Cevaplar.Org

KÂİNATIN VARLIK SEBEBİNİN AKLİ İHTİMALLERİ

Sebepler ve hikmetler bilindikçe Allah daha da yakından bilinir. Çünkü bütün sebepler akılsız, kör, cansız ve şuursuzdur. Fakat bütün işlerin arka planında sonsuz bir ilim, hikmet, kudret, irade, şuur ve bir hayat vardır. Bu sebepledir ki Kur’an’da Allah, peygamberine “Rabbim! İlmimi arttır” diye dua etmesini emretmiştir. Çünkü ilmin artması nispetinde yüce yaratıcının varlığı bütün isim ve sıfatlarıyla daha kuvvetli bir şekilde bilinir


Niyazi Beki(Prof. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2018-06-29 16:26:56

Sebepler ve hikmetler bilindikçe Allah daha da yakından bilinir. Çünkü bütün sebepler akılsız, kör, cansız ve şuursuzdur. Fakat bütün işlerin arka planında sonsuz bir ilim, hikmet, kudret, irade, şuur ve bir hayat vardır. Bu sebepledir ki Kur'an'da Allah, peygamberine "Rabbim! İlmimi arttır" diye dua etmesini emretmiştir. Çünkü ilmin artması nispetinde yüce yaratıcının varlığı bütün isim ve sıfatlarıyla daha kuvvetli bir şekilde bilinir.

İster bir bütün olarak kâinata bakılsın, ister ayrı ayrı varlıkların durumuna bakılsın, bunların varlık sahnesine çıkmalarının sebebi, şu dört ihtimalden biridir:

a. Bu varlığı, örneğin evreni veya insanı sebepler yaratmıştır.

b. Onları tabiat yaratmıştır.

c. Tesadüf eseri ortaya çıkmıştır.

d. Her şeyi Allah yaratmıştır.

Bu gün bilimsel çalışmalar da kâinatın sonradan var olduğunu göstermiştir. Bilim adamlarının dediğine göre, şu gördüğümüz evren yaklaşık 14-15 milyar yıl önce var olmuştur. İnsan, hayvan, bitki gibi varlıkların sonradan var olduğu gözle görülen bir hakikattir. Hatta bilimsel çalışmaların verilerine göre, Samanyolu galaksisi diğer kozmik kitlelerden çok sonra ortaya çıkmıştır. Demek ki evrenin önce yokken sonradan var olduğu konusu tartışmasız kabul görmüş bir husustur.

O halde insanın soruşturması gereken konu, bu mevcut kâinatın yoktan nasıl var olduğudur.

Ateistler, cehaletlerini başka bir cehaletle örtmeye çalışırlar. Örneğin onlara "Neden bu madde bu maddeyi kendine çekiyor?" denilse, cevapları şudur: "Çünkü bu çeken madde mıknatıstır, mıknatıs ise çeker." Halbuki soruda zaten bu soruluyor: "Neden mıknatıs denen madde başka bir maddeyi çekebilir?" Buna cevapları yoktur. İşte ateistlerin bu bilgilerine, iki cehaletin bileşkesi olan bir cehalet manasında 'cehl-i mürekkep' denir. Bu konuda onlarca misal verilebilir ki sebepler ve hikmetler bilindikçe Allah daha da yakından bilinir. Çünkü -istisnasız- bütün sebepler akılsızdır, kördür, cansızdır, şuursuzdur. Fakat bunlardan meydana gelen bütün işlerin arka planında sonsuz bir ilim, bir hikmet, bir kudret, bir irade, bir şuur, bir hayat vardır. Bu sebepledir ki, Kur'an'da Allah, peygamberine "Rabbim! İlmimi arttır" diye dua etmesini emretmiştir. Çünkü ilmin artması nispetinde yüce yaratıcının varlığı bütün isim ve sıfatlarıyla daha kuvvetli bir şekilde bilinir.

Kâinatın ve tüm parçalarının varlık sahnesinde boy göstermesini sağlayan etkin bir fail vardır. Baştan başa harika bir sanat eseri olarak dizayn edilmiş kâinatın varlığını 'faili meçhul' olaylar arasına sokamayız. Bunun mutlaka malum bir faili vardır. Bu konuda modern bilimin katkılarıyla çağdaş idrakin öngördüğü akli ihtimaller külli manada yukarıda arz ettiğimiz dört ihtimaldir. Mantık açısından bu dört ihtimalin birden gerçek olması mümkün olmadığı gibi, hiçbir ihtimalin olmaması da imkânsızdır. Öyleyse bu ihtimallerden yalnız biri doğru, diğerleri yanlıştır.

Bu yazımızda yanlış ihtimalleri ayıklamak suretiyle doğru olanı ortaya koymaya çalışacağız. Bu işin anlaşılmasının en açık yolu şudur: Yanlışları ayıklamakla doğruya ulaşmak. Buna göre bugün iki, yarın da bir maddesini açıklayacağımız maddelerin imkânsız olduğu ispat edilirse, zorunlu olarak son şık kalır ki, o da kâinatı yaratanın Allah olduğu gerçeğidir.

Evreni ve bütün varlıkların, Allah'ın dışında yaratılmasının mümkün olmadığını görmek isteyenlere Bediüzzaman Said Nursi'nin Risale-i Nur külliyatına, özellikle de "23. Lema/Tabiat risalesi"ne bakmalarını tavsiye ederiz.

Herhangi bir varlığı, örneğin tüm evreni veya bir insanı sebeplerin yaratma ihtimali:

Felsefede determinizm olarak da ifade edilen bu düşünceye göre, sebep-sonuç ilişkisi esastır. Yumurtayı icat eden tavuk, balı icat eden arı, yağmuru gönderen buluttur. Bu ihtimal birçok yönden imkânsızı barındırıyor. Her şeyden önce, bu düşüncede sebeplerin de sonradan var olduğu gerçeği göz ardı edilmektedir. Diyelim ki yumurtayı tavuk yaratıyor, peki tavuğu kim yaratmış? Eğer tavuğu da yumurta yaratmış denilse, bu takdirde her ikisinin hem ezeli hem hadis/sonradan var olduğu; her ikisinin de hem yaratan hem yaratılan olduğu kabul edilecektir. Bu düşüncenin kabul edilmesi ne aklen ne dinen ne de ilmen mümkündür. Keza eğer balı arı yaratıyorsa, o zaman arıyı kim yaratmış? Bu düşünceyi çürüten onlarca delil vardır. Yalnız işi fazla uzatmamak için şunu tekrar edelim ki sebep ile sonuç ikisi de sonradan var edilmiştir. Hiçbirinin ezeli olmadığı gün gibi açıktır. Demek ki bu ihtimal gün yüzünü göremeyecek tarzda elenmiştir.

Bütün varlıkların tabiat tarafından yaratılmış olma ihtimali:

Tabiat dedikleri şey, varlıkların bünyesinde görülen, yaş-kuru, sıvı-katı, sert-yumuşak, soğuk-sıcak gibi unsurlardır. Halbuki insanın tabiatındaki huyları, kendisinin varlığından sonra söz konusu olduğu gibi, kâinatın ve her türlü varlığın bu tabiatı, mizacı, huyu da ancak ilgili nesnenin varlığından sonra meydana gelmiştir.

Olmayan bir insanın, olmayan bir ağacın tabiatından söz etmek, kâinatta cari olan ilahi kanunların tabiatına aykırıdır. Bu konuyu da şu nurlu ifadelerle bitirelim: "Tabiiyyunların, mevhum ve hakikatsiz tabiat dedikleri şey, olsa olsa ve hakikat-ı hariciye sahibi ise; ancak bir san'at olabilir, Sâni' olamaz. Bir nakıştır, Nakkaş olamaz. Ahkâmdır, hâkim olamaz. Bir şeriat-ı fıtriyedir, Şâri' olamaz. Mahluk bir perde-i izzettir, Hâlık olamaz. Münfail bir fıtrattır, Fâtır bir fâil olamaz. Kanundur, kudret değildir; kâdir olamaz. Mistardır, masdar olamaz"(Asa-yı Musa, 167 ).

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ALLAH’IN ZATİ SIFATLARI-5

ALLAH’IN ZATİ SIFATLARI-5

5-Muhalefetün li’l-Havadis Muhalefet, bezememek; havadis, sonradan yaratılanlar demektir. Muhal

KUR’AN’DA YASAKLANAN ŞİRK ÇEŞİTLERİ

KUR’AN’DA YASAKLANAN ŞİRK ÇEŞİTLERİ

1-Kur’an, Teslis İnancını Reddeder: “Ey Kitap ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Alla

ALLAH’IN ZATİ SIFATLARI-4

ALLAH’IN ZATİ SIFATLARI-4

Allah’ın Vahdaniyet Sıfatı Allah’ın bir olması demektir. Allah, zatında ve sıfatlarında

ALLAH’IN ZATİ SIFATLARI-3

ALLAH’IN ZATİ SIFATLARI-3

3-Allah’ın Beka Sıfatı Beka, varlığının sonu olmamak, ebedi olmak demektir. Allah’ın va

ALLAH’IN ZATİ SIFATLARI-2

ALLAH’IN ZATİ SIFATLARI-2

2-ALLAH’IN KIDEM SIFATI Kıdem; Ezeli olmak, başlangıcı bulunmamak demektir. Bir başlangıcı

ALLAH’IN ZATİ SIFATLARI

ALLAH’IN ZATİ SIFATLARI

-Allah’ın Vücut Sıfatı Vücud sıfatı, Allah’ın var olması demektir. Vücud, hâşâ bed

ALLAH HAKKINDA İKİ SORUYA CEVAP

ALLAH HAKKINDA İKİ SORUYA CEVAP

Allah’a Tanrı Denebilir mi? Bu soruya cevap vermeden Allah ismi hakkında şu bilgileri sıralay

ALLAH’IN SIFATLARI HAKKINDA BAZI SORULAR

ALLAH’IN SIFATLARI HAKKINDA BAZI SORULAR

1-Allah’ı sıfatları, zatının aynı mıdır, yoksa gayrı mıdır? Allah’ın sıfatları, z

ALLAH’IN BİRLİĞİNİN AKLİ DELİLLERİ-2

ALLAH’IN BİRLİĞİNİN AKLİ DELİLLERİ-2

Nizam-ı Âlem deliline bazı örnekler: 1-Evrendeki Varlıkların Yardımlaşmaları: Evrendeki

ALLAH’IN BİRLİĞİNİN AKLİ DELİLLERİ-1

ALLAH’IN BİRLİĞİNİN AKLİ DELİLLERİ-1

1-Temanu’ Delili: Temanu’; birbirine mani olmak, biri diğerine engel olmak ve çatışma anlam

ALLAH’IN VARLIĞININ AKLİ DELİLLERİ-2

ALLAH’IN VARLIĞININ AKLİ DELİLLERİ-2

4-İbda ve Gaye Delili (Nizam Delili): İbda: Bir şeyi, örneği olmadan güzel ve mükemmel bir

Kim Rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa güzel bir amel işlesin ve Rabbine kullukta hiç bir ortak koşmasın.

Kehf, 110

GÜNÜN HADİSİ

Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.

Tirmizi, Savm 82, (807); İbnu Mace, Sıyam 45, (1746)

TARİHTE BU HAFTA

*Abdülkadir Geylani hazretlerinin vefatı 17 Temmuz 1163 *Kıbrıs barış harekatı 20 Temmuz 1974 *Aya ilk insan ayağının basması 21 Temmuz 1969

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI