KUR’AN’I ANLAMA YOLU

Çağımızda edindiğimiz kültürleri kesin doğrular olarak kabul ederek Kur’an’a bakarsak, kendi görüşümüze Kur'an’ı uymaya zorlamış oluruz


2011-05-14 12:03:27

Bugün hepimiz Türkçe'yi biliyoruz. Ama Türkçe yazılmış bir beyti okuduğumuzda veya işittiğimizde hepimiz ayrı ayrı yorumluyoruz.

"Gül gül dedi bülbül güle. Gül gülmedi gitti .

Bülbül güle, gül bülbüle yar olmadı gitti"

şiirini okuyan her zihinde ayrı ayrı çok güzel şeyler şekillenir.

Nasıl ki parmak çizgilerimiz tamamen birbirinden ayrıdır. Görme duyma, tatma, koklama ve dokunma duyularımız ayrı olduğu gibi, bu beş duyumuzdan gelenleri yorumlama kabiliyetimiz de ayrıdır. Bu ayrılığa bir de çevremizden edindiğimiz bilgileri eklersek ayrılık biraz daha artar.

Bu ayrılıklardan fıtri olanları rahmete sebeptir. Sonradan meydana gelen suni ayrılıklar sapıklığa sebeptir.

Eğer beş duyumuz ve aklımız bütün insanlarda aynı olsa idi, dünya çekilmez olur, keşifler durur, monoton bir hayat bizi boğardı.

Bir çiçek karşısında herkes aynı hissi duyardı, hepsi aynı rengi tercih edeceğinden her yer aynı renkte boyanır herkesin şiiri aynı vezin, kelime ve manalardan meydana gelirdi.

 Her gönül ayrı bir imalathane, ayrı bir hazine, ayrı bir arşiv, ayrı bir analiz ve sentez yeridir.

 Kur'an-ı Kerim birçok yerde "Ey insanlar" diye başlar. Peygamberimiz içinde "Seni ancak bütün insanlara elçi olarak gönderdik "(Enbiya: 107) buyurur .

 Bütün insanlara bütün insanlar tarafından anlaşılabilecek durumda olmalıdır.Daha iyi anlaşılması için Arapça olarak indirilen Kur'an-ı Kerim'i anlamak her insanın hakkı ve görevidir.

Ancak onu anlamak için fasih bir Arapça bilinmelidir, kelimeler, bugünkü yüklendiği mana ile değil, Kuran nazil olduğunda yüklendiği manalarıyla bilinmelidir.

Çağımızda edindiğimiz bilgiler bizi herhangi bir konuda taraf yapmamalıdır.

Günümüzde komünizmi benimseyen bir kısım bilginler taraflı bir gözle Kur'an'ı araştırarak "İslam sosyalizmi " adı altında eserler yazdılar.

 Bir kısmı kapitalizmi benimsedi "İslam kapitalizmi" adı altında eser yazdı. Bir kısmı "İslam hümanizmi " dedi.

Bir kısmı batı iktisadını öğrendikten ve bir akımı benimsedikten sonra İslam iktisadını o akımın ana başlıkları altında verdi.

 Bir kısmı keşifleri izledi ve batının henüz üzerinde araştırma yaptığı faraziyelere ayetlerden destek vermeye çalıştı.

Bütün bunları gördükten sonra yeni doğan çocuğun kulağına ezan okumanın sünnet oluşunun önemini daha iyi anlamaya başladım. Kur'ani bir yaşantıya sahip olması istenen bu çocuğun gönlüne yapılacak ilk kayıtlar onun ilerde eşyayı yorumlamasını yönlendirecektir.

 Bülbülü bir yudumluk et gören komünist de, bülbülü yüz bin liraya satabileceğini hesap ederek hapseden kapitalist de, bülbülün minnacık göğsünden binlerce nağmenin çıkışını görüp secdeye kapanan, senin yerin bir su kenarında nazlı nazlı sallanan çitlembik ağacıdır diyen Müslüman da insandır. Ama onların bakışını yönlendiren kültürleridir.

Çağımızda edindiğimiz kültürleri kesin doğrular olarak kabul ederek Kur'an'a bakarsak, kendi görüşümüze Kur'an'ı uymaya zorlamış oluruz. "Bütün bu öğrendiklerim doğru da olabilir, yanlış da olabilir. Bakalım Kur'an bu konularda ne buyuruyor" demelidir.

 

Kur'an'ın tefsiri için yine Kur'an'a müracaat etmeli. Mesela Bakara suresinde size biraz kapalı gelen bir ayet bir başka surede açıklanmıştır.

Sonra Kur'an, Sünnetle tefsir edilmelidir.

Efendimiz bu ayeti nasıl tefsir etmiştir veya bu ayeti hayatında nasıl tatbik etmiş, ona bakmalıdır. Daha sonra malları ve canlarıyla Efendimize yardımcı olmuş Ashabın görüşüne müracaat edilmelidir.

Sahabeden Kur'an ve sünneti alıp bize nakleden Tabiin ve onlardan sonra gelen bu ümmetin itimat ettiği salih âlimlerin görüşlerine de müracaat edilir. Çeşitli görüşleri bilmek bütün ihtimalleri değerlendirmek demektir. Binlerce âlimin görüşleriyle insan ufkunun aydınlanması demektir.

Usul kitapları Kur'an ve sünneti anlamada takip edecek yolları göstermekte ve Kur'an ve sünnete birçok açıdan bakmamızı sağlamaktadır. Mezhep imamlarımızın ayrılık sebeplerine kızan ve "Bir ayetin bir manası vardır" diyen ve kendi verdiği manayı kabul etmeye zorlayan, bundan başkası yoktur diyen kardeşlerimiz kendisini imam kabul edip diğerlerini kendisine tabi kılmaya zorlamıyor mu acaba?

"Yok ben öyle anladım herkes istediği gibi anlayabilir" derse bugün binlerce milyonlarca mezhebe ayrılıp, küfür yerine birbirimizle mücadeleyle, vakit kurşunlamaz mıyız acaba?

Her ne ise, Kur'an-ı Kerim'i okumaya başlarken çağının hastalıklarını ta yüreğinde hissederse insan, Kur'an'ı daha iyi anlar ve hastalıklara şifa bulur.

Kum yemeye başlayan çocuğu babası veya annesi ne kadar azarlarsa azarlasın kumdan vazgeçiremez. Çocuğu doktora götürür ve ona demir ihtiva eden ilaçları içirirse çocuk kendiliğinden vazgeçer. Çocuğun bünyesinde demir eksikliği olunca gözü veya burnu kumdaki demiri görüyor ve kokluyor.

Mümin olarak bizler bir fahişenin, politikacının, ateistin, komünistin, kapitalistin, din tacirinin hastalığının acısını ta yüreğimizde hisseder "Ya Rabbi bunlar kulun ve peygamberin Hz Âdem'in hasta düşmüş çocuklarıdır. Kur'an eczanesinden ilaç almaya geldim, her çağın âlimine kelamının sırlarını açtığın gibi bana da çağımın hastalıklarına Kur'an ecza hanesinden şifa verici ilaçlarını göster" diyerek Kur'an-ı Kerim'i açmalıdır.

Kaynak

Mahmut Toptaş

Kur'an-ı Anlama Yolu

Cantaş Yayınları

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

MAÂRİF, DİN EĞİTİMİNİ EN İYİ ŞEKİLDE VERMELİDİR

MAÂRİF, DİN EĞİTİMİNİ EN İYİ ŞEKİLDE VERMELİDİR

İnanmak yaradılışın bir gereğidir. Din, aklın mâverâsında, zekânın fevkinde bir mürşi

MELİK FAYSAL’IN YAHUDİ KİSSİNGER'E VERDİĞİ TARİHİ CEVAP

MELİK FAYSAL’IN YAHUDİ KİSSİNGER'E VERDİĞİ TARİHİ CEVAP

Melik Faysal'ın en önemli gayelerinden birisi, Filistin meselesi ve Mescid-i Aksâ'nın hürriyeti

NESLİN EĞİTİMİNDE MAARİFE DÜŞEN VAZİFELER

NESLİN EĞİTİMİNDE MAARİFE DÜŞEN VAZİFELER

Mânevîyatsız ilmin, beşeriyete felâh ve huzur yerine, şüphe, tereddüt, hatta ızdırap verdi

NASIL BİR MAARİF?

NASIL BİR MAARİF?

Yıllardır ilmî ve fikrî çalışmalarım arasında memleketimizin mânevî, ahlâkî, derûnî

GENÇLERİ HEDONİZM ÇILGINLIĞINA İTENLER

GENÇLERİ HEDONİZM ÇILGINLIĞINA İTENLER

Diyorlar ki: Dünyaya bir kere gelinir. Sonun başlangıcı yoktur. Gülün, eğlenin, bir yıldır

HİCRET VE HAREKET

HİCRET VE HAREKET

Hicret, tâ ezelden ebede, âlem-i vücubdan âlem-i imkâna, daire-i ilimden daire-i kudrete, tâ

ORUÇ, ORUÇ BOZMAK VESAİRE

ORUÇ, ORUÇ BOZMAK VESAİRE

Ramazan ayının hususiyeti oruç. Orucun hususiyeti de kendisine ait meseleler. Başında; tutan tu

HEKİM VE FİLOZOF GÖZÜ İLE RAMAZAN

HEKİM VE FİLOZOF GÖZÜ İLE RAMAZAN

Hekim gözü ile Ramazan perhiz ayıdır. Bir çok hastalıklara karşı tıbbın tavsiye ettiği im

HÜZÜNLÜ BİR HAYVANAT BAHÇESİ GEZİSİ

HÜZÜNLÜ BİR HAYVANAT BAHÇESİ GEZİSİ

“Paris'in büyük hayat sıtmasına tutulduktan sonra(1) yapmaya hiç vakit bulamayacağım bir zi

YİRMİNCİ ASRIN BAŞINDA ANADOLUDA PAZARIN NAMUSU

YİRMİNCİ ASRIN BAŞINDA ANADOLUDA PAZARIN NAMUSU

Fransız yazar Claude Farrare, Çanakkale’de bir köyde, 1900’şerin başında yaşadığı çok

BİZ DE RAHATSIZIZ

BİZ DE RAHATSIZIZ

Elinize bir kalem alsanız ve siyasette, ticarete, sanatta, eğitimde en fazla isim yapmış insanla

Üstünlük ve şeref ancak Allah'ın, Peygamberinin ve mü'minlerindir.

Münâfikûn, 8

GÜNÜN HADİSİ

İki kelime vardır ki, Rahman'a sevimli, dilde hafif ve mizanda ağır gelir. Bunlar; "Sûbhanellahi ve bihamdihi, Sûbhanellahil-azim=Yüce Allah'ı hamd ile tesbih ederim, Yüce Allah'ı tenzih ederim." kelimeleridir.

Buhari Tecrid-i Sarih, 2189

TARİHTE BU HAFTA

*Elmalılı Hamdi Yazır'ın Vefatı(27 Mayıs 1942) *İstanbul'un Fethi'nin 550. yıl dönümü(29 Mayıs 1453) *Ayasofya'da ilk Cuma Namazı kılındı.(1 Haziran 1453)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI