SAİD-ÜL NURSÎ (BEDİÜZZAMAN) NE OLACAK?

Memleketimizde cereyan eden bazı işler ve haller vardır ki, insan, bunların imkân âleminde geçip gitmediğini anlamak için, beynini, kalbini, gözlerini ve kulaklarını muayene ihtiyacındadır. Öyle bilinmez, öyle inanılmaz, öyle görülmez, öyle du


2010-03-31 13:40:27

Memleketimizde cereyan eden bazı işler ve haller vardır ki, insan, bunların imkân âleminde geçip gitmediğini anlamak için, beynini, kalbini, gözlerini ve kulaklarını muayene ihtiyacındadır. Öyle bilinmez, öyle inanılmaz, öyle görülmez, öyle duyulmaz işler!

Bir Said-ül-Nursî (Bediüzzaman) vardır. Son derece muhterem ve muazzez bir din adamıdır. En ileri yaşlardan birinde, mübarek bir ihtiyardır. Dinin ruhi ve ahlâkî kıymetlerini, ince ve derin hikmetlerini en mücerret ifadeyle yazarak, anlatarak, neşretmekten başka bir fazileti yahut günümüzün tabiriyle kabahati yoktur.

"Nur Risalesi" isimli de, bir seri makale ve mektuptan ibaret, birkaç ciltlik, resmen basılmamış bir eseri mevcuttur. Bu zavallı, yıllardan beri, kanunsuz, hakikatsiz, mesnetsiz, isbatsız olarak hapishane köşelerinde çürütülmektedir. Zira tek suçu bulunduğu muhitlerde halkın kendisine gösterdiği büyük saygı ve itibardır:

-Vay, tarikat kuruyorsun, gizli cemiyet tesis ediyorsun! Dini siyasete alet ediyorsun, fesat çıkarmaya çalışıyorsun!

Vesaire vesaire…

Vaktiyle Eskişehir'de muhakeme edilmiş, hüküm yemiş, çilesini doldurmuş, uzun zaman göz hapsi altında yaşamış, sonra tekrar yakalanmış, Denizli'de muhakeme edilmiş, oradan da kurtulmuş, derken aynı fiilinden dolayı tekrar Afyon'da muhakeme edilerek yıllardan beri zindanlarda çürütülmüştür. Hâlbuki kanun sarihtir: Bir fiilden muhakeme edilmiş ve hüküm almış bulunan bir adam, başka bir mahkeme tarafından ve aynı fiil veya isnat etrafında tekrar muhakeme edilemez. Bunun ne akıl, ne hayal, ne rüya kabul edebilir.

Fakat Said-ül-Nursî mevzuunda, bu, olmuştur. Nihayet muhterem zat, 1 sene 8 aya mahkûm edilerek, ancak, bu müddeti hapishanede doldurduğu için tahliye edilebilmiştir. Temyiz Mahkemesi ise aynı fiilin ikinci bir muhakemeye mevzu teşkil edemeyeceği ifadesiyle hükmü bozmuştur. Şimdi yine muhakeme edilecek, fakat neticede beraat de etse, mahkûm da olsa çekmiş olduğundan daha fazla bir şey çekemeyecek ve kaybını ona kimse tazmin edemeyecektir.

Bu ne haldir? İlim ve faziletinden başka hiçbir suçu olmayan ve gizli cemiyetle, tarikatla, siyasetle hiçbir alâkası bulunmayan bu zat, mevsimlerce, her noktasından rutubet muslukları akan beton bir hücreye kapatılmış ve "Şu odaya bir soba kuralım da, rutubeti çeksin!" diye müracaat eden bazı merhamet ve alâka sahiplerinin teklifleri reddedilmiştir.

Bu ne haldir? Bu vatanın mukaddesatına, tarihine, istiklâline, istikbaline, maddî ve mânevî ırzına musallat komünistlik liderlerini müdafaa sesleri çıkarken, bütün bu ölçülerin bir zübdesi ve âbidesi halindeki mübarek bir ihtiyarı müdafaaya cüret edebilecek ağız kalmamış mıdır?

Abdurrahim Zapsu

Büyük Doğu Mecmuası

4 Kasım 1949

Not: Abdurahim Zapsu Beyefendi, 1309'da Van'ın Başkale kazasında doğdu. Baba tarafından Seyyid Abdülkadir Geylani'ye, anne tarafından Hz. Abbas'a dayanır. Kendileri Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin kardeşi Seyyid Taha'nın icazetli bir talebesidir. Ayrıca Ankara Maliye meslek lisesinden mezun olmuştur. İstanbul İlahiyat Fakültesinin de son mezunlarındandır. Üstad Bediüzzaman'la beraber Birinci Cihan Harbinde Ruslara karşı mücahede etmiş ve esir düşmüştür. Hazar Denizinde Nangün adasındaki esaretinden firar ile evvela Bakü'ye, sonradan binbir meşakkatle İstanbul'a firar etmiştir. 15 sene muallimlik, 15 sene maliyecilik yapmış, Ehl-i Sünnet mecmuası adıyla ilmi ve dini bir dergi çıkarmıştır. Bu mecmuada Bediüzzaman'ın Rus Kafkas kuvvetleri komutanı karşısında ayağa kalkmama hadisesini ilk defa kamuoyuna o duyurmuştur. Çok iyi derece Arapça, Farsça, Rusça ve Almanca bilen merhum, 1958'de dar-ı bekaya rıhlet etmiştir. Allah Rahmet eylesin. Amin.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

MAÂRİF, DİN EĞİTİMİNİ EN İYİ ŞEKİLDE VERMELİDİR

MAÂRİF, DİN EĞİTİMİNİ EN İYİ ŞEKİLDE VERMELİDİR

İnanmak yaradılışın bir gereğidir. Din, aklın mâverâsında, zekânın fevkinde bir mürşi

MELİK FAYSAL’IN YAHUDİ KİSSİNGER'E VERDİĞİ TARİHİ CEVAP

MELİK FAYSAL’IN YAHUDİ KİSSİNGER'E VERDİĞİ TARİHİ CEVAP

Melik Faysal'ın en önemli gayelerinden birisi, Filistin meselesi ve Mescid-i Aksâ'nın hürriyeti

NESLİN EĞİTİMİNDE MAARİFE DÜŞEN VAZİFELER

NESLİN EĞİTİMİNDE MAARİFE DÜŞEN VAZİFELER

Mânevîyatsız ilmin, beşeriyete felâh ve huzur yerine, şüphe, tereddüt, hatta ızdırap verdi

NASIL BİR MAARİF?

NASIL BİR MAARİF?

Yıllardır ilmî ve fikrî çalışmalarım arasında memleketimizin mânevî, ahlâkî, derûnî

GENÇLERİ HEDONİZM ÇILGINLIĞINA İTENLER

GENÇLERİ HEDONİZM ÇILGINLIĞINA İTENLER

Diyorlar ki: Dünyaya bir kere gelinir. Sonun başlangıcı yoktur. Gülün, eğlenin, bir yıldır

HİCRET VE HAREKET

HİCRET VE HAREKET

Hicret, tâ ezelden ebede, âlem-i vücubdan âlem-i imkâna, daire-i ilimden daire-i kudrete, tâ

ORUÇ, ORUÇ BOZMAK VESAİRE

ORUÇ, ORUÇ BOZMAK VESAİRE

Ramazan ayının hususiyeti oruç. Orucun hususiyeti de kendisine ait meseleler. Başında; tutan tu

HEKİM VE FİLOZOF GÖZÜ İLE RAMAZAN

HEKİM VE FİLOZOF GÖZÜ İLE RAMAZAN

Hekim gözü ile Ramazan perhiz ayıdır. Bir çok hastalıklara karşı tıbbın tavsiye ettiği im

HÜZÜNLÜ BİR HAYVANAT BAHÇESİ GEZİSİ

HÜZÜNLÜ BİR HAYVANAT BAHÇESİ GEZİSİ

“Paris'in büyük hayat sıtmasına tutulduktan sonra(1) yapmaya hiç vakit bulamayacağım bir zi

YİRMİNCİ ASRIN BAŞINDA ANADOLUDA PAZARIN NAMUSU

YİRMİNCİ ASRIN BAŞINDA ANADOLUDA PAZARIN NAMUSU

Fransız yazar Claude Farrare, Çanakkale’de bir köyde, 1900’şerin başında yaşadığı çok

BİZ DE RAHATSIZIZ

BİZ DE RAHATSIZIZ

Elinize bir kalem alsanız ve siyasette, ticarete, sanatta, eğitimde en fazla isim yapmış insanla

İnsan, bizim kendisini kerih bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki, şimdi o apaçık bir hasım kesilmektedir.

Yasin, 77

GÜNÜN HADİSİ

"Şekavet sahibi Allah'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri ise Allah'tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır. Cahil şekavet sahibini Allah, cimri ibadet düşkününden daha çok sever."

Tirmizi, Birr 40, (1962)

TARİHTE BU HAFTA

*Elmalılı Hamdi Yazır'ın Vefatı(27 Mayıs 1942) *İstanbul'un Fethi'nin 550. yıl dönümü(29 Mayıs 1453) *Ayasofya'da ilk Cuma Namazı kılındı.(1 Haziran 1453)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI