendisinden dinledik. Hatıraların daha iyi anlaşılabilmesi için, Şeyh Mehmet Celalî, Doğubayazıt ve Ahmed-i Hani Hazretleri hakkında kısaca şu malumatı vermekte fayda var.


Ömer Özcan

ozcannurs@hotmail.com

2015-02-23 08:09:59

İBRAHİM BARIŞ 1938 yılı Doğubayazıt doğumlu olup, Molla Said'in Doğubayazıt'ta üç ay ders aldığı Şeyh Mehmet Celalî'nin torunudur.

İbrahim Ağabeyin babası Hoca Sıddık da Molla Said'le beraber kendi babası Şeyh Mehmet Celalî'den ders almıştır. İbrahim Ağabey halen Doğubayazıt'ta esnaflık yapmaktadır. Babasından dinlediği o devre ait hatıraları kendisinden dinledik.

Hatıraların daha iyi anlaşılabilmesi için, Şeyh Mehmet Celalî, Doğubayazıt ve Ahmed-i Hani Hazretleri hakkında kısaca şu malumatı vermekte fayda var.

Şeyh Mehmet Celalî Hazretleriyle üç aylık tahsil

Tarihçe-i Hayat'ta Şeyh Mehmet Celalî Hazretleriyle üç aylık tahsil meselesi şu şekilde izah edilmektedir:

"…Birkaç gün sonra Vastan kasabasına gitti ise de, orada tebdil-i hava için ancak bir ay kadar kaldı, bilâhare Molla Mehmet isminde bir zâtın refakatinde Erzurum vilayetine tâbi Bayazıt'a hareket etti. Hakikî tahsiline işte bu tarihte başlar. Bu zamana kadar hep sarf ve nahiv mebâdileriyle meşgul olmuştu ve İzhar'a kadar okumuştu. 

Bayazıt'ta Şeyh Mehmet Celalî Hazretlerinin nezdinde yaptığı bu hakikî ve ciddî tahsili, üç ay kadar devam etmiştir. Fakat pek gariptir. Zira Şarkî Anadolu usul-ü tedrisiyle, Molla Cami'den nihayete kadar ikmal-i nüsah etti. Buna da her kitaptan bir veya iki ders, nihayet 10 ders tederrüs etmekle muvaffak oldu ve mütebakisini terk eyledi. Hocası Şeyh Mehmet Celalî Hazretleri niçin böyle yaptığını sual edince, Molla Said cevaben: 'Bu kadar kitabı okuyup anlamaya muktedir değilim. Ancak bu kitaplar bir mücevherat kutusudur, anahtarı sizdedir. Yalnız sizden şu kutuların içinde ne bulunduğunu göstermenizin istirhamındayım; yani bu kitapların neden bahsettiklerini anlayayım da, bilâhare tab'ıma muvafık olanlara çalışırım' demiştir." (Tarihçe-i Hayat, 33-34)

Doğubayazıt ve Ahmed-i Hani Hazretleri

Bugünkü Doğubayazıt, ovaya inmiş vaziyette. Aslında Yukarı Bayazıt, yani Üstad'ımızın ders aldığı medresenin de bulunduğu Eski Bayazıt, meşhur İshak Paşa Sarayı ile Ahmed-i Hani[1] Hazretlerinin türbesinin bulunduğu aynı yamaçtadır. Bunlar birbirlerine bir-iki yüz metre kadar yakınlar. Ovada kurulan şimdiki Bayazıt'tan ise yedi-sekiz kilometre uzaktalar...

Ahmed-i Hani Hazretlerinin türbesi, yamaçtaki eski Bayazıt'ın en yukarısında, çok mübarek veli zatların mezarlarının tam ortasında, sarp dağların arasında kalıyor. Fakat 90'lı yıllarda belediye Ahmed-i Hani Hazretlerinin türbesini de kapsayacak şekilde buraya bir cami yapmış ve etrafını yeşillendirerek piknik yerleri hazırlamış. Yerli halk Hani Baba diye tesmiye ediyor. Eski Bayazıt'tan günümüze ayakta tek bir ev bile kalmamış...

Tarihçe-i Hayat'ta şu şekilde bahis vardır:

"Salisen: Nadir konuşuyordu. Kürtlerin edip dâhilerinden Molla Ahmed Hani Hazretlerinin, gündüzleyin bile havf ile girilen kubbe-i saadetine kapanır, bazen geceleyin de orada kalırdı. Bundan dolayı ahali, Bediüzzaman'a, 'Ahmed Hani Hazretlerinin feyzine mazhar olmuştur' diyordu. Bu hali, müşarünileyhin kerametine hamlederlerdi. O vakitlerde kendisi 13-14 yaşlarında idi." (Tarihçe-i Hayat, 35) 

Molla Said, Hani Baba'dan geceleyin kabrinde ders alıyor

İbrahim Ağabeyin babası Hoca Sıddık, Üstad'ımızla beraber üç ay bu tederrüs sırasında bulunmuş. Sıddık Hoca, Molla Said ile babası arasında geçen hatıraları çocuklarına anlatmış. Bu hatıralarla ilgili İbrahim Ağabeyden şunları dinledik:

"Babam Hoca Sıddık 1956 senesinde vefat etti. Bediüzzaman Hazretleri, Doğubayazıt'ta dedem Şeyh Mehmet Celalî'den üç aylık ders aldığı sırada, oğlu, yani babam Sıddık Hoca da varmış. Yalnız babamın yaşı daha küçükmüş... 

"Pederimin bana anlattıklarına göre, Bediüzzaman Hazretleri geceleri ortadan kayboluyormuş. Diğer talebeler bunu dedeme sormuşlar:

'Hocam! Said geceleri kayboluyor, bu hoş bir şey değil; acaba nereye gidiyor?' Mübarek dedem Şeyh Mehmet Celalî, talebelere biraz sertçe çıkışarak, 'Sizin Said'le hiçbir alâkanız yok, ona karışmayın!' diyor. Buna rağmen dedem iki talebe tayin ediyor, 'Said'i gece takip edin, nereye gidiyor bakın; ama pişman olacaksınız!' diyor. 

"O iki talebe gizlice saklanarak Said'i takip ediyorlar, bakıyorlar ki mübarek Molla Said, Hani Baba'nın kabrine gidiyor ve takip edenler bir sesler işitiyorlar, 'Evet hocam, evet hocam!' diye, o talebeler Molla Said'in Hani Baba'dan ders aldığını burada duyuyorlar. Sonra babamın anlattığına göre bu iki talebe geri dönüyorlar, ama renkleri, benizleri atmış, neredeyse düşecek halde geri geliyorlar. 'Böyle böyle oldu; Said, Hani Baba'dan ders alıyor' diye meseleyi anlatıyorlar. Dedem, 'Ben size demiştim, sizin Said'le işiniz yok, ona karışmayın.' 

"Sabah oluyor, dedem talebelere ders verirken, Said'e 'Şu şu kitapları getir' diyor. Bakıyorlar ki Molla Said gelen bütün kitapları halletmiş, bitirmiş... Diyor: 'Said artık senin benimle işin bitti, ben senin icazetini vereceğim, çık git.' 'Yok!' diyor Molla Said, 'Benim üç aylık müddetim var, üç ayı tamamlayıp ondan sonra gideceğim.' Nitekim üç ayı tamamladıktan sonra Siirt, Bitlis taraflarına gidiyor.

"Babamın Üstad'la muhabereleri devam etti"

"Pederim Hoca Sıddık burada, yani Doğubayazıt'ta fahrî olarak iki sene müftülük yaptı. Babamla Bediüzzaman haberleşirdi. Hatta buradan bizim akrabalar Üstad'ı ziyarete gittiklerinde 'Şeyh Mehmet Celalî'nin yeğenleri' diye takdim ettiklerinde hemen huzuruna aldırıyor, 'Siz benim üstadımın akrabalarısınız' diyerek ayağa kalkıyor, tek tek 'Hoca Sıddık hayatta mıdır? Nizamettin hayatta mıdır?' diye dedemin çocuklarını tek tek soruyor. Bizzat kendisi babama 'Asâ-yı Mûsâ' kitabı gönderdi. Kitap duruyor, fakat mektup zayi oldu... Dedem Şeyh Mehmet Celalî talebe okutmak için Siirt taraflarına gidiyor, mezarı Silvan'dadır."

 

[1] Ahmed-i Hani Hazretleri 1600'lü yıllarda Osmanlı döneminde yaşamıştır. Hakkâri Han köyü doğumludur.

 

Ömer Özcan

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ÜMMÜHAN ERGÜN(1913 – 1976)

ÜMMÜHAN ERGÜN(1913 – 1976)

Nur Fabrikası sahibi, Denizli şehidi, İslamköylü Hafız Ali Ergün’ün akıl sınırlarını

ÛLVİYE SÜMER (1895 – 1974)

ÛLVİYE SÜMER (1895 – 1974)

Ûlviye Sümer, Risale-i Nur’un Kastamonulu hanım kahramanlardandır… “Âsiye, Ulviye, Lütfi

TACEDDİN TOPAL(1927-2020)

TACEDDİN TOPAL(1927-2020)

Taceddin Topal ağabeyimiz Isparta/Yalvaçlıdır. Yalvaçlılar O’na Taci Dede diye biliyor ve ö

ŞÜKRÜ ALTUĞ(1914 – 1984)

ŞÜKRÜ ALTUĞ(1914 – 1984)

Isparta’nın Sav köyü bin kalemle Risale-i Nur eserlerini yazarak çoğaltan, Hz. Üstadın ifad

ŞEVKET AKIN(1923 -2021)

ŞEVKET AKIN(1923 -2021)

Batmanlı Şevket Akın, Bediüzzaman hazretlerini 1952 yılında Isparta’da ziyaret ediyor. Aynı

ŞAHABEDDİN ÜNLÜ (1945 -2021)

ŞAHABEDDİN ÜNLÜ (1945 -2021)

Bolvadinli Emekli Edebiyat öğretmeni Şahabeddin Ünlü ile Ankara’da halef selef oluyoruz. Biz

ŞAHABEDDİN GARGILI(1924 – 2017)

ŞAHABEDDİN GARGILI(1924 – 2017)

Molla Şahabeddin Gargılı, 1924 yılında Bingöl’ün Kığı ilçesinde doğmuştur. Erzurumlu

SÜLEYMAN ÇAĞAN(1930 - )

SÜLEYMAN ÇAĞAN(1930 - )

Malatya/Doğanşehirli Süleyman Çağan ağabeyimiz üç arkadaşıyla beraber Hz. Üstad’ı Ispa

SAİD NUR ÇELEBİ (1948 -)

SAİD NUR ÇELEBİ (1948 -)

Risale-i Nur hizmetkârlarından iki bahtiyar hanedanın silsilesi Said Nur Çelebi’de buluşuyor.

ÖMER HALICI(1919 – 1954)

ÖMER HALICI(1919 – 1954)

Şehid Pilot merhum Ömer Halıcı, Risale-i Nur’da adı çokça geçen Konyalı (aslı Kığı il

OSMAN NURİ TOL(1885 – 1955)

OSMAN NURİ TOL(1885 – 1955)

Merhum Osman Nuri Tol 1885 doğumludur ve Abdullah Yeğin Ağabey gibi Kastamonu/Araçlıdır. Milli

(Resulüm!) Sana bu mübarek Kitab'ı, ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.

Sa'd, 29

GÜNÜN HADİSİ

"Kim bir oruçluya iftar verirse, oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeksizin, oruçlunun sevabı gibi sevap alır."

Tirmizî.

TARİHTE BU HAFTA

*Elmalılı Hamdi Yazır Hocaefendi Vefat Etti (27 Mayıs 1942) *Azerbaycan'ın İstiklali(28 Mayıs 1918) *İSTANBUL'UN FETHİ VE AYASOFYA'NIN CAMİ OLMASI(29 MAYIS 1453) *İmam Nesei'nin Vefatı(31 Mayıs 1310) *Ayasofya'da İlk Cuma Namazı Kılındı(1 Haziran 145

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI