Cevaplar.Org casino maxi

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-26

Ders: Barla Lahikası Mukademe’den.. İzah: Prof. Dr. Şener Dilek *Üstadın terbiyesine giren, teveccühüne mazhar olan ağabeylerden her biri, Risale-i Nur dairesinde bir modeldir. Onlara bir model anlayışı içinde bakmak lazım.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2013-10-07 11:02:35

Ders: Barla Lahikası Mukademe'den..

İzah: Prof. Dr. Şener Dilek

*Üstadın terbiyesine giren, teveccühüne mazhar olan ağabeylerden her biri, Risale-i Nur dairesinde bir modeldir. Onlara bir model anlayışı içinde bakmak lazım.

*Hulusi ağabey hayatında altı defa Üstadı ziyaret etmiş, ama alacağını almış.

*Biz bir zaman Tillo'da, İsmail Fakirullah hazretlerinin türbesini ziyaret etmiştik. Orada bir kitabede şöyle bir yazı vardı;

"Anlarsa, uzağım yakınımdır

Anlamazsa, yakınım uzağımdır."

*Üstad, Mukaddeme'de Hulusi ağabeyi iki sıfatla tavsif ediyor, rol model olarak bize takdim ediyor;

1-Gayret

2-Ciddiyet

*Hulusi ağabeyin ömrünün son döneminde biz Malatya'da idik. Sık sık ziyaret ediyor, kendisini görüyorduk. Hulusi ağabey bila istisna hergün ikindi dersine geliyordu. Soruyorlardı; Ağabey, kaç yaşındasın?" Latifeyle ; "Üç otuz" diye cevap veriyor, 90 yaşında olduğunu ima ediyordu.

Derste bir buçuk iki saat Risale-i Nur okunuyor, o da kemal-i dikkat ve teyakkuzla, sanki teşehhüde oturur gibi, dinliyordu. Gözleri de çok heybetli, sanki radar gibiydi.

Vefatından önceki bir buçuk gün hariç, -şehir dışı seyahatler veya hac gibi- zaruretler müstesna, ikindi dersini terk ettiği görülmemişti.

*Bir gün bir Nur Talebesi Hulusi Ağabeye geliyor. Kendisine göre bazı müşkülü var. 'Ağabey' diyor 'Ben yaşlıyım bir, ayaklarımda romatizma var iki, yürürken sıkıntı oluyor ve acı çekiyorum üç, evim medreseye bir hayli uzak dört, hususi arabam yok beş. Bizim memlekette kış uzun, soğuk tipilidir. Mazeretlerim çok, şimdi ben evimde Kur'ân okusam, Cevşenimi okusam, virdlerime devam etsem, her gün evimde kendi dersimi okusam, onbeş günde veya ayda bir umumi derse gelsem, olmaz mı?' Hulusi Ağabeyden fetva istiyor. Hulusi Ağabey başparmağını kaldırarak, parmağını uzatıyor: 'Kardeşim' diyor 'Senin şu başparmağını kımıldatacak, oynatacak kadar takatın varsa, sakın dersi ve sohbeti bırakma!'

Çünkü sohbette rahmet var,

Çünkü sohbette inayet var,

Çünkü sohbette kerem var,

Çünkü sohbette af ve ikram var.

*Üstad, Hulusi abinin bir de ciddiyeti üzerinde durmuş. Ciddiyet; çatık kaş, hiddet, sertlik, celaldarane tavırlar, mahkeme duvarı gibi bir surat sahibi olma demek değildir.

Ciddiyet sıfatların ciddiyetidir. İşte veya hizmette dikkatli, sebatlı, özenli olma manasınadır. İslami değerleri sürekli olarak ifa etmek, ciddiyet manasıdır. Mesela;

Namaz ciddiyeti,

Oruç ciddiyeti

Sohbet ciddiyeti,

Takva ciddiyeti,

Kulluk ciddiyeti

Cemaatle rabıtasını devam ettirme ciddiyeti..

*Manevi terakkin şifresi, açlığını hissetmektir. Yani, marifet ve hakikat-ı Kur'aniyeye hiç doymamak..

*Cenab-ı Hak bütün kâmil insanlara, bütün ehl-i hakikat zevata marifet açlığı, marifetullaha doymamak hissini vermiş.

*Cenab-ı Hak bizi ülfetten muhafaza etsin, Ülfet bela-yı azimdir.

*İmam-ı Rabbani hazretleri ahirzamanda gelecek zatın mürebbisinin İsm-i Alim, ve İlim Sıfatı olduğunu belirtiyor.

*Üstad Mukaddeme'de Hulusi ve Sabri ağabeylerden bahsederken; "Bana mensub her şeye malları gibi tesâhub ediyorlar. Bir Söz yazılsa, kendileri yazmış ve te'lif etmiş gibi zevk alıyorlar. Allah'a şükrediyorlar. Âdeta cesedleri muhtelif ruhları bir hükmünde hakikî manevî vereselerdir" diyor.

Üstada mensup her şeye sahip çıkmak üç şekilde olur;

1-Öncelikle ilm-i Kur'ani ve imani olan bu eserlere sahip çıkma.. Sahip olduğuna göre öncelikle o eserlere çok iyi bilme, anlamaya gayret gösterme..

Hani Nasreddin Hocanın bir fıkrası var; Nasrettin Hoca yolculuğa çıkar. Birkaç gün yol aldıktan sonra, zaten az olan parası biter. Beş parasız bir müddet daha gider ama çok geçmeden açlık başına vurur. Parası olmadığı halde çarşı pazar dolaşmaya başlar. Bir ekmek fırınının önünden geçerken burnuna mis gibi sıcak ekmek kokusu gelir. Hoca, dükkanın önünde durup, müşteri bekleyen fırıncının yanına gelir ve:

-Bu ekmekler senin mi, diye sorar.

 

Adam umursamaz bir vaziyette cevap verir:

-Evet, benim.

Nasreddin Hocanın karnı iyice acıkır, ağzı sulanır.

-Gerçekten senin mi bu mis gibi kokan sıcacık somunlar?

Adam Nasrettin Hocanın açlığından haberdar değildir ya, sinirli sinirli cevap verir:

-Benim dedim ya kardeşim, daha ne sorup duruyorsun!

Hoca ekmeklere bakarak iç geçirir:

-Sen elindeki nimetin kıymetini bilmiyorsun. Madem bu kadar ekmek senin, neden yemiyorsun…!"

Bizim de önümüzde raflarda bu eserler o somunlar gibi duruyor. Madem sahip çıkıyorsun. Öyleyse yesene..

2-Bütün nur medreselerine sahip çıkma, "hepsi benim" demek, kucaklamak..

3-Bütün nur talebeleri benim demek, hepsini şefkatle kucaklamak..

*Manevi verasetin şifresi, hakikat-ı uhuvvet, yani tam, hasbi ve samimi uhuvvet. Fisebilillah kardeşini sevme, kalben onun meziyetleri kendi meziyeti bilme.. Üstad bu konuda Hafız Ali ağabeyi örnek gösteriyor.

*Risale-i Nur mesleği hakikat mesleği..İnsan önce mesleğinin esasını bilmeli. Mesela bir sağlık memurunu düşünelim ki, iğne yapmasını bilmiyor, olmaz. Veya bir inşaat mühendisi farz edelim ki arpayı buğdaydan ayıramıyor, olur mu böyle şey? İşte biz de madem bu meslekteyiz, öncelikle mesleğimizin esaslarını bilmemiz lazım.

*Dine hizmetin çok cephesi, çeşitleri var. Ama kâinatta en yüksek hakikat iman hakikatı olduğu gibi, en yüce ve yüksek-özellikle imanların sarsıldığı şu ahirzamanda- hizmette imana hizmet, imanların kurtulmasına çalışmaktır.

*Hayatımızda en mühim gaye, en yüksek ideal, en büyük zirve, iman hakikatlarına hizmettir.

*Üstad diyor ya; " Bundan otuz sene evvel, Eski Said'in gafil kafasına müdhiş tokatlar indi, "El-mevtü hakkun" kaziyesini düşündü. Kendini bataklık çamurunda gördü. Meded istedi, bir yol aradı, bir halaskâr taharri etti. Gördü ki, yollar muhtelif; tereddüdde kaldı. Gavs-ı Azam olan Şeyh-i Geylanî Radıyallahü Anh'ın "Fütuh-ul Gayb" namındaki kitabıyla tefe'ül etti. Tefe'ülde şu çıktı: "Sen bir Darül Hikmetesin. Kendine bir tabib ara"

Acibdir ki; o vakit ben, Dâr-ül Hikmet-il İslâmiye âzası idim. Güya ehl-i İslâmın yaralarını tedaviye çalışan bir hekim idim. Halbuki en ziyade hasta ben idim. Hasta evvelâ kendine bakmalı, sonra hastalara bakabilir.

İşte Hazret-i Şeyh bana der ki: "Sen kendin hastasın, kendine bir tabib ara!" Ben dedim: "Sen tabibim ol!" Tuttum, kendimi ona muhatab addederek, o kitabı bana hitab ediyor gibi okudum. Fakat kitabı çok şiddetli idi. Gururumu dehşetli kırıyordu. Nefsimde şiddetli ameliyat-ı cerrahiye yaptı. Dayanamadım, yarısına kadar kendimi ona muhatab ederek okudum; bitirmeye tahammülüm kalmadı. O kitabı dolaba koydum. Fakat sonra, ameliyat-ı şifakâraneden gelen acılar gitti, lezzet geldi. O birinci üstadımın kitabını tamam okudum ve çok istifade ettim. Ve onun virdini ve münacatını dinledim, çok istifaza ettim."

Bunu Üstadla Şeyh Geylani arasında bir mesele olarak görürsen, çok uzak kalırsın. Peki, nasıl yapacaksın? Açtın mı Risale-i Nur'u, sanki Üstad sana diyor ki; "Asıl hasta olan sensin, aç oku, Eczahane-i Kübra-yı Kur'aniyeden şu ilaçları yut."

*Bir dava adamının dünyasında ism-i Rahim tecelli etmezse, o insan çok kuru kalır.

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-177

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-177

Ders: Kastamonu Lahikası (s: 96) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: Bugünlerde

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-176

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-176

Ders: Muhakemat, Birinci Makale, Sekizinci Mesele, Beşinci Bela İzah: Prof. Dr. Ahmed Akgündüz

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-175

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-175

Ders: İşaratü’l İ’caz, s: 40 İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: اَلّ

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-174

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-174

Ders: Asa-yı Musa, s: 105(Ayetü’l Kübra Risalesinden) İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-173

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-173

Ders: 13 Lem’a, 10. İşaret İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar İzah edilen kısım: İblis'in e

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-172

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-172

Ders: Emirdağ Lahikası(s: 181) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: “Risale-i N

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-171

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-171

Ders: 13. Lem’a, 9. İşaret İzah: Prof. Dr. Alaaddin Başar *İnsanlar içinde manen atom kad

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-170

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-170

Ders: Şualar; 319, (13. Şuadan) İzah: Prof. Dr. Şener Dilek İzah edilen kısım: Ve asıl h

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-169

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-169

Ders: Muhakemat (s: 69,) Birinci Makale, Dördüncü Mesele İzah: Prof. Dr. Şener Dilek

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-168

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-168

Ders: 19. Söz, 10, 11, 12.Reşhalar İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *“Bilirsin ki: En ziya

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-167

RİSALE-İ NUR DERS NOTLARIM-167

Ders: 18. Söz İzah: Mehmed Kırkıncı Hocaefendi *Cenab-ı Hak bu dünyayı kulluk için bir

Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl!

Furkan, 74

GÜNÜN HADİSİ

Her kim bir namazı (kılmayı) unutursa (onu) hatırladığında kılsın. Onun bundan başka keffâreti yoktur.

KİTÂBU MEVÂKÎTİ'S-SALÂT-Buhari

TARİHTE BU HAFTA

*Köprülü Fazıl Mustafa Paşa'nın Şehit düşmesi (19 Ağustos 1691) *Mescid-i Aksa'nın Yahudilerce Yakılması(21 Ağustos 1969) *Sakarya Savaşı (22 Ağustos 1921) *Hz. Ebu Bekir (634) ve Ebussuud Efendi'nin (1574)[23 Ağustos]

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI