Cevaplar.Org

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-181

Ders: Yirminci Mektup, Mukaddime İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Allah’ın sıfatlarının nihayeti olmadığı için marifetullahın da nihayeti yok. Üstad 23. Sözde imanın derecelerini anlatırken “zerreden güneşe kadar” diyor.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2018-09-15 09:28:29

Ders: Yirminci Mektup, Mukaddime

İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi

*Allah'ın sıfatlarının nihayeti olmadığı için marifetullahın da nihayeti yok. Üstad 23. Sözde imanın derecelerini anlatırken "zerreden güneşe kadar" diyor.

Not: Rahmetli hocamızın işaret ettiği yer şu olsa gerektir; "zerreden tâ şemse kadar dizilmiş olan makamata, meratibe, derecata, derekata." (Sözler, s. 319) Bir de Tarihçe-i Hayat'ta "zerreden Güneş'e kadar iman mertebelerini" diye bir ifade var.(bkz. Tarihçe-i Hayat, s:681) 

*Zerre kadar imanı olup da ahirete giden bir insan, o zerre kadar imanı ile, cehenneme gitse bile dönüp gelecek cennete.. Hatta bir hadiste gördüm; "Cenabı Hak bir zaman- ne kadar geçmişse, O bilir zamanını- buyuracak ki; "Kim bir defa beni anmışsa onu Cehennemden çıkarın."

Not: Merhum hocamızın naklettiği hadisi Tirmizi nakletmiş, İmam Gazali hazretleri de İhya'da Allah'ın Rahmetinin enginliği bahsinde almış; Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: Allah Teâlâ kıyamet gününde şöyle emir verir: 'Beni birgün zikreden veya herhangi bir yerde benden korkan herkesi ateşten çıkarın'. Tirmizî, (hasen-garîb olarak)

*Marifetullah olmadan muhabbetullah olmaz. Önce bileceksin ki sevesin. Kainat tamamıyla bize Allah'ı anlatıyor, tanıttırıyor. Bu şuura vardın mı, önüne çıkan bir şeye Allah namına baktın mı, işte marifetullah oradan başlar. Bir an tefekkür. Önüne çıkan bir şeye Allah namına baktın mı, o bakış marifete dönüşüyor.

Nasıl bakmayacaksın ki..Şimdi, kiraz yiyorsun, kirazın fabrikası kirazın içinde. Cenab-ı Hak her kirazın içine bir kiraz fabrikası koymuş. Her zeytinin içerisine bir zeytin fabrikası sokmuş. İnsan zeytini yer de, bunu düşünmezse, nasıl olur bu?

İşte hem yiyorsun, hem de tefekkürle yemenle o sana marifetullah oluyor. İslamiyet bu işte elhamdülillah.

*Her insanda Allah'ı bilme ve sevme bilkuvve var. Bazılarında bilfiile çıkıyor, bazılarında çıkmıyor. Bilkuvve şu demek; elimde bir hurma çekirdeği var. Bunun içerisinde bilkuvve ağaç var. Yani bilfiil çıkmamış. Ama bunu toprağa koysan, bir ağaç çıksa, işte bifiil..Yani her insanda Allah'ı tanıma, sevme bilkuvve var. Ama kafirlerde bu çekirdek toprağa girmemiş, kurumuş, kalmış.. o demek yani..

Yedi yaşında bir çocuk okula başlıyor. Bilkuvve onda mimarlık var. Ama onun okuluna giderse, bilkuvve olan bu istidat bilfiile çıkıyor.

*İstanbul sempozyumlarından birisinde bir ara canım sıkıldı. Orada otelde çay içilen bir bölüm vardı. Oraya gideyim de bir çay içeyim diye düşündüm. Çay içerken iki adam geldi, yanıma oturdu. Dediler; "hocam, sizden bir şey soracağız." "buyrun" dedim.

Dediler; "bizim bu Avrupa birliğine girmemiz nasıl olur?"

"bence iyi olur" dedim.

Dediler ki;

"hocam nasıl iyi olur? Sen bir Hoca olarak nasıl böyle dersin? öyle şey mi olur?"

Dedim;

"siz daha iyi bilirsiniz."

Onlardan biri dedi ki; "ya, eğer giresek ahlakımız elden gider, gençlerimiz şöyle olur, böyle olur" diye saydı..

Dedim; "siz haklısınız, peki ben de size bir şey sorayım." 

"buyur" dediler. Dedim ki; "İngiliz hükümeti içerisinde rüşvet var mı?"

Dedi; "orada rüşvet yoktur."

"hırsızlık" diye sordum,

"hırsızlık da yoktur" dedi.

"Adam öldürme?" "o da yok" dedi.

"Peki" dedim, bizim bu Türkiye'de rüşvet var mı, var. Adam öldürme? Hergün. Hırsızlık? Her yerde.. ehh desenize biz onların ahlakını bozacağız."

Meğer bunlar devlet adamlarıymış, bir hocayı imtihan etmek istemişler. Dediler ki, "biz de böyle düşünüyorduk ama bir hocadan böyle bir cevap alacağımıza hiç mümkün değil ihtimal vermiyorduk."

Üstad bir yerde; "Maatteessüf güzel şeylerimiz gayr-ı müslimler eline geçtiği gibi, güzel olan ahlâklarımızı da yine gayr-ı müslimler çalmışlar. Güya bir kısım içtimaî ahlâk-ı âliyemiz yanımızda revac bulmadığından, bize darılıp onlara gitmiş. Ve onların bir kısım rezaili, kendileri içinde çok revaç bulmadığından cehaletimizin pazarına getirilmiş."(Münazarat, s: 61)

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-200

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-200

Ders: 3. Söz İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Allah ya..Allah’tan gelen şey nasıl olur,

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-199

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-199

Ders: Mesnevi-yi Nuriye, Katre’nin Hatimesi İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *Üstad, İslam âl

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-198

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-198

Ders: Asa-yı Musa(s. 106) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah Edilen Kısım: Sonra o mütefekkir

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-197

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-197

Ders: Mesnevi-yi Nuriye, Katre risalesi, s. 69 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım:

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-196

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-196

Ders: 11. Söz İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Sanattaki letafeti, ilimdeki derinliği, tezyinattak

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-195

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-195

Ders: Hutbe-i Şamiye(s. 19) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: “İstikbal yaln

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-194

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-194

Ders: 33. Söz, 23. Pencere İzah: Prof. Dr. Şener Dilek Not: Bu ders, İstanbul Yüzevler’de,

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-193

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-193

Ders: 14. Lem’a, İkinci Makam İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *“Kâinat sîmasında, arz

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-192

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-192

Ders: 17. Lem’a, 13. Nota İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Cenab-ı Hak bizi kul olarak yar

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-191

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-191

Ders: Şualar(13. Şua,) s: 307 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: “Bugün, bü

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-190

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-190

Ders: 14. Lem'anın İkinci Makamı İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *“Besmelenin rahmet noktas

Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı tesbih etmektedir. O, üstündür, hikmet sahibidir.

HAŞR, 1

GÜNÜN HADİSİ

"Kelimetan hafifetan alellisan. Sakiyleten filmizan. Habiybetan ilerrahman: Subhanellahi ve bi hamdihi, subhanellahi'l-azim."

"İki kelime vardır ki, dile hafif, mizanda ağırdırlar: Sübhanellahi ve bi hamdihi, sübhanellahi'l-azim." (Buhari, Deavat: 11/175)

TARİHTE BU HAFTA

*Nizamü'l-Mülk'ün Şehadeti(14 Ekim 1092) *II.Kosova Zaferi(17 Ekim 1448) *Gedik Ahmed Paşa'nın Vefatı(18 Ekim 1482)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI