Cevaplar.Org

HATIRALAR VE ÖLÇÜLER-54

“BUNU YAZSA YAZSA BEDİÜZZAMAN YAZAR” Hacı Cemil Bey’in hatıralarına devam ediyoruz. Diyor ki: “ Merhum Nail Papatya hocamız anlatmıştı; “Ben Adapazarlı’yım. Bizim kökümüz Kafkasya’dan gelmiş. Adapaza


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2007-05-27 12:54:19

“BUNU YAZSA YAZSA BEDİÜZZAMAN YAZAR”

Hacı Cemil Bey’in hatıralarına devam ediyoruz. Diyor ki: “ Merhum Nail Papatya hocamız anlatmıştı; “Ben Adapazarlı’yım. Bizim kökümüz Kafkasya’dan gelmiş. Adapazarı’nda, Kur’an Kursunda birkaç arkadaş elifba öğreniyorduk. Orada birisi bize Kur’an hattı ile yazılmış bir bir İhlas Risalesi verdi; “Bunu okuyun, siz Kur’an talebesisiniz, bunu da okuyabilirsiniz. Güzel bir kitaptır” dedi. Aldık, bizim köyümüzde çok yaşlı bir hoca vardı, “Dağıstanlı Murad hoca” derlerdi. Etraftan soru sormaya gelirlerdi. Mekke’de, Medine’de 30-40 sene müderrislik yapmış, deniz gibi bir âlim. Onu ziyaret ettik, elini öptük. “Hocam bu kitabı birisi bize verdi” dedik. Baştan açtı, okumaya başladı. Bir cümle okuyor, arkasından “Fesubhanallah, nasıl bir beşer kelamıdır bu yahu” diyor, bir cümle daha okuyor, aynı şeyi söylüyor. Sonuna kadar hayretle okudu. Sonunda: “Çocuklar, olsa olsa bu kitabı Bediüzzaman hazretleri yazmıştır, başka biri yazamaz” dedi.

İHLAS RİSALESİ

Cemil bey, İhlas Risalesi hakkında bir de şu hatırasını anlattı: “Kayseri’de bir Abdurrahman Hoca vardır. Kendisi hem medrese, hem de ilahiyat mezunudur, hem de seyyiddir, çok mübarek bir kardeştir. O Manisa’da askerliğini yapıyordu. “Bir ziyaret edelim” dedik. Manisa’da Pazar günü bir evde buluştuk. “Hocam bir ders yap” dediler. Oradan bir İhlas risalesi aldı. “Bakın kardeşler” dedi. “Şu küçük bir ders kitabı gibi görünüyor amma, bugün İslam dünyasından 100 kişilik bir âlim heyeti getirsek, “bu zamana hitap eden, ihlas nasıl olmalıdır, ihlasa neler zarar verir, ihlası neler kuvvetlendirir gibi sorular çıkarıp böyle bir kitabı yazın” desek, 100 kişi 100 gün bir araya gelip otursalar yazamazlar. Niçin yazamazlar? Çünkü bu risaleyi iyice okuyup anladığımızda görürüz ki, bu risalenin müellifi bütün Kur’an-ı Kerim’i hafızasında, nazarında mana ve lafız olarak biliyor, bunu anlarız. Bir de, bir milyondan fazla hadis-i şerifi de nazarına almış bir şahıstır bu” deriz. İşte bu bilgiyle İhlas Risalesini yazmış, bunu anlarız.”

AHMED FEYZİ AĞABEY VE DERS USULÜ

Cemil Bey, merhum Ahmed Feyzi ağabeyi tanıyışını şöyle anlatıyor: “Ahmed Feyzi ağabey ilk tanıdığımda Aydın’da derslere gelirdi. Onun ders usulü şöyleydi; O zaman on kişiydik. Sırayla Risale-i Nur’u okuttururdu. Bazen okurken soru sorardı. Mesela Necati Can’a “Kunduracı ne anladın bakalım” derdi. Bilene “güzel” derdi. Böyle böyle herkese paragrafları sorardı. Bir kardeşi vardı onun, Mehmed Emin ağabey, ona da sorardı; “Bizim oğlan, sen ne anladın bakayım?” Mehmed ağabey konuşurken çok “yani” derdi. O “yani” dedikçe Ahmed Feyzi ağabey “” derdi ona, gülerdi. Biz de gülerdik. Sonunda “bizim oğlan, sen anlamamışsın bunu, anlamamışsın canım” derdi. O da “Canım sen ne anladın bakam, sen ne anladın” derdi. Bir girerdi Ahmed Feyzi ağabey, çok şahane bir açıklama getirirdi. Kendisi Risale-i Nur’u Risale-i Nur’la açıklardı. “Sözler’de böyle diyor, Mektubat’ta böyle diyor, Lem’alar’da böyle diyor, İşarat-ül İ’caz’da bu konuda şu izah vardır”diye bütün o konuda nasıl izah varsa olduğu gibi açar, böyle muazzam bir ders olurdu…

O HERKESLE KONUŞUR”

Yine Cemil Bey anlatıyor: “ Ayrancılar’daki Musa Yukarı ağabeyin abisi Hüseyin Ağabey vardı. Kendisi ellili yıllarda Muzaffer Arslan ağabeyle, üstadı ziyarete gidiyorlar. Trenle giderken, Muzaffer ağabey orada polislerle konuşuyor, onlara bir şeyler anlatıyor. Halk parti zamanında halkın polis ve jandarmadan gözleri öyle yılmış ki, Hüseyin ağabey taaccüp ediyor, “Muzaffer abi polislerle nasıl konuşabiliyor?” diye.

Isparta’ya varıyor, üstadı ziyaret ediyorlar. Sohbet oluyor, oturuyor, konuşuyorlar. O arada Muzaffer ağabey abdestini tazelemek için odadan dışarı çıkıyor, o çıkınca Hüseyin abi üstadın kulağına eğiliyor, “üstadım, yolda gelirken Muzaffer Arslan polislerle konuştu trende” diyor. Üstad diyor ki “Kardeşim, o kahramandır, o herkesle konuşur, tabii konuşacak” diyor.

SEBATIN BEREKETİ

Aydın Çine’li Ebuzer Savaş bey anlatıyor; “1977’de Erzurum’da bir dersteydik. Büyük bir salon gençlerle dolmuştu. Çok kalabalıktı. Kırkıncı hocam dedi ki; “ben bir zaman üstada mektup yazmıştım.” Mektup da şu mahiyette, o ilk zamanlar derse gidiyorlarmış, soğuk, tipi, kar..Katılanlar hem az, hem de yaşlı..bunlar hocamın şevkini kırıyormuş. Bu durumu mektupla üstada yazmış. Üstad cevaben “devam et kardeşim” demiş. Hocam “biz devam ettik, işte cemaat böyle çoğaldı” demişti.

HEKİMOĞLU İSMAİL VE MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ

Hayatım Hatıralarım adlı değerli eserinde Mehmed Kırkıncı Hocaefendi Hekimoğlu İsmail bey hakkında şunları demekte: “Her insaf ve idrak sahibi kabul eder ki, Hekimoğlu, asrımızın dert ve ızdırabını vicdanına koymuş ve susmayarak onu haykırmış âlicenap bir insandır.

Muhterem Hekimoğlu İsmail bey, 19.04.2007’de Timaş yayınevinde kendisini ziyaretimizde Kırkıncı Hocaefendi ile tanışmasını bize şu şekilde anlattı: “1956 senesinde Erzurum’da vazifeliydim. Mehmed Kırkıncı hocamı duydum, büyük bir İslam âlimi. Onu ziyarete gittim. Anlattığı şeyler bana çok tesir etti.

Mehmed Kırkıncı hocam ne anlatıyordu? Okulla camiyi bütünleştiriyordu. Her ayeti, her hadisi mantığın süzgecinden geçiriyordu. İlk defa böyle bir adam gördüm, duydum. Hayranlıkla onu dinledim. Anlattığı şeyler benim hayatıma da ışık tutuyordu.

Onu böyle tanıyınca sık sık ziyarete gittim. Hatta bir gün Erzurum’da öyle kar yağıyor ki, göz gözü görmüyor.Ben de kaldığım otelden çıktım, Kırkıncı hocamın bulunduğu Kümbet’e gideceğim. Onun için Cumhuriyet caddesini buldum. Ama sonra, tipiden yolumu kaybettim. Bir baktım ki bir fayton geliyor. Adama dedim ki; “Beni Kırkıncı hocam’ın evine götürür müsün?”

Faytoncu döndü,dikkatli dikkatli bana baktı “Yahu sen onu nereden tanıyorsun?” dedi. Dedim; “Nasıl tanımam ya? Dünyanın en büyük âlimlerinden biri.” Faytoncu; “Sen bu sırrı anladınsa, ben de seni oraya bedava götüreceğim” dedi ve beni bedava götürdü oraya. O zaman ben Aşkale’de bulunuyordum. Aşkale’den ta Kümbet’e gece gündüz demez, gelir, giderdim. Şöyle düşünürdüm; “Benim bir çok arkadaşım var, onlar her yere gidiyor da, ben de hocama giderim” derdim ve hocama giderdim.

Sonra öğrendim ki, hocamın mektep tahsili yokmuş. “Allah Allah, mektep tahsili olmayan bu şahıs bunları nasıl biliyor ya? Ne kadar bilgili bu şahıs? Demek olabiliyor ya!”

Bir binbaşı doktor vardı. Onunla derslere beraber giderdik. Yani ben bir bakıma tahsilsizim, öbürü binbaşı, hem de doktor. O da benimle beraber ders dinliyor ve çok memnun oluyor. Bu husus da çok dikkatimi çekti.

Ve böylece Mehmed Kırkıncı hocam bana sadece Risale-i Nurları tanıtmadı, bana hayatı tanıttı. İnsan nereden nerelere gelebilir? Hiç mektep tahsili olmayan bir insan dünyanın en büyük âlimlerinden biri olmuş.. bu bana yol gösterdi. “Ben de böyle çalışacağım” dedim. Yani bir yönden Mehmed Kırkıncı hoca benim hocam oldu, tabiri caizse mürşidim oldu. Onun yetişme tarzına uygun olarak ben de çalışınca, işte birşeyler olabildik.”

Fotoğraflar:

1-Abdurrahman Hoca.

2-Ahmed Feyzi ağabey

3-Muzaffer Arslan ağabey

4-Mehmed Kırkıncı Hocaefendi

5-Hekimoğlu İsmail

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

BEDİÜZZAMAN’IN AİLE ŞECERESİ

BEDİÜZZAMAN’IN AİLE ŞECERESİ

Merhum Şeyh Fethullah Verkanisi’nin torunlarından değerli âlim merhum Gıyaseddin Emre Bey, Ü

VANLI ZEYNELABİDİN EFENDİ’NİN ANLATTIKLARI

VANLI ZEYNELABİDİN EFENDİ’NİN ANLATTIKLARI

Değerli hocam Seyda Molla Şefik İdikurt Efendi bir ders esnasında şu hatırayı anlattılar;

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN MUŞ’UN NOK KÖYÜNDE BİR GECE MİSAFİRLİĞİ

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN MUŞ’UN NOK KÖYÜNDE BİR GECE MİSAFİRLİĞİ

Emekli müftülerimizden Seyda Fehmi Türkmen Hocaefendi, 21.04. 2019 Pazar günü kendilerini evind

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-2

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-2

Sonra tekrar Van’dan Bitlis’e geldi. Onun hayatının geniş şekli yazılıdır.(bkz. Tarihçe-

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-1

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-1

Değerli ziyaretçilerimiz! Yeni bir hizmetimizi sizlere arz etmekle mesruruz. Geçen günlerde değ

BEDİÜZZAMAN’IN ŞAM HUTBESİ VE MUHADDİS ŞEYH BEDREDDİN EL HASENİ

BEDİÜZZAMAN’IN ŞAM HUTBESİ VE MUHADDİS ŞEYH BEDREDDİN EL HASENİ

Merhum Ali Uçar Bey bir sohbetinde anlatıyor; “Ali Sert Hocamdan dinlediğim şu hatırayı, Kon

CAFER ÇİM AĞABEY’İN HATIRALARI

CAFER ÇİM AĞABEY’İN HATIRALARI

Takdim Kıymetli ziyaretçilerimiz, edep, nezaket, tevazu timsali çok kıymetli bir insan-ı kâmi

BİR AVUKATIN HATIRALARI

BİR AVUKATIN HATIRALARI

Kıymetli ziyaretçilerimiz, aşağıda nakledeceğimiz hatıralar, Mutlakıyet, Meşrutiyet, Cumhu

SAİD HALİM PAŞA VE BEDİÜZZAMAN'LA İLGİLİ BİR HATIRA

SAİD HALİM PAŞA VE BEDİÜZZAMAN'LA İLGİLİ BİR HATIRA

Güngörmüş, gün geçirmiş zatların yanında insanın ya bir not defteri olmalı veya bir kayı

SUNGUR AĞABEY’DEN AHMED FEYZİ KUL AĞABEY İLE ALAKALI ANILAR

SUNGUR AĞABEY’DEN AHMED FEYZİ KUL AĞABEY İLE ALAKALI ANILAR

Sungur Ağabey anlatıyor: ‘Ahmet Feyzi Ağabey hapiste iyice hırslanmış, Temyiz’e layiha ya

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’I AĞLATAN RÜYA

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’I AĞLATAN RÜYA

Hafız Rıza Çöllüoğlu, değerli bir büyüğümüz. Muradiye Vakfının kurucularından olan Ho

Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.

Kevser:2

GÜNÜN HADİSİ

Allah ister ki,biriniz bir iş yaptığı zaman onu en güzel ve en sağlam bir şekilde yapsın.

Buhari

TARİHTE BU HAFTA

*Süleyman Hilmi Tunahan Hz.lerinin Vefatı(16 Eylül 1959) *Adnan Menderes'in İdamı(17 Eylül 1961) *Ertuğrul Fırkateyni Japon Sularında Battı(18 Eylül 1890) *Efendimiz (s.a.v.) Hicret Ederken KUBA'yı Teşrif Ettiler(20 Eylül 622) *Yavuz Sultan Selim Han

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI