Cevaplar.Org

YETENEK AVCILARI, YETENEĞE KASTEDENLER

İslami kesimlerin başarısızlığında biraz da takdir eksikliği var. Bu, ‘ şımarmasın’ maskesi altında bencillik yapmaktadır. Elbette yüze övgü insanı kabuğundan çıkartır ama marifet de iltifata tabidir. Haset, tabasbus gibi manevi hastalıklar bünyeyi kemiriyor ve ehil insanların öne çıkmasını engelliyor. Bilakis dava istismar edilerek insanlar harcanıyor.


Mustafa Özcan

mustafaahmetozcan@gmail.com

2016-12-16 20:19:06

İslami kesimlerin başarısızlığında biraz da takdir eksikliği var. Bu, ' şımarmasın' maskesi altında bencillik yapmaktadır. Elbette yüze övgü insanı kabuğundan çıkartır ama marifet de iltifata tabidir. Haset, tabasbus gibi manevi hastalıklar bünyeyi kemiriyor ve ehil insanların öne çıkmasını engelliyor. Bilakis dava istismar edilerek insanlar harcanıyor.

Damdan düşenin halinden en güzel daldan düşer anlar misali Mısır Müslüman Kardeşler hareketinin önemli simalarından Cemal Haşmet yaraya tuz basıyor ve İslami kesimlerin yerinde saymasında en temel faktörün dış darbelerden ziyade içhastalıklar olduğuna temas ediyor. İç bünyenin kuvvetli olması dış darbelerin sadmelerini savuşturmaya yardımcı olur. 

'Sadakat erbabıyla yeterlilik sahiplerini görevlendirmekte İslami hareket' başlıklı yazısında İslami hareketlerin kendi içlerinden çıkan değerleri öne çıkarmakta yetersiz kaldıklarına temas etmektedir. Bunun için de hazır bir kulp uydurmuşlardır; Dava herkesten yüce ve öncedir. Bu şekilde fertlerin yetenekleri davaya kurban edilmektedir. Bunun doğru bir söz olmakla birlikte batıl yolda kullanıldığını ve insanların haklarının bu suretle hasıraltı edildiğini ifade etmiştir. Halbuki, Kur'an-ı Kerim, ' insanların eşyalarını veya öteberisini eksik vermeyin' (Hur: 85) diye buyruk vermekte ve emretmektedir. Buna mukabil 'dava şalı veya perdesi' yetenekleri köreltmek, gizlice dışlamanın kılıflarından ve bahanelerinden birisi haline gelmiştir. Böylece yeteneksizler kaptan köşkünde kendilerine sonsuz yer bulabilmektedirler. Halbuki, Hazreti Peygamber iki Ömer'den birisinin İslam'la şereflenmesi için dua ve niyazda bulunmuştur. Müellefe-i kulub da bunun için vazedilmiştir. Cemal Haşmet, Kur'an-ı Kerim'den İslam düşmanlarının ve ehl-i batılın yeteneğe önem verdikleri gerçeğini çıkartmaktadır. Ehl-i batıl ehli hakkın hilafına yetenek avcılığı yapmaktadırlar.

İbnü'd Düğunne bunlardan birisidir. Hz Ebu Bekir (R.Anhu) Mekke günlerinde İslam'ı rahatça yaşamak ve açıktan ibadet etmek istiyordu. Bunun için Rasulullah efendimizden de izin alarak Habeşistana hicret etmek istedi ancak henüz yola çıkmışken Yemen taraflarına düşen, Berkü'l Gımad'a gelince Kaare kabilesinin ulusu İbnü'd Düğunne ile karşılaştı, o nereye gittiğini sorduğunda,

- Kavmim beni memleketimden sürdü, çıkardı, bende yeryüzünü dolaşarak rabbime ibadet etmek için Habeşistan'a gidiyorum! dediğinde ibnü'd Düğunne

-'Sen verdiği sözü tutan, fakirlere yardım eden, kendisine emanet verildiğinde emanete sahip çıkan, güvenilir bir kimsesin, kavminin seni memleketinden çıkarması doğru değildir' dedi.

Onun ikna etmesiyle geri döndü. İbnüd Düğunne kapı kapı dolaşarak müşriklerden hakkında güvence aldı. Müşrikler ibnü'd Düğunne'nin ricası üzerine evinde ibadet ederse onu rahatsız bırakacaklarını taahhüt ettiler (1). 

Günümüzde diğerkamlık gibi âli ve yüce hasletler kalmadığından dolayı hasbe'l kader başa geçen insanlar Müslümanların en muhtaç olduğu kapasite ve yeteneğe haiz insanları gözlerini kırpmadan harcıyorlar. Yavuz Sultan Selim insan sarrafı olduğunu, ' Mısır'ı aldık ama Sinan Paşa'yı kaybettik' sözleriyle ortaya koymuştur. Sinan Paşa Mısır'a bedeldir. 

Bu nedenle de cemaatler içinde pek yetişebilen insan çıkmıyor. İnsanlardan körü körüne ve ölçüsüz itaat beklendiğinden dolayı dava adına yüksek kametler ve değerler kolayca harcanabiliyor. Bu nedenle yetenekler de sıradanlaşıyor

Peter Prensibi sosyolojik bir kanundur ve müesseselerin başındakiler yeteneği kendi seviyeleriyle sabitlerler. Halbuki, İmam Ali veya Ahmet Bin Hanbel'e nispet edilen bir kelam-ı kibarda aynen şöyle denilmektedir: İnsanları hakla tanı, hakkı insanlarla tanıma! İnsan hak ilişkisindeki gibi zaman ile hak ilişkisi de böyledir. Duygusal bir biçimde liderlerine bağlı olanlar onu hak ve batılla savunmaya devam ederler. Burada ihkak-ı hak ederek liderleri savunmanın bir mahzuru yok. Mesele batılla birlikte liderleri savunmaktır. Bu ise insanın öne çıkması ve hakkın körlenmesine yol açar. İnsanlar lider kültüyle birlikte eski ifadeyle ittikal ederler; görevlerini terk ederler, kendi görevlerini de liderden bekler, onun omzuna yıkarlar.

 Bu ise üstünden kalkınması zor olan hamule ve yüklerin yüzüstü bırakılması anlamına gelir. Böylece sorunlar biriktikçe birikir ve sonunda sosyal ve siyasi çalkantılar, patlamalar baş gösterir. İlmi, akademik istibdattan bahsedildiği gibi aynı zamanda Cemal Haşmet dava istibdadından da bahsetmektedir. Fertlerin haklarını ezen ve yetenekleri körelten dava anlayışı sorunlu bir dava anlayışıdır ve bu anlayış istibdada açık hale gelir.

Nasıl devletler şura ve maharetlere, yeteneklere önem vermezse istibdada kayar aynı şekilde devlet altı teşekküller de ortak akla ve yönetime ağırlık vermezse bünyelerinde istibdat birikimi olur. İstibdadı sadece devlete hasretmek, içtimai hatta ferdi istibdadı göz ardı etmek sağlıklı bir bakış açısı olamaz. Malik Binnebi'nin canlı toplum tarifi ve anlayışı şudur: "canlı toplumlar fikirlerin feleğinde deveran eder. Ölü milletler ise şahısların feleğinde deveran ederler (2).

Dipnotlar

5- Hayatü's Sahabe 1/252

6- http://arabi21.com/story/909506

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

BAYRAMA GİRERKEN ALMAMIZ GEREKEN İLAÇLAR VEYA İLAÇ GİBİ MADDELER

BAYRAMA GİRERKEN ALMAMIZ GEREKEN İLAÇLAR VEYA İLAÇ GİBİ MADDELER

Ramazan ayının bu son gününde ve bayram arefesinde başta nefsime, sonra da bütün Müslüman k

KADİR GECESİNDE YAPACAKLARIMIZ VE ÖZEL DUAMIZ

KADİR GECESİNDE YAPACAKLARIMIZ VE ÖZEL DUAMIZ

Kadir Gecesi, dua gecesi, ibadet gecesi, tevbe gecesi karar gecesi, günahlara veda gecesi, Allah’

GÜZEL AHLAK, HUZUR VE BARIŞIN GARANTİSİDİR

GÜZEL AHLAK, HUZUR VE BARIŞIN GARANTİSİDİR

İnsanlık camiasının fert ve toplum hayatında, huzur ve barışın, güven ve emniyetin, sevgi v

NİYET VE NAZAR

NİYET VE NAZAR

Niyet, bir sözün, bir eylemin asıl muharriki olan gayedir. Ameller rengini bu niyetten alır. İy

ŞABAN AYI VE BERAT GECESİNDE AFFEDİLMEYECEK OLANLAR

ŞABAN AYI VE BERAT GECESİNDE AFFEDİLMEYECEK OLANLAR

"Şühûr-i selâse" denilen "üç aylar"ın ikincisi de Şaban ayıdır. Bilindiği gibi, üç ayla

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

SİRETÜ İMAMU MÜCEDDİD-3

Müellif: M. Said Ramazan el Buti Mütercim: Fehmi Türkmen Hocaefendi Bizim için mümkün değil

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-152

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-152

Ders: 2. Lem’a, 2. Nükte İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Eyyub(a.s)’ın hastalığı, m

SÜRAKA İBN MALİK BİN CÜ’ŞUM EL MÜDLİCİ(R.A)

SÜRAKA  İBN  MALİK BİN CÜ’ŞUM EL MÜDLİCİ(R.A)

Süraka bin Malik bin Cü’şum el Kenani el Müdlici, Beni Müdlic kabilesindendi. Mekke yakınlar

PROF. DR. ALAADDİN BAŞAR BEYİN İBRETLİ BİR ANISI

PROF. DR. ALAADDİN BAŞAR BEYİN İBRETLİ BİR ANISI

“Lise son sınıftaydım. Bir gün hocamız sınıfa girdiğinde, tahtada ahlâk dışı bir resim

ALLAH RASULÜNÜN NÜBÜVVETİNİ TASDİK EDEN İMZALAR-3

ALLAH RASULÜNÜN NÜBÜVVETİNİ TASDİK EDEN İMZALAR-3

Hz. Muhammed(a.s.)’in risaletini tasdik edenlerden birisi de, insanlık camiasında -peygamberlerd

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-7

ASYA MÜNAFIKLARI ve AVRUPA ZALİM KÂFİRLERİ-7

2.İman ve nifak birbirine zıddır? a-“Hidayet ve dalalet birbirine zıt kavramlardır. (Çünk

Kur'an okuyacağınız zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığının.

Nahl,98

GÜNÜN HADİSİ

"Haramla beslenmiş vücut cennete giremez."

Taberânî.

TARİHTE BU HAFTA

*Hac'da Tünel Faciası 1426 Ölü(2 Temmuz 1990) *Cezayir İstiklale Kavuştu(3 Temmuz 1962) *Barbaros Hayreddin Paşa Vefat Etti(4 Temmuz 1546) *İstanbul'da Matbaa Açılmasına Padişah İradesi(5 Temmuz 1727) *Mukaddes Emanetler Sultan Selim'e Teslim Edildi.

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI