Cevaplar.Org

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-34

Eğer yalnız yeme ve içme ile insan güçlü kuvvetli olsa idi, sporun bütün alanlarında birinciliği zengin çocukları alırdı. Zenginlik de öyle. Zenginlik akılla olsa idi, akıllılar zengin olur, akılsızlar fakir olurdu. Ama bakıyorsunuz


Mahmud Toptaş

.

2021-07-15 10:25:40

Eğer yalnız yeme ve içme ile insan güçlü kuvvetli olsa idi, sporun bütün alanlarında birinciliği zengin çocukları alırdı. Zenginlik de öyle. Zenginlik akılla olsa idi, akıllılar zengin olur, akılsızlar fakir olurdu. Ama bakıyorsunuz ki, orta zekalı bir adam zengin olmuş, çok zeki bir adam onun memuru veya işçisi durumunda.. 

*Çocuk dünyaya geldiği andan itibaren annenin memelerinin musluğu görünmeyen bir el tarafında açılır ve tadı, tazeliği, lezzeti, saflığı yeryüzünde bulunamayacak şekilde akmaya başlar. Hem de öylesine ayarlı ki; bir günlük bebeğin ihtiyacı olan sütü, bir günlükken veriyor. Bir aylık çocuğun sütü bir günlük gibi değildir. Çünkü çocuğun gün ve aylardaki ihtiyacına göre sütün katkı maddeleri de değişiyor. Bir gün geliyor çocukda dişler çıkıyor ve çocuk yemeye içmeye başlıyor, o zaman da annenin sütü kesiliyor.

*Bundan yirmi beş sene önce Karaman şehri; benim doğduğum Göçer köyünün mevsimlik elmasını yerdi. Şehre yetmezdi. Hayvanlarla taşıdığımız elmalardan bir tanesini şehir çocuklarına attığımızda, kapışıverirlerdi. Yirmi beş sene önce materyalistin biri hesap yapıyor. Göçer köyünün elması yirmi bin nüfuslu şehre yetmiyor. Bu şehir elli bin olunca ne yiyecekler? Şimdi Karaman yetmiş bine ulaştı ama yurt dışına elma ihraç ediyor. Allah'ın izniyle bir karışlık toprak, daha nicelerini üretir ve doyurur.

*"Zinaya yaklaşmayın" yasağı, göz zinasını, el zinasını, dil zinasını, insanları zinaya teşvik eden kitap, dergi, film, bilgisayarlar yoluyla fuhuş internetlerine bağlanma gibi her türlü yol kapatılır.

 *Tarihi harabelerde bulunan, antika kabul edilen asarı atikayı bulanlar onu kırmazlar. İpek gibi yumuşak fırçalarla temizlerler ve yüksek fiyatlarla satarlar. Bu tür antika eserler değerini yapımcısından ve yapıldığı dönemden alır. İnsan ise, bütün zamanları, mekanları ve insanları yaratan Allah'ın eseridir. Ona daha fazla önem vermeli...

 *"Efendim cana kıymak yirminci asırda çağımıza yakışmaz" diyenler şunu iyi bilsinler, kısası emreden Allah'dır. Çağları da, insanları da yaratan O'dur. Bin tane kuzunun çayırda rahatça otlaması için bir tane kurt öldürülür. Bu Kur'an'a harp ilan edenler, binlerce insanı öldürenleri öldürmeyelim diyenler, insanlar arasında ayırım yapanlardır, o binlerce cana acımayanlardır. Ve bundan sonrada kıyılacak canları insan yerine koymayanlardır. Bir kurt için bin koyun feda olsun diyen insan kurtlardır.

 *Günümüzde bir insan kendini yakmak için meydan yerine odun toplasa veya üzerine benzin dökse hemen müdahale ederiz. Engel oluruz, hastahaneye götürür tedavi ederiz. İşte bu haram yiyen, köşe dönen, çıkar sağlayan, görevini kötüye kullanan, devleti soyan, yetimin hakkını yiyen haramiler de kendi ateşini toplamaktadır. Onları başıboş bırakmayalım, İslam şifahanesinde tedavi edelim.

*Terazi, ölçü ve tartı yalnız bu yenip içilenlerde olmaz. Gönül teraziniz de doğru tartmalı. Sazın tellerinin ölçülü sesler vermesi için akordu yapıldığı gibi, gönül telleri de akord edilmeli. "İki kere düşün bir kere konuş" sözünde dilin dahi adalet terazisiyle ölçülüp tartıldıktan sonra konuşulması gerektiğine işaret vardır.

*Şair:

"Gözümün baktığına

Gönlümün aktığına

Kulağımın çaktığına

Estağfirullah tövbe" demiş.

Gözümüz haramın peşine düşmesin. Kulağımız yalana, gıybete, iftiraya iltifat etmesin. Gönlümüz kayalar gibi katılaşmasın, Rabbin rahmet ayetleriyle yumuşatılsın. Gönlümüz batıl şeylere yaklaşarak küf tutmasın, zikrullah ile Kur'anla cilalansın. Gönlümüzde hazan yaprakları dökülmesin. Kur'an gönlümüzün baharı olsun...

*Yaratılan herşeyin Allah'ı tesbih ettiğine inanmak, eşyanın kendine has dili olduğunu kabul etmektir. Günümüzde (çiçeklerin dili) diye yapılan bilimsel araştırmalar eşyanın da kendine göre anlayışı ve ifade tarzı olduğunu ortaya koyarken, ayetin anlaşılmasına yardım ediyorlar.

Yunus Emre ise şöyle ifade etmiş;

Dağlar ile taşlar ile

Çağırayım mevlam seni.

Seherdeki kuşlar ile

Çağırayım mevlam seni

*Eski ateistlerden biri yani eski gavurlardan biri bana: "Bir insan denize düşse, onu balina yutsa, balinayı balıkçılar tutup bin parçaya bölse, bu balinayı yiyenlerin biri denizde ölse, öbürü karada ölse, toprak olsa, biri yansa duman olsa, bu denize ilk düşeni Allah nasıl toplayacak?" diye sormuştu.

Ben de ona Yasin suresinin son ayetlerini anlatmış ve kendisini hiç yokdan bu hale getirenin tekrar toplayacağını söylemiştim. Kendisinin toplanmasını görmeyenler, düşünmeyenler bu sözleri söylüyorlar. Ana rahmine düşerken ki küçüklüğünü düşünse sonra dünyanın her tarafından gelen hava, su ve gıdalarla nasıl büyüdüğünü bir düşünse Allah'ın insanları nasıl toplayacağına inanır.

Ölümlü insan bile dünyanın bir ucundan verdiği ses, renk ve görüntüyü öbür ucundan alıcı aletle topluyor. Allah'ın yarattığı doğumlu ve ölümlü insan bunu yaparsa Allah niçin yapamasın? dediğimde "Yapar hocam" demişti.

Kafirin mantığında, inkarında ve söylediklerinde her asırda hiçbir değişiklik yok. Ben bu konuyu "Küfür Cephesinde Yeni Bir Şey Yok" isimli eserimde örnekleriyle açıkladım..

*Zakkum ağacı cehennemdeki günahkarların yiyeceğidir ve cehennemin dibinden çıkar, haberine kafirler "Ateş yanan yerden ağaç bitmez ki" diyerek inkar etmişler ve imtihanı kaybetmişler. Bizler suyun içindeki ateşi görenlerdeniz. Çakmak taşının içinde binlerce ormanı yakacak ateşi biliriz. Yasin suresinin son ayetleri de yemyeşil ağaçda ateşi yaratan Allah'ı bize tanıtmaktadır. Dikkat edilsin: Bu ayetlerdeki Zakkum ağacı ile tabiatı süsleyen güzel çiçekli zakkum ağacı arasında bir alaka yoktur.

*İnsanı yaratan Allah. Kainatı renk ve ışıklarla donatan Allah. Denizleri ve gemileri yaratan Allah. Fırtınalar estiren Allah. Deniz üstünde gemileri beşik gibi sallayan Allah. Darda kalanları kurtaran Allah.

Denizde batmak üzere olanlara izinden gittiği insanlar yardım edemez. Onlar da zaten yardım çağrılarından (S.O.S.) cevap alamayınca Allah'a yönelirler. Doktorlar "bizden bu kadar, gerisi Allah'a kalmış" dediklerinde Allah'a yönelirler. İyi olunca da bir kısmı Allah'ı tekrar unutur. Günümüzde bir çok insanın İslam'a girmesine zor durumlardan Allah'ın onları kurtarması sebeb olmuştur. Bizler ise zor durumda da, rahat halde de Allah'ı anan, günde beş defa huzuruna varan müslümanlarız.

*Her zalim önderin iki eli iki ayağı vardır. İki elle milyonlarca insana zulmedemez. Ancak milyonlarca insanın mayası bozulur, zulmetmeye meylederse önderleri onların iç dünyasının şekillenmiş haline dönüşür. Rabbimiz buyurur: "Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez."

*Gönül gözü kör olanlar ise dünyaya bakarken öküzün karpuz kabuğuna baktığı gibi, kedinin bülbüle baktığı gibi bakarlar ve zevk alırlar ama kısa bir ömrün zevkleri içinde zevkleri yaratana bakmadan ölürler ve cehennemi boylarlar. Baş gözü kör olan bu dünyada bir çukura düşse yine çıkar. Ama gönül gözü kör olan kafir, ateist cehennem çukuruna düşer, fakat çıkamaz.

Gönül gözü kör olanlar gözlüğün camına bakacağım deyip de, ileriyi görmeyenler gibidirler. Gözlüğün camı Kur'anın yazısını göstermek içindir. Yazıya bakarsanız, görürsünüz. Cama bakarsanız, göremezsiniz. İşte kafirler de yaratılanları görür. Ona bakarken yaratıcıyı göremez. Hz. Ali (r.a.) "Yaratılan herşeyde Allah'ın ilmini ve kudretini görüyorum" diyor.

Baş gözü dünyaya kapalı gönül gözü Allah'a açık Abdullah ibni Ümmü Mektum, Gufran'da. Baş gözü dünyaya açık, gönül gözü Allah'a kapalı, Ebu Cehil ise Hüsranda..

*Kafirlerin taktikleri: Önce önemsememek. Biraz sonra hakaret etmek, hafife almak, alay etmek, aşağılamak. Daha sonra sövmek, dövmek, canına ve malına zarar vermek, iftira etmek. Yakmak, sürgüne göndermek. Hapsetmek, işkence yapmak. Hz. İbrahim'e, Musa'ya, Yusuf'a, Nuh'a, İsa'ya, (s.a.v.)'a yapılanları Kur'andan okuyorsunuz. Bütün bunlar Efendimize ve değerli ashabına yapıldı. Sonuç alamayınca para teklif ettiler. Kadın teklif ettiler. Devlet başkanlığı teklif ettiler. Yine de başarılı olamadılar. Efendimiz hiçbir ta'viz vermeden, tekliflerine dönüp bakmadın yürüdü. O dünya güzeli insana dost olacakları yerde düşman oldular. Gâvura yaranamazsınız.

*Son günlerde bizim kesimde gâvura yaranma, şirin görünme, sırıtma operasyonları başladı. Kur'an-ı Kerim müşriklerin neces=pislik olduklarını haber verirken, kafirler hayvanlardan da aşağıdır derken, İslamcı aydınlarımız gâvura yaranmak için "filan beyin kitabında, falan beyefendinin dergisinde, feşmekanın panelde dediği gibi" diye başlayan sözleriyle Ateist=gâvurcukların mikrop kutusu kitaplarını, gencecik delikanlılarımızın tertemiz yüreklerine yerleştirdiler.

*Mü'min ışık gibidir. Kafir karanlık gibidir. Işık yanarsa küfür ya nura dönüşür veya çeker gider. Veya kuytu bir yerde gizlenir, nurunu söndüreceği zamanı kollar.

-Peki bu imansız kafirlerle ilişkilerimizi kesersek onları kim kurtaracak?

 -Hayır! İlişki kesilmesin. Onlara, doktorun hastasına baktığı gibi bakınız. Aids, verem, veba, kanser hastalığı insanın bu dünyasında geçici bir zaman için zarar verir.

İmansızlık hastalığı, insanın sonu gelmez senelerde cehennemde yanmasına sebeb olur. Ateşe doğru koşan bir çocuk veya deli görseniz malınızı, mülkünüzü, ibadetinizi, namazınızı bırakır onu kurtarmaya koştuğunuz gibi, malınızı, mülkünüzü harcayın onların imansızlıkdan kurtulması için gayret gösterin. Namazlarınızın ardından dua edin. Saygın bir kişi olduğunu söylerseniz, imansızlığından memnun olmasını sağlarsınız.

 *Doktor hastasına "sen beyninden rahatsızsın. Hastahanede yatacaksın ve seni tedavi edeceğiz" diyor. Hasta da hastalığını kabul eder, hastahanede yatar, ilaçları kullanırsa, fayda verir. Bizimkiler, imansızı kendilerinden yukarıda görüyor. Değerli yazar, düşünür, sayın gibi ifadelerle gayet sıhhatli olduğunu söylüyor. Sonra da o sıhhatli adama faydalı olacağını zannediyor ve kendisine hastalık bulaştırıyor. Allah korusun bu hastalıklı da ölürse Kur'an'ın ifadesiyle "Keşke filanı dost edinmeseydim" der. (Furkan; 28) Gelin, eyvah demeden Allah diyelim..

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-36

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-36

Meryem Suresi *Dua etmek de Rabbin kuluna bir rahmetidir. Elini Allah'a kaldırıp diliyle dua ed

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-35

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-35

Olgun fikirlerin önüne duracak ordu icad edilmediği gibi, kemâle ermiş bir dini engelleyecek bi

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-34

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-34

Eğer yalnız yeme ve içme ile insan güçlü kuvvetli olsa idi, sporun bütün alanlarında birinc

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-33

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-33

Binlerce ton suyun buhar olup gökyüzüne yükseldiği , ülkelerden ülkelere rüzgar atıyla geç

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-32

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-32

Kur'an'da başka bir ayetin ifadesiyle "yaş kuru ne varsa Kur'an'da vardır."Yani geçmişin ve gel

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-31

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-31

*İnkarcılar, gerek günümüz de, gerekse Mekke müşrikleri; "benim Allah'a inanmış olmam, O'nu

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-30

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-30

Nahl Suresi *Hani “İbrahim'in bıçağı gibi keskin” deseniz, bütün dünya insanı anlar. Y

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-29

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-29

Şeyh Sadi Şirazi öyle diyor; “Adamın biri rüyasında, ölmüş olan bir tanıdığını gör

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-28

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-28

İlim adamlarına göre; çiçek sevildiğini, konuşulduğunu biliyor. Çiçekler, cinayetlerin ayd

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-27

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-27

Peygamber Efendimizin tâbir ettiği rüyalar vardır. Peygamberlerin tâbiri kesin bilgidir. Ama on

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-26

ŞİFA TEFSİRİ NOTLARI-26

Çocukluğumuzda terzilerin piri İdris (a.s.), gemicilerin piri Nuh (a.s.), demircilerin piri Davud

"Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla, şüphesiz ki sen her şeye kadirsin."

Tahrim, 8

GÜNÜN HADİSİ

Bir kimseye şer olarak bir müslüman kardeşine hakaret etmesi kafidir.

Riyazü's Salihin, 3/1605

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI