Cevaplar.Org

HZ. ESMA BİNTİ EBÎ BEKİR (R.ANHA)

“Allah senin bu kuşağın yerine sana cennette iki kuşak verecektir” Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)


Nurgül Dere

nurguldere@gmail.com

2009-10-02 01:57:06

"Allah senin bu kuşağın yerine sana cennette iki kuşak verecektir" Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)

BABASI:

Babası, Resûlullah'ın (aleyhissalatu vesselam) "es-Sıddîk" diye nitelediği Hz. Ebu Bekir (r.a).

ANNESİ:

Kutele veya Kuteyle Binti Abdiluzza el-Kureşiyye.

NESEBİ:

Esma Binti Ebî Bekir Abdillah b. Osman et-Teymiyye.

KÜNYE VE LAKABLARI:

Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) ve babası Hz. Ebu Bekir Medine'ye hicret edecekleri zaman, kendilerine hazırladığı yol azığını koyduğu torbanın ağzını bağlamak için kemerini ikiye bölüp bir parçasıyla bu torbanın ağzını bağlamıştır. Onun için kendisine "İki Kemer Sahibi" yahut "İki Kuşaklı" manasında "Zat'ün-Nitakayn" denmiştir.

Ebu Ömer (b. Abdilberr) dedi ki: "Bu ismi ona Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) vermişti. Zira o, Peygamber (aleyhissalatu vesselam) hicret edeceği zaman sofra hazırlamış, bunu sarmak için kuşağını iki parçaya bölmüş, parçanın yarısıyla sofrayı sarmıştı. Diğer parçasını da kuşak olarak kullandı." İbn İshak ve başkaları da böylece zikretmişlerdir.

ŞEMAİLİ VE AHLÂKI:

Son derece edepli, takva sahibi, aynı zamanda da mütevazı olup, fakirliğin verdiği her türlü sıkıntıya katlanmış bu mübarek Hanımefendi temiz ahlakı ile tüm İslam kadınlarına çok güzel bir örnek olmuştur.

BAZI ÖZELLİKLERİ:

v İslam'a ilk giren hanım sahabîlerdendir. İbn İshak'a göre 18. Müslüman'dır.

v Hz. Esma (r.anha) cömertliğin numûnesiydi. Yaşlanıp da hastalandığı zaman, bütün köle ve cariyelerini azâd etmişti.

v Sağlam itikatlı, güvenilir, takva yönünden üstün bir hanımefendi idi. Birçok insan ona gelip kendisinden hayır dua isterlerdi. Özellikle sıkıntıda ve hasta olanlar gelirlerdi. Sıtmaya yakalanmış kadınlar gelip dua etmesini isterlerdi. Hz. Esma'da bunların göğüslerine biraz su serper, kendilerine dua ederdi ve buyururdu ki: "Zatı Risaletpenahilerinden duydum ki buyurdular: "Sıtmanın harareti cehennem ateşinden bir nümûnedir. Bu sıkıntıyı serin su giderir."

v Hz. Esma, ilk Hacc ettiği zaman Resûlullah'ın (aleyhissalatu vesselam) maiyeti saadetlerinde Hacc etmişti.

v Hz. Esma elinde avucunda bir şey bırakmaz, tasadduk ederdi.
"Hz. Âişe'nin bıraktığı mallar meyanında bir orman vardı. Bu orman, Hz. Âişe'nin ablası Hz. Esma'ya isabet etmişti. Muaviye, burasını 100.000 Dirhem mukabilinde teberrüken satın aldığından Hz. Esma bu mühim parayı aziz dostları arasında dağıtmıştı."

v Hz. Esma'da kız kardeşi Hz. Âişe (r.anha) gibi cömertliği ile tanınıyordu. İbni Zübeyr diyor ki: "Bu iki kız kardeşten fazla cömert ve âlicenab bir kimse görmedim."

v Hicretten sonraki ilk doğumu Hz. Esma (r.anha) yapmıştır.

HAYATI:

Hz. Esma Hicretten 27 sene önce Mekke'de dünyaya gelmiştir. Hz. Esma, Hz. Âişe (r.anha) Validemizin anne ayrı baba bir üvey kız kardeşi, Abdullah bin Ebu Bekir'in ise öz kız kardeşiydi.

Efendimiz'in (aleyhissalatu vesselam) halasının oğlu Zübeyr İbnu'l-Avvam ile evlenmiş ve bu evlilikten; Abdullah, Urve, Münzer, Asım, Muhacir, Haticetü'l-Kübra, Ümmü Muhsin ve Âişe adında çocukları dünyaya gelmiştir.

Bir Tevekkül ve Metanet Örneği

Hz. Ebû Bekir (aleyhissalatu vesselam) hicret yolculuğuna çıkarken; "Belki yolda gerekebilir" diye beş altı bin dirhem tutarındaki parasını da yanına almıştı. O Peygamberimiz'le (aleyhissalatu vesselam) birlikte yola çıktıktan sonra, o sıralarda henüz Müslüman olmamış, gözleri görmeyen babası Ebû Kuhâfe, teselli için torunlarının yanına geldi, oflanıp sızlanarak: "Ebû Bekir gitmekle size bir sıkıntı verdi zannederim. Bütün parayı alıp götürmüşse, ikinci bir sıkıntı daha yüklemiş olur" dedi. Esma (r.anha) şöyle söylüyor: "Ben; 'Hayır dede, babam onların hepsini bırakıp gitti!' dedim. Bunu söyledikten sonra gittim, küçük küçük taşları toplayarak babamın paralarını koyduğu evdeki dolaba yerleştirdim ve 'Dedemin gözleri görmediğinden, eliyle yokladığında bunu dirhem dolu zannetsin' diye de üzerine bir bez örttüm. Dedemin elini o bezin üzerine koydum. Bunun üzerine dedem: "Bunu iyi etmiş, hiç olmazsa geçiminize bir çare olur" dedi. Hâlbuki babam hiçbir şey bırakmamıştı. Ama ben dedemi teselli için böyle yaptım. Hiç olmazsa böylece biraz rahatlamış olurdu.

Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Hz. Ebû Bekir radıyallahu anh ile birlikte hicret edip Medine'ye varınca, Hz. Zeyd radıyallahu anh'ı gönderip ailelerini ve çocuklarını alıp gelmelerini istemişti. Onlarla birlikte Hz. Esma'da (r.anha) geldi. Kuba'ya ulaştığında oğlu Abdullah doğdu. Hicretten sonra ilk doğumu o yaptı. O devrin genel yoksulluğu, yıkıntıları, kıtlığı meşhurdur. Bununla birlikte o devir Müslümanlarının gayreti, zorluklara karşı direnme gücü, kahramanlık ve metaneti dillerde destan olmuştur. Buharî'de Hz. Esma'nın (r.anha) hayatı kendi dilinden şöyle anlatılmaktadır:

"Ben Zübeyr (r.a) ile evlendiğimde onun ne malı mülkü, ne işini yürüten bir hizmetçisi, ne de su taşıyan bir deve ile binek olarak kullandığı attan başka bir eşyası vardı. Ben hayvanlar için ot vs. getiriyor, hurma çekirdeklerini öğütüp yem olarak yediriyordum. Suyu kendim doldurup getiriyor, evin her işini kendim yapıyordum. Bu kadar işin içinde bana en zor geleni ise atın işleri idi… Ekmek pişirmesini pek beceremiyordum. Hamur yoğurup Ensâr'dan komşu kadınlara götürüyordum. Onlar çok iyi, içten, samimi kadınlardı; benim ekmeğimi de pişiriyorlardı. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Medine'ye gelince Zübeyr'e iki mil uzaklıkta bir parça arazi verdi. Ben oradan başımın üzerinde seleyle hurma çekirdeği taşırdım. Bir gün bu şekilde gelirken yolda Resulullah'la (aleyhissalatu vesselam) karşılaştım. Deveye binmişti ve yanında Ensâr'dan bir grup vardı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) beni görünce devesini durdurdu ve binmem için onu çöktürdü. Erkeklerin arasında gitmekten utandım. Peygamberimiz (aleyhissalatu vesselam) benim davranış biçimimden, deveye binmekten utandığımı anladı ve gitti. Ben de eve geldim. Zübeyr'e hadiseyi anlattım; Peygamberimiz'le (aleyhissalatu vesselam) karşılaştığımı, onun buyruğunu, utandığımı, kendisinin de gayrete gelip kıskanacağını düşündüğümü söyledim. Zübeyr (r.a) dedi ki: "Yemin ederim ki, senin hurma çekirdeklerini başının üstünde getirmen bana ondan daha ağırdır." –O günün şartlarında erkekler daha çok cihad ve din işleri ile uğraştıklarından ev işlerini tamamen kadınlar yükleniyordu- Bundan sonra babam Ebû Bekir (r.a) kendisine Peygamberimiz'in (aleyhissalatu vesselam) gönderdiği hizmetçiyi bana verdi de hayvanlara bakmaktan kurtuldum.""
Buharî'deki Evlenme Bahsi'nde şöyle bir ilavede vardır: "Bu sayede o kadar rahatladım ki, kendimi esaretten kurtuluş sandım."

Hz. Esma (r.anha) mütevazı bir hayat yaşamıştır. Eşi Zübeyr bin Avvam (r.a) önceleri varlıklı olmadığından Hz. Esma'nın biraz daha iktisatlı davranması gerekiyordu. Bunun içinde hesabını çok iyi bilirdi. Bunu öğrenen Peygamberimiz Hz. Muhammed (aleyhissalatu vesselam): "Her şeyi böyle ölçüye tartıya vurarak sarf etme; sen böyle yaparsan Hak Teâlâ'da bunun masrafı bu kadardır diye senin rızkını azaltır. O kadar verir" buyurdular. Hz. Esma, Efendimiz'in (aleyhissalatu vesselam) bu tavsiyesine uymuş ve bu âdetini bırakmıştır.

Hz. Esma'nın yanında Hz. Peygamber'in (aleyhissalatu vesselam) bir hırkası vardı. Bu hırkayı Peygamberimiz Hz. Âişe'ye vermişti. Hz. Âişe'de vefatında Hz. Esma'ya vermiştir. Hz. Esma hastalandığı zaman bu hırkayı suya daldırıp bunun suyunu içerdi. Bazen bu sudan hastalara da içirirdi.

Hz. Esma Resûlullah'den (aleyhissalatu vesselam) 58 hadis rivayet etmiştir.

Esma (r.anha), gözleri kör oluncaya kadar uzun bir ömür sürmüştür. Yüz yaşına vardığı halde ne dişleri dökülmüş ne de onda bunama eserleri görülmüştü. Oğlu Abdullah İbnu'z-Zübeyr şehit olduktan on gün sonra; 110 yaşında iken, tek bir dişi bile dökülmeden ve en ufak bir bunama emaresi göstermeden Rabbine yürümüştür. Sadece gözleri görmüyordu, vücudu sağlam ve sıhhati de yerindeydi. Mekke'de vefat etmiştir. Vefat ettiğinde Hicretin 73. yılıydı.

HAKKINDAKİ ÂYETLER:

v "Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan menetmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever." (Mümtehine, 60/8)
Nitekim bu âyetin nüzul sebebinin Hz. Esma ile ilgili olduğunu yine Hz. Esma'nın bir rivayetinden anlıyoruz:
Hz. Ebu Bekir'in kızı ve Zübeyr'in (r.anhüma) karısı Esma Zatu'n-nitakeyn'den (r.anha) yapılan bir rivayette o, şöyle demiştir: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) andlaşma yaptıktan sonra müşrike olarak Kureyş'in koruması altında bulunan annem beni arzu ederek görmeye gelmişti. "Onunla ilgilenip iltifat göstereyim mi?" diye Resûlullah'a sordum. Bunun üzerine Allah Teâlâ bu ayeti indirdi ve Resûlullah'da (aleyhissalatu vesselam) bana "Evet ona sıla et yani alakadar ol, iltifat ve ihsan eyle" buyurdu."

HAKKINDAKİ HADİSLER:

v et-Taberânî, hicret hakkında Esma Binti Ebû Bekir'den şöyle rivayet eder: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam), Mekke'de iken bize her gün biri sabah biri akşam vakti olmak üzere iki defa gelirdi. Hicret edeceği gün ise öğle vakti geldi. Ben babam Ebû Bekir'e (r.a) dedim ki:
"Babacığım, bak Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) başını sarmış bize geliyor! Hâlbuki bu saatte bize gelmezdi!" Ebû Bekir (r.a) dedi ki: "Anam babam onun yoluna fedâ olsun! Vallahi önemli bir iş O'nu bu saatte gelmeye sevk etmiştir!"
Hz. Âişe (r.anha) der ki: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam)geldi, içeri girmek için izin istedi, Ebû Bekir (r.a) izin verince girdi. Hz. Ebû Bekir oturduğu sedirden kenara çekilerek Resûlullah'a (aleyhissalatu vesselam) yer verdi. Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) Ebû Bekir'e (r.a): "Yanındakileri dışarı çıkar!" buyurdu. Ebû Bekir (r.a): "Bunlar –yani Âişe ve Esma– senin aile halkındır" dedi. Bunun üzerine Resulullah buyurdular ki: "Hicret ederek Mekke'den çıkmama izin verildi!" Ebû Bekir (r.a) dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Anam babam senin yoluna fedâ olsun, sana yol arkadaşı olmamı mı istiyorsun?" Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Evet!" diye cevap buyurdular.
Hz. Âişe radıyallahu anha der ki: "Ebû Bekir (r.a) ağlamaya başladığını gördüm. Bir kişinin sevinçten ağlayacağını hiç düşünmemiştim." Daha sonra Ebû Bekir (r.a) şöyle dedi: "Anam babam senin yoluna fedâ olsun, şu iki binek hayvanımdan birini kendine al!" Resûlullah (aleyhissalatu vesselam): "Hayır, ancak ücretini almayı kabul edersen alabilirim!"
Bineğinin bedelini ödeyerek almak istemesinin sebebi şuydu: Resûl-i Ekrem (aleyhissalatu vesselam), Allah (c.c) yolunda yapacağı hicretin faziletinin mükemmel olmasını arzu ettiğinden, bu hicretin canı ve malıyla yerine getirilen bir ibadet olmasını istiyordu.
Hz. Âişe der ki: "En hızlı şekilde onların yol hazırlıklarını yaptık. Yol azığı hazırlayıp torbalarına koyduk." el-Vâkıdî'nin rivayetinde şu ilaveler vardır: "Azık torbalarında pişmiş bir koç vardı. Esma (r.anha) kuşağından bir parça keserek torbanın ağzını bağladı. Bundan dolayı kendisine "İki Kuşaklı" diye isim verildi."

v "Esma'nın boynunda bir ur vardı. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ona eliyle dokunup: "Allah'ım onu, ur'un kötülüğünden ve zararından koru" buyurmuşlardır."

v Hz. Âişe (r.anha) anlatıyor: "Esma Bintu Ebî Bekir (r.anha), üzerinde ince bir elbise olduğu halde Resûlullah'ın (aleyhissalatu vesselam) huzuruna girmişti. Aleyhissalatu vesselam, ondan yönünü ters istikamete çevirdi ve: "Ey Esma! Kadın hayız yaşına girdi mi ondan sadece şunun ve şunun dışında hiçbir yerinin görünmesi caiz değildir!" dedi ve yüzü ile ellerini işaret etti." [Ebu Davud, Libas 34, (4104).]

v Esma Bintu Ebî Bekir anlatıyor: "Mekke'de Abdullah İbnu Zübeyr'e (aleyhissalatu vesselam) hamile kalmıştım. Doğum yaklaşmıştı ki, Mekke'yi terk ettim ve Medine'ye geldim, Kuba'ya indim. Abdullah'ı orada dünyaya getirdim. Doğunca, bebeği alıp Resûlullah'a (aleyhissalatu vesselam) götürdüm, kucağına bıraktım. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) bir hurma istedi, ağzında çiğneyerek ezdikten sonra, tükrüğünden çocuğun ağzına bıraktı. Abdullah'ın midesine ilk inen şey Resulullah'ın (aleyhissalatu vesselam) mübarek tükrükleri idi. Sonra (yumuşattığı o) hurma ile çocuğun damağını oğdu, hakkında bereketle dua etti ve Abdullah ismini verdi. Müslüman aileden ilk doğan çocuk bu idi. (Medine'de bütün Müslümanlar) onun doğumuna çok sevindiler. Çünkü "Yahudiler size sihir yaptılar, asla doğum yapamayacaksınız" diye bir şayia çıkarılmıştı." [Buhari, Menâkibu'l-Ensar 45, Akika 1; Müslim, Adab 26, (2146).]

v Esma Bintu Ebî Bekr (r.anha) anlatıyor: Henüz müşrik olan annem yanıma geldi. (Nasıl davranmam gerekeceği hususunda) Hz. Peygamber'den (aleyhissalatu vesselam) sorarak: "Annem yanıma geldi, benimle (görüşüp konuşmak) arzu ediyor, anneme iyi davranayım mı?" dedim. "Evet" dedi, ona gereken hürmeti göster" [Buhari, Hibe 28, Edeb 8; Müslim, Zekât 50 (1003); Ebu Davud, Zekât, 34, (1668).]

v Esma (r.anha) şöyle rivayet eder: "Resûlullah'a (aleyhissalatu vesselam): "Ey Allah'ın Resulü! Kocam Zübeyr'in eve getirdiğinden başka benim bir malım yok; acaba bundan az miktarda bir şey infak etsem bana bir günah olur mu?" dedim. Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Mümkün olduğunca seni sıkıntıya sokmayacak kadar ver ki Allah Teâlâ da seni sıkıntıya sokmasın!"

v Esma (r.anha) anlatıyor: "Bir gün, Peygamber Efendimizin Benî Nadir topraklarından Ebû Seleme ile Zübeyr'e tahsis ettiği arazide bulunuyordum. Zübeyr, Allah Resûlü ile birlikte çıkmıştı. Yahudi bir komşumuz vardı. Koyun kesmiş ve pişirmişti. Etin kokusunu almıştım ve canım eti çok çekmişti. O zaman kızım Hatice'ye hamile idim. Dayanamadım, "Belki bana da ikram eder" diyerek, ateş almak bahanesi ile yahudinin karısına gittim. Doğrusu ateşe ihtiyacım yoktu. Etin kokusunu yakından alıp kendisini de görünce isteğim iyice kabardı. Aldığım ateşi söndürdüm. Gittim tekrar ateş istedim. Sonra üçüncü bir kez daha ateş istedim. Daha sonra oturdum; hem ağlıyor hem de Allah'a dua ediyordum. O arada, Yahudi kadının kocası gelmiş. Karısına, "Yanınıza kimse geldi mi?" diye sormuş. Kadın, "Bir Arap kadın geldi, ateş istedi" demiş. Adam, "O kadına bu etten göndermedikçe bir lokma almayacağım" karşılığını vermiş. Bunun üzerine, bana bir kepçe et gönderdiler. O kadar memnun kalmıştım ki, yeryüzünde hiçbir şey beni o birkaç lokmalık etten daha fazla sevindiremezdi."

v Ebu Nevfel anlatıyor: "Abdullah İbnu'z-Zübeyr'i (r.a.) (Mekke'deki) Akabetü'l-Medine (denilen yerde) (asılmış) gördüm. Kureyş ve diğer halk onun yanına gelmeye başlamıştı. Derken Abdullah İbnu Ömer'de (r.a.) geldi. Yanında durdu, "es- Selamu aleyke ey Ebu Hubeyb!" dedi ve bu selamı üç kere tekrar etti. Sonra sözlerine devamla (üç kere de) "Vallahi seni bu işten men etmiştim (ama beni dinlemedin)" deyip şunları söyledi: "Vallahi, benim bildiğime göre sen, çok oruç tutan, çok namaz kılan, yakınlara çokça yardımcı olan bir kimseydin. Vallahi, en kötüsü sen olan bir ümmet mutlaka en hayırlı bir ümmettir!" Haccac'a, Abdullah İbnu Ömer'in (r.a) İbnu'z-Zübeyr karşısındaki tavrı ve söylediği bu sözleri ulaştı. Derhal adam göndererek İbnu'z-Zübeyr'in cesedini asılı olduğu kütükten indirtip, Yahudilerin kabirlerine attırdı. Sonra annesi Esma Bintu Ebi Bekr'i de bir adam gönderip çağırttı. Fakat kadıncağız gitmekten imtina etti. Haccac ikinci bir elçi daha gönderdi ve: "Ya bana kendi rızanla gelirsin ya da, sana saç örgülerinden sürüyerek getirecek birisini gönderirim!" dedi. Esma yine imtina edip: "Sen, örgülerimden tutup beni sürükleyecek birini gönderinceye kadar vallahi gelmeyeceğim!" dedi. Haccac: "Bana ayakkabılarımı gösterin!" dedi. Papuçlarını alıp, çalımla koşup Esma'nın yanına girdi. "Allah düşmanına ne yaptığımı gördün mü?" dedi. "Ona dünyasını berbat ettiğini, onun da senin ahiretini berbat ettiğini gördüm. Bana ulaştığına göre ona: "Ey iki kuşaklının oğlu" demişsin. Vallahi iki kuşaklı benim. Onlardan biriyle ben Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) ve Ebu Bekr'in (hicret sırasındaki) yiyeceklerini bağladım. Diğeri de, kadının belinden ayırmadığı kuşağıdır. Şunu ilave edeyim ki, Resûlullah (s.a.s) bana: "Sakifte bir yalancı, bir de zalim var!" demişti. Yalancıyı gördük. Zalime gelince; bunun da ancak sen olacağını zannediyorum!" dedi. Haccac, hiç cevap vermeden yanından ayrıldı. [Müslim, Fezailu's-Sahabe 229, (2546).]
[Rezin şu ilavede bulundu: "Haccac (bilahare) demiş ki: "Ben Esma'nın yanına onu üzmek için girmiştim, ama o beni üzdü."]

HAKKINDA SÖYLENENLER:

v "Allah senin bu kuşağın yerine sana cennette iki kuşak verecektir" Hz. Muhammed (s.a.s)

v "Hz. Âişe ve kardeşi Esma'dan (r.anhünne) daha cömert kadın görmedim. Onların cömertlik tarzı birbirinden farklıydı. Hz. Âişe azar azar biriktirirdi, çoğalınca da fakirlere dağıtırdı. Esma da yarına birşey bırakmaz, hemen ihtiyaç sahiplerine infak ederdi." Oğlu Abdullah bin Zübeyr (r.a)

v "Sen ne mübarek bir annesin. Senin ne mübarek hasletlerin var." Oğlu Abdullah bin Zübeyr (r.a)

SÖZLERİNDEN SEÇTİKLERİMİZ:

v Hayır yolunda harcayıp sadaka verin. Lütuf beklemeyin, çünkü lütuf beklerseniz, hiçbir şeyi lütfetmezsiniz. Eğer sadaka verirseniz, onun kaybolduğunu görmezsiniz.

v Abdullah, sen kendini daha iyi bilirsin… Eğer hak yolda olduğuna inanıyorsan ve Hakk'a davet ediyorsan senin sancağının altında öldürülen arkadaşlarının sabrettiği gibi sen de sabret ve savaş…

v Kişinin ölümden sonra korkacağı bir şey yoktur. Ölü koyuna derisinin yüzülmesi acı vermez.

v Allah'a yemin ederim ki izzet ve itibar ile kılıç yemek, zillet ve alçaklıkla kırbaç yemekten hayırlıdır.

v Yâ Rabbi ben biliyorum ki günahkârım, ama senin mağfiretin daha büyüktür.

KAYNAK

Nurgül Dere, Hanım Sahabîler, Kayıhan Yayınları, İstanbul, 2019.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma.

Bakara, 147

GÜNÜN HADİSİ

Geçmiş peygamberlerin sözünden (hiç eksiksiz) nâsın eriştiği haberlerden birisi de: Utanmazsan dilediğini işle! (sözü) dür.

Abdullâh b. Mes'ûd (r.a)'dan

TARİHTE BU HAFTA

*Malcolm X'in şehadeti-1965(21 Şubat) *Resulullah'ın(sav) Veda Hutbesi'ni iradı-632(23 Şubat) *Çeçenlerin Stalin tarafından Sibirya ve Kazakistan'a sürgünü *Seyyah İbn-i Battuda'nın vefatı

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI