Cevaplar.Org

NEDVİ’NİN KALEMİNDEN KUDÜS MÜFTÜSÜ EMİN EL HÜSEYNİ-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, sizlere Filistin istiklal hareketinin mimarı, büyük aksiyon insanı, Kudüs müftüsü merhum Emin el Hüseyni(1895-1075) hakkında vefatından hemen sonra merhum Ebul Hasan en Nedvi’nin kaleme aldığı çok güzel bir yazıyı takdim ediyoruz. Şu an unutulmaya başlayan ve Siyonist kalemlerin en çok dezanformasyonuna maruz kalan bu büyük insanı Nedvi’nin kaleminden bir kere daha hatırlamak ve hatırlatmaktı arzumuz.


2023-12-07 22:37:58

Takdim 

Kıymetli ziyaretçilerimiz, sizlere Filistin istiklal hareketinin mimarı, büyük aksiyon insanı, Kudüs müftüsü merhum Emin el Hüseyni(1895-1075) hakkında vefatından hemen sonra merhum Ebul Hasan en Nedvi'nin kaleme aldığı çok güzel bir yazıyı takdim ediyoruz. Şu an unutulmaya başlayan ve Siyonist kalemlerin en çok dezanformasyonuna maruz kalan bu büyük insanı Nedvi'nin kaleminden bir kere daha hatırlamak ve hatırlatmaktı arzumuz.

Yazıyı merhum Nedvi'nin biyografik yazılarından derlenmiş "Min Alami'l Müslimin ve Meşahirihim" adlı eserden tercüme ettik. Rabbim, felek çarklarına durduruna kadar her iki büyüğümüzün kabrine nurlar yağdırsın. Amin. Salih Okur/cevaplar.org

MUHTEREM MÜFTÜ SEYYİD EMİN EL HÜSEYNİ

Büyük müftü el-Hâc Emin el Hüseyni'nin vefatı(4 Temmuz 1974) alem-i İslam'ın genelinde sarsıcı bir hadise oldu. Müslümanların hepsine, aniden vefat eden bir aile büyüklerini ve mürebbilerini kaybetmiş gibi, karşılıklı taziyede bulunmaları haklarıdır. İslam alemi onun şahsında en büyük liderlerinden birini, büyük bir mücahidi ve Kudüs-i Şerif ile Mescid-i Aksa'nın en kahraman savunucularından bir kahramanını kaybetti. 

Filistin davasının başlığına yakışır şekilde bu tabiri kasden ve iradeli bir şekilde tercih ediyorum. Çünkü bu davanın gerçek bir savunusu olarak bu mesele ona tamamıyla egemendi. O, ilk kıble, sefer edilecek üç mescidden birisi ve büyük Peygamberin(sallalahu aleyhi ve sellem)'in (Miracın'da) güzergahı olan Mescid-i Aksa'nın savunucusuydu. Zamanla bu savunuculuk onun bir şiarı ve İslam davasının diğer kahramanları arasında öne çıkan bir özelliği haline geldi.

Onun bu davayla olan bağı, aynı davaya bağlı ve o davayı kucaklamış arkadaşlarından daha güçlü ve derin idi. Arap ve diğer İslami liderler-her biri fazilet sahibiydiler- bu davaya önem vermişler ve ona yardımcı olmuşlardı. Onlar sanki bu davanın oğulları ve şefkatli kardeşleri gibi iseler, Müftü efendi(Allah rahmet eylesin) bu davanın babası idi. O dava ise, onun evladı ve ciğerleri hükmündeydi. Bu, şerhe muhtaç olmayacak kadar açık bir farktır. Ve o, bu yönüyle, aynı dava için mücadele eden herkesten daha fazla temayüz etmiştir.

Onun vefatıyla, akide ve fikirde bir cihad ve ihlas, başlangıc ve gayede bir vefa kitabı hitama erdi. Bu kitap uzun kıssalar, kahramanlık ve mücadelelerden parlak sahneler, serüvenler, ve sadık bir imanı ihtiva ediyordu. Ve öyle temiz ki, kendisine hiçbir şüphe yükselememiş. Öyle bir hayat ki, hiçbir kapalısı yok. Bu kitap bir kahramanın etrafında dönüyor, o da el Hac Emin El Hüseyni'dir.

Ve onunla birlikte altmış seneyi geçkin bir devir nihayete erdi ki, onda zihin huzur bulmamış, bir yerde karar kılmamış, silahı bırakmamış ve mücadele meydanından geri adım atmamıştı.

Müslüman ve Arap liderler arasında bu büyük vatan parçasının meseleleri ile onun kadar alakalı başka herhangi birisini bilmiyorum. Ve yine bu büyük yolcu gibi aklını ve nefsini bu yola vermiş birini tanımıyorum.  O, bu davaya Allah'ın kendisine ikram ettiği ettiği bütün güç ve yeteneklerini bağışlamıştı. Sanki karar kılmayan ve hareketten kesilmeyen bir girdab gibi idi; Ribat'tan Cakarta'ya, Dicle Kıyılarından Kâbil nehri ve Sind ırmağına kadar...

Onun ufulünü haber aldığımda, sanki ailemin büyük bir ferdini ve bütün ailenin ona hürmet ettiği bir rüknünü kaybetmiş gibi hissettim. O bana karşı daima bir babanın oğluna veya bir ağabeyin küçük kardeşine karşı gösterdiği yakınlığı göstermişti. Halbuki o bizim üstadlarımız, hocalarımız sırasında ve yaşında idi.

Onu ilk olarak daha gençliğimin baharında ve talebelik yıllarımda duymuştum. Sanki kendisini mazi neslinin büyük şahsiyetlerinden biri gibi işitiyordum. Veya ona sanki uzak bir semada asılı bir yıldız gibi bakıyordum. Ta ki Allah beni kendisi ile Leknev'deki Nedvetul Ulema'da beklenmedik bir şekilde bir araya getirene kadar.

O zaman (1933) arkadaşı, büyük üstad Muhammed Ali Allubi paşa(1875-1956) ile birlikte Hindistan'ı ziyaret etmişti. Bu gezinin amacı, Kudüs'te inşa etmeyi istediği İslam üniversitesi için destek almaktı. Leknev'i ziyareti bu gezinin zımnında gerçekleşti. Sanki bu, gerçekleşmiş bir düş idi. Kendisini Nedvetü'l Ulema Akademisine davet ettik. Burayı kitaplar ve gazeteler yoluyla ve arkadaşı, üstadımız allame Seyyid Süleyman Nedvi vesilesi ile biliyordu. Bu daveti kabul etti ve geldi. Sanki kendisi de bu davetin tahakkukunu bekler gibiydi.

Müftü Efendi'nin konuşmacı olduğu bu parlak toplantıyı hiç unutamam. Vakur ve güzel görünümüyle ortaya çıktı. Onda dış görünüşün güzellliği manevi cemal ile bütünleşmişti. Zahiri zerafet, vakar, ciddiyet ve tevazu ile iç içeydi. Ulemanın ahlakı zariflik ve hüsnü endam ile bütünleşmişti.

Sanki o semadan inmiş bir melek gibi veya şu an yaşayan kadim Müslüman meliklerinden birisi gibi idi. En büyük tahminim, kırklı yaşlarda olduğuydu. Arap şiirinde bilinen iki beyti söylediğini hatırlarım. Kendisi bu okulu ziyaretini anlatıyor, daha önce burası hakkında çok şeyler işittiğini ve çok şeyler okuduğunu anlatırken, bu iki beyti zikrediyordu;

" Kafileler bize Cafer bin Fellah'tan güzel haberler getirirdi,

Ne zaman ki karşılaştık, vallahi anladım ki benim kulağım gözümün gördüğünden daha güzel şey duymamıştır."

Bu görüşmemizden sonra aramıza bir fetret dönemi girdi ve kendisiyle tekrar 18 sene sonra Kahire'de buluşabildik. Kendisi(Hint ziyaretini) tafsilatıyla hatırlıyordu. Sonra peşpeşe genel toplantılarda ve özel sohbetlerde buluşmalarımız devam etti.

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

NEDVİ’NİN KALEMİNDEN KUDÜS MÜFTÜSÜ EMİN EL HÜSEYNİ-2

NEDVİ’NİN KALEMİNDEN KUDÜS MÜFTÜSÜ EMİN EL HÜSEYNİ-2

Bundan sonra araya yeni bir fasıla girdi, ama bu ilki kadar uzun sürmedi. Ve onunla Mekke-i Müker

NEDVİ’NİN KALEMİNDEN KUDÜS MÜFTÜSÜ EMİN EL HÜSEYNİ-1

NEDVİ’NİN KALEMİNDEN KUDÜS MÜFTÜSÜ EMİN EL HÜSEYNİ-1

Kıymetli ziyaretçilerimiz, sizlere Filistin istiklal hareketinin mimarı, büyük aksiyon insanı,

İMAM MUHAMMED KASIM EN NÂNOTEVİ- 3. BÖLÜM

İMAM MUHAMMED KASIM EN NÂNOTEVİ- 3. BÖLÜM

Papazlarla Ve Hindu Bilginleri İle Münazaraları Şeyh, Meerut şehrinde ikamet ederken, papazlar

İMAM MUHAMMED KASIM EN NÂNOTEVİ- 2. BÖLÜM

İMAM MUHAMMED KASIM EN NÂNOTEVİ- 2. BÖLÜM

İngilizlere Karşı Cihadı 1857 yılında İngiliz yönetimine karşı Hindistan'da büyük bir a

ÖMER MUHTAR GRAZİANİ’NİN KARŞISINDA

ÖMER MUHTAR  GRAZİANİ’NİN KARŞISINDA

... Graziani hatıratında diyor ki; “Ofisimin girişine geldiği zaman bana öyle geldi ki, ell

İMAM MUHAMMED KASIM EN NÂNOTEVİ- 1. BÖLÜM

İMAM MUHAMMED KASIM EN NÂNOTEVİ- 1. BÖLÜM

Büyük imam, islam filozofu, rabbani alim, büyük ıslahçı, mücahid bir kahraman, İslam düşm

KURRA HAFIZ MEHMET GÜRGÜR HOCA EFENDİ (1937-2020 )

KURRA HAFIZ MEHMET GÜRGÜR HOCA EFENDİ (1937-2020 )

Mehmet GÜRGÜR Hoca Efendi 2 Mart 1937 yılında Dumlu Nahiyesine bağlı Akdağ köyünde dünyaya

ŞEYH MUHAMMED HAFİD (1928-2001)

ŞEYH MUHAMMED HAFİD  (1928-2001)

Şeyh Muhammed Hafid hazretleri, dedesi ‘Hazret’ namıyla bilinen Muhammed Ziyauddin hz.'nin ve

ABDULĞAFUR HAS EFENDİ(1936-2007)

ABDULĞAFUR HAS EFENDİ(1936-2007)

Abdulgafur HAS Hocaefendi 1936 yılında Çat ilçesi Babaderesi köyünde dünyaya geldi. Soyu sils

BABADERELİ SEYYİD AHMED EFENDİ(1890-1977)

BABADERELİ SEYYİD AHMED EFENDİ(1890-1977)

Babadereli Seyyid Ahmed Efendi, Seyyid Molla Resul Efendi’nin oğludur. 1890 yılında, ailesinin

MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ

MEHMED KIRKINCI HOCAEFENDİ

1928 yılında Erzurum ili, Aziziye ilçesinin Güllüce(Eski ismi; Paşaki) köyünde doğdu.

Kur an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.

Hicr Suresi,9 (Mürşid 3.1'den alınmıştır)

GÜNÜN HADİSİ

Diğer bir kişi katılmaksızın, iki kişi aralarında fısıldaşmasın.

Buhari

TARİHTE BU HAFTA

*Selahaddin Eyyubi'nin vefatı-4 Mart 1193 *Yeşilayın kuruluşu-5 Mart 1920 *İmam hatip okullarının açılışı-6 Mart 1951 *Alvar imamı Hace Muhammed Lütfi hz'nin vafatı-10 Mart 1956

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI