Cevaplar.Org

HZ. ÜMMÜ’D-DERDÂ (R.ANHA)

“Gayet akıllı, bilgili, fâdıl, keskin görüş sahibi, ibadetini ihmal etmeyen bir hanımefendi idi.” Hafız İbni Abdülberr BABASI: Hadred el-Eslemî. ANNESİ: Selma adında bir hanımdır. Nesebi hakkında bir bilgi yok.


Nurgül Dere

nurguldere@gmail.com

2010-08-21 06:26:17

"Gayet akıllı, bilgili, fâdıl, keskin görüş sahibi, ibadetini ihmal etmeyen bir hanımefendi idi." Hafız İbni Abdülberr

BABASI:

Hadred el-Eslemî.

ANNESİ:

Selma adında bir hanımdır. Nesebi hakkında bir bilgi yok.

KÜNYE VE LAKABLARI:

Lakabı Ümmü'd-Derdâ el-Kübrâ'dır. Bu lakabı almasının sebebi ise; eşi Ebu'd-Derdâ, Resûlullah Efendimizin vefatından sonra Huceyme Binti Huyeyy el-Visabîyye adında bir hanımla daha evlenmiştir. Tabiinden olan bu hanımın künyesi de Ümmü'd-Derdâ olduğundan sadedinde olduğumuz hanımın lakabı Ümmü'd-Derdâ el-Kübrâ olmuştur. Diğer hanıma ise küçük manasında Ümmü'd-Derdâ el-Suğra denmiştir.

BAZI ÖZELLİKLERİ:

v İbadetine düşkün aynı zamanda akıllı, bilgili ve dirayetli bir hanımefendidir. İbn Esîr'in nakline göre sahabî kadınların faziletli ve akıllılarındandır.

v Sahabî hanımlar içinde fetva vermesiyle ayrı bir yeri vardır.

HAYATI:

Asıl ismi Hayre Binti Ebî Hadred el-Eslemî'dir. Fakat künyesi olan Ümmü'd-Derdâ ile meşhur olmuştur. Sahabenin zahidlerinden Uveymir İbni Mâlik (Ebu'd-Derdâ) (r.a) ile evlenmiştir.

Ümmü'd-Derdâ şöyle anlatır:

"Ebu'd-Derdâ kendisine ait bir puta bağlıydı. Aile efradı ise Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) tâbi olmuşlardı. Hassan İbn Sâbit, Abdullah İbn Revâha ve Ka'b İbn Mâlik Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) şairleriydi. Ebu'd-Derdâ'nın cahiliye döneminden kardeşliğiydi. Onu, şöyle diyerek İslâm'a davet ediyordu: "Ebu'd-Derdâ! Son yurdunun İslâm olmasını arzu eder misin?" Ebu'd-Derdâ ise buna yanaşmıyordu.

Ebu'd-Derdâ bir gün putunun üzerine bir mendil koydu ve dışarı çıktı. Arkasından Abdullah İbn Revâha geldi ve evime girdi. Ebu'd-Derdâ'yı sordu. Az önce dışarı çıktığını söyledim. Ben saçımı tarıyordum. İbn Ravâha içeri girdi, yanında bir keser vardı. Putu indirdi ve onu parçalamaya başladı. Bir yandan da kendi kendine bütün şeytan isimlerinden oluşan şiirler söylüyordu: "Duyunuz! Allah'la birlikte anılan her şey bâtıldır."

O bu puta vurup duruyorken keser sesini işittim de şöyle dedim: "İbn Revâha beni mahvettin..."

İbn Revâha çıktı, arkasından da Ebu'd-Derdâ eve döndü. Beni korkudan ağlıyor görünce: "Neyin var" diye sordu. Ben: "Arkadaşın Abdullah İbn Revâha eve girdi ve şu gördüğünü yaptı" dedim.

Ebu'd-Derdâ parçalanmış puta baktı ve çok mu çok kızdı... Sonra düşündü ve şöyle dedi: "Eğer bu putta bir hayır olsaydı kendisini savunurdu." Sonra Abdullah İbn Revâha'nın yanına gitti. Onu bulunca: "Beni Muhammed'in yanına götür" dedi. İkisi birlikte Resûlullah'a (sallallahu aleyhi ve sellem) vardılar ve Uveymir b. Mâlik (Ebu'd-Derdâ) Müslüman oldu."

5 hadis rivayet eden Ümmü'd-Derdâ (r.anha) Şam'da vefat etmiştir, vefat tarihi ise, eşi Ebu'd-Derdâ'dan iki sene önce yani Hz. Osman'ın (r.a) hilafeti devrine denk gelir.

HAKKINDAKİ HADİSLER:

v Hz. Peygamber Selman ile Ebu'd-Derdâ'yı kardeş yapmıştı. Bir gün Selman, Ebu'd-Derdâ'ya misafir oldu. Bu sırada onun hanımı Ümmü'd-Derdâ'yı perişan ve yırtık-pırtık elbiseler içerisinde görerek: "Bu halin ne böyle ey kardeşimin hanımı?" diye sordu. Ümmü'd-Derdâ da: "Senin kardeşin Ebu'd-Derdâ'nın dünyaya ihtiyacı kalmamıştır" karşılığını verdi. Biraz sonra Ebü'd-Derdâ geldi ve kardeşi Selman için yemek yaptırdı. Sofra geldiğinde Hz. Selman, Ebu'd-Derdâ'ya: "Gel sen de ye!" dedi. O da oruçlu olduğunu söyledi. Bunun üzerine Selman: "Sen ev sahibi olduğun halde yemezsen ben de bu yemekten aslâ yemem" dedi.
O zaman Ebu'd-Derdâ (r.a) oturup onunla birlikte yedi. Gece olduğunda ise her zamanki gibi yine ibadete dalmak istedi. Ancak Selman ona engel olarak: "Hayır; artık yatıp uyumalısın" dedi. O da Hz. Selman'ın sözünü dinleyerek yatıp uyudu. Ancak bir müddet sonra ibadet için tekrar kalkmak istedi. Fakat Selman (r.a) bu kez de ona mani oldu. Nihayet gecenin sonlarına doğru Hz. Selman (r.a): "Artık kalkabilirsin" dedi. Böylece ikisi birlikte kalktılar ve namaz kıldılar. Namazdan sonra Hz. Selman Ebu'd-Derdâ'ya (r.anhüma) şunları söyledi: "Rabb'inin senin üzerinde birtakım hakları vardır. Her hak sahibine hakkını vermelisin!". Ebu'd-Derdâ (r.a) daha sonra bunları Hz. Peygamber'e naklettiğinde, o: "Selman doğru söylemiştir" buyurdular."

v Avn b. Abdillah b. Utbe şöyle anlatıyor: Ümmü'd-Derdâ'ya giderek: "Ebu'd Derdâ'nın en üstün ameli neydi?" diye sordum. "Tefekkür etmek ve kâinata ibret gözüyle bakmaktı" dedi.
Ümmü'd-Derdâ'ya: "Ebu'd-Derdâ'nın en çok yaptığı ameli neydi?" diye sordular. "Düşünmek ve kâinata ibret gözüyle bakmaktı" cevabını verdi.

v Ümmü'd-Derdâ şöyle anlatıyor: Kocam Ebu'd-Derdâ bir şey söyledikten sonra mutlaka tebessüm ederdi. Bir gün kendisine: "Böyle yapma! Çünkü böyle yapmaya devam edersen sana deli diyeceklerdir" dedim. Bunun üzerine Ebu'd-Derdâ "Hz. Peygamber bir şey söylediklerinde tebessüm ederlerdi. Bunun için ben de öyle yapıyorum" dedi.

v İbn Mende, Ümmü'd-Derdâ'dan (r.anha) şu merfu hadisi rivayet etmiştir: "Meymun b. Mihran'dan: "Ümmü'-Derdâ'ya dedim ki: "Peygamber'den işittiğin bir şey var mı?" o da şöyle dedi: "Evet. O mescitte otururken girdim ve şöyle buyurduğunu işittim: "Mizan'ı güzel ahlak gibi doldurup ağır basan bir şey yoktur."

v Taberanî Ümmü'd-Derdâ'dan (r.anha) rivayet ediyor: "Bir gün hamamdan çıktım ve Resûlullah ile karşılaştım. "Nereden geliyorsun ey Ümmü'd-Derdâ?" dedi. Ben de: "Hamamdan geliyorum" dedim. Buyurdu ki: "Sizden hiçbir kadın yoktur ki elbisesini annesinin veya kocasının evinin dışında çıkarsın da, kendisiyle Allah arasındaki bütün perdeleri yırtmış olmasın."

v Ümmü'd-Derdâ, Ebu'd-Derdâ'dan bir hizmetçi istedi. Bunun üzerine Ebu'd-Derdâ ona şöyle dedi: "Resûlullah'ı (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle derken duydum: "Kul, hizmetçi edinmedikçe Allah ile beraber, Allah onunla beraberdir. Hizmetçi edindiği zaman ona, hesap (vermek) vacib olur."

HAKKINDA SÖYLENENLER:

v "Ümmü'd-Derdâ el-Kübrâ kadınların faziletlilerinden, akıl sahiplerinden ve görüşüne başvurulanlarından idi. Çok ibadet ederdi." Ebû Ömer

KAYNAK

Nurgül Dere, Hanım Sahabîler, Kayıhan Yayınları, İstanbul, 2019.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir

Âl-i İmran:20

GÜNÜN HADİSİ

Oruç insanı cehennem ateşinden koruyan bir kalkandır; tıpkı sizi harpte ölüme karşı muhafaza eden bir kalkan gibi...

Buhari,Ebû Davud,Tirmizi, Nesai

TARİHTE BU HAFTA

*Emir Sultan hazretlerinin vefatı- 2 Mart 1389 *Hilafetin ilgası-3 Mart-1924

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI