Cevaplar.Org

BİR MODERNİST MÜSVEDDESİ-1

İsmini vermeyeceğimiz İlahiyatçı Profesörün görüşlerini anlamak mümkün görünmemektedir. İzah etmekte zorlandığımız bir kaç noktaya işaret etmekte fayda mülahaza ediyoruz. 1.Prof!a göre kendi aklı, Kur’an’ın sahihliğinin ölçüsüdür Prof., Kur’an’ın Allah’ın kelamı olup olmadığını ortaya koyan ölçünün kendi aklı, görgü ve bilgisi olduğunu söylüyor. Bakın ne diyor:


Niyazi Beki(Prof. Dr.)

niyazibeki@gmail.com

2019-05-23 01:49:46

İsmini vermeyeceğimiz İlahiyatçı Profesörün görüşlerini anlamak mümkün görünmemektedir. İzah etmekte zorlandığımız bir kaç noktaya işaret etmekte fayda mülahaza ediyoruz.

1.Prof!a göre kendi aklı, Kur'an'ın sahihliğinin ölçüsüdür

Prof., Kur'an'ın Allah'ın kelamı olup olmadığını ortaya koyan ölçünün kendi aklı, görgü ve bilgisi olduğunu söylüyor. Bakın ne diyor: "Lâkin Kur'an'daki her bir ifadenin hem lafız hem mânâ olarak bizzat Allah tarafından dikte edildiğini kabullenmek söz konusu olduğunda, ben bu politik dili izahta çok güçlük çekiyorum, hattâ izah edemiyorum…"

Bunun anlamı şudur: "Kur'an'ın herhangi bir ayetinin doğruluğunu sağlamak için …hocanın kabullerine bakılacak. Eğer o izah edebiliyorsa, bu takdirde ilgili ayet Allah'ın sözüdür. Aksi takdirde -hâşâ-Allah'ın sözü değildir. Varsın, milyonlarca İslam allameleri bunu izah etmiş olsunlar. Allah korusun, bu "ego" nun önünde uçurumlar olabilir.

-Onlarca fen bilim dalında uzman olan bilim adamları, kendi dalları ile ilgili bilmedikleri hususların, bildiklerinden kat kat fazla olduğunu itiraf ediyorlar. Fakat hiç kimse 'Ben bu meseleyi izah edemiyorum; o halde bu mesele doğru değildir' diye bir saçmalık içerisine girmemiştir.

2. Prof!a göre Kur'an'da çelişki var

Prof!a göre Kur'an'da –haşa yüz bin defa haşa- var olan gayr-ı ahlaki ifadelerini Allah'a vermek yerine Hz. Peygamber(s.a.v)'e yüklemek tek çıkış yoludur.

"Kur'ân'ın hem lâfız hem mânâ itibarıyla inzal edildiğini kabul etmek, cihad ve kıtal meselesinde kullanılan politik dilin bizzat Allah'a ait olduğunu söylemeyi gerektirir. Vahyin salt mânâ ve mefhum olarak inzal edildiğini kabul etmek ise, söz konusu dilin Hz. Peygamber tarafından formüle edildiğini, dolayısıyla Allah katından genel muhteva ve perspektif olarak aldığı vahyin ışığında konjonktürel gelişmelerle ilgili yol haritasını kendisinin belirlediğini söylemek gerekir, ki, bu ikinci ihtimal daha makul görünmektedir. Aksi takdirde "Allah'ın ahlâkîliği" meselesi gündeme gelir."

Önce şunu belirtelim ki, dil, belagat konusunda bir dahi kabul edilen Abdulkahir Cürcânî'ye atfedilen ve daha sonra âlimler tarafından genel kabul gören görüşe göre, Kur'an'ın i'cazı onun nazmındadır. Nazım ise, nahiv ilminin ortaya koyduğu kaidelere göre kendini gösteren bir ifade örgüsüdür(bkz. el-Cürcânî, Abdulkahir, Delâil'ül-İ'caz, 80-87; ayrıca bkz. el-Hımısî, Fikretu İ'cazi'l-Kur'an, 86-89). Demek ki, Kur'an'ın nazmı, lafız ve manadan meydana gelmiştir. "nazm-ı maani" sözcüğü de bunu göstermektedir.

Müfessirlerden Kurtubî "Bizim âlimlerimizin görüşü budur" kaydı ile ortaya koyduğu Kur'an'ın on adet i'caz vecihlerini sıralarken en başta "Kur'an'ın harika nazım örgüsü" olduğuna dikkat çekmiştir(bk. Kurtubi, 1/73-75).

"(Resulüm!) Uyarıcılardan olasın diye onu/Kur'an'ı güvenilir Ruh (Cebril-i emin) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir"(Şuara, 26/193-195)mealindeki ayette, Kur'an'ın Arapça lisanıyla indirildiğine vurgu yapılmıştır. Lisan ise, manaya değil, lafza bakar. Bu ise, Kur'an'ın hem mana hem lafız itibariyle Allah tarafından vahiy edildiğini ve insan ve cinlere meydan okuyan i'caz veçhinin de hem mana hem lafız olduğunu göstermektedir.

3. Prof!a göre, Kur'an'ın lafzı vahiy değildir

 Prof.,yukarıdaki ifadelerinde -şu üç noktada- çok net fikrini ortaya koymaktadır:

Birincisi: Ayetler arasında çelişki var. Örneğin Mekke'de inen ayetlerde özellikle ehl-i kitaba karşı barışçıl tutumları sergileyen ayetlere karşılık, Medine'de inen ayetlerde bunun tam tersi olan 'Cihad-kıtal' ayetlerine yer verilmiştir. Bu tutum-haşa- ahlaki değildir. Yani ahlaksızca bir davranıştır.

İkincisi: Kur'an'daki bu gayr-ı ahlaki tutum, Allah'a verilemez. Dolayısıyla bu ifade tarzı Allah'a ait olamaz.

Üçüncüsü: Allah'ı tenzih etmek için, Kur'an'ın bu gayr-ı ahlaki ifadelerini ve politik dilini Hz. Peygamber(s.a.v)'e yüklemek zorunludur.

Şimdi Profun akıl ve mantığını tatmin eden bu düşüncenin ne kadar akıl ve mantıktan uzak olduğunu gösterelim:

-Evvela, Kur'an'ın lafızlarını Hz. Peygamber(s.a.v)'e verdiğimizde -üçüncüsü olmayan- şu iki ihtimal söz konusudur:

a.. Kur'an'ın sadece lafızları Hz. Peygamber(s.a.v)'e ait, manası ise, Allah'a aittir. Bu durumda Profun "gayr-ı ahlaki" dediği hususlar yine Allah'a ait olacaktır. Çünkü bir ifadenin özü lafzından ziyade manasına, muhtevasına bağlıdır.

b. Şayet manasını da Allah'a ait değil, Hz. Peygamber(s.a.v)'e ait olduğu kabul edilirse, bu takdirde, "Kur'an'ın –haşa- Hz. Peygamber(s.a.v) tarafından uydurulmuş bir kitap olduğunu" kabul etmek gerekir.

Bu durumda Profun aklı ile Kur'an vahyi arasında bir seçim yapmak zorunludur.

-Kur'an'ın lafızları İster –İslam âlimlerinin kabul ettiği gibi-Allah'a, ister – Profun kabul ettiği gibi-Hz. Peygamber(s.a.v)'e ait olsun; bu her iki durumda da "Kur'an'da çelişki, gayr-ı ahlaki ayetlerin olduğunu" söylemek, iman şuuruyla bağdaşmadığı gibi, konuyla ilgili ayetleri tekzip manasına gelir. Misal olarak şu ayetlere bakılabilir:

a. "Onlar Kur'an'ı hiç okuyup düşünmüyorlar mı?Eğer Kur'an Allah'tan başkasına ait olsaydı, elbette içinde birçok tutarsızlıklar bulurlardı"(Nisa, 4/82)

İslam âlimleri, -Kur'an Allah'ın kelamı olmasaydı-söz konusu olacak tutarsızlıkların/çelişkilerin üç şekilde olabileceğini bildirmişlerdir.

Birincisi: Hak ile batıl(doğru ile yanlış) çelişkisi. Yani; bazı ayetlerde hak ve hakikatten doğru olarak söz edilirken, diğer bazı ayetlerde bu gerçeklerle çelişen, doğru olmayan bilgiler bulunacaktı.

İkincisi: Bazı ayetlerin ifadeleri belagatin erişilmez zirvesinde iken, diğer bazı ifadeleri belagatten, edebiyattan, edebi sanattan yoksun bir durumda olacaktı.

Üçüncüsü: Tarihi veya gelecek olaylarla ilgili verdiği haberler arasında tutarsızlık bulunacaktı. İşte Kur'an'da söz konusu çelişkilerin bulunmaması, onun Allah'ın kitabı olduğunu göstermektedir.(bk. Maverdi, Zemahşeri, Rağıb, ilgili ayetin tefsiri).

-Fahreddin Razi'ye göre, Allah bu ayeti(Yukarıda geçen Nisa:82), münafıkların inkâr ettiği Hz. Muhammed(s.a.v)'in peygamberliğinin tasdiki için indirmiştir. Kur'an'ın bu tasdiki üç yöndendir:

Birincisi: Kur'an'ın harika belagat ve fesahatidir. (Hz. Muhammed(s.a.v)'in diğer konuşmalarının Kur'an'ın mucizevî ifadelerine benzememesi, Kur'an'ın Allah'ın sözü olduğunu gösterir).

İkincisi: Kur'an'ın geçmişten, gelecekten ve o dönemde söz konusu olmuş bazı gizli olaylardan verdiği haberlerin doğru çıkmasıdır. (İhbar-ı gaybi denilen bu verilmiş haberlerin doğru çıkması, Kur'an'ın her şeyi hakkıyla bilen Allah'ın kelamı olduğunun göstergesidir).

Üçüncüsü: Bu ayette işaret edilen ve vurgulanan husus, Kur'an'da tutarsızlıkların, çelişkilerin bulunmamasıdır(Razi, ilgili yer).

Razi'nin verdiği bilgiye göre,-Kur'an'da olmadığı bildirilen- tutarsızlıkların gerçekten olmadığını gösteren misalleri şöyle sıralamak mümkündür:

a. Münafıkların, Hz. Peygamber(s.a.v)'e karşı kurdukları gizli tuzaklarının Kur'an'da haber verilmesi ve doğruluğunun ortaya çıkması, onda tutarsızlıkların olmadığının kanıtıdır.

b. Kâinatın yaradılışından kıyamete kadar olan birçok hakikatten bahseden Kur'an'ın –tabiatıyla- pek çok ilim dallarına ait bilgiler verdiği halde, aralarında hiçbir tutarsızlığın bulunmaması, onun A'dan Z'ye Allah'ın kelamı olduğunun delilidir.

c. Çeşitli konuları işlediği, değişik sorulara cevap olduğu, çok farklı meslek ve meşrebe ait bilgiler ihtiva ettiği halde, baştan sona kadar bütün ifadelerinde eşsiz bir belagat ve fesahat göstermesi, onun beşer üstü bir kitap olduğunun açık şahididir(bk. Razi, a.g.y).

-Konuyla ilgili Bediüzzaman Said Nursi'nin şu ifadeleri de dikkate değerdir.

" (Kur'an), Parça parça, ayrı ayrı zamanlarda nâzil olduğu halde, şiddet-i tenasübden sanki bir defada nâzil olmuştur.

-Esbab-ı nüzul ayrı ayrı ve mütebayin olduğu halde, şiddet-itesanüdden sanki sebeb birdir.

-Mükerrer mütefavit suallere cevab olduğu halde, şiddet-i imtizac ve ittihaddan sanki sual birdir.

-Müteaddid, mütegayir hâdisata beyan olduğu halde, kemal-i intizamdan sanki hâdise birdir ve bir hâdiseye cevabdır.

-"Tenezzülât-ı İlahiye" ile tabir edilen muhatabların fehimlerine yakın ve münasibüslûblar üzerine nâzil olmuştur. Bütün zaman ve mekânlarda gelip geçen insanlara tevcih-i kelâm ettiği halde, sühulet-i beyandan dolayı sanki muhatab birdir"(Mesnevi-i Nuriye, 127 ).

"Şüphesiz Kur'an'ı Biz indirdik ve yine şüphesiz onu Biz koruyacağız"(Hicr, 15/9)mealindeki ayette Kur'an'ın Allah tarafından korunmaya alındığı, hiçbir yanlışın onun semtine bile uğramayacağına dikkat çekilmiştir.

 "Şüphesi Kur'an eşsiz bir kitaptır. Ona ne önünden, ne arkasından bâtıl gelemez. O, hikmet sahibi ve çok övülen Allah'tan indirilmiştir"(Fussilet, 41/41-42) mealindeki ayette elimizdeki Kur'an'ın içinde hiçbir çelişki, yanlış bilginin olmadığına vurgu yapılmıştır. Ayrıca birçok ayette olduğu gibi burada da Kur'an'ın kitap unvanıyla zikredilmesi, onun lafız ve mananın toplamından ibaret bir ilahi vahiy olduğunu göstermektedir. Zira kitap yazılan sayfalar demektir. Yazılanın mana değil, lafız olduğu ise bilinen bir gerçektir.

"Eğer o (peygamber), bize atfen bazı sözleri(kavilleri) kendiliğinden uydurmuş (tekavvul etmiş) olsaydı, elbette, onu (bundan dolayı) kuvvetle yakalardık. Sonra onun can damarını koparırdık. Ve sizden hiç kimse buna engel de olamazdı"(Hakka, 69/ 44-47).

Bu ayetlerde dikkat çeken kelime, söz anlamına gelen "kavil" kökenli fiil ve ismin kullanılmasıdır. Bunun yerine başka kelimeler kullanılabildiği halde, "Kavil" kökenli kelimelerin kullanılması, elbette ilahi hikmetin tercihidir. Bu tercihin bir sebebi de, Kur'an'ın hem lafız hem mana bakımından Allah'ın sözü olduğunu nazara vermektir. Ayetin zımnen açıklaması: "Eğer Muhammed Kur'an'ın manasına hiç müdahale etmezse bile, yalnız ifadelerin lafızlarını kendisi uydursa, derhal onu öldürürüm…" şeklindedir.

"(Resulüm! Cebrail sana vahiy olarak getirdiği) Kur'an'ı okurken, acele edip de dilini kımıldatma!"(Kıyame, 75/16)mealindeki ayetin nüzul sebebi şudur: Hz. Peygamber (s.a.v), Hz. Cebrail tarafından kendisine okunan vahyin/Kur'an'ın bitmesini beklemeden, unutma korkusuyla hemen peşinden diliyle tekrarlayıp dururdu. Bu ayette, vahyin unutulup kaybolmayacağı hususunda kendisine teminat verilmek suretiyle hissettiği tedirginliği izale edilmiştir. Burada bizi ilgilendiren husus: Hz. Peygamber(s.a.v)'in gelen Kur'an vahyini diliyle okuduğunun tescil edilmesidir. Dil ile okunan, kitabın manası değil, lafızları olduğu hususu bedihi bir gerçektir. Demek, Kur'an Allah tarafından hem mana hem lafız olarak indirildiği husus bu ayetle de sabittir.

-devam edecek-

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-23

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-23

Prof. Mahmut Erol Kılıç(Tasavvuf tarihi uzmanı) Tasavvuf ve tarihi üzerine uzman isimlerden b

BİR NESLİN TÜKENİŞİ

BİR NESLİN TÜKENİŞİ

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla... Her yüzyılda, istisnalar hariç, bütün insanlar yer

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-22

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-22

Lamartin 1790-1869 yılları arasında yaşamış olan meşhur Fransız şair Lamartin, hayatını

ERMENİ MEZALİMİ VE TEHCİR

ERMENİ MEZALİMİ VE TEHCİR

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla... 38 harfden oluşan alfabesiyle tarih sahnesinde bir mil

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-21

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-21

Keçeçizade İzzet Molla Padişah II. Mahmud’a sunduğu layihada Keçeci-zâde İzzet Molla, ş

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-20

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-20

Jean-Marie Le Pen (Fransız siyasetçi) İkinci Dünya Savaşının izlerini taşıyan eski sağ, y

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-19

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-19

Hz. İbrahim(a.s) Kur’an ifadesiyle Hazreti İbrahim ulu’l azm peygamberdir ve ulu’l azm peyg

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-18

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-18

Hüseyin el Cisr(Suriyeli âlimlerden ) 19’uncu yüzyıldan itibaren Batı ile eklektik ve sentez

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-17

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-17

Humeyni Dünyaya turlayan başka bir süreç ise Şeytan Ayetleri romanının orada burada tefrika

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-16

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-16

Hasan Turabi(Sudanlı mütefekkir) İslam dünyasının hâlâ mühim siyasi ve entelektüel liderl

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-16

PERSPEKTİFE GİREN ŞAHISLAR-16

Hasan el Benna Hasan el Benna’nın projesi, arzulanan İslami itidal cemaati gerçekleştirmektir

Yeryüzüne iyi-yararlı kullarım vâris olacaktır.

Enbiya, 105

GÜNÜN HADİSİ

Eğer sizden birinizin elinde dikilecek bir hurma fidanı varken, kıyamet kopsa ve onu dikmeye vakit bulursa, hemen o fidanı diksin

250 Hadis, s.27

TARİHTE BU HAFTA

*Şair Baki Vefat Etti(7 Kasım 1600) *Molla Câmi Hz.nin Vefatı(9 Kasım 1496) *Atatürk'ün Ölümü(10 Kasım 1938)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI