Cevaplar.Org

EMİR ABDÜLKERİM EL HATTABİ-4. BÖLÜM

ACIMASIZ YIKIM İspanya’nın Madrid kentinde toplanan konferans sonrası Fransa ve İspanya, Rif cumhuriyetine karşı birlikte hareket etme kararı almışlardı. Ortak harekatın başına Fransa’nın Birinci Dünya Savaşı kahramanı olarak bilinen mareşal Henri Philippe Petain atanmıştı. Bilindiği gibi Petain, sonraki yıllarda, İkinci Dünya Savaşı sırasında


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2018-09-24 19:49:07

ACIMASIZ YIKIM

İspanya'nın Madrid kentinde toplanan konferans sonrası Fransa ve İspanya, Rif cumhuriyetine karşı birlikte hareket etme kararı almışlardı. Ortak harekatın başına Fransa'nın Birinci Dünya Savaşı kahramanı olarak bilinen mareşal Henri Philippe Petain atanmıştı. Bilindiği gibi Petain, sonraki yıllarda, İkinci Dünya Savaşı sırasında, Almanya güdümündeki Vichy hükümetinin başına getirilmişti. Savaş sonrası idama mahkum edilmiş, Fransa cumhurbaşkanı De Gaulle'nin müdahelesi ile bu hüküm infaz edilmemiştir.

Öte yandan, Riff savaşında İspanyol kumandanlar arasında öne çıkanlardan birisi olan albay Francis Franco, 1930'ların ortalarındaki iç savaş sonrası İspanya'nın diktatörü olmuştur.

Konumuza dönersek, bir yandan İspanyollar Agadir yakınındaki Alhucemas'a çıkarken, Mareşal Petain komutasında 160.000 kişilik bir Fransız ordusu güneyden saldırıya geçti. Fransa aynı zamanda 150 uçağıyla harekata destek veriyordu. 1925 yılının Eylül ayında, Fransa Hava kuvvetlerinin desteği ile Şafşavan bölgesi karadan ve havadan yoğun saldırı altına alındı.

Emir Şekip Arslan gösterilen acımasızlığı şöyle anlatır; "Yüzlerce uçak köyleri bombaladı. Fransızlarla İspanyolların uçakları kâfi gelmedi. Amerikan uçakları yardımlarına koştu. Burada Müslümana karşı Hristiyan Hristiyanla birleşiyordu. Müslümanların suçu ise müslüman olmaları idi."

Teknoloji ve sayıca ezici üstünlüğe karşı Riff mücahidlerinin sayısı ise 15 bini geçmiyordu. Bu dramatik savaşta Avrupa'lı güçler işi şansa bırakmamak için, her yolu denemeyi göze almışlardı..Bunlar arasında yerleşim yerlerini bombalamak, ürün, tarla ve köyleri yakmak, sivil katliamları ve dahası, iki devletin de imzaladıkları Cenevre Protokolü'ne göre yasak olan kimyasal silahlar kullanmak vardı..

Merhum allame Mustafa Sıbai, batılıları eleştirirken ne güzel der; "Fetihlerimizde kaba davrandığımızı, sömürgeciliklerinde ise merhametli olduklarını nasıl söyleyebiliyorlar? Yemin ederim ki, biz ve onlar, şairin şu temsiline uymaktayız;

"İdare ettiğimizde affetmek, bizim huyumuzdur.

Siz idareci olunca, vadiler kanla dolar.

Aramızdaki bu farklılık, tuhaf değildir;

Her kab, içerisindeki şeyle ıslanır."

Musa Şerif'in dediği gibi Emir Abdülkerim bütün bu olumsuz şartlara karşı "güzel bir sabır ile sabretti." Aşağıda nakledeceğim hadiseyi ilk okuduğumda Üstad Bediüzzaman'ın şu sözünü söylemeden edememiştim, o, sanki bu sözün cisimleşmiş şekliydi; "Evet tam münevver-ül kalb bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa, ihtimaldir ki, onu korkutmaz." (Sözler, s. 19)

O sırada kendisiyle röportaj yapmak için Fas'a gelen The New York Times'ın savaş muhabiri Vincent Sheean(1899-1975) hayret ve hayranlığını şöyle dile getirecekti; "Abdülkerim'e hendeğin önünde kavuştum. İspanyol ve Fransız uçakları mıntıkayı amansız bir şekilde bombalarken, onu mütebessim ve rahat bir karşılama içinde buldum. Tüfeğiyle uçaklara ateş ediyordu. Şaşılır bu adamın durumuna ki, kendisini kuşatan bu kadar tehlikelere karşı imanını ve itikadını muhafaza edebiliyordu. Ve ben temenni ettim, bu büyük adamla fazla daha fazla beraber bulunabileyim. O ki, vakar ve celalden bir hâle(parlak bir daire) onu kuşatmıştı. Onu, boş işlerle uğraşan boş kafalı Avrupalı siyaset adamlarıyla kıyas ettim. Ona yakın olabilecekleri hiçbir yön bulamadım. Ve diledim ki, bu insanlığın nadir ortaya çıkardığı zatın gölgesinde daha uzun zaman gölgeleneyim." 

Sheean, izlenimlerinin bir başka yerinde şöyle diyecekti; "Avrupa'nın seçkin siyasetçilerinin en iyisi onun yanında bana ancak bir kukla gibi görünüyordu." Sheean daha sonra Fas'ta geçirdiği anılarını ve izlenimlerini, ilk kitabı olan An American Among the Riffi'de (1926) topladı.

VE TESLİM

Etrafları tamamen çevrilmesine ve kendilerinden onlarca kat sayıda düşman askerine karşın Rif kuvvetleri tam on ay boyunca kahramanca direndiler. Ama dünyanın hiçbir yerinden yardım alamayan bu küçük cumhuriyet daha fazla dayanamazdı.

Özellikle kimyasal silahlarla korkunç bir kıyım yapılırken; "İspanya kimyasal silahları Almanya'dan temin etti. Alman kimyacı Hugo Stoltzenberg'in İspanya için kimyasal silah üretiminde büyük katkıları oldu ve sonradan İspanyol vatandaşlığına geçti.

Kimyasal silahlar uçaklarla gerillalar dışında siviller, pazarlar ve nehirler üzerine atıldı. Tarihçi Sebastian Balfour araştırmalarında, İspanyol ordusunun stratejisinin, yoğun nüfuslu bölgeleri kimyasal silahlarla bombalamak olduğunu belirtti. İki sene içinde İspanyollar tarafından 10.000 kutu içinde 500 ton üzerinde zehirli gaz atıldı. Zehirli gaz kullanımı İspanya ve Fransa'nın savaşı kazanmasında önemli rol oynadı. İspanya kimyasal silaha sahip olduğunu ve kullandığını uzun yıllar boyunca gizli tuttu. Kimyasal silahların zehirli etkileri bugün halen Rif bölgesinde hissedilebiliyor."

Sonunda daha fazla yıkımı ve sivil kaybını önlemek amacıyla, mahiyetiyle yaptığı istişarelerden sonra Emir Abdülkerim 26 Mayıs(bazı kaynaklarca 27 Mayıs) 1926'da Targuist'in (Targist) karargahında Fransızlara teslim oldu..Böylece beş senelik kısa ömrünün ardından Kuzey Afrika'nın bu bağımsız İslam Cumhuriyeti tarihe karışmış oluyordu..

İşgal güçleri bundan sonra, 1927'de ölen Mevlây Yûsuf'un yerine küçük oğlu Sîdî Muhammed'i, V. Muhammed unvanıyla sultanlığa getirdi ve 1930'lara doğru son direnişlerin de kırılmasıyla ülke tamamen dış güçlerin idaresine girmiş oldu. 

SÜRGÜN

Teslim şartları gereği ülkede kalmasına izin verileceği belirtilmesine rağmen Fransızlar sözlerini tutmadılar. Emir, kardeşi Muhammed ve yakın akrabaları Fransa'nın Hint Okyanusu'ndaki Reunion adasına sürgün edildi.

Burada kendisine maaş ve rahat edebileceği bir ortam hazırlandı. 21 sene süren bu sürgün hayatı sırasında Emir kendisini ibadete ve ilmi çalışmalara, kitap okumaya verdi. Sürgünün ilk on senesi sonrası, Fransızca gazete ve kitapları okumasına da izin verildi.

Bir nevi uzlet ve tefekkür hayatı bu yirmi küsur seneye damgasını vurmuş oluyordu. Merhum Fethi Yeken bu hususta şöyle der; "Evet, gençlikte cihad, ihtiyarlıkta ibadet ve ilim. Ve hepsini Allah için yapmak. İşte şehadete giden yol ve işte Peygamberlerle, sâdıklarla ve salihlerle arkadaşlığın yolu..."

GERİ DÖNÜŞ VE İLTİCA-1947

1947 senesinde sağlığının bozulması üzerine Fransa'nın güneyinde Marsilya'da kendisi için hazırlanmış bir sarayda ikamet etmesine izin verildi. Onu ve ailesini almak için Fransa adaya bir gemi gönderdi. Gemi Mısır'ın Süveyş kanalındaki Port Said limanına geldiğinde, Emir ve ailesi gemiden ayrılarak Mısır'a iltica etti. 

Arap cemiyeti genel sekreteri Abdurrahman Azzam Paşa'nın bu hususta büyük gayretleri olmuştur. Ayrıca, Hayreddin Zirikli'nin yazdığına göre, bu iltica işinde onlara İhvan liderlerinden Muhammed Fergali ve arkadaşları da yardım etmiş ve daha sonra da Mısır kralı Faruk'un resmi himâyesi ile Kahire'de bir saraya yerleştirilmişlerdir.

Fransa bu durum karşısında kızıl kıyamet koparıp Mısır'ı ihanet ve gadirle suçladıysa da, artık olan olmuş, iş işten geçmişti. Aslında gadir ve ihanet ehli onlardı, zira Emir'e kendisinin Fas'ta ikamet edeceğine dair söz verip sözlerinden dönmüşler ve onu tam 21 sene sürgün hayatında bırakmışlardı. 

MISIR YILLARI

Mısır'da Abdülkerim Hattabi'ye karşı yoğun bir ilgi vardı. Büyük bir saygı ve sevgi ile karşılandı. Ebul Hasan en Nedvi 1951 yılında yaptığı Mısır seyahatinde bu husustaki izlenimlerine çeşitli vesilelerle yer verir. Büyük mücahidin etrafı her kesimden insanlarca sarılmış ve toplantı ve oturumların baş konuğu olmuştur.

Emir Abdülkerim o sıralarda Mısır gençliği arasında büyük uyanışa vesile olan merhum Hasan el Benna ile de iletişim kurmuş ve onun davet ve ıslah çalışmalarından çok hoşnutluk duymuştu. Muhammed Musa Şerif şunları yazıyor;

"İhvan genel merkezindeki toplantılara katılmaya ve orada İmam Hasan el Benna'nın arkasında namazlarını kılmaya başlamıştı. Kendisine imamın şehid edildiği haberi ulaştığında ağladı ve dedi ki; "Onun katlinden dolayı Mısır'a ve Mısırlıların başına geleceklere vah olsun. Onlar Allah dostlarından bir veliyi katl ettiler. Eğer el Benna Allah dostu değilse, Allah'ın dostu yok demektir."

Abdülkerim Hattabi Mısır'da da çalışmalarına devam etti. Tunus'un ilk Cumhurbaşkanı Habib Burgiba ve Fas'ın ilk siyasal partisi olan İstiklal'in kurucusu Allâl el Fâsî gibi Kuzey Afrikalı milliyetçiler ile birlikte, vefat edene kadar başkanlığını yapacağı Mağrip Kurtuluş Komitesi'ni kurdu. Kardeşi Muhammed de kendisinin yardımcılığına getirildi.

Bu harekette de kendi tarzını sürdürdü. Hiçbir zaman Batılı güçlere karşı taviz vermeyen bir kişi oldu. Hatta bu sebepten ötürü dava arkadaşları ile fikir ayrılıklarına da düştü.

Muhammed Musa Şerif'in dediği gibi, böylece Magrib memleketlerinin bağımsızlık yolundaki mücadelesini yılmadan ve durmadan, kaldığı yerden sürdürdü. Yirmi bir senelik bir nefy ve azilden sonra arslan, ormanına geri dönüyor ve tuğyan ehlinin söndürdükleri meşaleyi tekrar tutuşturuyordu. Bunun için Mağrib halkıyla, el hac Emin el Hüseyni ile, Şubban-ı Müslimin Cemiyeti ve İhvan-ı Müslimin cemaatiyle iletişime geçmişti."

Fas'ın bağımsızlığını kazanmasından sonra Kral V. Muhammed tarafından Fas'a çağrıldı. Kaynaklarımızın belirttiğine göre, Kuzey Afrika'nın diğer önemli isimlerinden olan Abdülhalik Torres aynı zamanda dönemin Fas Krallığı Kahire elçisiydi. Ek olarak komite çalışmalarında da Abdülkerim ile birlikte çalışmıştı. Abdülhalik Torres girişimleri neticesinde, Fas Kralı Beşinci Muhammed ile Abdülkerim Hattabi 1960 yılının Ocak ayında görüştüler. Görüşme sonunda Kral, kendisini ülkeye davet etmiş ve ülkesine dönmesini istemişti. Ancak o, Fas'ın görünürde bağımsızlığını kazandığı halde, Fas ve diğer Kuzey Afrika ülkelerinin gerçek anlamda bağımsız olmadığını düşündüğünü, halen bu ülkelerde yabancı silahlı güçlerin bulunduğunu belirterek, bu talebi reddetti.

"BU ELBİSE ANCAK ONA YAKIŞABİLİR"

İslam coğrafyasında ona bakış açısıyla alakalı mühim bir hatırayı merhum Ebul Hasan en Nedvi hatıratında zikrediyor. Ben onu kısaca özetlemek istiyorum. Nedvi merhumun naklettiğine göre, 1940'lı yıllarda Hindistan'da Nedvetü'l Ulema akademisi bir fikir ve tartışma zemini meydana getirerek, o sırada İslam aleminde yaşayan en etkili ve büyük İslami şahsiyetin kim olduğu sorusunu ortaya atmıştı. Bu konudaki müzakerelerin başına da merhum Şibli Numani'nin yakın talebelerinden merhum üstaz Mesud en- Nedevi getirilmişti. O sırada misafir olarak Hind alt kıtasında bulunan Suriyeli Hayreddin Zirikli de bu müzakere ve tartışmalara iştirak etmişti. Bu toplantı ve müzakerelerden ittifakla çıkan şahsiyet ise Emir Şekip Arslan olmuştu.

Daha sonra aynı toplantının Mısır'da düzenlenmesi planlanmış. Şura adlı dergide bu toplantının düzenleneceğine dair haber çıkmış. Sonrasını merhum Nedvi'den dinleyelim; "Emir Şekip Arslan buna muttali olunca, Üstaz Mesud Nedvi'ye özel bir mektup yazdı. Bu mektubunda, kendisini görmedikleri halde hüsnü zan ve senâ eden sevenlerine teşekkür etti. Fakat tasrih etti ki -bütün cesaret ve ihlasıyla bu elbise- İslam aleminin yaşayan en büyük şahsiyeti olma elbisesi-şu an büyük mücahid ve tanınmış gazi Abdülkerim er Rifi'den başka birine yakışmaz.

O ki, Allah vergisi askeri dehası ve becerisiyle ve benzeri görülmemiş istidadıyla İspanya ve Fransa'ya yıkıcı darbeler indirmişti."

VEFATI

Son yıllarında ağır sağlık sorunları ile boğuşan bu büyük mücahid, nihayet şerefli bir hayatın hatimesinde, 1 Ramazan 1382(6 Şubat 1963) tarihinde -Dr. Celal Yahya'nın belirttiğine göre kalp sektesinden- dar-ı bekaya irtihal etti. Ama tutuşturduğu istiklal ateşi hür dünya milletlerinin önünü aydınlatmaya devam etmektedir. Ruhu şâd olsun..

KAYNAKÇA

1- Hayreddin Ziriklî, el-Âlâm, Cilt: 6, Dârul Âlemi'l Malayin, Beyrut. 2013

2-Dr. Muhammed Musa eş Şerif, Emir'ül Mücahid Abdülkerim el Hattabi,

https://islamstory.com/-الأمير-المجاهد-محمد-بن-عبد-الكريم-الخطابي

3-Ercüment Kuran, Abdülkerim el Hattabi maddesi, İslam Ansiklopedisi, Diyanet İşleri Başkanlığı, İfav Yayınları, Cilt:1

4- Emir Şekip Arslan, Li mâzâ Teahhere'l Müslimun, Müslümanların Gerileme Sebebleri, çev. Abdülvehhab Öztürk, Nur Yayınları, Ankara, Tarihsiz.

5- Knud Holmboe, Çöle İnen Faşizm, terc. Zeynep Sevde Paksu, Etkileşim Yayınları, İst. 2007

6-http://tr.wikipedia.org/wiki/Rif_Savaşı

7-http://seyrialemdergisi.com/kose-yazilari/item/fas-aslani-abduelkerim-hattabi.html

8- https://turkish.aawsat.com/2018/02/article55375291/omer-muhtara-ziyaret

9- http://www.agraw.com/2009/02/abdelkarim-al-khattabi-cosmopolitan-leader

10-Tercüman, 20. Yüzyıl Ansiklopedisi, İst. 1990

11-http://www.biraz.gen.tr/biyografi/abdulkerim-hattabi

12- https://www.gzt.com/mecra/fasin-bagimsizlik-savas-kahramani-abdulkerim-hattabi-3389363

13- Mahmud Şakir, Hz. Âdem'den Bugüne İslam Tarihi, Kahraman Yayınları.

14- Davut Dursun, Fas maddesi, İslam Ansiklopedisi, Cilt; 12, İfav Yayınları, İst.

15-http://www.answers.com/topic/muhammad-ibn-abd-al-karim-al-khattabi#ixzz3EQCkQIKd

16- Fethi Yeken. et-Mevsü'atü'l-harekiyye, Türkçe tercüme; Çağdaş Davet Önderleri, mütercim; Ziya Eryılmaz, Ravza Yayınları, İst. 1992

17-Haydar Bammat,Visages de'l İslâm(Fransızcadan çeviri; İslam'ın Çehresi, çev.Osman Fehmi Giritli) Sancak Yayınları, İst. 1975

18-Ebul Hasan en Nedvi, Fi Mesiret'il Hayat, Cilt, 1, Daru'l Kalem, Dımaşk, 2013

19-Mustafa Sıbai, İslam Medeniyetinden Altın Tablolar, terc. Nezir Demircan, M. Said Şimşek, Uysal Kitabevi, Konya, 1979

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ÖMER MUHTAR(1862-1931)-4. BÖLÜM

ÖMER MUHTAR(1862-1931)-4. BÖLÜM

PERDE KAPANIRKEN İnsiyatif artık İtalyanların eline geçmişti. 23 Eylül 1930'da İtalyan bi

ÖMER MUHTAR(1862-1931)-3. BÖLÜM

ÖMER MUHTAR(1862-1931)-3. BÖLÜM

GRAZİANİ Graziani, sömürgelerde özel olarak yetiştirilmiş komutanların en tecrübeli ve en

ÖMER MUHTAR(1862-1931)-2. BÖLÜM

ÖMER MUHTAR(1862-1931)-2. BÖLÜM

“GECE HÜKÜMETİ” İtalyan araştırmacı Giorgio Rochat bu durumu bize veciz olarak şöyle

ÖMER MUHTAR(1862-1931)-1. BÖLÜM

ÖMER MUHTAR(1862-1931)-1. BÖLÜM

Merhum şehid Ömer el-Muhtar’la alakalı bir çalışmayı seneler önce hazırlamış ve sitemiz

EMİR ABDÜLKERİM EL HATTABİ-4. BÖLÜM

EMİR ABDÜLKERİM EL HATTABİ-4. BÖLÜM

ACIMASIZ YIKIM İspanya’nın Madrid kentinde toplanan konferans sonrası Fransa ve İspanya, Rif

EMİR ABDÜLKERİM EL HATTABİ-3. BÖLÜM

EMİR ABDÜLKERİM EL HATTABİ-3. BÖLÜM

UMUDUN SEMBOLÜ ADAM O sıralar Emir Abdülkerim dünyada en popüler direniş liderlerinden biri h

EMİR ABDÜLKERİM EL HATTABİ-2. BÖLÜM

EMİR ABDÜLKERİM EL HATTABİ-2. BÖLÜM

ANNUAL ZAFERİ Babasının vefatından sonra savaşın idaresini uhdesine alan Hattabi’nin ısla

EMİR ABDÜLKERİM EL HATTABİ-1. BÖLÜM

EMİR ABDÜLKERİM EL HATTABİ-1. BÖLÜM

“Kadı, müderris, gazeteci, mücahid, emir, devlet reisi.. Evet, bu sıfatlar bütünüyle Emir

SEYYİD AHMED ŞERİF ES SENUSİ(1873-1933)-4.Bölüm

SEYYİD AHMED ŞERİF ES SENUSİ(1873-1933)-4.Bölüm

Mersin’e Yerleşmesi Cumhuriyet’in ilânından sonra sessiz kalmayı tercih eden Ahmed Şerîf

SEYYİD AHMED ŞERİF ES SENUSİ(1873-1933)-3.Bölüm

SEYYİD AHMED ŞERİF ES SENUSİ(1873-1933)-3.Bölüm

Birinci Dünya Savaşı Ve Libya Birinci Dünya Savaşı başladığında İtalya -ülkedeki savaş

SEYYİD AHMED ŞERİF ES SENUSİ(1873-1933)-2.Bölüm

SEYYİD AHMED ŞERİF ES SENUSİ(1873-1933)-2.Bölüm

Seyyid Ahmed Şerif’in Hareketin Başına Geçmesi-1902 Seyyid Mehdi’nin vefatı harekette bir

Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez.

İsrâ, 15

GÜNÜN HADİSİ

İnsanların en fenası, birine ayrı, diğerine de ayrı görünen iki yüzlü insanlardır.

Seçme Hadisler, 101

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI