Cevaplar.Org

ŞEYHÜLİSLAM M.SABRİ EFENDİ’NİN BİR TENKİDİNE BİR TAVZİH

Geçen aylarda, merhum şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin Muhammed Uysal beyefendi tarafından “Gaybın Önünde” ismiyle dilimize çevrilen “El Kavlu’l Fasl” adlı eserini zevkle ve notlar alarak okumuştum. Bu tercüme için Muhammed beye ve eseri neşreden Ketebe Yayınlarına teşekkür borçluyuz


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2020-04-21 18:44:10

Geçen aylarda, merhum şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi'nin Muhammed Uysal beyefendi tarafından "Gaybın Önünde" ismiyle dilimize çevrilen "El Kavlu'l Fasl" adlı eserini zevkle ve notlar alarak okumuştum. Bu tercüme için Muhammed beye ve eseri neşreden Ketebe Yayınlarına teşekkür borçluyuz.

Eser, Peygamberimizin Kur'an'dan başka mucizesi olmadığını savunan Mısırlı Hüseyn Heykel Paşa ve o düşüncedeki Mısırlı modernistlere güçlü bir reddiye mahiyetinde idi. Dikkatimi çeken şey ise, merhum şeyhülislamımızın, allame Mevlana Şibli Numani ve Süleyman Nedvi merhumların kaleme alıp, merhum Ömer Rıza Doğrul tarafından-kısmen- dilimize çevrilen Siretü'n Nebi adlı esere sıkça yaptığı atıflardı.

Merhum Mehmed Akif Ersoy'un ifadesiyle " doğrusu muazzam bir eser" olan Siretü'n Nebi, Akif beyin damadınca ilk önce "Sadr-ı İslam" adıyla İslam harfleriyle tab edilmişti. Sonra Latinceye geçildiğinde, çevirinin ismi "Asr-ı Saadet" oldu ve bu ismiyle meşhurlaştı.

Siretü'n Nebi veya Asr-ı Saadet

Prof. Dr. Abdülhamit Birışık hocamız bir çalışmasında der ki; "Son yüzyılda sîret alanında sadece Hint alt kıtasında değil tüm İslâm âleminde yazılan en önemli sîret kitabının Şiblî Nu'mânî (ö.1914) ile talebesi ve arkadaşı Seyyid Süleyman Nedvî (ö. 1953) tarafından ortaya konulan Sîretü'n-Nebî olduğunu söylemek büyük bir iddia olmayacaktır."

Bu eser Türkçeye kısmen çevrildiği Cumhuriyetin ilk yıllarında çok büyük ses getirmiş ve ülkemizin mümtaz ulemasının ve münevver kesimin büyük bir teveccühünü kazanmıştı. Bunlar arasında; Elmalılı Hamdi Efendi, Mustafa Sabri Efendi, Zahid Kevseri, Bâbânzade Ahmed Naim bey, Mehmed Akif Ersoy, Ömer Nasuhi Bilmen, Kamil Miras, İzmirli İsmail Hakkı, Ömer Ferid Kam, Abdurrahim Zapsu, Veled Çelebi, Hasan Hüsnü Erdem, Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı sayılabilir.

Mustafa Sabri Efendi'nin Kitabı Övmesi

Konumuza dönersek, merhum Mustafa Sabri Efendi de reddiyesinde bu kıymetli esere sık sık atıflar yapıyor ve takdirlerini dile getiriyordu;

Mesela; "Oysa Heykel Paşa'dan önce ciltler halinde Peygamberimizin(s.a.v) hayatını yazan Hindistanlı Üstad mucizelere iki cilt ayırmıştı."(a.g.e, s. 76) 

" Şimdi de okuyucular nebevi hayat hakkında büyük bir kitabın yazarı olan Hintli âlim Mevlana Şibli Numani'nin Heykel Paşa'nın kitabının yazılışından kısa bir süre önce yazdığı eserde bu hususta özetle ne dediğine ve kitabına nasıl başladığına kulak versin."(a.g.e, s. 91)

"Bu seçkin müellif, Rasulullah'ın (s.a.v) hayatı ve siretinin kaydedilmesi ve söz ve fiillerinin korunmasıyla, diğer peygamberlerden hatta dünyanın meşhur dini ve dünyevi büyüklerinden imtiyaz ettiğine dikkat çekmekle güzel bir şey yapmıştır. Özellikle de ahlaki faziletin tüm çeşitlerini toplamış olmasının hikmetine dikkat çekmesi çok isabetli olmuştur." (a.g.e, s.95) 

"Şibli Numani'nin eseri, Heykel Paşa'nın kitabıyla kıyas bile edilemeyecek derecede sağlamdır ve kitabının dayandığı İslami ve Batılı kaynaklar da daha zengindir." (a.g.e, s. 97) 

Mustafa Sabri Efendi aslen Urduca olan Siretü'n Nebi'nin o sıralarda Arapçaya tercümesi olmadığı için, Ömer Rıza beyin tercümesinden nakillerde bulunmuştur. Şöyle diyor; "Bu kitap Türkçeye çevrilmiştir ve ben yapacağım nakilleri o tercümeden Arapçaya çevirdim." (a.g.e, s.91)

Ömer Rıza Doğrul Tercümesi

Ömer Rıza Doğrul tarafından 1928'de İslam harfleri ile neşredilen tercüme o zaman Sadr-ı İslam adıyla 10 cilt halinde 1928-1935 tarihleri arasında yayınlanmıştır. Ayrıca, aslen 7 cilt olan eserin ancak 3 cildi tercüme edilmiştir.

Aslında Ömer Rıza Bey, Urduca bilmediği için, o günlerde, o günkü adıyla erkânı harbiye mektebi "Harb Akademisi"nde İngilizce öğreten, Hin­distan asıllı Hasan Zafer Aybek kitaba ba­karak, sözlü olarak İngilizceye tercüme etmiş, Ömer Rıza Doğrul da o anda duy­duğu bu İngilizce tercümeyi Türkçe anladığı şekilde yazmış ve tercüme böyle ya­pılmıştır. Haliyle bu durum eserde çeşitli yanlışlıkları netice vermiştir..

Bunlardan önemli birisine, eserin ilk iki cildini Urduca'dan Türkçeye çeviren ve İz Yayıncılık tarafından "Son Peygamber" adıyla neşredilen tercümesinde muhterem Yusuf Karaca hocamız şöyle değiniyor; "Kitabın aslında "Hz. Peygamber, bir konuda kendisine vahiy ile ilâhî hüküm gelmemişse o konuda Tevrat'a göre karar verirdi" yazıldığı halde, tercümede "Hz. Peygamber kendisine vahiyle bir konuda ilâhî hüküm bildirildiği halde Tevrat'a göre karar verirdi" diye yazılmıştır. Hatanın korkunçluğu ortadadır. Buna yakın hatalar bulunmaktadır."(bkz. Siretün Nebi, Urduca'dan tercüme; Son Peygamber, mütercim: Yusuf Karaca, s. 17, İz Yayıncılık, İst. 2014, 6. Baskı)

Eseri yetmişli yıllarda sadeleştiren Osman Zeki Mollamehmedoğlu (Eser Neşriyat) bu gibi fahiş yanlışları büyük ölçüde düzeltmiştir. Sayi meşkûr olsun..

Ama bir de bizzat Ömer Rıza beyin eserin aslında olmadığı halde sokuşturduğu yerler vardır ki, büyük ihtimalle Osman Zeki bey de eserin aslında olduğunu zannederek buralara dokunmamıştır.

Ömer Rıza Doğrul'un Modernist Yorumları

Ömer Rıza beyin tercümelerine ve "Tanrı Buyruğu" adlı Kur'an mealine baktığımızda onun Modernist İslam düşüncesine kapıldığını maalesef görüyoruz. Mesela Mustafa Sabri Efendi'nin yerden yere vurduğu Heykel Paşa'nın işbu Hayat-ı Muhammed kitabını o dilimize çevirdiği gibi, Hint Kadiyani dininin Lahor koluna mensup Muhammed Ali'nin Peygamberimiz Aleyhisselâm, aslen Şia olan modernist Emir Ali'nin Ruh-u İslam (ki merhume mühtedi Meryem Cemile "o zamana kadar İslam hakkında okuduğum en kötü kitap" der.), Mısırlı modernistlerden Ali Abdurrazık'ın İslâmiyet ve Hükümet, yine Muhammed Ali Lahori'nin Kur'an'dan İktibaslar adlı eserlerini de dilimize çevirmiştir. (Bu son kitabı Kul Sadi Yüksel Bey, yetersiz çalışması "Ebul Kelam Azad'da(s. 45) Hint İstiklal Hareketi liderlerinden Muhammed Ali Cevher'e ait göstermiştir.) 

Merhum Abdurrahim Zapsu bey, Büyük İslam Tarihi adlı eserinde(s. 42), Ömer Rıza Doğrul'un, tercümedeki bazı tahriflerine değinir; " Pakistan'da yazılan ve Ömer Rıza Doğrul tarafından dilimize tercüme edilen Asr-ı Saadet ve yine Mısırlı Hüseyin Heykel Paşa tarafından kaleme alınıp yine Ömer Rıza Doğrul tarafından tercüme edilen Hayat-ı Muhammed namındaki eserlerde masonluk izleri, apaçık görülmektedir. Bu eserlerde bir taraftan tahrif edilen bazı tarihi eserler doğrultularak müdafaa edilmekte ise de, beri taraftan mucizelerin inkâra kadar vardırıldığı ve masonluğun ana prensiplerinin gizli cümleler altında İslam okurlarına telkin edildiği ilim erbabının gözlerinden kaçmamıştır."(Not: Merhum Abdurrahim bey eserin kendisini beğenerek, Büyük İslam Tarihinde yer yer iktibaslarda bulunmuştur; s: 190-191 ve s.838-839'da olduğu gibi.)

Ömer Rıza beyin "Tanrı Buyruğu" adlı mealiyle alakalı ise, merhum Hasan Basri Çantay hocamız şunları yazmaktadır; "Ömer Rıza Doğrul beyin "Tanrı Buyruğu" adlı eseri -şekli, tertibi, tanzimi itibarıyla güzeldir. Fakat gerek ayetlerin meallerinde, gerek bu meallerin notlarında sayılmayacak derecede hatalar, hatta bazı tahrifler vardır. O eserin Lahor'daki Ahmediyye= Kadiyani mezhebi reisi "Mevlana Mehmed Ali"nin İngiliz diliyle yazdığı ve cemiyetin "İşaa-i İslam Encümeni"nin bastırdığı tefsirli Kur'an tercümesinin bir kopyası olduğuna dair merhum Hamdi Akseki beyin vaktiyle bize gönderdiği mektup elimizde mahfuzdur."(Hasan Basri Çantay, Kur'an-ı Hakîm ve Meâl-i Kerim, Cilt, 1, s. 7)

İşte bu meali tefsirden bazı modernist yorumlar;

"İslâm da harbin sırf müdafaa harbi olacağını" söylemesi, Şeytanın vesvesesi, hakikat düşmanlarının muhalefetinden başka bir şey değildir.. Kötü insanların çirkin telkinleridir" demesi, cehennem azabının ebedî olmadığını söylemesi, Hz. Süleyman'a kuşdili verilmesi: 27/16 Ayette geçen 'kuş dili'nden maksat, kuşların taşıdıkları mektuplardır, demesi, Hz. Süleyman'ın ordusu içindeki cinlerden maksat, bir takım iri cüsseli yabancılardır" demesi, Hz Süleyman'la konuşanın bir karınca değil, Nemle kabilesine mensup olan bir kadın olduğunu iddia etmesi, Hz. Süleyman'ın Hüdhüd'ünün çavuşkuşu değil, bir adam adıdır" demesi, 27/82 Ayette geçen 'Dabbetü'l-Arz' bir kavimdir yorumu, Hz. İbrahim'in ateşe atılması: "Biz de: Ey ateş, İbrahim'e karşı soğuk ol, selamet ol, dedik" ayetini yorumlarken; Hz. İbrahim'in müşriklere ait putları kırıp geçirmesi, kendisine karşı muhalefet ve asabiyet ateşlerini yakmıştı" demesi Hz. Musa'nın asasının, onun kavmi; asanın canlanması, kavminin canlanması; elinin bembeyaz olması, en kuvvetli burhanları irat etmesidir" demesi, Meryem'e henüz bir insan dokunmamıştı. Fakat onun daha sonra, mana âleminde bu müjdeyi aldıktan sonra, evlenmediğini gösteren bir şey yoktur. İncil'deki bilgiler de bu doğrultudadır" diyerek Kadiyani mülhidlerinin sözlerini nakletmesi.. vs..vs..

Şunu da belirtelim, Ömer Rıza Bey 1922 senesinde "Tevhid-i Efkâr" gazetesinde "Hz. İsa'nın(a.s) babası olmadığına dair Kur'an'da sarahat(açıklık) yoktur" iddiasında bulunmuş, merhum İskilipli Atıf Efendi de Mahfil mecmuasının 22. ve 23. Sayılarında bu sakat görüşlere cevap vermişti. Atıf efendi merhum, yazısını şu temenni ile bağlamıştı; "Onun için (Milaslı, Doktor)İsmail Hakkı ve Ömer Rıza beylerin bu meseledeki itikadlarını düzeltmelerini ve bundan böyle nassların hilâfına olarak, yalnız akılları ve görüşleri ile Kur'an-ı Kerim'i tefsir veya te'vile cesaret etmemelerini hâlisâne tavsiye ederiz."(Keşke bu güzel tavsiyeye uysalardı, heyhat. Salih Okur)

Mustafa Sabri Efendi'nin Tenkitleri

İşte burada çok önemli bir mesele ortaya çıkıyor; Mustafa Sabri Efendi El Kavlu'l Fasl'da bir yandan Siretü'n Nebi adlı eseri överken ve birçok iktibaslarda bulunurken, öte yandan iki hususta Seyyid Süleyman Nedvi'yi ağır bir şekilde tenkit ediyor.

Bu hususlar;

1-Şakk-Kamer meselesi; Peygamber Efendimizin Ayı Yarma(Şakk-ı Kamer) mucizesi Asr-ı Saadet'de uzunca anlatıldıktan sonra, aslında Ayın yarılmadığı ama Mekke müşriklerine öyle gösterildiğinin ifade edilmesi garabeti(bkz. Asr-ı Saadet, cilt: 3, s. 40-41) ve bunu böyle kabul eden iki alim olarak da Şah Veliyullah Dihlevî ve İmam-ı Gazali'nin gösterilmesi..

Mustafa Sabri Efendi haklı olarak(s.234) "bu tefsir benim nazarımda sadece hata değil, hatadan daha büyük bir şeydir" derken, eserin ileriki sayfalarında "Bu sözü Dihlevî ve Gazali'den nakletmiş ve onlara cevap verememiş, hatta onu kendisi de caiz görmüştü" demektedir. (s. 267)

Mustafa Sabri Efendi'nin Süleyman Nedvi'yi tenkit ettiği diğer husus da; İsra mucizesinin bir rüya olduğunu iddia etmesidir. Hâlbuki Nedvi İsra mucizesini uzunca ele almış ve Ehl-i Sünnet görüşüne uygun olarak anlatmış, Sabri Efendi de bu kısmın bir özetini kitabına derc etmiştir.(Mustafa Sabri Efendi, a.g.e, s. 284-291)

Merhum Şeyhülislam yine –kendisince- haklı olarak sonunda diyor ki; "İsra gecesinin hükümleri ve sırları hususundaki gizemleri marifetle ortaya koyan Siyer kitabının tamamlayıcısı kardeşimiz, faziletli yazarın (yani Süleyman Nedvi. Salih Okur) İsra'nın kendisinin uyku hâli oluşunu seçmesi oldukça gariptir."(Mustafa Sabri Efendi, a.g.e, s. 291)

Mustafa Sabri Efendi'nin yakın arkadaşı ve Mısır'daki çilekeş dostu, allame M. Zahid Kevseri merhum da, sanırım aynı hatalara tercümeden muttali olduğundan dolayı, ünlü Makalat'ında; "Eğer bazı edip kimseler bu eseri-bazı hatalarını ıslah ederek- Arapçaya tercüme ederlerse, faydalı bir iş yapmış olurlar"(Makalat'ul Kevseri, s. 629) demektedir.

Kitabın Aslında Bunlar Yoktur

Bu izahları okuduktan sonra bende bir ızdırap oldu. Ve o sıkıntıyla eserin elimdeki Arapça çevirisine baktım. Dairetu'l Maarif fi Siretin Nebi Cilt: 3, s: 344-348'de Şakk-ı Kamer meselesi ele alınıyor. Merhum Nedvi büyük bir vukufiyetle mevzuyu işliyor, bazı akılcıların "Ayın yarılması Kıyamete yakın olacaktır, Peygamberimiz zamanında olmamıştır" iddialarını çürütüyor. Ve kesinlikle Ömer Rıza beyin tercümesindeki yerler orada yok. Yani Ömer Rıza Bey kendi fikriyatını tercümeye sokuşturmuş maalesef.

Aynı şekilde Dairetu'l Maarif fi Siretin Nebi Cilt: 3, s. 251-296, İsra Ve Miraç meselesine ayrılmış. Orada da Mustafa Sabri Efendi'nin tercümeden okuduğu yerler yok. Tamamen Ehl-i Sünnet görüşündeki izahlar ve insan bu izahları mütalaa edince, merhum Ömer Nasuhi Efendi'nin şu sözüne hak vermeden edemiyor; "Şimdiye kadar kelâm'a, felsefeye dair görmüş olduğum eserlerin hiçbirisinde mucizeler hakkında bu kadar mükemmel izahata, bu derece hakimane görüşlere tesadüf etmedim."

Kısaca, Sabri Efendi'nin tenkidi doğru, tevcihi yanlıştır. Tenkit müellife değil, mütercime gitmesi gerekirdi. Sabri Efendi'nin bunda da bir kabahati yoktur. Çünkü dediğimiz gibi, o zamanlar eser Arapçaya tercüme edilmemişti.

Gözbebeğimiz, allame merhum Elmalılı M. Hamdi Yazır Efendi ise, tefsirinde bir dipnotta haklı olarak bu tercüme cinayetinin sorumlusu olan Ömer Rıza beyi tenkit etmiştir; "Asr-ı Saadet Tarihi'nin dördüncü cildinde(o zamanki baskısına göre, Salih Okur) Bay Ömer Rıza'nın "bazı mütekellimin, ez cümle Şah Veliyullah Kamer'in iki parçaya ayrılmadığını ancak öyle görüldüğünü söylerler. İmam Gazali bu fikri kabule mütemayildir. Çünkü Enes'in hadisinde şu sözler söyleniyor; 'Mekke ahalisi Peygamberin kendilerine bir ayet göstermesini istediler. O da onlara Kamer'i iki parça gösterdi" demesi de büyük bir galat(hata) ve yanlış bir azivdir(iftiradır) Evet gösterdi, fakat yalan değil; "انشَقَّ الْقَمَرُ(Ay yarıldı) (bkz. Hak Dini Kur'an Dili, Cilt: 6, s. 4635) 

Sözün Sonu

Bu kısa araştırmamızı Hind Alt kıtası hakkında derin tetebbuatı ile tanıdığımız kıymetli hocamız Prof. Dr. Abdülhamit Birışık beyefendinin Siretü'n Nebi adlı şaheser hakkındaki şu ifadeleriyle bitirelim; "Bir bakıma bir sîret ansiklopedisi olan bu eser planı, yazım üslubu, kaynakları ve hacmi itibariyle muhteşem bir çalışmadır.

Kollektif çalışmaların önem kazandığı günümüzden takriben 100 yıl önce planlanan bu eser aynı titizlikle ele alınıp günümüz Türkçesine aktarılmalıdır. Zira eser hem bir sîret kitabıdır, hem de Resûlullah (s.a.) merkezli bir kimlik inşası projesidir. Resûlullâh'ın insanların hayatından çıkarılmaya çalışıldığı bir dönemde böylesi mükemmel çalışmalara veya bunların küçük hacimli özetlerine acil ihtiyaç vardır."

"Şiblî Nu'mânî ve Seyyid Süleyman Nedvî ikilisinin yazdığı Sîretü'n- Nebi'nin- tam tercümelerini yapmalıyız. Gerek Asr-ı Saadet adıyla o dönemin şartlarına göre yapılan eksik özet tercüme gerekse İz Yayıncılıktan çıkan 1. cildin tercümesi, Şiblî'nin eserini olduğu gibi ortaya koymak için yeterli değildir. Ayrıca Şiblî Nu'manî'nin yaptığı kolektif çalışma tarzı da bizce değerlendirilmelidir."

رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا

Kaynaklar

1- Mustafa Sabri Efendi, El Kavlu'l Fasl, Arapçadan tercüme; Gaybın Önünde, terc. Muhammed Uysal, Ketebe Yayınları, İst. 2019, 1. Baskı

2- Şibli Numani, Süleyman Nedvi, Dairetu'l Maarif fi Siretin Nebi, Urducadan Arapçaya Terc. Dr. Yusuf Amir, Mısır, Baskı tarihi ve yeri belirtilmemiş.

3- Şibli Numani, Süleyman Nedvi, Siretü'n Nebi,(Cilt: 1-2) Urduca'dan tercüme; Son Peygamber, mütercim: Yusuf Karaca, İz Yayıncılık, İst. 2014, 6. Baskı

4- Şibli Numani, Süleyman Nedvi, Siretü'n Nebi, İngilizceden tercüme; Asr-ı Saadet, Cilt, 3, Ömer Rıza Doğrul, sad. Osman Zeki Mollamehmedoğlu, Eser Neşriyat, İst. 1978

5-Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, cilt; 6, Matbaa-i Ebu Ziya, İst. 1936, 1. Baskı

6-Abdurrahim Zapsu, Büyük İslam Tarihi, Sebil Yayınevi, İst. 1975, 1. Baskı

7- Hasan Basri Çantay, Kur'an-ı Hakîm ve Meâl-i Kerim, Cilt, 1, Elif Ofset Tesisleri, İst. 1989, 11. Baskı

8- Mevdudi- Meryem Cemile, Mektuplaşmalar, terc. Ebubekir Doğan, Akabe Yayınları, İst. 1986, 1. Baskı

9- M. Zahid Kevseri, Makalatu'l Kevseri, Mektebetu'l Ezheriyye Baskısı

10- Prof. Dr. Abdülhamit Birışık, Hint Alt Kıtasında Son Üç Asır Sîret Kitaplarında Görülen Muhteva Değişiminin Nedenleri, Uludağ Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: 20, Sayı: 2, 2011

11- Ali Akpınar, Ömer Rıza Doğrul Ve Tefsîre Katkısı adlı tez çalışması.

12-Sadık Hocaoğlu, İskilipli Atıf Efendi Ve Tüm Eserleri, Araştırma Yayınları, İst. Tarihsiz.

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ŞİRK SAYILAN AKIMLAR (1)

ŞİRK SAYILAN AKIMLAR (1)

1-Politeizm: Yunanca poly (çok) ve theoi (tanrı) sözcüklerinden türeyen politeizm, sözlük an

GİZLİ ŞİRK VE SEBEPLERİ

GİZLİ ŞİRK VE SEBEPLERİ

Gizli şirk nedir? Yapılan faydalı amelleri Allah rızası için değil de gösteriş ve desinler

TORUNUM GÜLCE BENİ ŞAŞIRTTI VE SEVİNDİRDİ

TORUNUM GÜLCE BENİ ŞAŞIRTTI VE SEVİNDİRDİ

Birkaç gündür Nurefşan kızım misafirimiz. Dünyayı saran ve sarsan Korona Virüsünden dolay

ŞİRK VE ÇEŞİTLERİ

ŞİRK VE ÇEŞİTLERİ

Şirk Nedir? Sözlükte şirk, ortak koşmak; müşrik, şirk koşan kişi; şerik ise ortak anlam

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-5

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-5

85-İlim ile Marifet ve İrfan arasındaki farklar; a-İlim külli ve mürekkebde kullanılır, di

HZ. MUSA’NIN (A.S) KUR’AN’DAKİ MEŞHUR DUASI

HZ. MUSA’NIN (A.S) KUR’AN’DAKİ MEŞHUR DUASI

Bu makale biraz özeldir. Erbabına hastır. “Tam bana göre” diyenlere mahsustur. Bir küçük

KUR’AN’DA İRTİDAT EDENLER HAKKINDAKİ AÇIKLAMALAR

KUR’AN’DA İRTİDAT EDENLER HAKKINDAKİ AÇIKLAMALAR

1.Kur’an, irtidat edenlerin doğru yolu bulamayacaklarını açıklar: İrtidat edenlerin doğru

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-4

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-4

66-Ebu Suud Efendi der ki; “Kur’an’ın manalarını teemmül eden kimse, tilaveti tekrar etmes

İRTİDAT VE RİDDE HAREKETLERİ

İRTİDAT VE RİDDE HAREKETLERİ

-İrtidat nedir? Sözlükte irtidat, geri dönmek anlamına gelir. Terim olarak irtidat, kişinin

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-3

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-3

45-“Bir zalimin bir zalimden intikam aldığını gördüğünde, dur ve hayretle bak.” Fudayl B

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-2

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-2

23- Tevrat İbranice bir kelimedir ve şeriat ve hak kelam demektir. İncil de Süryanice bir kelime

"Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla, şüphesiz ki sen her şeye kadirsin."

Tahrim, 8

GÜNÜN HADİSİ

"Biriniz bir oturma yerine girince selâm versin. Oturmak isterse otursun. Kalkarken yine selâm versin. Çünkü, birinci selâm ikincisinden daha üstün değildir."

Ebu Davud

TARİHTE BU HAFTA

*Rumelihisarı Açıldı(9 Temmuz 1452) *Nurettin Topçu'nun Vefatı(10 Temmuz 1975) *Mısır, İngilizler Tarafından İşgal Edildi.(11 Temmuz 1882) *Kanuni'nin Tebriz'i Fethi.(13 Temmuz 1534) *Hz.Aişe(r.a.) Validemizin Vefatı(14 Temmuz 678)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI