Cevaplar.Org

HATIRALAR VE ÖLÇÜLER-9


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2003-03-03 15:46:52

CENAB-I HAKK'IN BİR İKRAMI

İzmir Ayrancılar'da eskimez nur talebelerinden Musa Yukarı ağabey 09.05. 2000'de yaptığı bir sohbette başından geçmiş şu latif hatırayı anlatıyor. 1940'lı yılların eğitimini göstermesi açısından da güzel bir hatıra. Musa ağabey Denizli'nin Tavas ilçesinin bir köyünde 1930'da doğmuş. Köy enstitülerinin silme dinsiz yetiştirdiği dönemler...

Şöyle anlatıyor Musa ağabey: 'Biz üç arkadaş köyde ilkokulu pekiyi derecede bitirmiştik. Öğretmenler babalarımıza: 'Bunları öğretmen okuluna yazdırın. Bu çocuklar öğretmen olsun' dediler. Köy enstitüleri vardı o zaman. Babam dedi ki: 'Oğlum hadi, seni Tavas'a, köy enstitüsüne yazdırayım'. 'İyi' dedim, gittik. 7-8 saat yaya yol. 3-5 kilometre ya kaldı ya kalmadı. Karşıdan Tavas görünüyor.

Rahmetli babam dedi ki: 'Oğlum ben seni buraya yazdırmaya gidiyorum, ama hiç memnun değilim.' 'Neden baba?' dedim. 'Oğlum sen burada okuyacaksın. Bak, çok öğretmenlerde Allah'ı inkâr edenler çıktı. Biz bir gün annenle seni ziyarete geleceğiz. Öğretmen olduğun için baş açık bir kadın alacaksın. Bak bizim üstümüzdeki elbiseler eski-püskü. Senin hanım: 'Ya, sen bunların çocuğu musun? Diye seni basit görecek. Biz de: 'Yavrumuzun geçimi bozulmasın' diye ziyaretine gelemeyeceğiz. Hadi gelmeyelim. Fakat bak sen ilkokuldan beri 5 vakit namazını kılıyorsun. İleride öğretmen olur, namazı bırakırsan, dünyada değil, ahirette de görüşemeyebiliriz. Yani şu yazılmamız son ayrılığımız olabilir' dedi.

'Baba madem bu kadar tehlikeli, ben yazılmayacağım' dedim. Döndük geriye. Yolda Cenab-ı Hakkın bazı ikramları oldu. Rahmetli babam söyler dururdu. Susadık su yok. Merkep var yanımızda. Yollar toz toprak. Geliyoruz, gelirken baktık bir kavun dilimi, yolun kenarında. 'Baba, kavun dilimi' dedim. Aldık, buz gibi... Yedik. İki yüz metre kadar daha gittik, bir kavun dilimi daha. İki yüz metre kadar sonra bir kavun dilimi daha. Üç kavun dilimini de arka arkaya yedik. Susuzluk diye bir şey kalmadı. Sonra bir düşündük ki, kavun mevsimi değil. Sonra o yoldan o kadar insan geçiyor, onlar niye görmüyor? Veya niye hayvanların ayaklarından toz olmadı? O zaman anladık ki, Cenab-ı hakkın bir ikramı. Bizden memnun olmuş, geri dönüşümüze diye. Rahmetli Peder: 'Hala o kavunun lezzeti damağımda' diye anlatırdı.

BİR NUR MAHKEMESİ

Musa ağabey aynı sohbette şu hatırasını naklediyor: 'Risale-i Nurları biz saklardık. Kerpiç duvarlı idi evlerimiz. Pencerelerin altında tahtalar vardır. O tahtaları söker, kerpiçleri oyardık. Oralara Risale-i Nurları koyar, bir tanesini çıkarırdık. Bir tane vardı evde. Hepsini saklama tedbir değil evhamdır. 'Ben bu işin içinde yoğum' demektir. Bir tanesini alıkoyarız. 'Biz R.Nur talebesiyiz' diyoruz. Yoksa kitapları götürdükleri zaman geri vermiyorlar. Kitap bulmakta zor, matbaalar yok o zaman. Kitapları saklıyoruz, onu aldık mı, öbürünü koyuyoruz. Eve geldikleri zaman mutlaka bir kitap buluyorlar. Velhasıl bir gün geldiler, bastılar, evde kitapları buldular. Bizi de götürdüler. Bizim -Allah rahmet etsin- bacanağa hakim sordu: 'Bu kitapları nerden aldın?' O da 'bilmiyorum' dedi. 'Ne zamandır okuyon?' diye sordu. 'Hiç okumadım, hiç yaprağını açmadım' dedi. Benim biraz da ona canım sıkıldı. 'Niye böyle söylüyor?' diye. İkincisinde beni çağırdılar. Hâkim dedi ki: 'Bak bu kitaplar senin evinde çıkmış. Sen bu kitapları okuyor musun?' 'Evet okuyorum' dedim. 'Ne zamandan beri okuyorsun' diye sordu. 'Ben küçük yaşta beri dini eser okurum. 15 seneden beri de devamlı Risale-i Nur'u okumaktayım. Vereceğin ceza idam dahi olsa, savcı bey ve önündeki masa, oturduğun sandalye şahit olsun ki, ben nur talebesiyim' dedim. Kıpkırmızı oldu hâkim. Ben niye kızarayım? Kur'an şakirdleri hiç kızarmaz. Allah'a inanmayan kızarsın. Müslüman niye kızarsın? Sonuçta Hâkim beraat verdi.

 'YÜZÜNE BAKMAYIN'

Musa Yukarı Bey naklediyor: 'Ahmed Feyzi ağabey birgün Ayrancılar'da bir derste şöyle demişti: 'Şayet bir gün Üstadı ziyaret ederseniz Üstadın yüzüne bakmayın. Üstad rahatsız olur. Neden biliyor musun? Şimdi ekseriya bizim gözümüz dışarıda namahremlere baktığı için o namahremlerden gelen günah gözümüze sirayet eder. O sirayet Üstadı rahatsız eder.'

Not: Hz Osman'ın böyle bir firasetinden bahsederler. Camiye gelirken bir sokaktan geçme esnasında gözü harama ilişen bir sahabeyi üslubunca ikaz ettiğini anlatırlar. (Kırık Testi-sf:248-M.F.Gülen-Zaman yayıncılık-2002)

ÜSTADIN TERK ETMEDİĞİ İKİ ŞEY

Merhum Ali Uçar ağabey, Üstadın talebesi Bayram Yüksel beyden naklediyor:'Üstadımızın Sekine duasını ve Duha namazını terk ettiğini görmedim. Çay içerken bile sekineyi okurdu.'

HARAM RESME BAKMAK

Ali Uçar Bey Almanya'da 1976'larda tuttuğu kıymetli notlarında Hüsnü Bayramoğlu ağabeyden şunları naklediyor: ' Üstadımız açık resimlerden men ederdi. 'Açık resme bakmak, aynen aslına bakmak gibidir' derdi.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

“BİZE KATIL MOLLA MUHAMMED EMİN”

“BİZE KATIL MOLLA MUHAMMED EMİN”

Kıymetli ziyaretçilerimiz, geçen hafta Seyda Muhammed Emin Er merhumun “Hatıralarım” adlı

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN ŞEYH ALADDİN OHİNİ’YE SEVGİSİ

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN ŞEYH ALADDİN OHİNİ’YE SEVGİSİ

Merhum Şeyh Fethullah Verkanisi(v. 1901)’nin oğlu merhum allame Şeyh Alaaddin efendi(v. 1949)

BEDİÜZZAMAN’IN HAZRET’İ(ZİYAEDDİN NURŞİNİ) ZİYARETİ

BEDİÜZZAMAN’IN HAZRET’İ(ZİYAEDDİN NURŞİNİ) ZİYARETİ

Muhterem hocam Seyda Fehmi Türkmen Efendi, 27.09. 2019 Cuma günü kendilerini ziyaretimizde Nurşi

ŞEYH FETHULLAH VERKANİSİ’NİN MOLLA ABDULLAH NURSİ HAKKINDA DEDİĞİ SÖZ

ŞEYH FETHULLAH VERKANİSİ’NİN MOLLA ABDULLAH NURSİ HAKKINDA DEDİĞİ SÖZ

Değerli Seydalarımızdan Molla Şerif Arslan Hocaefendi 15.09. 2019’da, merhum Şeyh Fethullah V

BEDİÜZZAMAN’IN AİLE ŞECERESİ

BEDİÜZZAMAN’IN AİLE ŞECERESİ

Merhum Şeyh Fethullah Verkanisi’nin torunlarından değerli âlim merhum Gıyaseddin Emre Bey, Ü

VANLI ZEYNELABİDİN EFENDİ’NİN ANLATTIKLARI

VANLI ZEYNELABİDİN EFENDİ’NİN ANLATTIKLARI

Değerli hocam Seyda Molla Şefik İdikurt Efendi bir ders esnasında şu hatırayı anlattılar;

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN MUŞ’UN NOK KÖYÜNDE BİR GECE MİSAFİRLİĞİ

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN MUŞ’UN NOK KÖYÜNDE BİR GECE MİSAFİRLİĞİ

Emekli müftülerimizden Seyda Fehmi Türkmen Hocaefendi, 21.04. 2019 Pazar günü kendilerini evind

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-2

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-2

Sonra tekrar Van’dan Bitlis’e geldi. Onun hayatının geniş şekli yazılıdır.(bkz. Tarihçe-

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-1

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-1

Değerli ziyaretçilerimiz! Yeni bir hizmetimizi sizlere arz etmekle mesruruz. Geçen günlerde değ

BEDİÜZZAMAN’IN ŞAM HUTBESİ VE MUHADDİS ŞEYH BEDREDDİN EL HASENİ

BEDİÜZZAMAN’IN ŞAM HUTBESİ VE MUHADDİS ŞEYH BEDREDDİN EL HASENİ

Merhum Ali Uçar Bey bir sohbetinde anlatıyor; “Ali Sert Hocamdan dinlediğim şu hatırayı, Kon

CAFER ÇİM AĞABEY’İN HATIRALARI

CAFER ÇİM AĞABEY’İN HATIRALARI

Takdim Kıymetli ziyaretçilerimiz, edep, nezaket, tevazu timsali çok kıymetli bir insan-ı kâmi

Ey Rabbim! Beni yalnız bırakma! Sen Vârislerin en hayırlısısın.

Enbiya,89

GÜNÜN HADİSİ

"Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"

Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

TARİHTE BU HAFTA

*Elmalılı Hamdi Yazır'ın Vefatı(27 Mayıs 1942) *İstanbul'un Fethi'nin 550. yıl dönümü(29 Mayıs 1453) *Ayasofya'da ilk Cuma Namazı kılındı.(1 Haziran 1453)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI