İMANİ ESERLERİ NASIL OKUMALI?

Sual: Başta Risale-i Nur olmak üzeri imânî eserleri okurken nelere dikkat etmeli, nasıl bir metod takip etmelidir?”


Mehmed Paksu

mehmedpaksu@hotmail.com

2009-09-30 04:34:16

Sual: Başta Risale-i Nur olmak üzeri imânî eserleri okurken nelere dikkat etmeli, nasıl bir metod takip etmelidir?”

Îmânî meseleleri açıklayan kitapları okumak, bir Müslüman için en vazgeçilmez bir vazifedir. Çünkü, nefis ve şeytanın ürettiği vesvese oklarına, çeşitli telkin ve şüphelerin ördüğü tuzaklara karşı bu eserler hayatî bir sigorta mesabesindedir. Bundan dolayı, vücut binasını dinç tutmak ve yıpranmasını önlemek için nasıl sağlığımıza ve gıdamıza dikkat ediyorsak; ruh sağlığımız için de, başta akıl ve kalb olmak üzere bütün lâtifelerin îman hakikatlarıyla beslenmesine özen göstermemiz gerekir.

Bilindiği gibi, genellikle îmânî eserler ya tek başına okunur veya birkaç kişi ile birlikte okunur. Yalnız başına okunduğu zaman göz önünde bulundurulmasında büyük fayda olan hususlar şunlardır:

1.Her şeyden önce günün belli bir vaktini-bu yarım saat olur, bir saat olur-okumaya ayırmak lâzımdır. Yani, beş-on sayfa da olsa okumayı bir prensip haline getirmeli. Bunun için sâkin bir zamanı, zihin dağılmadan okunabilecek vakti tespit etmeli. Bilhassa sabah namazından sonraki vakit ile günün yorgunluğu geçince yatsıyı müteakip saatler en müsait anlardır. Herkes kendisine göre böyle bir zaman ayarlayabilir.

2.Okurken mânâsını anlayamadığımız birtakım kelimeler çıkabilir. “Anlayamıyorum, ağır geliyor” diye kitabı bir tarafa bırakmak çıkar yol değildir. Bunun için ya lügate bakılır, yahut mevcutsa bilen birisine sorularak mânâsı öğrenilir. Bu husus ilk zamanlar biraz sıkıcı ve zor gelebilir; ama kendi mesleğimizi ve işimizi göz önüne getirelim. Mesleğimizi kavramak için senelerce tahsil yapmış veya belli bir yaşa kadar emek vermişizdir. Tahsil esnasında yüzlerce kitap okumuş, birçok tabir ve kelimeler öğrenmişizdir. İşimiz için de yine birçok meslekî tabirler ezberlemişizdir.

Bu kadar gayret ve ayrılan zaman daha çok dünyevî hayatımızın rahatı için olmaktadır. Mânevî hayatımızın sigortası, ebedî hayatın da nuru ve burakı olan îmânî meseleleri kavramak için birkaç yüz kelimenin mânâsını öğrenmek zor gelmemeli. Bazan öyle oluyor ki, sırf dünyevî bir maksat için İngilizce ve Almanca gibi yabancı bir dil öğreniliyor da, dâimî bir istikbale fayda sağlayacak birkaç yüz kelimelik İslâmî tabirleri öğrenmek neden çok görülsün?

3.İlk okuyuşta anlaşılmayan yerleri tekrar tekrar okumak, bazı mühim yerleri not almak; kısa cümleleri aynen, uzun paragrafları ve bahisleri de mânâ yönünden ezberlemek; imkân ve fırsat bulunca bir başkasına anlatmak istifadeyi arttıran, konunun sindirilmesini sağlayan unsurlardır. Bununla birlikte kitap kendimizinse, önemli olan yerleri çeşitli şekillerde veya renkli kalemlerle işaretlemek; başta veya sonda bulunan sayfalara önemli bahislerin sayfa numaralarını yazmak daha faydalı olur.

4.Birlikte okurken, okuyan kimse her şeyden önce konuya hazırlıklı olmalı. En azından o bahsi daha önce okumuş, üzerinde çalışmış bulunmalıdır. Şayet okunan yerde âyet, hadis veya Arapça ibareler varsa, önceden gözden geçirerek düzgün okumayı temin etmelidir. Yoksa rastgele bir yer açılır, okunmaya başlanırsa, okuyan insan meseleye tam hâkim olmadığı için başta kendisi zorluk çekeceği gibi, dinleyenlerin tam olarak dikkatini toplayamaz. Bu durumlarda dikkatten uzak tutulmaması gereken mühim bir husus da, dinleyenlerin seviyesini göz önünde bulundurmaktır. Meselâ okunan bahsi ilk defa dinleyen ve daha önce o konuyu ilgili hiçbir bilgisi olmayanları da düşünerek hazır bulunanların istifadelerini düşünmelidir.

5.Okuyan kimsenin zaman mefhumunu da ayarlaması unutulmaması gereken bir husustur. Yarım saat veya âzamî 45 dakika, muhatapların dikkatle dinlemesi bakımından normal bir zaman süresidir. Okurken de bazı kelimelerin lügat mânâlarını söylemek herkes tarafından anlaşılmasını kolaylaştıracak, konuyla ilgili bir-iki misâl vermek faydalı olur. Bunu yaparken de, konunun bütünlüğünü bozacak şekilde açıklamalara girişmek, yerli yersiz birtakım malumatı aktarmak, çok zaman faydadan öte, birtakım mahzurları bile getirir.

6.İlk seferinde tamamen anlaşılmasa bile, îmânî eserlerin sadece okunması ve dinlenmesi bile bir çeşit ibadet sayıldığından, sadece aklın hissesini düşünmemek lâzımdır. Çünkü, insan sırf akıldan ibaret değildir. Onda ruh, kalb, sır, vicdan ve hayal gibi birçok duygular vardır. Bunun için îmânî eserler okunurken ruhta bir ferahlık, kalbte bir rahatlık ve sürur duyulur. İnsan vicdanen rahat, hissen tatmin olur.

Bu sebeple îmânî bir eser okunduğunda şayet tam olarak anlaşılmasa bile usanç duyulmamalı, bıkkınlık hissedilmemelidir. Zaten böyle bir tatlı meşguliyete kendisini veren insan, meselenin lezzetini aldıktan sonra böyle bir kanaatinin kalmadığını görecektir.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

AZİZ ÜSTADIMA

AZİZ ÜSTADIMA

Aziz üstadım; seni tanıdığıma, eserlerini okuduğuma şükür ediyorum. Sana talebe olma şe

MEĞER İŞ BİZİM ANLADIĞIMIZ GİBİ DEĞİLMİŞ

MEĞER İŞ BİZİM ANLADIĞIMIZ GİBİ DEĞİLMİŞ

Biz münevverler, ekseriyet itibariyle herhangi bir içtimai meselede gazete haberleriyle iktifa ede

BÂZI MÛTEBER KAYNAKLARDA BEDÎÜZZAMÂN’IN DOĞUM TÂRÎHİ

BÂZI MÛTEBER KAYNAKLARDA BEDÎÜZZAMÂN’IN DOĞUM TÂRÎHİ

1- Bedîüzzamân Saîd Nursî: Târihçe-i Hayâtı, Eserleri, Meslek ve Meşrebi, Doğuş Ltd. Şi

BEDİÜZZAMAN’IN KİM VE NE OLDUĞU

BEDİÜZZAMAN’IN KİM VE NE OLDUĞU

Rahmetli Said-i Nursi veya Kürdi'nin nasıl yaşadığını ve nasıl öldüğünü öğrenmek içi

SAİD-İ NURSİ

SAİD-İ NURSİ

Abdürrahim ZAPSU Yetmiş yıl evvel Van vilâyetinin Nurs köyünde doğdu. Babasının ismi Mirza

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-5

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-5

Bu anlattıklarımız, mücahid alim Said Nursi’nin hayatının bazı safhaları ve lem’alarıd

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-4

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-4

Esaretten kurtulup Van’a döndüğünde Müslüman safları ve cemaatleri arasındaki İslami gayr

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-3

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-3

Bu kısa fetret dönemi sonrasında tüm himmetini bütün işlerde dinin tahkimine ve zayıflık g

İSMAİL ÇETİN HOCAEFENDİ ÜSTADI ANLATIYOR-2

İSMAİL ÇETİN HOCAEFENDİ ÜSTADI ANLATIYOR-2

Üstad üstaddır. Müceddiddir. Geçmiş büyüklerle irtibatı çok kuvvetlidir. Geleceklere de ç

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-2

ABDÜLFETTAH EBU GUDDE’NİN KALEMİNDEN ÜSTAD BEDİÜZZAMAN-2

Van valisinin daveti üzerine Türkiye’nin kuzey doğusundaki Van’a gitti ve burada 15 sene kald

İSMAİL ÇETİN HOCAEFENDİ ÜSTADI ANLATIYOR-1

İSMAİL ÇETİN HOCAEFENDİ ÜSTADI ANLATIYOR-1

Takdim Kıymetli ziyaretçilerimiz Üstad Bediüzzaman’ın vefatının sene-i devriyesinde son de

Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur.

Zümre, 41

GÜNÜN HADİSİ

Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.

Tirmizi, Savm 82, (807); İbnu Mace, Sıyam 45, (1746)

TARİHTE BU HAFTA

*H.z. Osman (r.a.)'ın Şehadeti(17 Haziran 656) *I.Kosova Zaferi ve I.Murad'ın Şehadeti(19 Haziran 1389) *II.Murad'ın İstanbul Kuşatması(20 Haziran 1422) *Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.lerinin Vefatı(22 Haziran 1780) *Hz.Ali'nin Halife Seçilmesi(23 Hazir

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI