Cevaplar.Org

MERHUM EBUL HASAN EN NEDVİ’NİN TÜRKİYE İZLENİMLERİ-2

Türk’ün Gücü, Hindin Aklı, Arabın Mantığı Pazar günü saat 10’da edebiyatçılar ve aydınlar için geniş bir salonda büyük bir toplantı yapıldı. Bu oturumda hazır bulunan yazar ve aydınların sayısının yaklaşık 500 - 600 kişi olduğu tahmin ediliyordu. Bazı gazeteciler, radyo ve televizyon temsilcileri de vardı. Bundan, hükümetin bu sempozyumun ne kadar önemli olduğunu hissettiğini tahmin ettik.


Ahmet İzz

AH_f7ezzx2007@gmail.com

2024-01-01 17:08:38

Türk'ün Gücü, Hindin Aklı, Arabın Mantığı 

 Pazar günü saat 10'da edebiyatçılar ve aydınlar için geniş bir salonda büyük bir toplantı yapıldı. Bu oturumda hazır bulunan yazar ve aydınların sayısının yaklaşık 500 - 600 kişi olduğu tahmin ediliyordu. Bazı gazeteciler, radyo ve televizyon temsilcileri de vardı. Bundan, hükümetin bu sempozyumun ne kadar önemli olduğunu hissettiğini tahmin ettik. Hükümet, sempozyumun seviyesine göre yardım etti ve Müslümanlar bu durumdan hükümetin İslam edebiyatını ve İslam fikrini destekler olduğunu bildiler.

Bu satırların yazarı, bu toplantıda okumak için (Revaiu'l İkbal) kitabından bir bölüm seçti. Bu kitap İkbal'in parlak, kuvvetli (Hamasi) şiirlerinden bazı şiirleri ihtiva eder. Okuduğum şiirin ismi "İslam'ın Doğuşu" idi. İçeriği, batılı güçlerin Türkiye'ye karşı buluşması ve Türkiye'nin İslam'a bağlılığını, cesaretini, dürüstlüğünü, metanetini ve fedakârlığını göstermesi etrafında dönmektedir. Yanımda büyük Türk ediplerinden birisi ve diğer tarafında benim yanımda Üstad Muhammed Kutup vardı. Bu beytin tercümesini;

"Türk'ün gücü, Hind'in Aklı, Arabın Mantığı" yaparken, Türk'ün gücü ve büyüklüğü dediğimde, Türk yazara işarette bulundum. Arab mantığı dediğimde, Profesör Muhammed Kutub'u gösterdim. Hint aklına gelince şöyle dedim; " gerçi o bende yoksa da, özel bir akla sahip olan o insanları temsil ediyorum. Muhakkak ki onlar bu akıllarını İslam'a hizmette kullanmışlardır." Konışmam daha önce yazılı olarak Türkçe'ye tercüme edilmişti, konuşma sırasında ona bazı ilaveler yaptım.

Rabıtanın sorumlularından ve icra heyeti üyesinden biri, Rabıtatü'l Edeb-i İslami'yi tanıtan ve tesis edilmesi ve hedefleri ve gayelerinden bahseden veciz bir konuşma yaptı.

Sonra Üstad Muhammed Kutub konuştı.Ardından iki Türk faziletli üstad Türkçe konuşmalar yaptılar. Onlardan biri olan Üstad İzzet bey  konuşmasına dokunaklı bir ifadeyle başladı: "Daha önce bir konuşmamı (Bismillahir rahmanir rahim) ile açtım ve ondan dolayı gürültüler koptu. Ama bugünün durumu düne göre tamamen değişiktir ve benim konuşmamı mutmain olarak (bismillahir rahmanır rahim)' ile başlatıyorum."  

Hükümet medyası bu oturumun prosedürlerini vurguladı ve bazı Türk arkadaşlar dediler ki; "hükümet ilk defa bunun gibi halis İslami bir programın radyoda ve televizyonda duyurulması için izin verdi." Böylece bu toplantı bu beldede İslâmi uyanış için hayırlı bir tesir yapmış oldu.

Salı gününden cuma gününe kadar eğlenceli ve keşifli bir yolculuk yapmaya bayağı bir zaman vardı. Türkiye'nin şehirlerden önemli ve yakın bir şehir seçildi (Bursa) Burası Osmanlı'nın ilk başkentiydi. O dönem medeniyetinin eserleri hâlâ mevcuttu ve oranın halkı dindarlık ile ile temayüz etmişti.

Bu celseden önce İstanbul Boğazı'nın Asya sahilinde bir program tertip edilmişti. Saat 10'da oraya çıktık ve sahillere göz attık. Sonra Sultan Abdülaziz'e ait Dolma Bahçe Sarayını gezdik. Burası son Osmanlı sultanlarının ikamet ettikleri yer idi ve şimdi gelişmiş ve güzel bir müze haline dönmüştü. İnsanlar ziyaret için oraya gidiyorlardı.

 Sonra Yıldız sarayını ziyaret ettik o ki Abdulhamit Han ve son büyük Osmanlı sultanlarının sarayı idi. Gezmesi bir saat sürdü. Sonra yüksek ve uzun köprüyü geçerek, Asya yakasında sahile ilerledik ve sahilde durduk.

Buradaki toplantımızda de sayılı şerefli ve faziletli Türkler vardı. Onlardan üniversitede doktorluk yapanlar, eski içişleri bakanı ve bir dizi şehrin ileri gelenleri ile bazı saygın Arap dinleyiciler bulunuyordu. Onlar benden ve Üstad Muhammed Kutup'tan birer konuşma yapmamızı istediler. Üstad Kutup dedi ki: "bugün sadece şeyh Ebu'l Hasan en Nedvi hitap edecek, ben dinleyici olarak kalacağım." 

Söze şöyle başladım: "bu şehre gelince, aklıma Kur'an-ı Kerim'den bir ayet geliyor ve benim düşüncelerimi istila ediyor; Cenab-ı Hakkın şu sözü:

أَوْ كَالَّذِي مَرَّعَلَى قَرْيَةٍ وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَى عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّىَ يُحْيِـي هَـَذِهِ اللّهُ 

بَعْدَ مَوْتِهَا فَأَمَاتَهُ اللّهُ مِئَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُ قَالَ كَمْ لَبِثْتَ قَالَ لَبِثْتُ يَوْماً أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالَ بَل لَّبِثْتَ مِئَةَ عَامٍ فَانظُرْ إِلَى طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْ وَانظُرْ إِلَى حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ آيَةً لِّلنَّاسِ وَانظُرْ إِلَى العِظَامِ كَيْفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْماً فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُ قَالَ أَعْلَمُ أَنَّ اللّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

"Yahut görmedin mi o kimseyi ki, evlerinin duvarları çatıları üzerine çökmüş (alt üst olmuş bir kasabaya uğradı; "Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba!" dedi. Bunun üzerine Allah onu öldürüp yüz sene bıraktı; sonra tekrar diriltti. Ne kadar kaldın? dedi. "Bir gün yahut daha az" dedi. Allah ona: Hayır, yüz sene kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamıştır. Eşeğine de bak. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk, sonra tekrar dirilttik). Şimdi sen kemiklere bak, onları nasıl düzenliyor, sonra ona nasıl et giydiriyoruz, dedi. Durum kendisince anlaşılınca: Şimdi iyice biliyorum ki, Allah her şeye kadirdir, dedi."(Bakara:2/259) 

Dedim ki: "Kuran-ı Kerim ilimleri talebelerinden bir talebeyim. Onun manaları ve değerini anlamaya çalışıyorum Onun manaları ve anlamları tefsir kitaplarında yazılanlardan daha geniştir. Şimdi tilavet edilen şu ayet az bir teemmül ve idrakla anlaşılabilir. Bu özel hadisede Cenab-ı Hak bir çok işaretlerde bulunmuştur. Ki orada ilahi kudret tezahür etmiştir. Bir ölüyü öldükten 100 sene sonra taze olarak diriltti ve yemeğini aynen halinde bıraktı -açık bir havada hemen bozulur- 100 sene zarfında yemek bozulmadı ve kokuşmadı.

Ben ayet-i kerimenin diğer latif manaları da içine aldığına inanıyorum, o ki: Allah celle celaluhu onun dinini ve risaletini, düşmesinden ve millet ve ülke ondan ayrıldıktan ve dini savunma duygusu kaybolmasından sonra yine yaşatabilir - bu uzun müddet 100 sene sürebilir- ve dine tazeliğini geri kazandırır. Yüz senedir bozulmadan yemeği lezzetli kalmasına kudreti varsa -Ona hamdolsun- dinini 100 sene sonra ya da daha fazla zaman gizli durumlarda ve zor şartlarda sağlam kalmasına elbette ki kadirdir. Bu ayet-i kerimede güzel müjde de o ki, bu millet ve bu ülke İslam bayrağını kaldıracak ve batı sömürgeciliğinin yıllarca korkutması yerini yükselişe hayata ve aktifliğe bırakacağını görüyorum." 

تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ

وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ

"Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de sayısız rızık verirsin."(Al-i İmran: 3/27)

Gördüm ki bu hitap irticali ve kendiliğinden gelişti. İyi dinleyiciler ve açık kalpliler gördü ki, bu müjde Dr. Muhammed İkbal'den kulağıma geldi; "İkbal kendi kuru arazilerinden üzgün ve ümitsiz değildir. Eğer ki bu toprak ıslak olursa, yeşilli ve huzurlu haline geri dönüşür."

-Devam edecek-

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

serkan çakır, 2024-01-02 14:52:26

bu kıymetli yazıdan dolayı ahmed izz kardeşimize teşekkür ederiz çok manidar ufuk açıcı bir yazı merhum nedvininde kuranı kerimle olan bağının ne denli derin olduğunu gösteriyor bu çalışmanın devamını bekliyoruz

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

ALLAH RASULÜNÜN MANEVİ ŞAHSİYETİ-2

ALLAH RASULÜNÜN MANEVİ ŞAHSİYETİ-2

Fahr-ı Kainat’a Nasıl Bakmalıyız: Kur’ân’da, “Muhakkak ki, Allah katında sizin en d

NURDAN VECİZELER-8

NURDAN VECİZELER-8

“Hakikaten mümin cennete layık ve kâfir cehenneme muvafık bir mahiyet kesb eder.” İzah: B

YIKILMAKTA OLAN ÜÇÜNCÜ MABET

YIKILMAKTA OLAN ÜÇÜNCÜ MABET

Kimi Yahudiler mecazen veya sembolik anlamda İsrail’e Süleyman Tapınağı makamında üçüncü

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-27

SAFVETÜ’T TEFASİR NOTLARI-27

Nisa: 97: İbn Abbas’ın şöyle dediği rivayet olunur: “Müslümanlardan, İslam’ı hafife a

TACEDDİN TOPAL(1927-2020)

TACEDDİN TOPAL(1927-2020)

Taceddin Topal ağabeyimiz Isparta/Yalvaçlıdır. Yalvaçlılar O’na Taci Dede diye biliyor ve ö

SULTAN 2. BAYEZİD (1481-1512)

SULTAN 2. BAYEZİD (1481-1512)

1448’de Dimetoka’da doğdu. Fâtih Sultan Mehmed’in Gülbahar Hâtun’dan doğan büyük oğl

CENNET VE CEHENNEM SADECE MANEVİ DEĞİLDİR

CENNET VE CEHENNEM SADECE MANEVİ DEĞİLDİR

Cennet ve Cehennem iki yurttur; birisi sevaba birisi azaba, birincisi muttakilere, ikincisi kâfirle

AKSA TUFANI’NIN İSTİKBALDEKİ AKİSLERİ

AKSA TUFANI’NIN İSTİKBALDEKİ AKİSLERİ

De ki: " Bize iki güzellikten birinin dışında başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oy

ALLAH RASULÜNÜN MANEVİ ŞAHSİYETİ-1

ALLAH RASULÜNÜN MANEVİ ŞAHSİYETİ-1

Fahr-ı Kâinat Efendimiz, (Aleyhissâlatü vesselâm) Kur’ân’ı Mekkelilere tebliğe başladı

NURDAN VECİZELER-7

NURDAN VECİZELER-7

“İnkılab-ı hakikat olmaz. Nev'-i mutavassıtın silsilesi devam etmez. Tahavvül-ü esnaf, ink

Çünkü Allah, haktır. O'ndan başka taptıkları ise hiç şüphesiz batıldır. Gerçekten Allah çok yüce, çok büyüktür.

Lokman, 30

GÜNÜN HADİSİ

Hayâ îmândandır.

Abdullâh b. Ömer (r.a)'dan

TARİHTE BU HAFTA

*Fatih Camii'nin yeniden ibadete açılışı(15 Nisan 1772) *Turgut Özal'ın Vefatı(17 Nisan 1993) *Türk-Yunan savaşının başlaması(18 Nisan 1897) *Miladi takvime göre Efendimiz'in (s.a.v.)dünyaya teşrifleri(20 Nisan 571)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI