Cevaplar.Org

HZ. ÜMÂME BİNTİ EBÎ’L-ÂS (R.ANHA)

Hz. Fâtımâ’nın vefat etmeden evvel eşi Hz. Ali’ye: “Onu benden sonra al” diye vasiyet ettiği Peygamber torunu… BABASI: Ebu’l-Âs b. Rebî radıyallahu anh. ANNESİ:


Nurgül Dere

nurguldere@gmail.com

2009-11-01 04:19:47

Hz. Fâtımâ'nın vefat etmeden evvel eşi Hz. Ali'ye: "Onu benden sonra al" diye vasiyet ettiği Peygamber torunu…

BABASI:

Ebu'l-Âs b. Rebî radıyallahu anh.

ANNESİ:

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek kızı Hz. Zeyneb radıyallahu anha.

NESEBİ:

Ümâme Binti Ebu'l-Âs b. Rebî' b. Abdül'uzzâ el-Kureyşî el-Abşemî.

KÜNYE VE LAKABLARI:

Künyesi Ümmü Yahya idi. Bu künyeyi Muğire b. Nevfel ile yaptığı evlilikten meydana gelen çocuğundan dolayı almıştır. Her ne kadar hiç çocuğu olmadığına dair rivayetler varsa da Mevlanâ Niyaz'ın Kadın Sahabiler adlı eserinde Hz. Ümâme'nin künyesinin "Ümmü Yahya" olduğu bildirilmektedir.

HAYATI HAKKINDA KISA KISA:

Hz. Ümâme radıyallahu anha Resulullah aleyhissalatu vesselamın en sevdiği torunu idi. Ümâme hep dedesinin yanındaydı. Efendimiz aleyhissalatu vesselamın Ümâme'ye olan şefkati o derece idi ki namaz kılarken bile yanından ayırmazdı.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gönderilen hediyeler arasında altından bir kolye vardı. Ümâme bir köşede oynuyordu. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: "Bunu çok sevdiğim bir yakınıma vereceğim" buyurmuş, mübarek eşleri, bunun Hz. Aişe olduğunu zannetmiş fakat Allah Resulü Ümâme'yi çağırarak gerdanlığı boynuna takmıştır.

Hz. Ümâme'nin ilk eşi Hz. Ali radıyallahu anh'dır. Aslında Hz. Ümâme'nin babası Ebu'l Âs vefat etmeden evvel kızının Hz. Zübeyr b. Avvam radıyallahu anh ile evlenmesini vasiyet etmişti. Ancak Hz. Fâtımâ vefat etmeden önce Hz. Ali'ye yaptığı vasiyette: "Ben vefat ettikten sonra evlenmelisin. Aksi takdirde gerek kendin ve gerekse benim ciğerimin köşesi yavrularım perişan olursunuz. Lâkin yabancı bir üvey annenin elinde yavrularımın ezilip hırpalanmamaları için merhum ablam Zeyneb'in kızı Ümâme Bintü'l-Âs'ı almanız uygun olur" demiştir. Hz. Ali'de bu vasiyeti yerine getirmiş ve Hz. Ümâme ile evlenmiştir.

Hz. Ümâme'nin Hz. Ali ile yaptığı bu evlilikten hiç çocuğu olmadığına dair rivayetler olduğu gibi, merhum H. Cemal Öğüt'ün "Gül'ün Gül'ü Fâtımâtü'z-Zehra" adlı eserinde Muhammed Evsat adında bir oğlu olduğuna dair Müslim'de geçtiği bildirilen bir rivayet de vardır.

Hicretin 40. yılında Hz. Ali radıyallahu anh vefat etmeden önce Muğire bin Nevfel'e: "Benden sonra Ümâme ile evlen" diye vasiyet etmişti. Muğire bin Nevfel bu vasiyeti yerine getirerek, Hz. Ali'nin şehit edilmesinden sonra iddeti dolduktan sonra Hz. Ümâme ile evlenmiştir.

Hz. Ali şehit edildikten sonra Hz. Ümâme radıyallahu anh Muğire ile henüz evlenmeden, Muaviye, Medine valisi Mervan'a haber gönderip, Ümâme ile evlenmek istediğini bildirmişti. Ancak Hz. Ümâme ve aile yakınları buna şiddetle karşı çıktılar ve Hz. Muğire'ye haber gönderip nikâh işlemlerine başlamasını istediler. Muğire'de Hz. Hasan radıyallahu anh'den Hz. Ümâme ile evlenmek için izin istedi ve nikâhları kıyıldı.

Hz. Ümâme'nin Muğire ile yaptığı bu evlilikten hiç çocuğu olmadığına dair rivayetler olduğu gibi, Yahya adında bir çocuğu olduğuna dair rivayetler de vardır. Gerçeği Allah bilir.

Hicrî 50. yılda Muğire b. Nevfel'in eşi olarak vefat etmiştir.

HAKKINDAKİ HADİSLER:

v Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'a, Habeş kralı Necaşi'den hediyeler geldi. İçerisinde Habeşî kaşlı bir de altın yüzük vardı. Resulullah onu bir çöple veya tiksinerek bir parmağıyla aldı. Kızı Zeyneb'in kızı Ümâme Bintu Ebî'l-Âs'ı çağırıp: "Yavrucuğum al şunu, takın!" dedi."

v "Sadedinde olduğumuz rivayet, Habeş kralının hediyeleri arasında çıkan altın yüzüğü, Resulullah'ın kız torunu Ümâme'ye taktığını belirtmektedir. Yüzüğü çöple ve tiksinti ile alması, altın zînetin erkeklere haram olması sebebiyledir. Ulemâ, altın zînetin kadınlara helal olduğu hususunda nass kabul etmişlerdir."

v Ebû Katâde radıyallahu anha anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, kızı Zeyneb'in kerimesi olan torunu Ümâme'yi omuzunda taşıdığı halde halka namaz kıldırırdı. Secdeye varınca çocuğu (yana) bırakır, kıyâm için doğrulunca tekrar omuzuna alırdı."

Hadis hakkında Kütüb-i Sitte'de geçen açıklamanın bir kısmını buraya alıyoruz:
"Kız çocuklarını hakir gören bir cemiyette, kız torununu Resulullah'ın sırtında taşıması, bâhusus namazda sırtına alması, rükû ve secde sırasında yere bırakıp, kıyama kalkarken tekrar sırta alması ayrı bir ehemmiyet taşır. Fakihânî: "Ümâme'yi namazda taşımasının sırrı, sanki Arapların kızlarla ülfet etmekten hoşlanmama âdetlerini reddetmektir. Onlara muhalefet için kızı taşıdı, hatta onları reddetmekte mübâlağa için namazda da taşıdı. Fiille beyan, sözden daha kavîdir" der."

Mevlânâ Şiblî'nin Sîretü'n-Nebî adlı eserinde ise: "Bize göre bütün bu rivayetler henüz namazda konuşmanın ve o tür hareketlerin yasaklanmadığı döneme aittir." denilmektedir.

KAYNAK

Nurgül Dere, Hanım Sahabîler, Kayıhan Yayınları, İstanbul, 2019.

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Onu(Kur’an’ı) Ruh-ul Emin(Cebrail), inzar edenlerden olasın diye, kalbine apaçık Arapça olarak indirmiştir.

Şuara:193-195

GÜNÜN HADİSİ

İki kelime vardır ki, Rahman'a sevimli, dilde hafif ve mizanda ağır gelir. Bunlar; "Sûbhanellahi ve bihamdihi, Sûbhanellahil-azim=Yüce Allah'ı hamd ile tesbih ederim, Yüce Allah'ı tenzih ederim." kelimeleridir.

Buhari Tecrid-i Sarih, 2189

TARİHTE BU HAFTA

-İbn-i Batuta'nın Vefatı(24 Şubat 1369) -Malcolm X'in Vefatı(25 Şubat 1965) -Tarık Buğra Vefat Etti.(28 Şubat 1994) -Buhari'nin Vefatı(2 Mart 869)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI