Cevaplar.Org

FITRATIN DİLİ NAMAZ-1

Usûl bilginlerinin büyük çoğunluğunun kabul ettikleri görüşe göre, İman-Salat(Namaz), Savm(Oruç), Hac-Zekât, gibi İslam dininin prensiplerini gösteren kavramlarda, Arap dilinde eskiden beri kullanıla gelen lügat mânâları, filolojik incelikleri olduğu gibi korunmuştur. Dinin, bu kavramlar üzerindeki tasarrufu ve bu kavramların lügat anlamlarına ek olarak getirdiği hususlar ise


Niyazi Beki(Doç. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2016-06-16 14:36:17

Usûl bilginlerinin büyük çoğunluğunun kabul ettikleri görüşe göre, İman-Salat(Namaz), Savm(Oruç), Hac-Zekât, gibi İslam dininin prensiplerini gösteren kavramlarda, Arap dilinde eskiden beri kullanıla gelen lügat mânâları, filolojik incelikleri olduğu gibi korunmuştur. Dinin, bu kavramlar üzerindeki tasarrufu ve bu kavramların lügat anlamlarına ek olarak getirdiği hususlar ise, onların ifade ettikleri prensipleri bir takım özel şartlara bağlı olarak düzenlemekten ibarettir.

Kurtubî'nin de ifade ettiği gibi, İslâm dininin kaynağı olan Kur'an Arapça olduğuna göre, bu dinin vaz'ettiği prensipler için kullanılan kavramlar da Arapça dil inceliklerine uygun olacaktır.(1)

Biz de söz konusu prensip doğrultusunda, İslâm'ın bir vecibesi olan Salât(namaz) kavramının ıstılah mânâsı ile lügat mânâsının nasıl örtüştüğünü göstermeye çalışacağız:

Salat kelimesinin Arap dilinde birkaç mânâsı vardır. En önemlileri şunlardır:

Dua ve Rahmet: "Hz. Peygamber'e salât ve selâm olsun" dediğimiz zaman özellikle bunu anlarız.

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيماً

"Allah ve melekleri peygamber'e çok salâvat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salâvât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin"(2) âyetinde Allah'ın yaptığı salâvât rahmet mânâsınadır. Meleklerin yaptığı salâvât dua ve istiğfar; insanlara emredilen ise, dua anlamındadır.(3)

وَصَلِّ عَلَيْهِمْ إِنَّ صَلاَتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ

"Onlar için salât (dua) et. Çünkü senin onlar hakkındaki salatın (duan) onlar için tatmin ve huzur kaynağıdır." (4) âyetinde salât kelimesi dua anlamında kullanılmıştır.(5)

İkinci sırada yer almak: Araplar Sallâ'l-Feresu fi's-sibak tâbiriyle atın yarışı ikinci olarak kazandığını ifade etmek isterler.(6) Namazın ikinciliği ifade eden bir kelimeden türetilmiş olması, İslâm dininin çelişkiden uzak bir sisteme sahip olduğunun açık bir göstergesidir. Çünkü İslâm dinindeki önemi açısından namazın derecesi imandan sonra gelir.(7)

 Bazı âlimler bu gerçeği göz önünde bulundurarak "İmândan sonra en yüksek hakikat namazdır."(8) demişler. İman ve namaz kavramının Kur'an'da ilk geçtiği Bakara Suresi'nin üçüncü âyetinde bu sıraya özellikle dikkat çekilmiştir:

الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ

"Onlar (takva sahipleri) gayba imân ederler ve namazı dosdoğru kılarlar."

c. Hararet: Salat'ın bir mânası da hararettir. Araplar Sılatü'n-nar tabirinden ateşin hararetini anlarlar.(9) Buna göre buradaki tefil babı izale içindir. Merreda kelimesi, hastalığı giderdi mânâsına geldiği gibi, Sallâ'nın anlamı da harareti izale etti demektir. Yani namaz kılan kimse, onunla cehennem ateşinin hararetini kendinden uzaklaştırmış olur.(10)

إِلَّا أَصْحَابَ الْيَمِينِ {*} فِي جَنَّاتٍ يَتَسَاءلُونَ{*} عَنِ الْمُجْرِمِينَ {*} مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ {*} قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ {*} وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ {*} وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ {*} وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ {*} حَتَّى أَتَانَا الْيَقِينُ

"Kitabı sağ tarafından verilenler/Ashab-ı yemin, cennetlerdedir. Suçlulara: Neydi sizi şu yakıcı ateşe sürükleyen? diye soracaklar. Onlar ise, şöyle cevap verecekler: Biz namaz kılanlardan değildik. Fakiri doyurmaz, onların ihtiyaçlarıyla ilgilenmezdik. Batıl sözlere dalanlarla beraber biz de dalardık. Bu hesap gününü yalan sayardık. Ölüm bizi yakalayıncaya kadar hep böyle idik" (11) âyeti, açık bir şekilde namaz kılmamayı cehenneme girmenin bir sebebi olarak gösterdiği gibi, mefhum-u muhalifiyle de gerçek mânâda namaz kılmanın, cehennemden kurtulmaya bir vesile olduğuna işarettir.

d. Omurga sistemi: (Omurgada yer alan vertebralar)(12) Salât kelimesi, salv maddesinden gelen Salla fiilinin mastarıdır ki, iki uyluğu hareket ettirmek demektir. Araplar, Salla denildiği zaman, bundan Harreke salveyhi (iki uyluğunu ha-reket ettirdi) mânasını anlarlar.(13) Namazın düzgün kılınmasının en belirgin ölçüsü, bel/sırttaki omurganın-ayakta, rükûda, secdede düzgün bir sütun halinde durmasıdır.

Ebu Ali el-Fârisî, Süheylî, İbn Cinnî gibi ünlü dil bilginlerine göre de Salat kelimesi sırtta bulunan iki kök(Irk=kas) mânâsındaki Salveyn kökünden türetilmiştir. Çünkü namaz kılan kimsenin rukûa varması halinde ilk harekete geçen bu iki kastır.(14)

Ünlü müfessir İbn Aşur'a göre, Salât kelimesinin bundan başka bir iştikak/türeme kaynağı görülmemektedir. Ayrıca Kur'an'da Salât kelimesinin vav ile yazılması da iştikakın köküne işaret etmek içindir. Bu sebeple Fahreddin Razî'nin fazla meşhur olmadığı gerekçesiyle bu görüşe katılmaması isabetli değildir. Kadı Beydâvî'nin de ifade ettiği gibi, salat kelimesinin bu anlamının fazla meşhur olmaması, namaz anlamındaki salat'ın bu kelimeden türemiş olmasına engel değildir.(15)

İbn Manzûr da : "Dilcilere göre, Salat kelimesi, Salveyn den türetilmiş" demektedir.(16)İbn Manzûr'a göre, Salveyn kelimesi kuyruk sokumunun iki taraftan uyluklara bağlandığı yerin adıdır.(17)

Müfessirlerin çoğuna göre de Salat kelimesi, insanın sırtında bulunan ve Salat denilen bir kökten adını almıştır. Bu kök/omurilik bağlantısını kuran bağ veya kas, kuyruk so-kumundan itibaren ikiye ayrıldığı için Salveyn/iki salat adını alır. Namaz kılan kimse rükua vardığı zaman ilk defa bu kaslar hareket eder.(18)

Nesefî, bunu elyeteyn (iki uyluk) olarak ifade etmiştir.(19) Salat kelimesinin bu etimolojik anlamı, bu kelimenin sırt/bel omurgası ile ilgili olduğunu göstermektir. Namaz anlamındaki Salat kelimesinin olduğu gibi, bunun da çoğulu Salâvât'tır.(20)

Bütün bu açıklamalar gösteriyor ki: Namazın Arapçadaki adı olan salat kelimesi, insanın bel/sırt bölgesi ile yakından ilişkilidir. Bilindiği gibi namazın biri kavlî/sözlü bir de amelî/ fiilî olmak üzere iki çeşit rükünleri vardır. Salat kelimesi, dua anlamıyla namazın kavlî olan rükünlerine; omurga kemikleri yahut vertebralar sütunu anlamıyla da, namazın amelî olan hareketlerine işaret etmektedir.

O halde namazın, dua mânâsı yanında bu ismi almasının diğer bir sebebi de, sırttaki omurganın halkaları olan omur kemiklerinin namazdaki fonksiyonlarıdır. Bunların esnek yapıları sayesindedir ki namazın belkemiğini teşkil eden kıyam/ ayakta durmak, rukû, secde ve cülûs/iki secde arasındaki oturuş gibi fiiller icra edilebilmektedir.

İnsanın sırtındaki omurga sisteminde:

7 adet Servikal vertebra (Boyundaki omurlar),

12 adet torakal Vertebra (sırttaki omurlar),

5 adet lumbal Vertebra (Beldeki omurlar),

5 adet vertebradan oluşan Sacrum (sağrı),

5 adet vertebradan oluşan Os Coccygis (Kuyruk sokumu) bulunur.(21) Böylece toptan omurgadaki omurların sayısı 34(2x17) tanedir. Ancak, 2 ve 3. maddelerde belirtildiği gibi, insanın yalnız bel/sırt bölgesinde bulunan omurların toplam sayısı, 17'dir. Dinin belkemiği namazın rek'at sayısı ile, namazla mükellef olan insanın belkemiğini oluşturan omurların sayısı aynıdır.

Dipnotlar

1-bk. el-Kurtubî, I/169-170; İbn Aşûr, et-Tenvîr Ve't-Tahrîr, I/234.

2- bk. el-Kurtubî, I/168-169; Yazır, I/178. 304- Ahzâb, 33/56.

3- bk. er-Râğıb, 491.

4- Tevbe, 9/103.

5- bk. er-Rağıb, a.g.y; el-Kurtubî, I/168.

6- bk. el-Veciz, (Salâ) maddesi; el-Kurtubî, I/169.

7-bk. el-Kurtbî, I/168.

8-bk. Nursi, Tarihçe, 143.

9-bk. er-Rağıb, 491; el-Kurtubî, a.g.y.

10- bk. Rağıb, a.g.y.

11- Müddessir, 74/40-43.

12-Teknik bilgi için bk. İbrahim Veli Odar, ANATOMİ, 82-83, Elif Matbaacılık, 12. Baskı, ts., y.y.

13- el-Kurtubî, I/168; en-Nesefî, I/45; Yazır, I/178.

14- bk. Alûsî, I/116.

15-İbn Aşur, I/233-234.

16- bk. Lisan "Sala" maddesi.

17- bk. Lisan, a.g.y.

18- bk. el-Kurtubî,I/168; eş- Şevkânî, Fethu'l-Kadir, I/24; İbn Aşûr, I/ 233. 

19- bk.en-Nesefî, I/45.

20- bk. el-Muncid, (Sala) maddesi.

21-bk. İbrahim Veli Odar, ANATOMİ, s. 54-61; Sobattan-Türkçesi- Prof. Dr. Kaplan Arıncı, İnsan Anatomisi Atlası, s. 238. Omurganın şeması için bk. a.g.e, s. 239.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

BAKARA SURESİNDEKİ ÜÇ ZÜMRENİN ÖZELLİKLERİ

BAKARA SURESİNDEKİ ÜÇ ZÜMRENİN ÖZELLİKLERİ

A-MÜ’MİNLERİN ÖZELLİKLERİ 1-Müttekîdir 0nlar. Yani Allah’ın yasaklarından uzak dururl

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-2

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-2

Velakin bahsedilen bu alimler İngilizlerin bütün emellerini boşa çıkardılar ve kurdukları g

İRŞATTA ÇAĞIN GEREKLERİ

İRŞATTA ÇAĞIN GEREKLERİ

İrşat, hak ve hakikate bir yönlendirme olduğuna göre, irşat görevini üstlenen kimseler, zama

HADİSLERİN DİLİYLE IŞİD

HADİSLERİN DİLİYLE IŞİD

Bir çekim kaydında Cübbeli Ahmet Hoca umre kıyafetiyle uçakta umre yolcularının arasında gö

İLİMLERE TEK GÖZLE BAKMAK

İLİMLERE TEK GÖZLE BAKMAK

Son dönemlerde hizmet içi eğitim diye bir kavram gelişti. Esasında Hazreti Peygamber Efendimiz

İRŞAD’DA MUHATABIN DURUMUNU NAZARA ALMAK

İRŞAD’DA MUHATABIN DURUMUNU NAZARA ALMAK

İrşat Edileceklerin Durumu Kur'an'ın irşat ve hidayetinde, muhatabın durumu, ihtiyacı önem a

USTALARIN REDDETTİĞİ KÖŞE TAŞI

USTALARIN REDDETTİĞİ KÖŞE TAŞI

Hazret-i İsa’dan menkul bir söz vardır. Talebelerine şöyle der: ‘Yapı ustalarının reddet

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-1

HİND ULEMA CEMİYETİ VE ÜLKENİN ÖZGÜRLEŞMESİNDEKİ ROLLERİ-1

“Hindli ulemadan Mevlana Kifayetullah, Birinci Dünya Savaşı sonunda İngilizlerin zafer kutlama

VAAZIN ÜÇ TEMEL VASFI

VAAZIN ÜÇ TEMEL VASFI

İrşadın yaygın bir türü olan vaazlar, çok geniş kitlelere hitap ettiği için, üslup yön

SÖZÜN GÜCÜ VE DİLİN ÂFETLERİ-3

SÖZÜN GÜCÜ VE DİLİN ÂFETLERİ-3

14-Sözde ve yeminde yalan söylemek. Bu da dilin afetlerinden, aynı zamanda ayıp ve günahların

ÇAĞIMIZDAKİ İRŞAT METODU

ÇAĞIMIZDAKİ İRŞAT METODU

Bir mürşidin, çağının gereklerini ve kültürünü göz önünde bulundurmadan başarılı olm

Hala mı Allah'a tövbe etmezler ve O'ndan bağışlanma istemezler? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Maide, 74

GÜNÜN HADİSİ

İşçinin alın teri kurumadan hakkını veriniz.

İbn-i Mace

TARİHTE BU HAFTA

*NATO'nun kuruluşu(24 Mart 1949) *Uhud savaşı(24 Mart 625) *Huneyn savaşı(29 Mart 630) *Fatih Sultan Mehmet Han'ın doğumu(30 Mart 1432)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI