Cevaplar.Org

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-24

Maruf Devalibi(Suriyeli eski başbakanlardan) Suriye eski başbakanlarından Maruf Devalibi Amerikan elçisiyle görüşürken ikisi arasında geçen konuşma belki günümüze de ışık tutacaktır. Devalibi, Amerikan elçisine, ‘ ikili ilişkilerde İsrail’i araya katmayın, biz sizinle olmak istiyoruz’ diyor. Amerikan elçisi ise


Mustafa Özcan

mustafaahmetozcan@gmail.com

2020-11-02 09:02:40

Maruf Devalibi(Suriyeli eski başbakanlardan)

Suriye eski başbakanlarından Maruf Devalibi Amerikan elçisiyle görüşürken ikisi arasında geçen konuşma belki günümüze de ışık tutacaktır. Devalibi, Amerikan elçisine, ' ikili ilişkilerde İsrail'i araya katmayın, biz sizinle olmak istiyoruz' diyor. Amerikan elçisi ise , 'Siz Suriyeliler olarak Ürdün'ün yolunu izleyin, İsrail'le olmadan bizimle olamazsınız' diyor. Amerikan elçisi son noktayı koyuyor: "Ya bizimlesiniz ya da SSCB ile." Bunun üzerine Devalibi, ' ne yapalım bize üçüncü seçenek bırakmadınız' demek zorunda kalıyor. Bunun üzerine Muhammed Maruf Devalibi Amerikalılar nazarında "kızıl şeyhe" dönüşür. Ama tersinden bakarsanız da durum böyledir. SSCB karakaşı kara gözü için Müslümanlarla yar ve dost olmaz. Müslümanlar onun için bağımsız bir kütle olmaktan ziyade Batı ile ilişkilerde masaya veya satranç tahtasına sürülecek kozlardan sadece birisidir. Ya sömürge ya piyon!

* Sorbonne'da hukuk eğitimi alan ve aynı zamanda ulema geleneğinden gelen Muhammed Maruf Devalibi 1951 ile 1962 yılları arasında Suriye'de meclis başkanlığı ve başbakanlık gibi önemli görevlerle bulunmuştur. Bu görevleri sırasında sıklıkla Amerikalılarla karşılaşmış ve telkin sağanağı altında tutulmuştur. Amerikan elçileri kendisi İsrail'e doğru itmek ve yönlendirmek istemişlerdir. Bir defasında Amerikan elçisiyle arasında ibretlik bir diyalog geçmiştir. Kaziyemizi ispat eder niteliktedir.

Amerikan elçisi, Devalibi'ye SSCB ile ABD arasında seçim yapmak zorunda olduklarını ihtar eder. Bunun üzerine Devalibi şunu söyler: "Biz hür dünya ve ABD ile birlikte olmak isteriz. Lakin ABD ile olduğumuzda karenin içine İsrail de giriyor.. İsrail ise topraklarımızı ve varlığımızı tehdit ediyor. Halbuki SSCB bizden uzak. İdeolojik olarak manevi varlığımızı tehdit etse de İsrail gibi maddi varlığımızı tehdit etmiyor…" 

Amerikan elçisi, Devalibi'ye gitmek için tek yanlı ve mecburi istikameti gösterir. Bu, 1951 yılında Filistinliler tarafından Mescid-i Aksa'da öldürülen Şerif Abdullah'ın yoludur. Suriye, Ürdün'ün yolunu tercih etmelidir. Şerif Hüseyin ve oğullarının yolunu, yordamını benimsemelidir. ABD ve İsrail ile mahrem ve açıktan ilişkiler tesis etmelidir. 

Muhammed Maruf Devalibi hatıratında yazdığı gibi, bu dönemde darbelerin ve diktatörlerin arkasında hep ABD vardır. Suriye'de ilk darbeyi gerçekleştiren Hüsnü Zaim ve ardından Edip Şişekli ABD'nin telkin ve ayartmalarıyla darbe yapmıştır. Keza Abdulhasir olarak anılan Abddunnasır da öyle. Bu darbelerin ardından CIA'den Miles Copeland vardır ve darbecilerin danışmanıdır (http://www.odabasham.net/ show.php?sid=5525 ). 1953 yılında İran'da Musaddık'a karşı darbeyi de bunlar örgütlemişler ve ayarlamışlardır. CIA ajanı Miles Copeland daha sonra bazı yaşadığı deneyimlerini "Devletler Oyunu" ve benzeri kitaplarında tafsil etmiştir. Muhammed Maruf Devalibi Amerikalıların nasihatlerini dinlemeyince, ona bir kulp takarlar; Kızıl Şeyh! Bununla, Sovyet yanlısı olduğunu ima etmişlerdir. İslam Sosyalizmi kitabından dolayı bu kulpu Mustafa Sıbai'ye taksalar, bir derece uyar. Devalibi üzerinde ise hepten iğreti durmaktadır!

Mehdi Bazargan(İranlı düşünür)

Malik Binnebi ve Mehdi Bazargan Kur'an eksenli düşünürlerdir. Mehdi Bazargan'ın projesi birleştirici ve buluşturucu bir çizgiydi. Mehdi Bazargan din ile ilim, din ile milliyeti ( Şah'ın kurduğu 'Hizb-i Restahiz Millet İran' anlayışında veya tadında değil) buluşturmak ve barıştırmak istemiştir. Keza müşterek tarihi ortadan ayıran hurafeleri de temizleyerek ve Kur'an'a dayanarak Şia ile Sünnilik arasında köprü kurmak istemiştir. Humeyni propaganda ile Şia ile Sünniler arasında köprü kurmak istese de, fiiliyatta tek yanlı tarihe ve anlayışına dayanarak muhtemel köprüleri yıkmıştır.

* Mehdi Bazargan, İran kültürel mirasına kritik ve eleştirel bir gözle bakmış ve ümmete yabancılaştıran kültürel mirasını elemek istemiştir. Bundan dolayı Malik Binnebi gibi Kur'an merkezli bir anlayış geliştirmiştir. Zıtlığı besleyen Şii hadis külliyatına iltifat etmemiştir.

Malik Binnebi, Zahiret'ül Kur'an (Türkçeye Kur'an Mucizesi olarak çevrilmiştir) eserine mukabil Mehdi Bazargan Kur'an'a Dönüş adlı ve benzeri kitaplar yazmıştı. Bu kitaplarından ve Kur'an merkezli ve eksenli yaklaşımı nedeniyle Mehdi Bazargan'ı bazı Sünni çevrelerde olduğu gibi mealci veya Kur'ancı görebilir miyiz? İran'ın şartları farklı olduğundan dolayı böyle görme imkânımız yok. O doğruları değil, yanlışları eliyor. Şii ve Sünni rivayet kültürü aynı şey değildir. Erbabına hafi ve gizli olmadığı gibi, bu hususta komplekse gerek yok. Bu suretle Mehdi Bazargan tarihi ihtilafları ve kanayan yarayı tamir etmek istemiştir. Humeyni ise, donanımı gereği (hoca bildiğini okur misali)aynı yaraya yeniden bıçak atmıştır. Bazargan ise tarihin kanatlarının buluşmasını engelleyen hurafeleri aradan kaldırmıştır. Bazargan kazansaydı İran kazanacaktı. Lakin Humeyni devrimi kaçırmıştır. Nejadı'n 2009 yılında seçimleri kaçırması gibi.

* Yanlış bir nazariye olsa da Cezayir devriminden sonra sosyalist model uygulanırken bazı Cezayirliler bunu Hazreti Ömer'e dayandırmak istemişlerdir. Humeyni, Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ömer'i zındıklığa mal etse de, Mehdi Bazargan o konuda da hakperest olmuş ve halka dayalı yönetimle (o demokrasi diyor) İslam'ın buluştuğu tarihi havzanın, Hazreti Peygamber dönemi ile Hulefa-i Raşidin dönemi olduğunu beyan etmiştir. Burada Hazreti Ali ile Hulefa-i Raşidin dönemi arasında ayrım gözetmemiş ve raşit halifelerin istibdattan uzak bir yönetim şekli benimsediklerini ifade etmiştir ( Mehdi Bazargan, Dört Makale, s: 128, naklen Muhammed Shafifar, el Üsüs elf ikriyye li's-sevreti'l İslamiyye el İraniyye, Center of civilization fort he development of Islamic thought, Beyrut, s: 193). Bu yönüyle Mehdi Bazargan hem Bediüzzaman hem de Ebu'l Kelam Azad'a benzeyen fikirler serdetmiştir. Hem Bediüzzaman hem de Ebu'l Kelam Azad, raşid halifeleri cumhur reisleri olarak takdim etmiştir.

* Devrimden sonra herkesin karalandığı gibi, Mehdi Bazargan ve İran Kurtuluş Hareketi de karalanmaktan payına düşeni almıştır. Bunların hakikatle hiçbir alakası yoktur. Zira Tudehçiler de böyle kara propaganda ile Musaddık'ı İngiliz ve Amerikan uşağı olarak göstermişlerdir. Halbuki bugün ABD'nin itirafıyla da biliyoruz ki, Musaddık'ı deviren CIA yani ABD ve İngiltere'dir. Humeyni ve Humeyniciler Mehdi Bazargan ve çevresini Batıcı tortulardan kurtulamamakla suçlamışlardır. Bu doğruysa, şu da aynı şekilde doğrudur: Onlar ise tarihi tortulardan kurtulamayarak yanlış tarihi anlayışı diriltmişlerdir. Bazargan hakkında , 'Otantik ve devrimci değil, sentezci' diyorlar. İran'ın senteze ihtiyacı vardı. Zıddıyet üreten tarihe değil, senteze ve tarihe bütüncül olarak bakışa ihtiyaç vardı. Bunu Mehdi Bazargan yapmıştır. Mehdi Bazargan'ın adamlarından İbrahim Yezdi, Tunus'da Yasemin Devrimi olunca Gannuşi gibilerine hitap ederek şöyle demiştir; "Aman Humeyni'nin yanlışlarına düşmeyin! Çevrenizi düşmanlarla örmeyin." Humeyni bunu yapmak zorunda kalmıştır. Zira tarihten devşirdiği kimya budur. Bazargan ise sentezle zehiri panzehire dönüştürmüştü. Aksine, İran rejimi kendi içindeki ve bölgede ürettiği tezat ve tahribat yetmiyormuş gibi, bir de Arap Baharına kolaçan atmak istemiştir. Mehdi Bazargan'ın temel tezi siyasi ve mali ihtikâra ve tekelciliğe son vermekti. Devrim ise siyasi ve mali kayırmayı Şah ve adamlarının elinden alarak taraftarlarına tevzii etmiştir. İdeal tahakkuk etmediği gibi, istibdat ve yolsuzluk sadece el değiştirmiştir.

Mehdi Pur(İranlı din adamı)

İran Devriminden sonra Türkiye'yi turlayan Şii din adamı Mehdi Pur da Kur-an-ı Musavver (Resimli Kur'an)adlı bir çalışma yapmıştır.

Mehmed Akif

Akif bir yönüyle Arnavut olmasına rağmen Babanzade Ahmet Naim'in ifadesiyle beyne'l müslimin davayı kavmiyeti reddetmiştir. O dönemin Arnavut milliyetçiliği olan Başkımcılığa lanet yağdırmıştır. Safahat buna dair muhteşem ifadelerle doludur.

"Birbirinden müteferrik bu kadar akvâmı

Aynı milliyetin altında tutan İslâm'ı,

Temelinden yıkacak zelzele kavmiyyettir

Bunu bir lâhza unutmak ebedî haybettir."

 Arapçıları, Turancıları da aynı şekilde paylamıştır. Ateşli şiirlerinde Arnavutlara ağıtlar yakmış ve gittikleri yolun sahili-i selamete çıkmayacağını öngörmüştür.

* Mehmet Akif Ersoy İttihatçı siyasi ve dini anlayışa yakın olduğundan dolayı yeni rejimle birlikte bir süre arafta kalmış ve meselelere Cemaleddin Afgani-Muhammed Abduh perspektifinden bakmıştır. Sözgelimi Mehmet Akif Ersoy TBMM'yi icma-i ümmet mahiyetinde görmektedir.

* Mustafa Kemal de Sisi'den evvel tasarladığı dini söylemin yenilenmesi projesinde teceddüt akımına yakın gördüğü Mehmet Akif Ersoy ve Bediüzzaman Said Nursi'yi kullanmak ister. Bunun için ikisini markaja alır. Lakin umduğunu bulamaz. Her ikisi de hak için söylemek gerekirse, dini söylemi yenileme projesine veya din devrimi projesine alet olmaz, mesafeli dururlar.

Mehmed Arif Bey(Osmanlı devlet adamı ve mütefekkir)

19. asrın bir nevi masonluk asrı olduğunu nereden biliyoruz: Mehmet Arif Bey Mısır'da iken "Bin Bir Hadis tercümesi" gibi eserler telif etmiş ve bu eserlerinin satırları arasında Ezher hocalarının bir kısmının masonluğa heveslendiğini müdellel bir biçimde yazmıştır.

-devam edecek-

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

YANLIŞ VE HAKSIZ İNTERNET PAYLAŞIMLARI

YANLIŞ VE HAKSIZ İNTERNET PAYLAŞIMLARI

dir. İnternet paylaşımlarındaki kaynak vermemek, metnin yazarını yazmamak, doğruluk olmadığ

MASONLAR VE ESAD AİLESİ

MASONLAR VE ESAD AİLESİ

Masonluk meselesi dallı budaklı bir mesele olduğundan ve yüksek dozda manipülasyon içerdiğind

OSMANLI DÜŞMANI BİR BARELVİ’NİN HEZEYANLARI

OSMANLI DÜŞMANI BİR BARELVİ’NİN HEZEYANLARI

Belki biraz garip gelecek ama peşinen söyleyelim ki anlatılan husus doğrudur. Stalin’in hocala

KADİROV:  KADİRİ-VEHHABİ KIRMASI 

KADİROV:  KADİRİ-VEHHABİ KIRMASI 

Ramzan Kadirov başkanlığındaki Çeçenlerin Suriye’den sonra Ukrayna’da da arz-ı endam etme

 İSLAM’IN DAHİLİ DÜŞMANLARI YA DA GÜNÜMÜZÜN YIKICI AKIMLARI

 İSLAM’IN DAHİLİ DÜŞMANLARI YA DA GÜNÜMÜZÜN YIKICI AKIMLARI

İhvan meşrepli Iraklı yazar ve düşünür Muhsin Abdulhamid, ‘ İslam’a Yönelik Yıkıcı

YİNE GÖÇ VAR

YİNE GÖÇ VAR

Türü: Hikâye (Otuz yıl önce bu günleri biz yazdık, yaşayanlar yorum yapsın) Aylardan Aral

BABAMI GÖTÜRMEYİN

BABAMI GÖTÜRMEYİN

Erzurumluydum. Erzurum’un Hınıs İlçesi’nin Göller Köyü’nde oturuyordum. Adım Ali’y

"İSLÂM DİNİ SAVAŞ VE TERÖR DİNİ MİDİR? YA DA KILIÇ ZORUYLA MI YAYILMIŞTIR?"

Muhterem Müslümanlar! Oryantalistlerin sürekli olarak İslâm dinini savaş ve terörle özdeşl

LATİN HARFLERİNİN KABULÜ VE HALK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

LATİN HARFLERİNİN KABULÜ VE HALK ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

İnsana yazıyı kalemle öğreten ve ona (içinden geçenleri) düzgün bir şekilde ifade etmeyi

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-51

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-51

Muhammed Zahid Kevseri Şiilerin tarih boyunca Ezher’de gözleri olduğuna temas etmiştir. *Kahi

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-50

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-50

Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Nuri zikzak çıkışlarıyla kendi misyonunu kendi imha etti. Şimdi b

Allah'a güven. Vekîl olarak Allah yeter.

Ahzab, 33

GÜNÜN HADİSİ

İçinde Allah'ın anıldığı ev ile içinde Allah'ın anılmadığı ev diri ile ölüye benzer.

Müslim

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI