Cevaplar.Org

KADER RİSALESİ ŞERHİ-18

Üstadın aşağıdaki ifadelerinde bu hakkatlerin açıklaması vardır: “Hem herşeyin miktar-ı muntazaması, kaderi vâzıhan gösterir. Evet hangi zîhayata bakılsa görünüyor ki


Niyazi Beki(Prof. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2021-07-08 08:29:34

Üstadın aşağıdaki ifadelerinde bu hakkatlerin açıklaması vardır:

"Hem herşeyin miktar-ı muntazaması, kaderi vâzıhan gösterir. Evet hangi zîhayata bakılsa görünüyor ki, gayet hikmetli ve san'atlı bir kalıbdan çıkmış gibi, bir mikdar, bir şekil var ki; o mikdarı, o sureti, o şekli almak ya hârika ve nihayet derecede eğri büğrü maddî bir kalıp bulunmalı veyahut kaderden gelen mevzun, ilmî bir kalıb-ı manevî ile kudret-i ezeliye o sureti, o şekli biçip giydiriyor. Meselâ: Sen şu ağaca, şu hayvana dikkat ile bak ki; camid, sağır, kör, şuursuz, birbirinin misli olan zerreler, onun neşv ü nemasında hareket eder. Bazı eğri büğrü hududlarda meyve ve faidelerin yerini tanır görür, bilir gibi durur, tevakkuf eder. Sonra başka bir yerde, büyük bir gayeyi takib eder gibi yolunu değiştirir.

Demek kaderden gelen mikdar-ı manevînin ve o mikdarın emr-i manevîsiyle zerreler hareket ederler. Madem maddî ve görünecek eşyada bu derece kaderin tecelliyatı var. Elbette eşyanın mürur-u zamanla giydikleri suretler ve ettikleri harekât ile hasıl olan vaziyetler dahi, bir intizam-ı kadere tâbidir.

Evet bir çekirdekte, hem bedihî olarak, irade ve evamir-i tekviniyenin ünvanı olan "Kitab-ı Mübin"den haber veren ve işaret eden; hem nazarî olarak emir ve ilm-i İlahînin bir ünvanı olan "İmam-ı Mübin"den haber veren ve remzeden iki kader tecellisi var: Bedihî kader ise, o çekirdeğin tazammun ettiği ağacın, maddî keyfiyat ve vaziyetleri ve heyetleridir ki, sonra göz ile görünecek. Nazarî ise, o çekirdekte, ondan halkolunacak ağacın müddet-i hayatındaki geçireceği tavırlar, vaziyetler, şekiller, hareketler, tesbihatlardır ki, tarihçe-i hayat namıyla tabir edilen vakit-bevakit değişen tavırlar, vaziyetler, şekiller, fiiller; o ağacın dalları, yap-rakları gibi intizamlı birer kaderî mikdarı vardır. Madem en âdi ve basit eşyada böyle kaderin tecellisi var. Elbette umum eşyanın vücudundan evvel yazılı olduğunu ifade eder ve az bir dikkatle anlaşılır.

Şimdi, vücudundan sonra herşeyin sergüzeşt-i hayatı yazıldığına delil ise; âlemde «Kitab-ı Mübin» ve «İmam-ı Mübin»den haber veren bütün meyveler ve «Levh-i Mahfuz»dan haber veren ve işaret eden insandaki bütün kuvve-i hâfızalar birer şahiddir, birer emaredir. Evet herbir meyve, bütün ağacın mukadderat-ı hayatı onun kalbi hükmünde olan çekirdeğinde yazılıyor. İnsanın sergüzeşt-i hayatıyla beraber kısmen âlemin hâdisat-ı maziyesi, kuvve-i hâfızasında öyle bir surette yazılı-yor ki; güya hardal küçüklüğünde bu kuvvecikte dest-i kudret, kalem-i kaderiyle insanın sahife-i a'malinden küçük bir sened istinsah ederek, insanın eline verip, dimağının cebine koymuş. Tâ, muhasebe vaktinde onunla hatırlatsın. Hem tâ mutmain olsun ki; bu fena ve zeval herc ü mercinde beka için pek çok âyineler var ki, Kadîr-i Hakîm zâillerin hüviyetlerini onlarda tersim edip ibka ediyor. Hem beka için pek çok levhalar var ki, Hafîz-i Alîm fânilerin manalarını onlarda yazıyor" (Sözler, 469-470)

ŞERH:

 

Burada kaderin varlığını gösteren delillerin açıklanmasına devam edilmektedir. Bunları birkaç başlık altında incelemeye çalışacağız:

1. Varlıkların takip ettiği yollar:

Kâinatta bir tekâmül kanunun vardır. Varlıkların altı evrede yaratılması (Secde, 32/4), bunun en açık göstergesidir. Bir elementten bir yıldıza kadar en küçük ve en büyük nesneler, bu değişik evrelerden geçerken pekçok eğri büğrü, çetrefil yolları takip etmeleri gerekir. Bir ağacın çekirdeğinden kütük olma haline kadar dal budakları, tomurcukları, kökleri, çiçekleri, yaprakları vs. organlarının ayrı ayrı şekillerinin teşekkülü için bir kalıba ihtiyaç vardır. Bu kalıp ya maddi bir ölçü, ya da menevi, ilmi bir ölçü olacaktır. Bu yolların hiç birinde maddi kalıpların varlığı görünmemekle beraber, olması da imkânsızıdır. O halde tek kalıp, manevî, ilmî olacaktır ki, bunun adı "Kader"dir.

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

KADERLE ALAKALI BAZI ISTILAHLAR

KADERLE ALAKALI BAZI ISTILAHLAR

Cüz’-i İhtiyarî: 1.Lügat manası: İhtiyarî kısım, tercih edilen ihtiyarî parça, seçile

KADERİN MERTEBELERİ

KADERİN MERTEBELERİ

Kaderin dört mertebesi vardır: a. Olmuş, olacak ve olmakta olan bütün herşeyin Allah’ın

KADERİN KISIMLARA AYRILMASI

KADERİN KISIMLARA AYRILMASI

3.Muhtevası itibariyle Kaderin Çeşitleri: a). Bedîhî ve Nazarî Kader: Kader, dışa yansıyan

KADER

KADER

1. Lügat manası: Ölçüp biçmek, takdir etmek, bir şeyin sınırlarını tayin etmek. Kader,

KADER RİSALESİ ŞERHİ-23

KADER RİSALESİ ŞERHİ-23

“Elhasıl: Madem hayat, esma-i hüsnanın nukuşunu gösterir. Hayatın başına gelen herşey has

KADER RİSALESİ ŞERHİ-22

KADER RİSALESİ ŞERHİ-22

DÖRDÜNCÜ MEBHAS Eğer desen: “Birinci Mebhas’ta isbat ettin ki: Kaderin her-şeyi güzeldir,

KADER RİSALESİ ŞERHİ-21

KADER RİSALESİ ŞERHİ-21

Eğer desen: "Kader bizi böyle bağlamış. Hürriyetimizi selbetmiştir. İnbisat ve cevelana mü

KADER RİSALESİ ŞERHİ-20

KADER RİSALESİ ŞERHİ-20

Zikredilen delillerle varılan netice şöyle özetlenmiştir: “Netice-i meram: Madem bilmüşahe

KADER RİSALESİ ŞERHİ-19

KADER RİSALESİ ŞERHİ-19

. Kitab-ı Mübin-İmam-ı Mübin hakikatı Kur’an-ı Hakîm’de bu iki kavrama da yer verilmi

KADER RİSALESİ ŞERHİ-18

KADER RİSALESİ ŞERHİ-18

Üstadın aşağıdaki ifadelerinde bu hakkatlerin açıklaması vardır: “Hem herşeyin miktar-ı

KADER RİSALESİ ŞERHİ-17

KADER RİSALESİ ŞERHİ-17

ÜÇÜNCÜ MEBHAS: Kadere iman, imanın erkânındandır. Yani: "Herşey, Cenab-ı Hakk'ın takdiriy

Ey iman eden kullarım! Şüphesiz benim arzım geniştir. O halde (nerede güven içinde olacaksanız orada) yalnız bana kulluk edin.

Ankebut, 56

GÜNÜN HADİSİ

Her ölenin amel defteri kapanır. Yalnız Allah rızası için yurt sınırında nöbet bekleyenler müstesnadır

Riyazü's Salihin, 2/1297

TARİHTE BU HAFTA

*Conk Bayırı Zaferi(10 Haziran 1915) *Yeniçeri Ocağı'nın Lağvı(12 Haziran 1826) *Cemil Meriç'in Vefatı(13 Haziran 1987) *Darendeli Hacı Hulusi Edendi'nin Vefatı(14 Haziran 1990) *Türkçe Ezan Uygulamasının Kaldırılması(16 Haziran 1950)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI