Cevaplar.Org

İSLAMDA TECDİT KESİNTİSİZDİR

Tarihi gerçeklerden biri de İslam’da ıslah ve tecdit hareketinin kesintisiz devam ettiğidir. Nitekim Peygamber Efendimiz –sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem- birçok hadisinde bu durumdan bahsetmiştir. Bu hadis-i şeriflerin bir kısmını zikredersek:


2012-02-15 12:27:31

İslam'da Islah ve Tecdit Tarihi Aralıksızdır:

 

Tarihi gerçeklerden biri de İslam'da ıslah ve tecdit hareketinin kesintisiz devam ettiğidir. Nitekim Peygamber Efendimiz –sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem- birçok hadisinde bu durumdan bahsetmiştir. Bu hadis-i şeriflerin bir kısmını zikredersek:

 

"Ümmetimden bir taife, kıyamet kopana değin kendilerine tavır alıp sataşanlara itibar etmeksizin hak üzere kaim olacaktır."(1)

 

"Muhakkak ki Allah, her yüz senenin başında bu ümmete dinini yenileyen/öze döndüren bir kimse/bazı kimseler gönderir."(2)

 

"Bu dini her kuşağın adilleri yüklenecektir. Onlar köktencilerin tahrifini, art niyetlilerin yozlaştırıcı eklemelerini ve cahillerin yorumlarını dinden ayıklayıp atacaklar."(3)

 

İslam tarihini etüt eden, ıslah ve tecdit faaliyetinde ne bir gedik, ne bir boşluk görebilir, ne de sapkın akıma karşı duran, kuşatıcı yozlaşmayla mücadele eden, hakkın sedasını gürleştiren, zalim güce meydan okuyan, fitne unsurlarına karşı dikilen ve düşüncede yeni pencereler açan kutlu kimselerden yoksun tek bir zaman dilimine rastlayabilir.

 

Bu meyanda birkaç mühim noktaya değinmek istiyoruz:

 

Tecdit Önce İlke Ve Düşünceler Bazında Olmalı

 

1-Islah ve tecdit kuşkusuz ki önce ilkeler, değerler, düşünceler ve tasavvurlar bazında gerçekleşmeli; zira batıl düşünce ve tasavvurlardan ancak kendi türünden ameller türer. Akıllar ve kalpler ıslah olunmadıkça, düşünceler ve kavramlar tashih edilmedikçe amelleri düzeltmek, yaşam pratiğini ıslah etmek, toplumu kötülüklerden ve yozlaşmalardan temizleyip olumsuzluklardan soyutlamak, zulme ve fitneye teslim olmaktan kurtarmak olanaksızdır.

 

Nitekim Yüce Allah bu durumu şu ayet-i kerimesi ile beyan etmiştir: "Bir topluluk üzerinde bulunduğu hali değiştirmedikçe Allah, onun durumunu değiştirmez."(4) Nebi –sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem- ise bu meseleye şöyle buyurarak işaret etmiştir: "Dikkat buyrulsun, bedende bir küçük parça et vardır; o sağlam olduğu zaman bedenin tamamı sağlam olur, bozulduğundaysa bedenin tamamı bozulur. Dikkat buyrulsun, işte o kalptir."(5)

 

Bu yüzden ıslah ve tecdit etkinliğinde bulunan âlimlerin hikmetinin, önce ilke ve değerleri ıslah etmek, tasavvur ve kavramları düzeltmek; sonra ikinci kademede de amelleri ıslah etmek yönünde tecelli ettiğini görmekteyiz. Peygamberler ve ıslah erlerinin tarih boyunca deruhte ettikleri vazife de budur.

 

Tecdidin Esasları Ve Onu Ayakta Tutan Dayanakları

 

1-İslam âleminin çözülüş ve inhirafı, şu üç yolla vuku bulur:

Köktencilerin tahrifi

Art niyetlilerin yozlaştırıcı eklemeleri

Cahillerin yorumları

Islahı ve tecdidi ise adil İslam âlimlerinin bu üç bozucu etkeni ondan savmasıyla sağlanır. Yukarda zikrettiğimiz "adil halefler" hadisi bu durumu açık ve seçik ifade etmektedir.

 

Bahis konusu hadisin de işaret ettiği gibi İslam'da tecdit etkinliği, İslam'ı, avamın ve- hatta öyle yetişip aşinalık kazandıkları için- âlimlerin büyük kısmının dinden bir bölüm sanacakları, özünden olduğuna inanacakları derecede kendisine bulaşan bu türedi ve yozlaştırıcı hususlardan arındırmak suretiyle gerçekleşir. Bu sebepledir ki, başını bu eklentilerin dinin özünden olduğu sanısından alamayan avam ve mutaassıp yetişmiş ulema, İslam'ı bu ifsat edici etkenlerden arındırıp temizlemeye yeltenen herkese düşman kesilmiş, aşağılayıcı lakaplar takmış, bid'atçı ithamında bulunmuştur; hâlbuki şeriatın katışıksız, saf haline asıl bağlı olanlar ve gerçek mücedditler onlardır.

 

Bu üç husustan ikisi, iyi niyet ve saf kalplilik neticesinde İslam'a sızmıştır. Bunlar: Köktencilerin tahrifi, cahillerin tevilidir. Üçüncüsü ise kötü niyet ve emellerle ona bulaştırılmıştır. O da art niyetlilerin yozlaştırıcı eklemeleridir.

Müceddit Her Asırda Tek Kişi midir?

İslami literatürde meşhur olduğu üzere "müceddit", İslam'da bütün alanlarda tecdit faaliyetinde bulunan tek bir şahıstır. Ne ki, muhakkik âlimler bu hususta farklı bir kanaate sahipler. Onlara göre her asırda tecdit etkinliğini ifa eden, ilmi ile amel eden bir öbek rabbanî âlimdir. Bu öbek, İslam'ı aşırıcıların tahrifinden, art niyetlilerin yozlaştırmalarından ve cahillerin yorumlarından arındırır.

 

Bu kanaati taşıyan muhakkik âlimler, tecdit hadisinin orijinalinde yer alan ve hem tekil hem de çoğul anlam ifade etmeye müsait olan "من" mevsul-u ammesini tekil değil, çoğul anlamına hamletmişler. Nitekim mevzubahis konuya ilişkin varit olan diğer hadiste "adil" diye tekil değil de "adiller" diye çoğul bir kelime ile dile getirilmiştir: "Bu dini her halefin/kuşağın adilleri yüklenecektir". Bu hadis, "tecdit" hadisinin tefsiridir.

 

Münâvî şöyle der: "Zehebî hadiste geçen "men"in tekil için değil, çoğul için olduğunu belirtti."

 

İbn Kesîr de şöyle der: "Her kavim tecdit hadisi ile kendi imamının kastedildiğini iddia eder. Ne var ki, mesele derin bir tahlile tabi tutulduğunda zahir olur ki hadis, gerek müfessir ve muhaddis, gerek fakih ve dilci, gerekse diğer ilim dallarındaki âlimlerden her taife ve sınıftan bulunmak üzere bir grup âlimi kapsar. İbn el-Esîr de "Camiu'l-Usul" de böyle demektedir."

 

Bunu ifade ettikten sonra İbn Kesir şöyle not düşmüştür: " Lakin müceddit olarak gönderilen kimse, tüm İslamî ilimler de parmakla gösterilecek düzeyde birikimli ve donanımlı olmalıdır."

 

Hafız İbn Hacer el-Askalânî ise "Fethu'l-Bârî"de der ki:

 

 "Bazı imamlar/büyük âlimler, her yüzyılın başında gelen müceddidin tek bir fert olması gerekmediğine dikkat çekmiştir. Aksine tecdit konusunda durum Nevevî'nin dediği gibidir. Nevevî, "Ümmetimden bir taife mütemadiyen hak üzere zahir olacaktır" hadisini açıklarken şöyle der: Tecdit faaliyetinde bulunanların farklı konum ve statüdeki bir grup müminden müteşekkil olması caizdir. Bu grupta yiğit bir savaşçı da, fakih, muhaddis, müfessir âlimler de emri bil maruf ve nehy-i ani'l-münker etkinliğinde bulunan kimse de, zahit ve abit zat da yer alabilir. Aynı ülkede bulunmaları da gerekmiyor, tersine aynı yörede bulunacakları gibi, dünyanın farklı yerlerine de dağılmış olabilirler. Nitekim aynı ülkenin farklı yerlerinde de bulunabilir ve bir ülkede varken diğer ülkede olmayabilirler."(6)

 

Ben derim ki:

 

İslam tarihinin gerçeği, muhakkik âlimlerin yorumunu teyit eder. Zira gerçek şu ki, İslam tarihi boyunca etkinliği, dinde tecdide ihtiyaç duyan her alanı kapsayan ve İslam âleminin dört bir tarafını kuşatan bir müceddit zor bulunur; hatta böylesi bir niteliği taşıyan âlim yoktur dense, gerçeğe uzak bir söz söylenmiş olmaz.

 

Günümüz düne ne çok benziyor! Yüzyılımızın hastalıkları, onların asırlarındaki hastalıkların tıpkısıdır. Hatta daha da yıkıcı, daha da çetindir. Bu gün de muhtelif tabakalarıyla İslam âlemi, bu tecdit ve ıslah faaliyetlerine vakıf olmaya, onları düstur edinmeye, takip etmeye, istikamet bellemeye, aynı yolda adım adım yürümeye ne çok muhtaç! Özellikle de ıslahçılar, âlimler, müderrisler, öğretim görevlileri, davacılar ve mutasavvıflar.

 

Hidayetimizi Yüce Allah üstlensin ve bizi salihlerden kılsın.

Dipnot

1-Müslim, imâre, 47, (3548); Müsned, Ahmed b. Hanbel, 16324.

2-Ebû Davûd, melâhim, 1, (3740).

3-Beyhâkî, 10/209, (66643); İbn Asâkir, 7/38.

4-R'ad, 11.

5-Buhârî, iman, 37; Müslim, müsâkât, (1599).

6- Feydu'l-Kadîr, 1/11; 2/282.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

Hilmi Arkın, 2012-02-15 16:58:00

ALLAH RAZI OLSUN HOCAMIZDAN. GÜZEL VE DOĞRU SÖZLER,ELBETTE EHİL BÜYÜKLERE YAKIŞIYOR.HARİKA DUASINA VE YAZISINA AYNEN KATILIYORUM.\\\"Hidayetimizi Yüce Allah üstlensin ve bizi salihlerden kılsın.\\\"AMİN. HİLMİ ARKIN

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-2

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-2

23- Tevrat İbranice bir kelimedir ve şeriat ve hak kelam demektir. İncil de Süryanice bir kelime

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-1

TUHFE-İ RAMAZAN (RAMAZAN HEDİYESİ)-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, bir bakıma hüzünle geçen bu Ramazan ayımız, belki birçok mümin

TUĞYAN VE TAĞUT

TUĞYAN VE TAĞUT

I-Tuğyan Tuğyan sözlükte; taşma, hiddetlenme ve azma demektir. Terim olarak tuğyan; azgınl

FITIR SADAKASI

FITIR SADAKASI

Ramazan Bayramına kavuşan ve artıcı nitelikte olmasa da temel ihtiyaçları dışında nisap mik

92 MADDE İLE EHL-İ SÜNNET AKÎDESİ

92 MADDE İLE EHL-İ SÜNNET AKÎDESİ

. Allah Teâlâ vardır, birdir, yani şeriki (ortağı) yoktur. 2. Hiç bir şey (ne zatında ne d

ZEKÂT HAKKINDA ON ÜÇ SORUYA CEVAP

ZEKÂT HAKKINDA ON ÜÇ SORUYA CEVAP

Zekât konusuna açıklık getirebilmek için, konuyu soru-cevap şeklinde ele almak faydalı olacak

ŞEYHÜLİSLAM M.SABRİ EFENDİ’NİN BİR TENKİDİNE BİR TAVZİH

ŞEYHÜLİSLAM M.SABRİ EFENDİ’NİN BİR TENKİDİNE BİR TAVZİH

Geçen aylarda, merhum şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin Muhammed Uysal beyefendi tarafından

EN DOĞRU YOL

EN DOĞRU YOL

SORU: Zamanımızda kafa karıştırmak için ortaya atılan fikirlerden bunaldık, bize en doğru

HZ. MUHAMMED (S.A.V.)’E NİÇİN VE NASIL SALAVAT GETİRİLİR?

HZ. MUHAMMED (S.A.V.)’E NİÇİN VE NASIL SALAVAT GETİRİLİR?

Hz. Muhammed (s.a.v.)’e salâvat getirme hususu bu günlerde tartışma konusu yapılınca bu yaz

EN GEREKLİ TAVSİYELER

EN GEREKLİ TAVSİYELER

SORU: Bize en gerekli tavsiyeleriniz nelerdir? 1. DELİL İLE ALLAH’I TANIMAK Kendi nefsi

KUR’AN’DA FASIK

KUR’AN’DA FASIK

Sözlükte fasık, belli sınırları aşan kişi demektir. Terim olarak fasık, Allah’ın emirle

Kur'an okuyacağınız zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığının.

Nahl,98

GÜNÜN HADİSİ

"Şüphesiz Allah, verdiği nimetin eserini kulunun üzerinde görmek ister."

Tirmizî.

TARİHTE BU HAFTA

*Sultan Abdulaziz Han Şehid Edildi.(4 Haziran 1876) *Kırım'ın Fethi(6 Haziran 1475) *Süleymaniye Camii İbadete Açıldı(7 Haziran 1557) *EFENDİMİZ'İN (s.a.v.) DÂR-I BEKA'YA İRTİHALİ(Vefatları)(8 HAZİRAN 632) *Hz.Ebubekir (r.a.)Halife Seçildi(9 Haziran

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI