EN MÜHİM HASTALIĞIMIZ

Şahısların gıyabında, aleyhlerinde konuşmamaya azmedip karar verdiğimiz olmuşsa, bunu tatbik etmenin zorluğunu çok iyi bilirsiniz. Hazır olmayan bazı zevattan bahsedilen nice toplantılarda hem prensibimizi bozmamak, hem de mecliste nâhoş, sıkıntılı ve muhtemelen kalb kırıcı bir hava husule getirmemek için olanca gayretinizi sarf etmiş, bizzat kendiniz sıkıntıya düşmüşsünüzdür. Bazan da böyle bir muhavereye farkında olmadan, gayr-i ihtiyari kendimizi


2011-08-21 08:53:10

Süfyan b. Hüseyin der ki:

"Bir gün İyâs hazretlerinin meclisinde bir adamı çekiştirerek bazı kötü fiillerini beyan ettim. İyâs hazretleri bana:

_ Sen cihad ve gazâ kasdıyle Rum (Yani Anadolu) cihetine gittin mi? dedi.

_ Sind, yahut da Hint taraflarında cihâda azîmet ettin mi?

_ Oralara da gitmedim, diye mukabele ettim.

_ Senin elinde Rum, Sind ve Hind ahalisi olan kâfirler selâmet bulmuşlar iken, mü'min kardeşin niçin selâmet bulmuyor? Bundan sonra bir daha bu şekilde sözler söyleme, diyerek bana hayatım boyunca unutamayacağım bir ders verdi.

Şahısların gıyabında, aleyhlerinde konuşmamaya azmedip karar verdiğimiz olmuşsa, bunu tatbik etmenin zorluğunu çok iyi bilirsiniz. Hazır olmayan bazı zevattan bahsedilen nice toplantılarda hem prensibimizi bozmamak, hem de mecliste nâhoş, sıkıntılı ve muhtemelen kalb kırıcı bir hava husule getirmemek için olanca gayretinizi sarf etmiş, bizzat kendiniz sıkıntıya düşmüşsünüzdür.

Bazan da böyle bir muhavereye farkında olmadan, gayr-i ihtiyari kendimizi kaptırır, konuşmanızın ta ortasında durumumuzu idrak eder, gafletinize şaşarsınız. Bu nedenle böyledir? Bu fena fiile neden bu kadar tutkunuz? Çünkü insan ruhunda, şahısların bilinmeyen taraflarını bilmek, hareketlerindeki asıl niyeti keşfetmek, saklamaya çalıştığı kusurları ortaya dökmek, binaenaleyh o zatın o kadar melek, o kadar hürmete layık, o kadar kıymetli kimse olmadığını (!) isabet etmek hususunda dayanılmaz bir temayül saklıdır.

Biz insanlar "en temiz vicdanda gizli bir leke" fark etmek isteriz. Hâlbuki bunun içtimaî zararları çok büyüktür. Çok muhtaç olduğumuz tesanüdü yıkar, şahısları birbirinden soğutur, itimadları zedeler, darılmalara yol açar. Bazan aksi tesir de yaparak, kusur işlemiş olan şahısların bunlar üzerinde ısrarına ve hatta kötü insanlar safına kaymasına sebep olur.

İtiraf edelim ki, hepimiz, güzel yazı yazıyorsak, resme hevesimiz varsa, herhangi bir sahada kendimizi yetkili hissediyorsak... bu, muhitimizden bize karşı bu yolda bir kanaat beslendiği ve izhar edildiği içindir. Yine bunun gibi eğer hakikaten iyi insan isek bunu biraz da etrafımızdakilerin bizi iyi bilmesine, iyi zannetmesine borçluyuz.

İşte bütün bu sebeplerden İslâm dini, bir şahsın üzerinde olmayan bir kötülüğü söylemeyi yasak ettiği gibi -çünkü bu apaçık bir iftira olur- hakikaten sahip olduğu kötü vasıfları veya işlediği bir hatayı söylemeyi, yazmayı da yasak etmiştir. Mü'minler hakkında hüsn-i zan beslemek, varsa kusurlarını örtmek, gizlemek içtimaî ve bilhassa manevî kazancı çok yüksek olan amellerdendir.

Yukarıdaki fıkra, bir kimsenin gıyabında, onun, duyunca üzüleceği kusurlarını söylemek hatasına düşenlere verilecek cevapların, yapılacak ikazların en mükemmeli, en nezih ve en zarif numunelerinden biridir.

Kaynak:

Başmakaleler:1-M. Esad Coşan- Server İletişim A.Ş.-İst. 2007

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

uğur, 2011-08-22 05:00:31

çok güzel.bir dönemin en önemli şahsiyetinin yazılarını tekrar tekrar okumak ve burda görmek çok hoşumuza gitti...

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

MAÂRİF, DİN EĞİTİMİNİ EN İYİ ŞEKİLDE VERMELİDİR

MAÂRİF, DİN EĞİTİMİNİ EN İYİ ŞEKİLDE VERMELİDİR

İnanmak yaradılışın bir gereğidir. Din, aklın mâverâsında, zekânın fevkinde bir mürşi

MELİK FAYSAL’IN YAHUDİ KİSSİNGER'E VERDİĞİ TARİHİ CEVAP

MELİK FAYSAL’IN YAHUDİ KİSSİNGER'E VERDİĞİ TARİHİ CEVAP

Melik Faysal'ın en önemli gayelerinden birisi, Filistin meselesi ve Mescid-i Aksâ'nın hürriyeti

NESLİN EĞİTİMİNDE MAARİFE DÜŞEN VAZİFELER

NESLİN EĞİTİMİNDE MAARİFE DÜŞEN VAZİFELER

Mânevîyatsız ilmin, beşeriyete felâh ve huzur yerine, şüphe, tereddüt, hatta ızdırap verdi

NASIL BİR MAARİF?

NASIL BİR MAARİF?

Yıllardır ilmî ve fikrî çalışmalarım arasında memleketimizin mânevî, ahlâkî, derûnî

GENÇLERİ HEDONİZM ÇILGINLIĞINA İTENLER

GENÇLERİ HEDONİZM ÇILGINLIĞINA İTENLER

Diyorlar ki: Dünyaya bir kere gelinir. Sonun başlangıcı yoktur. Gülün, eğlenin, bir yıldır

HİCRET VE HAREKET

HİCRET VE HAREKET

Hicret, tâ ezelden ebede, âlem-i vücubdan âlem-i imkâna, daire-i ilimden daire-i kudrete, tâ

ORUÇ, ORUÇ BOZMAK VESAİRE

ORUÇ, ORUÇ BOZMAK VESAİRE

Ramazan ayının hususiyeti oruç. Orucun hususiyeti de kendisine ait meseleler. Başında; tutan tu

HEKİM VE FİLOZOF GÖZÜ İLE RAMAZAN

HEKİM VE FİLOZOF GÖZÜ İLE RAMAZAN

Hekim gözü ile Ramazan perhiz ayıdır. Bir çok hastalıklara karşı tıbbın tavsiye ettiği im

HÜZÜNLÜ BİR HAYVANAT BAHÇESİ GEZİSİ

HÜZÜNLÜ BİR HAYVANAT BAHÇESİ GEZİSİ

“Paris'in büyük hayat sıtmasına tutulduktan sonra(1) yapmaya hiç vakit bulamayacağım bir zi

YİRMİNCİ ASRIN BAŞINDA ANADOLUDA PAZARIN NAMUSU

YİRMİNCİ ASRIN BAŞINDA ANADOLUDA PAZARIN NAMUSU

Fransız yazar Claude Farrare, Çanakkale’de bir köyde, 1900’şerin başında yaşadığı çok

BİZ DE RAHATSIZIZ

BİZ DE RAHATSIZIZ

Elinize bir kalem alsanız ve siyasette, ticarete, sanatta, eğitimde en fazla isim yapmış insanla

Gökleri ve yeri yerli yerince yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.

et-Teğabün: 3

GÜNÜN HADİSİ

"Haramla beslenmiş vücut cennete giremez."

Taberânî.

TARİHTE BU HAFTA

*Elmalılı Hamdi Yazır'ın Vefatı(27 Mayıs 1942) *İstanbul'un Fethi'nin 550. yıl dönümü(29 Mayıs 1453) *Ayasofya'da ilk Cuma Namazı kılındı.(1 Haziran 1453)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI