Cevaplar.Org

ŞEYH ALÂUDDÎN EL-OHİNÎ, HAYATI VE ESERLERİ-2

Tasavvufi Yönü Şeyh Alâuddîn, evvela pederinin yanında Nakşibendî Tarikatına girmiştir. Fakat pederi vefatına yakın, bütün çocuklarını ve müritlerini Şeyh Muhammed Diyauddin’e teslim etmiştir. O da bundan sonra bütün gayreti ile Şeyh Muhammed Diyauddin’e hizmet etmeye başlamıştır. Uzun müddet neticesinde Şeyh Muhammed Diyauddin’den hilafet icazetini almış, Şeyh Muhammed Diyauddin vefat edinceye


Rıdvan Seletli

ridvanseletli@gmail.com

2020-08-24 07:35:24

Tasavvufi Yönü

Şeyh Alâuddîn, evvela pederinin yanında Nakşibendî Tarikatına girmiştir. Fakat pederi vefatına yakın, bütün çocuklarını ve müritlerini Şeyh Muhammed Diyauddin'e teslim etmiştir. O da bundan sonra bütün gayreti ile Şeyh Muhammed Diyauddin'e hizmet etmeye başlamıştır. Uzun müddet neticesinde Şeyh Muhammed Diyauddin'den hilafet icazetini almış, Şeyh Muhammed Diyauddin vefat edinceye kadar mümkün oldukça kendisinden ayrılmamıştır. Şeyh Muhammed Diyauddin ile birlikte Birinci Cihan Harbinde düşmanla savaşmıştır. Şeyh Muhammed Diyauddin harp esnasında Şeyh Alâuddîn'e namazlarda imamet görevi de vermiştir. Bu süreçte sergilediği yararlardan ötürü Şeyh Muhammed Diyauddin tarafından oldukça sevilmiş ve sayılmıştır.(22)

Şeyh Muhammed Diyauddin, Şeyh Alâuddîn'e bir mektup yazmıştır. Ve bu mektubunda Şeyh Alâuddîn'in kendisini ziyarete gelme imkânını elde edemediğinden çektiği hasrete mukabil ziyadesi ile memnun olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca bu muhabbetin Şeyh Alâuddîn'e manevî açıdan çok katkı sağlayacağını yazarak ifade etmiştir.(23)

Şeyh Alâuddîn ve kardeşleri arasında bir takım anlaşmazlıklar meydana gelmiştir. Biraderi Kutbeddin, Şeyh Muhammed Diyauddin'e gitmiş, Şeyh Muhammed Diyauddin de ona: "Olayın aslı nedir?" diye sormuştur. Kutbeddin de; "Efendim O'nun biraderine kulak verdiğimizde onun haklı olduğunu zannederiz, şayet Şeyh Alâuddîn'e kulak verirsek, o haklıdır deriz." diye cevap vermiştir. Şeyh Muhammed Diyauddin duyduğu bu kelimelerden rahatsız olur ve: "Şeyh Alâuddîn'in haksız olabileceğini nasıl düşünebilirsiniz? Bilmiyor musunuz ki o, haksız ise, ben de haksızımdır, ben haksız isem büyük Şeyh de haksızdır, o haksız olursa, Seydayı Tâğî de haksız olur ve ilanihaye bu böyle devam eder" demiştir. Kutbeddin de derhal ayağa kalkmış, Hazret'den özür dileyip elini öpmüştür.(24)

Molla Muhammed Bakî el-Norşinî naklediyor: "Şeyh Muhammed Diyauddin'in halifeleri Norşin'e geldiği vakit, kendisine haber edilince; "Hoş gelmiş ve selametle gelmiş" derdi. Lakin Şeyh Alâuddîn geldiği vakit kalkıp divana da gelirdi. Fakat Şeyh Alâuddîn'in gelişinde kendilerini haberdar ettiğimiz vakit, gelişine sevinip tebessüm eder: "hoş gelmiş" der ve derhal divana gelirdi."(25)

Şeyh Muhammed Diyauddin Türkçe bilmediği için kendisini ziyarete gelen Türk yetkililer ile arasındaki tercümanlığı Şeyh Alâuddîn yapmıştır. Buna binaen kendisine; "ikinci lisanım" demiştir. Şeyh Alâuddîn yanında olmadığı zaman, görüşmelerinde sıkıntıya düşmüş ve "Ne yapayım lisanım yanımda değil" demiştir.(26)

Tasavvufta her mürşid kendisinden sonra yerine halife bırakmayabilir. Bir zatın manevi icazet sahibi olabilmesi için olgunluk makamlarını aşıp, irşad derecesine ulaşması gerekmektedir. Şeyh Alâuddîn de çok sayıda kişi yanında seyri sülûk yapmasına rağmen herhangi birine hilafet vermemiştir. Bu hususda kendisine yöneltilen soruları şöyle yanıtlamıştır; "Biz bu malı pahalıya aldık, kimseye ucuza veremeyiz."(27)

Rivayet edildiğine göre Şeyh Alâuddîn, vefat ettiği yıl Ümmül mü'minin Hz. Aişe'nin (r.a) şu cümlelerini sıkça tekrarlamıştır; "Himayesinde yaşayanlar gittiler, hayatları fayda vermeyenler kaldılar"(28)

Şeyh Alâuddîn 1914 yılında Bitlis bölgesinde çıkan Molla Selim isyanında İstanbul hükümetine bağlı kalmıştır. Bu duruma binaen Sultan beşinci Mehmed Reşad tarafından şahsına beşinci rütbeden Mecidiye nişanı takdim edilmiştir.(29)

Şeyh Alâûddîn, 23 Ocak 1949 yılı Pazartesi günü 67 yaşında Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Kabri Bitlis'in Mutki ilçesinin Koyunlu (Ohin) köyündedir.(30)

Çocukları ve Talebeleri

Bir kez evlenen Şeyh Alâuddîn, bölgenin tanınmış ailelerinden Şeyh Abdulkadir-î Geylanî'nin (k.s.) soyundan gelen Kadirî ailesine damat olmuştur.

Şeyh Alâuddîn'in, hem medrese ilimlerini tamamlayan, hem de Tasavvufa / Tarikatta kemale eren ve Ohin Medresesinin devam etmesi yolunda temel dinamiklerin oturmasını sağlayan üç erkek, iki kız olmak üzere toplamda beş evladı olmuştur.(31) Erkek evlatları;

Şeyh Muhammed Mazhar

Şeyh Mazhar, hicri 1331 (M.1912-13) yılında ocak ayının başlarında ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. İlmi eğitiminin tamamını pederinin yanında tamamlayıp, ilmi icazetini de ondan almıştır. İlmi seviyesi gayet yüksek olup, birçok kişi çözemediği konularda kendisinin görüşüne başvurmuştur.

Şeyh Mazhar, derin bir ilmi birikime sahiptir. Zamanında güncel meselelere dair kendisine sorulan müşkül sorulara vermiş olduğu cevaplar, "Mektubat" adlı eserinde biraya toplanmıştır.(32)

Kadirî seyyidlerinden Şeyh Abdulbâri'nin kızıyla evlenen Şeyh Mazhar'ın dört erkek, iki kız olmak üzere toplamda altı evladı olmuştur. Çocuklarından Şeyh Hikmetullah ile Şeyh Safvetullah ilmi birikimleri ile ön plana çıkmaktadır. Özellikle babasından bir sene sonra vefat eden oğlu şeyh Safvetullah kendi dönemine damgasını vurmuştur.(33)

Şeyh Mazhar bir yandan ilimle meşgul olurken diğer taraftan seyr-i sülûkla da iştigal etmiştir. On üç sene babası Şeyh Alâuddîn'in yanında tasavvufî ameline devam etmesine rağmen Şeyh Alâuddîn kimseye hilafet vermediği gibi ona da hilafet vermemiştir. Ancak Şeyh Alâuddîn vefatından önce yanında amel edenlere Norşin'li Şeyh Muhammed Diyauddin'in halifesi olup, Suriye'de ikamet eden Şeyh Mahmud- u Karaköyü'nün yanında amel etmelerini tavsiye etmiştir. Bunun üzerine Şeyh Mazhar Suriye'ye gidip kısa bir süre sonra amelini tamamlayarak hilafet icazetini almıştır.

Şeyh Mazhar 1 Ocak 1989 tarihinde yetmiş beş yaşında vefat etmiştir. Kabri babası ve kardeşlerinin kabirlerinin yanında, Ohin köyündedir. Şeyh Mazhar kendisinden geriye şu dört eseri bırakmıştır:

1-Nehcetü'z-zekiyye fî âdâb-i tarikati'n-nakşibendiyye

2- Telhisü'l-nef-el ümmeh fi iskât-ı mâ fi'z-zımmeh adlı İskat Risalesi

3- er-Risale fi'l-kader ve'l-kada

4- Mektubât

Şeyh Muhammed Halid

Hicri 1334 (M.1915-16) yılı şubat ayında Siirt ili Baykan ilçesi Verkanis (Kasımlı) köyünde dünyaya gelen Şeyh Halid üç kardeşin ikincisi ve en bilgini olarak tanınanıdır.

İlmi eğitimini pederinin yanında tamamlamış ve icazeti ondan almıştır. Tasavvufi ameline pederinin yanında başlamasına ve on iki yıl amel etmesine rağmen, pederi kimseye hilafet vermediği gibi, kendisine de hilafet vermemiştir. Şeyh Halid, babasının tavsiyesi üzerine abisi Şeyh Mazhar ile beraber Şeyh Mahmud-u Karaköyü'ye intisab edip kısa zamanda kendisinden hilafet icazetini almıştır.(34)

Şeyh Halid, Zokeyd (Siirt, Kurtalan'nın bir köyü) şeyhlerinden olan Şeyh Mahmud'un kızıyla evli olup, beş erkek, dört kız olmak üzere toplamda dokuz evladı olmuştur. Erkek çocuklarının hepsi medrese ilimlerini tahsil etmişlerdir. Hali hazırda Ohin Medresesinin yönetimini baş müderris ve idarecisi olan oğlu şeyh Fethullah Ayte devam ettirmektedir.

Şeyh Halid Efendi kardeşleri içerisinde ilk vefat edenleridir. Ömrünün son zamanlarında yakalanmış olduğu kemik kanserinden tedavi gördüğü Ankara'daki Çankaya hastanesinde 25 Ocak 1986 günü Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi Ohin köyüne getirilerek babasının yanına defnedilmiştir.(35)

Şeyh Muhammed Asım

Şeyh Alâuddîn'in üçüncü oğlu olup hicri 1341 (M. 1922) yılının Mart ayında Ohin Köyünde dünyaya gelmiştir. İlim tahsilini abileri gibi o da babasının yanında tamamlayıp ilmi icazetnamesini almıştır. Tasavvufi amelini de babasının yanında yaptığı halde abileri gibi o da babalarının işaretiyle Şeyh Mahmud-u Karaköyü'ye intisab etmiş ancak ağabeyleri hilafet icazetini almasına rağmen kendisi alamadan şeyhi vefat etmiştir. Bununla beraber şeyhinin işaretiyle Şeyh Muhammed Diyauddin'in torunu Şeyh Takıyyuddin'e gidip intisab etmiş ve hilafet icazetini ondan almıştır.

Şeyh Asım'ın üç erkek, iki kız olmak üzere toplamda beş evladı olmuştur. Hâlihazırda Ohin medresesinin baş müderrislerinden biri de oğlu Şeyh Mesud Türel'dir. Şeyh Asım 11 Temmuz 2011 tarihinde rahatsızlanarak Bitlis Devlet Hastanesine kaldırılmıştır. Kendisine beyin kanaması teşhisi konulmuştur. 12 Temmuz 2011 tarihinde sabaha karşı, 92 yaşında vefat etmiştir. (36)

-devam edecek-

Dipnotlar

22-Korkusuz, a.g.e., s. 270; Yücel, a.g.e., s. 57.

23- Selahaddin Kınacı, Mektubat-ı Hazret, Sey-Tac Yayınları, İstanbul 2003, s.27; Yücel, a.g.e., s. 57.

24- Yücel, a.g.e., s. 58; Korkusuz, a.g.e., s. 271.

25- Korkusuz, a.g.e., s. 270-277.

26 -Korkusuz, a.g.e., s. 270-277.

27-Korkusuz, a.g.e., s. 270-277; Yücel, a.g.e., s. 59;

28-Yücel, a.g.e., s. 59; Korkusuz, a.g.e., s. 270-277.

29 -Korkusuz, a.g.e., s. 270-277; Serdar, Bitlis Erenleri -2, s. 387; Serdar, İstiklale Açılan İlk Kapı Bitlis, s. 254;

30-Yücel, a.g.e., s. 59; Serdar, İstiklale Açılan İlk Kapı Bitlis, s. 253.

31-Korkusuz, a.g.e., s. 276; Serdar, Bitlis Erenleri -2, s. 387; Mehmet, Ardıç, Bitlis Ve Çevresinde Yetişen Mutasavvıflar Ve Tasavvuf Kültürünün Oluşması, Bsma. yük. Lis. Tezi, Van, 2009, s. 52.

32-Serdar, a.g.e., s. 399.,

33-Serdar, a.g.e., s. 399.

34-Serdar, a.g.e., s. 403.

35-Serdar, a.g.e., s. 404.

36-Serdar, a.g.e., s. 409.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ŞEYH ALÂUDDÎN EL-OHİNÎ, HAYATI VE ESERLERİ-3

ŞEYH ALÂUDDÎN EL-OHİNÎ, HAYATI VE ESERLERİ-3

Yaşadığı Ortam Şeyh Alâuddîn, Osmanlı İmparatorluğunun son zamanları, Birinci Dünya Sa

ŞEYH ALÂUDDÎN EL-OHİNÎ, HAYATI VE ESERLERİ-2

ŞEYH ALÂUDDÎN EL-OHİNÎ, HAYATI VE ESERLERİ-2

Tasavvufi Yönü Şeyh Alâuddîn, evvela pederinin yanında Nakşibendî Tarikatına girmiştir. F

ŞEYH ALÂUDDÎN EL-OHİNÎ, HAYATI VE ESERLERİ-1

ŞEYH ALÂUDDÎN EL-OHİNÎ, HAYATI VE ESERLERİ-1

Nesebi Şeyh Alâuddîn el-Ohinî hicri 1299 (M.1881) yılında Bitlis’e bağlı Norşin (Güro

HASAN BASRİ ÇANTAY (1887-1964) -5. BÖLÜM-

HASAN BASRİ ÇANTAY (1887-1964) -5. BÖLÜM-

“Hasan Basri Çantay, tasavvufun ruhu ve ahlâkı üzerindeki etkilerinin görüntüsü olarak sâ

HASAN BASRİ ÇANTAY (1887-1964) -4. BÖLÜM-

HASAN BASRİ ÇANTAY (1887-1964) -4. BÖLÜM-

Türk Edebiyatının önemli şâirlerinden olan Hasan Basri Çantay, klasik formlarda yazılmış

HASAN BASRİ ÇANTAY (1887-1964) -3. BÖLÜM-

HASAN BASRİ ÇANTAY (1887-1964) -3. BÖLÜM-

TASAVVUFA OLAN İLGİSİ Hasan Basri Çantay çocukluğundan itibaren tasavvufa merak salmıştı

HASAN BASRİ ÇANTAY (1887-1964) -2. BÖLÜM-

HASAN BASRİ ÇANTAY (1887-1964) -2. BÖLÜM-

ÜSTAD MEHMED ÂKİF’LE DOSTLUĞU VE MİLLETVEKİLLİĞİ Büyük şâirimiz Mehmed Âkif’le ol

HASAN BASRİ ÇANTAY (1887-1964) -1. BÖLÜM-

HASAN BASRİ ÇANTAY (1887-1964) -1. BÖLÜM-

Son devrin önemli âlim ve entelektüellerinden olan Hasan Basri Çantay, çok yönlü kültüre sa

KONYALI MEHMED VEHBİ EFENDİ (1861-1949) -2. BÖLÜM-

KONYALI MEHMED VEHBİ EFENDİ (1861-1949) -2. BÖLÜM-

Şer’iyye ve Evkaf Vekilliğinden çekilen Mehmed Vehbi Efendi, hiçbir partiye girmeme konusunda

KONYALI MEHMED VEHBİ EFENDİ (1861-1949) -1. BÖLÜM-

KONYALI MEHMED VEHBİ EFENDİ (1861-1949) -1. BÖLÜM-

Şer'iye ve Evkaf Vekili bulunduğu sırada Vekâletin resmî atlı arabasına bir gün bile binmem

SOLAKZÂDE SÂDIK EFENDİ (1884-1960) -2. BÖLÜM-

SOLAKZÂDE SÂDIK EFENDİ (1884-1960) -2. BÖLÜM-

Eser yazmaktan daha çok talebe yetiştirmeye önem veren Sadık Efendi'nin ferâiz konusunda basıl

İman edip iyi yararlı işler yapanları, muhakkak salihler (zümresi) içine katarız.

Ankebût, 9

GÜNÜN HADİSİ

"Kim ilim tahsili için bir yola girerse Allah ona cennete gidecek yolu kolaylaştırır."

Müslim

TARİHTE BU HAFTA

*Cumhuriyet'in ilanı(29 Ekim 1923) *Sütçü İmam Maraş'ta direnişi başlattı(31 Ekim 1919) *I.Dünya Harbine girdik(1 Kasım 1914) *İmam-ı Rabbani Hz.lerinin İrtihali(2 Kasım 1624) *Hz.Ömer(r.a.)'in Şehadeti(3 Kasım 644)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI