Cevaplar.Org implant

ALVARLI EFE HAZRETLERİ(1868-1956)-1. BÖLÜM


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2006-01-09 15:16:29

Muhammet Lutfi'yi hayr ile yad et
Hayır dua ile kalbin abad et
Bir Fatiha oku ruhunu şad et
Her iki alemde mansur olasın"
TAKDİM

Efe hazretleri bir felaket ve helaket devrin gül yetiştiren dertli bahçevanlarındandı. Hep ızdırablı yaşadı.Halk içinde Hak ile beraber olma güzelliği içinde kalbine gelen ilhamlarla etrafını çemenzara çevirdi.İnşallah bu küçük çalışma içimizde onu yakından tanıma aşkı şevki uyandırır.

 KISACA TARİHÇE-İ HAYATI
1285 H (1868 M) tarihinde Erzurum'un Hasankale'ye bağlı Kındığı köyünde dünyaya gelmiştir.İsmi Muhammed Lütfi'dir. Pederleri Hâce Hüseyin Efendi, valideleri Seyyide Hatice Hanım'dır. Evlad-ı Resuldür.Tahsilini basta pederleri olmak üzere devrinin şöhretli alimlerinden tamamlamış, icazet alarak 1891'de(Hicri:1307) Hasankale'nin Sivaslı Camii'ne imam olmuştur. Aynı yıl pederleri ile birlikte Bitlis'e giderek her ikisi de Hace Muhammed Pir-i Küfrevi Hazretleri'nin mümtaz bir halifesi olarak Hasankale'ye geri dönmüşlerdir. Efe hazretleri bu ziyarete bir şiirinde şöyle değinir:

"Bin üç yüz yedide oldum revâne,

Eriştim Ravza-i dâr-ül emâne" 

Daha sonra buradan Erzurum'un Dinarkom köyüne gitmiş ve orada Birinci Cihan Harbi'ne kadar kalmıştır. Dinarkom onun çok sevdiği bir yerdir. Bir şiirinde buna şöyle değinir: 
"Lütfi ne güzeldir kuy-i Dinarkom

 Âb-ı hayat akar suy-ı Dinarkom

 Safalar bahş eder buy-ı Dinarkom

Güllendi bir zaman bağ-u bostanım"
 

Birinci Dünya Savaşını ve Ermeni zulmünü bir şiirinde şöyle anlatır:
"Koptu bugün Kıyamet
Yeryüzü alkan oldi
Görülmemiş alamet
Kandan bir tufan oldi.

 İslam hanümanıyla

Kurtulmaz bir canıyla
Herkesin öz kanıyla
Saçları elvan oldi.

 Yiğitler baltalanmış
Öz kanına boyanmış
Körpe kuzular yanmış
Gören adem kan oldi.

 Rusların istilası müddetince orada kalmış; Ermenilerin katliama başlaması üzerine, köyden ve diğer köylerden topladığı altmış kadar çete halindeki bir müfreze ile Rusların karargâh deposu olan köye, o gün Ermeni topluluğunun da burada bulunuşu dolayısıyla taarruz etmiş. Böylece, Ermeniler püskürtülmüş ve kendileri müfrezesiyle birlikte Oyuklu köyünün yanı başında Rusların yığdığı kıyas kabul etmez bir depoyu teslim almış ve Zergideler Köyü'nde Türk ordusuna iltihak ederek ordu ile birlikte gün ışırken Erzurum'a girmiş ve hemen pederlerinin yanına koşmuş. Pederleri Hüseyin Efendi bir Ermeni dipçiği ile ağır yaralı bir vaziyettedir. Pederlerini kana bulanmış, ağır yaralı bir halde bulmuş ve o günün ikindisine kadar pederleriyle meşgul olmuş. Akşama doğru vefat eden pederlerini Kavak Kapısı Kabristanı'na defnetmiştir.

Bilahare görevini Yavi nahiyesine, oradan da, anavatanı olan Hasankale'ye nakletmiştir. Kendisine teklif edilen Hasankale Müftülüğü'nü kabul etmemiş, Hasankale'ye bir saat mesafede bulunan Alvar köyü halkının istirhamı üzerine oraya giderek bu köyde yirmi dört sene vazife yapmıştır Halk arasında "Alvar imamı" ve "Efe hazretleri" unvanıyla tanındı.. Efe Hazretlerinin duygu ve düşüncesinin piştiği yer Alvar Köyü'dür.

 

1939 yılında Prostat hastalığından dolayı tedavi için Erzurum'a gitmiş, Mehdi Efendi Mahallesi'nde kiracı olarak bir evde ikamet ederek 16 sene de burada olmak üzere 90 yıllık çok bereketli ömrünü dine ve insanlığa adamıştır. 1947,49 ve 1950'de olmak üzere üç defa Hacca gitmiştir. 12.03. 1956 tarihinde ebedi aleme intikal etmiş ve naş-i şerifi Alvar köyünde pederleri Hüseyin Efendi yanında gömülmüştür.

ŞEMAİL VE AHLAKI

Efe hazretleri mütebessimdi. Nurani idi. Beyaza yakın buğday benizli idi ve mübarek kaşlarının arası açıktı. Bağlılarından Abdurrahman efendi, onu şöyle anlatır:
"Efendi Hazretleri'ni görür görmez sanki, Sahabe-i Kiram bakiyesi, Sahabe-i Kiramdan kalma bir zat gibi gördüm. Mübarek şekli, şemaili, hali etvarı, kemali ve ilmi, irfanı beni tesir altına aldı. Hemen kendisiyle irtibat kurdum. Ve kendisine intisap ettim. 6 ay yedek subaylığımı tamamladıktan sonra Konya'ya gittim ve duramadım. Erzurum'a geri döndüm. Aralıksız 10 yıl orada kaldım. Zaten O 'nun yüzüne bakanın gözleri kamaşırdı. Sakalı göğsünde, yüzünün nurundan müteessir olurdu. Devamlı bir daha bakamazdı. Öyle kâmil bir insandı."

 Merhum Osman Demirci Hocaefendi 6 Ekim 2002'de Bahçelievler'de, sualimiz üzerine Alvarlı Efe hazretleri için şunları söylemişti: "1950'de askerden terhis olduktan sonra, Erzurum'da Arapça tedrisata başlarken ilk defa o zatı ziyaret ettik.Ziyaret ettiğimde hayalimin üstünde bir zat gördüm. Karşıma, ayın on beşi gibi bedirlenmiş,beyaz sakalı, nurani simasıyla şahsiyeti mükemmel bir insan çıktı. Ben hayalimde "asr-ı saadetten sonra,sahabe-i kiram'dan sonra Kur'an-ı Kerim'in emirlerine kayıtsız şartsız tabi olan,yaşayan acaba bir Müslüman var mı?" diye hayal ederken o zatı görünce, her haliyle sanki sahabeden bir zat geri kalmış gibi geldi barekallah. İslam'a karşı olan bütün hadiseler karşısında ateş gibi yanıyor, gece gündüz Kur'an,iman, Resulullah diyerek,etrafına gelenlere bir taraftan ümid veriyor, bir taraftan da hadiseleri şiirleriyle değerlendiriyordu."

 Mehmed Kırkıncı Hocaefendi de tam bir sene önce, 6 Ekim 2001'de Alvar İmamı ile ilgili şunları ifade etmişlerdi: "Çok mükemmel bir adam, aklı da, ubudiyeti de, irfanı da... Çok severdim kendisini. 1946-48'lerde medresede ders okuduğum zamanlarda, yanına gittiğimde çok sevinirdi. O kadar çok severdi ki, sohbetlerine gittiğimde yaşlı başlı insanların yanında beni yanına alırdı. Çok utanırdım. İlme çok ehemmiyet verirdi." 

 Efe hazretleri de, diğer Allah dostları gibi, Resulullah ahlakının canlı bir numunesi idi. Alvar İmamında dikkatimizi çeken en önemli özellikler şefkati, cömertliği ve halktan istiğna duygusu idi. Kısaca bunlara değinelim:

 1-İstiğnası: İstiğna, halktan maddi yardım talep etmemektir, şahsına yönelik olarak minnet altında kalmamaktır. Özellikle din düşmanlarının "ilmi kazanç vasıtası yapıyorlar" ithamına karşı istiğna düsturu bu zamanda çok ehemmiyet kazanmıştır.

Efe hazretleri de mübarek ömrü boyunca istiğnaya azami dikkat etmiş bir zattır. Oğlu merhum Hâce Seyfeddin Efendi bu yönü için şunları demektedir: "Bu zat, şu doksan sene ömrü hayatı içinde, taşı taşın üstüne koymamış, bir ev sahibi olmayı daha hatırlamamış, dünya metaı ve malına malik olmayı hiç arzu etmemiş. Gayet temiz elbise giyer, mu'tedilen her hareketi vakur, müstağni...Dünyası ve geçimi hatırası için bay-geda hiç kimseye göz ucu ile veya ima ile dahi olsa tenezzül etmemiş ve dar-i maişetini temin etmek üzere hiç kimseden ufacık bir yardım hatırından bile geçmemiş. Her zaman için ve her gün sofrasında müteaddit insanlara ikram etmek üzere misafirperverliğini her şahıs hayretle takdir ederdi."
 

2-Cömertliği: Alvar İmamının nazar-ı dikkati çeken mühim bir hususiyeti de alabildiğince cömertliği idi. Oğlu Seyfeddin Mazlumoğlu bu hususiyetini şöyle anlatır: "Son zamanlarında kendisine niyaz ve istirhamla hediye edilen neler ise, yerli yerince mahallini keşif ederek bir emaneti yerine tevdi etmek üzere ulaştırır idi. Bu meyanda gidavi(gıdasal) her hangi hediyeleri misafirlerine ikram eder ve kendilerine dua ederek ikramını minnet bilir, kemal-i iltifatla misafirlerini yolcu ederdi. Ve hatta şunu da kasemle ilave edeyim ki, yirmi iki yaşından doksan yaşına kadar yani altmış sekiz sene sofrasına misafirsiz el sunduğu ender görülmüş idi."

Mehmed Kırkıncı Hocaefendi, Efe'nin cömertliği hakkında şunları ifade ediyor; "Dikkatimi çeken mühim bir meziyeti de onun cömertliği idi. O, eşe, dosta, ihtiyaç sahiplerine ikram etmekten çok zevk alırdı. Herkesin isteklerini ve ihtiyaçlarını büyük bir sürur içerisinde yerine getirmeye gayret eder, böylece gönüllerle muhabbet ve uhuvvet tohumlarını ekerdi."

"Misafirin kademleri kesilse,

O evden bereket ref olur elbet.
Gönülde sehavet gülleri solsa,
Hurmet-i ahbaba kalır mı himmet."
 

 3-Şefkat ve merhameti: Düşkünlere ve hastalara o derece merhametli idi ki, hiçbir ana ve baba evladına o derece şefkat ve merhamet edemez... Yanına gelen muzdariplerin ızdıraplarına çareler aramak üzere maddi ve manevi onlarla beraber muzdarip olur ve çok kimseler yanından ızdıraplarına çare ve dertlerine derman olunmuş halde ayrılırlar idi.
 "Sakın incitme bir canı

Yıkarsın arş-ı Rahmanı" dizeleri Alvar İmamının inceliğine ne güzel bir misaldir.

Bir başka ölçüsü de şöyledir:

"Adalet, merhamet, insaf gerektirir ehl-i imane
Mürüvvet et kıyas-i nefs ile zulmetme insane"
 

 İRŞADI VE SOHBETLERİ

Alvar İmamı bir Nakşi-Halidi şeyhi idi. Ama aynı zamanda Kadiri tarikinde de üstad idi. Bir yanıyla Küfrevilerin halifesi idi, diğer yanıyla Kadiriler açısından, Azeri olan Seyyid Hamza'nın halifesi idi.

O'nun meclisi herkese açıktı. Sohbetleri Tevhid derslerini talim mahiyetindedir. Hadis-i şeriflerden bahseder, Peygamber ve Sahabe sevgisini işlerdi. Mehmed Kırkıncı Hocaefendi bu konuda şunları söylüyor: "Ekseriya sohbetlerinde marifetullah ve muhabbetullahtan, Allah'ı sevmekten bahsederdi.Bu bakımdan meclisinde bulunanlar onu zevk ve şevkle dinlerlerdi. Doğrusu onun sohbetinde başka bir haz, başka bir tat var idi. Bu ise ona Allah'ın bahşettiği bir lütuftu."

Rahmetli Osman Demirci Hoca da şunları ifade etmişlerdi: "Sohbet esnasında, doksan yaşında olmasına rağmen bir delikanlı gibi dinç, Hatm-i Hâce'de Silsile-i âliyeyi ezbere okurdu. Ta Resulullah(SAV)'dan başlayarak o silsileyi son şeyhe kadar bütün bağışlaya bağışlaya gelirdi. Fesuphanallah, nasıl bir hafıza?  
 "Resulullah Muhammed Mustafa'dır.

Veliyullah Aliyyül murtezadır.
Veliler ekberi Sıddık-ı Ekber
Anı tasdik eder zat-ı peygamber.
Ömer'dir şems-i eflak-ı adalet,
Eder izhar-ı İslam'a delalet.
O Zinnureyn Hak yar-i Osman
Güneş gibi yüzünde nur-i Rahman
Resulullah dedi; Selman-ı Faris,
Benimdir, emreder nur-il mecalis.
Radıyallahu anhum her dü alem
Ve nur-i Seyyid-i Evlad-ı Adem
İlahi, ez kerem bab-ı keremkün
Kabulü bab-ı dergah-ı haremkün."

 Efe hazretleri'nin Gavs-ı Azam Abdülkadir Geylani hazretlerine çok ciddi bir merbutiyeti vardır, divanında bu açıkça sezilir. Bir şiirinde ondan "Şemş-i marifet pirimiz, tarikatte rehberimiz, gönüllerde enverimiz, dü cihan destgirimiz" diye bahseder.Ona göre Geylani hazretleri "Haremgah-ı visalin mahremidir." Bir başka şiirinde de Hazret-i Gavs için şunları söyler:

"Feyz-i Rabbani merkezi
Sırr-ı velayet mehazi
Meydan-i reşadet bazi
Abdülkadir'dir Gavsullah"

 

Şeyhi olan Muhammed Küfrevi hazretleri için de, bir şiirinde şöyle der:

"Muhammed Küfrevi kenz-i keremdir
Meyan-ı kamilde Mesiha demdir
Avn-i Hüda ile sahib kademdir
Lokman-ı manevi derman iledir."

Merhum Osman Demirci Hocaefendi bu ziyareti şöyle anlatmıştı: "Tabi o(Efe hazretleri) gençliğinde de büyük bir zat imiş…Babası Hüseyin Efendi de, Erzurum'da Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeniler tarafından şehid olmuş, o da meşayihten, evliyaullahtan büyük bir zat. Hüseyin Efendi oğlunu 17 yaşlarındayken Bitlis'e götürmüş, Muhammed Küfrevi hazretlerinin dergahına… Bitlis'te dergahın etrafında binlerce insan bekliyor. Ne zaman ziyarete kabul edilecek? O da bir tarafta oturuyor. Bir bakıyorlar ki, dergahtan bir adam çıkıyor ve diyor ki: "Erzurum'lu Hüseyin Efendi hocanın mahdumu Muhammed Lütfi Efendi kim?" Buyur ediyorlar. Kendi anlattı, Allah şefaatlerini nasip eylesin; "İçeri girdik, oturduk, öyle bir nazar etti ki, başım sanki semalara değdi."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

ibrahim çam, 2014-11-23 04:11:24

Allah yazandan sebep olandan tanıyandan tanıtandan okuyandan okutandan razı olsun . Bilirdim ama bu kadar ayrıntılı değil. Rabbim onlardan razı olsun himmetlerine cümlemizi nail eylesin .... amiiin amiiin amiiin

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Abdulkadir KÖKE, 2007-07-09 11:36:08

Koyununa kuzu olsam Bayırının bozu olsam Efem gibi yücelerin Ayağının tozu olsam

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

aydin taşbaşı, 2007-01-20 19:54:12

zamanın kutbu büyük allah dostu efem hazretleri geşmşe ve geleeceğe ayna tutmuş olup herkesin faydalanmasi ve bilmesi gereken bir zatı muhteremdir.allah ondan ve onu anlatmak iteyen anlamak isteyenlerden razi olsun

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

ayhan koç, 2006-05-28 13:43:14

bu tür yazıların daha geniş tutulmak kaydıyla çok okunan islami gazetelerde de yayınlanmasını gönül arzu eder.çünkü herkes internetten ulaşamaz fakat herkes gazete okuyabilir.birde sizden bir istirhamım olacak.bir yazıda kars ta metfum Seyid-i Sadattan Şeyh Ebul Hasan Harakani efendimiz hakkında bir yazı yazarsanız tasarufu sonsuza kadar devam edecek o Velinin de himmetine mazhar olursunuz İnşallah hayırlı çalışmalar.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Esma dogan, 2006-05-28 09:12:41

yeni yetişen arkadaşlarımızın okuması ögrenmesi isterim ben okudum çok şey kazandım inşş herkeze nasip olsun inşş mevla neyler neylerse güzel eyler

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

berkay, 2006-12-21 21:39:55

benim aradığım şey değillllll ama güzelllllll

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

KASIM KÜFREVİ(1920-1992)

KASIM KÜFREVİ(1920-1992)

Şeyh Abdülbaki Efendi’nin oğlu olan Kasım Küfrevi Bey, 1 Mart 1336 (1920)’da Bitlis’in İ

ŞEYH NESİM KÜFREVİ

ŞEYH NESİM KÜFREVİ

Şeyh Nesim Efendi, Muhammed Küfrevi hazretlerinin torunu ve Şeyh Abdülbaki Efendi’nin büyük

ŞEYH ABDÜLBAKİ KÜFREVİ

ŞEYH ABDÜLBAKİ KÜFREVİ

Şeyh Abdülhadi’nin 1914’de vefatından sonra Küfrevi postuna oturan pek muktedir bir mürşid

ŞEYH ÂSIM TUREL HAZRETLERİ

ŞEYH ÂSIM TUREL HAZRETLERİ

Şarkın büyük âlimlerinden, Bediüzzaman’ın da hocası olan Şeyh Fethullah el-Verkânisî’

UŞŞAKİ MEŞAYIHINDAN HÜSEYİN VASSAF EFENDİ-1.Bölüm

UŞŞAKİ MEŞAYIHINDAN HÜSEYİN VASSAF EFENDİ-1.Bölüm

Harf Devriminin hemen öncesinde Preveze’den Bahçesaray’a; Medine-i Münevvere’den Saraybosna

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-4.BÖLÜM

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-4.BÖLÜM

Esad Hocaefendi; Avustralya ‘da geçirdiği günlerin her birini ayrı değerlendirir. Koca

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-3.BÖLÜM

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-3.BÖLÜM

1980’ler Türkiye’de İslami hareketin hızla geliştiği, Müslümanların hizmetlerini

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-2.BÖLÜM

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-2.BÖLÜM

Hocaefendi’nin; Mehmed Zahit Efendi Hazretlerinin elinden tutması ile sohbetlere başladığ

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-1.BÖLÜM

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-1.BÖLÜM

Esad Hocamız; 14 Nisan 1938’de Çanakkale’nin Ayvacık İlçesinin Ahmetçe Köyünde d

MUZAFFER ÖZAK EFENDİ(1916-1985)-3.Bölüm

MUZAFFER ÖZAK EFENDİ(1916-1985)-3.Bölüm

Muzaffer Efendi’nin irşad halkası genişledikçe, hizmetleri de genişler. Tam bir aksiyon adam

"Allah gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir."

Mü'min, 19

GÜNÜN HADİSİ

İman ve İslam'ın Fazileti

"Mü'min kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır! Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum, sadece mü'mine hastır, başkasına değil: Ona memnun olacağı birşey gelse şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder, bu da hayırdır" (Müslim, Zühd 64, (2

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI