Ayın Yarılması Mucizesi


M. Semih Yıldız

aheste20@mynet.com

2006-05-14 20:35:59

Giriş İnşikak-ı kamer (ayın yarılması), Hz. Peygamber’in (s.a.s.) hayatında meydana gelen önemli olaylardan biridir. Tefsir, hadîs ve kelâm âlimlerinin çoğunluğu, ilgili âyet ve hadîslere dayanarak inşikâk-ı kamerin gerçekleştiğini kabul etmişlerdir.

Birçok konuda olduğu gibi, bu hususta da farklı kanaate sahip olanlar ve böyle bir hâdisenin meydana gelmediğini iddia edenler bulunmaktadır.

Biz, bu çalışmamızda konuyu dört bölümde ele alacağız:
1. Konuyla İlgili Nasslar;
2. İnşikâk-ı Kameri Kabul Edenler ve Delilleri;
3. İnşikâk-ı Kameri Kabul Etmeyenler ve İddiaları;
4. Sonuç ve Değerlendirme;

1. Konuyla İlgili Nasslar
İnşikak-kamerle ilgili rivâyetler, başta Buhârî, Müslim ve Tirmizî olmak üzere Ahmed b. Hanbel, Abdurrezzak es-San’ânî, Ebû Dâvûd et-Tayâlisî, Abd b. Humeyd, Ebû Ya’lâ, Taberânî, Hâkim en-Neysabûrî, Ebû Nuaym ve Beyhakî gibi muhaddislerin eserlerinde yer almıştır.

Bu konudaki hadîsler sahabeden Abdullah b. Mes’ûd, Abdullah b. Abbas, Enes b. Mâlik, Abdullah b. Ömer, Cübeyr b. Mut’îm, Huzeyfe b. el-Yemân tarafından rivâyet edilmiştir.

Abdullah b. Mes’ûd Rivâyeti

İnşikak-ı kameri nakleden sahâbîlerden sadece Abdullah b. Mes’ûd, olaya şahit olduğunu açıkça ifade etmiştir.1 Bundan dolayı İbn Mes’ûd en önemli râvî konumundadır. Buhârî ve Müslim gibi muhaddisler de öncelikle onun rivâyetlerine yer vermişlerdir.

a. “Resûlullâh (s.a.s.) devrinde ay iki parçaya ayrıldı; bir parçası dağın üstünde, diğer parçası da öbür tarafında idi. Resûlullâh (s.a.s.), “Şâhid olun” buyurdu”.2

b. “Resûlullah (s.a.s.) devrinde ay yarıldı. Kureyşliler: ‘Bu, Ebû Kebşe’nin oğlunun büyüsüdür’ dediler. Bazıları: ‘Diğer beldelerden gelen yolcuları bekleyin. Muhammed, bütün insanlara büyü yapacak değil ya,’ dediler. Gelenler oldu, sordular; onlar da ayın yarıldığını gördüklerini söylediler” (Tayalisî, 38; Ebu Nuaym, 2:281; Beyhakî, 2:266-267). Semerkandî’nin nakline göre bu sihir fikrini ortaya atan Ebû Cehil’dir. Etraftan gelenler olayı doğrulayınca, “Bu, devam eden bir sihirdir” dediler (Semerkandî, 3:297). İbn Mes’ûd’dan gelen başka bir rivâyette bu hadisenin üzerine, “Saat yaklaştı ve ay yarıldı” (Kamer, 54/1) âyetinin nâzil olduğu ifâde edilmektedir.3
Cübeyr b. Mut’im’den gelen rivâyet de bu ikincisiyle aynı çerçevededir. Ona ayrıca yer vermeyeceğiz.4
Abdullah b. Abbas Rivâyeti
Abdullah b. Abbas’tan gelen birkaç rivâyet varsa da bunlardan biri sahîh, diğerleri zayıftır. Sahîh olan: “Resûlullâh (s.a.s.) zamanında ay ikiye bölündü” şeklindeki rivâyettir.5 Hâdisenin detaylarına dair bilgi ihtiva eden bir rivâyetle,6 ayın yarıldığını değil de tutulduğunu belirten rivâyet7 zayıftır.

Enes b. Mâlik Rivâyeti

“Mekke halkı, Resûlullah’ın kendilerine bir mu’cize göstermesini istediler. Hz.Peygamber onlara ayın iki parçaya ayrılmasını gösterdi.8 Ayın iki parçasını Hira dağınının iki yanında gördüler.9 Bunun üzerine ‘Kıyâmet yaklaştı ve ay yarıldı. Bir mu’cize gördükleri zaman yüz çevirirler ve bu devam eden bir sihirdir, derler’ âyetleri indi.10
Enes ibn Malik’ten gelen bazı rivâyetlerde yarılmanın iki defa gerçekleştiğini ifade için “merrateyn” ‘iki defa) lafzı geçmekte ise de,11 hadîs şârihleri bunun “firkateyn” (iki parça) anlamında olduğunu belirtmişlerdir (İ. Hacer, 7:222; Mübarekfurî, 9:174).

Abdullah b. Ömer Rivâyeti

“Resûlullâh (s.a.s.) devrinde ay iki parçaya ayrıldı; bir parçasını dağ örttü, diğer parçası da dağın üstünde idi. Resûlullâh (s.a.s.) “Şâhid olun” buyurdu.”12
Huzeyfe ibn el-Yemân Rivâyeti
Taberî, Ebû Nuaym, İbn Abdilber ve Abdurrezzak, Abdurrahman es-Sülemî’den şunu nakletmektedirler: “Medâin’e indik. Kente bir fersah mesafe kaldığı anda Cum’a vakti girdi. Babam ve ben namaz kılmaya gittik. Huzeyfe hutbe okudu ve hutbede şunları söyledi: “İyi biliniz ki Allah, ‘Kıyâmet yaklaştı ve ay yarıldı’ buyuruyor. İyi biliniz ki kıyâmet yaklaşmış ve ay yarılmıştır. Dikkat edin, bugün hazırlık, yarın koşu günüdür. Yarışı kazanan Cennet’e ulaşacak, kaybeden de Cehennem’e. Babama dedim ki: ‘Yarın insanlar yarışacak mı’? Dedi ki: ‘Evladım, sen bilmiyorsun, bu yarış amel yarışıdır’.” (Abdürrezzak, 3:193-194; Ebu Nuaym, 1:280-281).

Değerlendirme

Görüldüğü gibi, inşikâk-ı kamerle ilgili çok sayıda rivâyet bulunmaktadır. Olayı nakleden sahabîler, hadîs rivâyetiyle meşhur olan Abdullah ibn Mes’ûd, Abdullah ibn Abbâs, Enes ibn Mâlik, Abdullah ibn Ömer başta olmak üzere Cübeyr ibn Mut’im ve Huzeyfe ibn el-Yemân’dır. Bu konudaki bütün hadîslere “sahîh” demek elbette mümkün değildir. Ama, Buharî, Müslim, Tirmizî gibi en güvenilir hadis kitaplarında yer alan mevcut sahih rivâyetleri görmezlikten gelmek de imkânsızdır.13

2. İnşikak-ı Kameri Kabul Edenler ve Delilleri

Bu hâdise, âlimlerin çoğunluğu tarafından kabul edilmiştir. Ancak bunların ismini sıralamak çok zordur. Bir fikir vermesi açısından örnek göstermek gerekirse, Katâde, Mücâhid, Taberî, Hattâbî, Kâdî İyâz, Gazzâlî, İbn Hazm, İbn Kesîr, İbn Hacer, Aynî, Suyûtî, Nesefî, Ebussuûd, Cürcânî, Mâturîdî, Taftazânî, İbn Teymiye, Nûreddin es-Sâbûnî ve Pezdevî gibi âlimleri bunlar arasında zikredebiliriz.

a. İnşikâk-ı Kamerin Mu’cize Olması

Mu’cize; “a-c-z” kökünden türetilmiş olup, “if’âl”babından ism-i fâildir. Âciz bırakan, güçsüz kılan, karşı konulamaz harika olay; kudretsizlik, tâkatsizlik veren anlamlarına gelir (Gölcük-Toprak, 337). Mu’cize, Peygamber’in elinde, nübüvvet davâsında doğruluğunu ispat için Allah tarafından “tabiat kanunları”na aykırı olarak yaratılan hârikulâde olay olup, başkaları tarafından benzeri getirilemez (Taftazanî, 5:11).
Mâturidî, Peygamberimizin hissî (beş duyuya hitap eden, duyularla idrak edilen) mu’cizelerini sayarken, ayın yarılmasını ilk sırada zikretmiştir (Maturidî, 203). Aynı şekilde, Hemezânî, Mâverdî, İbn Hazm, Zemahşerî, Kâdı İyâz, Ebû Hayyân, İbn Kesîr, Bikâî, Alûsî, Kâsımî, Nebhânî, Harpûtî gibi pek çok âlim, inşikâk-ı kamer’e Peygamberimizin mu’cizeleri arasında yer vermişlerdir.

b. Kur’ân-ı Kerîm’de Yer Alması

Kamer Sûresinin ilk âyetlerinde “Saat yaklaştı ve ay yarıldı. Bir mu’cize görseler yüz çevirirler ve ‘bu devam eden bir büyüdür,’ derler” buyurulmaktadır. Tefsirciler, bu ayetlerin iniş sebebi olarak ayın yarılmasına ilişkin rivâyetleri zikretmişlerdir.
Birinci âyette, “Saat yaklaştı” denilmektedir. Müfessirler bu âyeti “kıyâmetin kopacağı saat yaklaştı” veya “kıyamet yaklaştı” şeklinde anlamışlardır. Pek çok müfessir, âyeti lâfzî anlamda yorumlayarak, “ayın yarılmasından” maksat, bilinen gökteki aydır. Bir gök cismi olan ay, âyette bildirildiği şekliyle gerçekten iki parçaya ayrılmıştır, demiştir (Taberî, 27:73; İbn Kesir, 4:262; Alûsî, 27:77).

c. Konuyla İlgili Hadîslerin Sahîh Olması

İnşikâk-ı Kamer’in vukuunu isbat edecek yeterlilikte sahîh hadisin bulunduğu daha önce geçmişti. Büyük müfessir Alûsî: “Ayın yarılmasıyla ilgili çok sayıda sahîh hadîs vardır. Bu hadîslerin mütevâtir olup olmadığı konusunda ihtilaf edilmiştir. Bazı âlimler mütevâtir olmadığını söylemişlerdir” (Alûsî 27:74) diyerek, ihtilâfın konuyla ilgili hadîslerin sahîh olup olmaması hakkında değil de, rivâyetlerin tevâtür derecesine ulaşıp ulaşmadığı hususuyla ilgili olduğunu beyan etmektedir. Ancak, Ali el-Kârî, söz konusu rivâyetlerin lâfzen mütevatir olup olmadığı konusunda ihtilâf bulunsa da, bunların mânen mütevatir olduğunu belirtir. Ayrıca, Buhârî, Müslim ve Tirmizi gibi üç önemli hadisçinin bu konudaki hadislere eserlerinde yer vermeleri de, söz konusu rivâyetlerin güvenilirliği hususunda önemli bir delil oluşturmaktadır.

d. Tefsir, Hadîs ve Kelâm Alimlerinin Çoğunluğunun İnşikâk-ı Kameri Kabul Etmeleri

İnşikâk-ı kamer, tefsir, hadîs ve kelâm âlimlerinin tamamına yakını tarafından kabul edilmiştir. Hatta, Kâdı İyâz ve Kastallânî gibi bâzı âlimler, söz konusu ulemânın bu konuda icmâ ettiklerini bile söylemişlerdir (Iyaz, 1:248; Kastallanî, 2:522). Bu âlimlerin isimlerine daha önce temas ettiğimiz için tekrar etmeye gerek görmüyoruz.

e. Müşriklerin Olayı Yalanlamamaları

Kur’ân-ı Kerîm, bu olayı, gerçekleştiği sırada açıkça ilan ettiği halde, müşriklerin bunu yalanladıklarına dair herhangi bir rivayet yoktur. Eğer bir açık kapı bulsalardı olayı yalanlarlar, hiç değilse âyetler hakkında yaptıkları türden bir demagoji yoluna başvurarak, onu tartışma konusu yaparlardı. Böyle bir yola başvurmadıklarına göre, hâdise, kendilerine hiçbir yalanlama bahanesi bırakmayacak somutlukta ve kesinlikte vukû bulmuş olmalıdır (Kutub, 6:3426). Oysa ki onlar, rivâyetlerden öğrendiğimize göre, sadece bu olayın “büyü” olduğunu iddia etmekle yetinmişlerdir. Pek çok âlimle beraber önemli bir noktaya işaret eden Ali el-Kârî, “Bir mu’cize görseler yüz çevirirler” âyetinin olayın gerçekleştiğini gösterdiğini, çünkü ay yarılmadan önce gerçek anlamda bir yüz çevirmeden bahsedilemeyeceğini söylemektedir (el-Kârî, 1:584).

Hasan YENİBAŞ

http://www.hz-muhammed.net/site/default1.asp

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

hasan ali yeniba, 2007-02-13 11:56:46

çok begendim

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

hüseyin yusuf, 2006-11-06 16:31:46

yazıyı çok beğendim. akademik ve ilmi bir üslupla ikna edici bir yazı. teşekkür ederim.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

MAÂRİF, DİN EĞİTİMİNİ EN İYİ ŞEKİLDE VERMELİDİR

MAÂRİF, DİN EĞİTİMİNİ EN İYİ ŞEKİLDE VERMELİDİR

İnanmak yaradılışın bir gereğidir. Din, aklın mâverâsında, zekânın fevkinde bir mürşi

MELİK FAYSAL’IN YAHUDİ KİSSİNGER'E VERDİĞİ TARİHİ CEVAP

MELİK FAYSAL’IN YAHUDİ KİSSİNGER'E VERDİĞİ TARİHİ CEVAP

Melik Faysal'ın en önemli gayelerinden birisi, Filistin meselesi ve Mescid-i Aksâ'nın hürriyeti

NESLİN EĞİTİMİNDE MAARİFE DÜŞEN VAZİFELER

NESLİN EĞİTİMİNDE MAARİFE DÜŞEN VAZİFELER

Mânevîyatsız ilmin, beşeriyete felâh ve huzur yerine, şüphe, tereddüt, hatta ızdırap verdi

NASIL BİR MAARİF?

NASIL BİR MAARİF?

Yıllardır ilmî ve fikrî çalışmalarım arasında memleketimizin mânevî, ahlâkî, derûnî

GENÇLERİ HEDONİZM ÇILGINLIĞINA İTENLER

GENÇLERİ HEDONİZM ÇILGINLIĞINA İTENLER

Diyorlar ki: Dünyaya bir kere gelinir. Sonun başlangıcı yoktur. Gülün, eğlenin, bir yıldır

HİCRET VE HAREKET

HİCRET VE HAREKET

Hicret, tâ ezelden ebede, âlem-i vücubdan âlem-i imkâna, daire-i ilimden daire-i kudrete, tâ

ORUÇ, ORUÇ BOZMAK VESAİRE

ORUÇ, ORUÇ BOZMAK VESAİRE

Ramazan ayının hususiyeti oruç. Orucun hususiyeti de kendisine ait meseleler. Başında; tutan tu

HEKİM VE FİLOZOF GÖZÜ İLE RAMAZAN

HEKİM VE FİLOZOF GÖZÜ İLE RAMAZAN

Hekim gözü ile Ramazan perhiz ayıdır. Bir çok hastalıklara karşı tıbbın tavsiye ettiği im

HÜZÜNLÜ BİR HAYVANAT BAHÇESİ GEZİSİ

HÜZÜNLÜ BİR HAYVANAT BAHÇESİ GEZİSİ

“Paris'in büyük hayat sıtmasına tutulduktan sonra(1) yapmaya hiç vakit bulamayacağım bir zi

YİRMİNCİ ASRIN BAŞINDA ANADOLUDA PAZARIN NAMUSU

YİRMİNCİ ASRIN BAŞINDA ANADOLUDA PAZARIN NAMUSU

Fransız yazar Claude Farrare, Çanakkale’de bir köyde, 1900’şerin başında yaşadığı çok

BİZ DE RAHATSIZIZ

BİZ DE RAHATSIZIZ

Elinize bir kalem alsanız ve siyasette, ticarete, sanatta, eğitimde en fazla isim yapmış insanla

Nâhl Suresi;128

Şüphesiz ki, Allah, takvaya sarılanlarla, iyilik yapan ve iyi kullukta bulunanlarla beraberdir.

GÜNÜN HADİSİ

Kur'an'ı cebren (açıktan) okuyan, sadakayı açıktan veren gibidir. Kur'an'ı gizlice okuyan, sadakayı gizlice veren gibidir."

Tirmizi, Sevabu'l-Kur'an 20, 2920; Ebu Davud, Salat 315, 1333; Nesai, Zekat 68

TARİHTE BU HAFTA

*Elmalılı Hamdi Yazır'ın Vefatı(27 Mayıs 1942) *İstanbul'un Fethi'nin 550. yıl dönümü(29 Mayıs 1453) *Ayasofya'da ilk Cuma Namazı kılındı.(1 Haziran 1453)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI