Cevaplar.Org

DURSUN ÖZÇELİK

1998 YILININ sıcak bir Temmuz gününde, Üstad’ımızı görmüş ve halen hayatta olan talebelerini ziyaret maksadıyla Batı Karadeniz yollarına düşmüştük. Kastamonu’dan İnebolu’ya giderken muhteşem manzaralara şahit olduk. Yollar çok virajlı ve yokuş; fakat o dağlar, orman ve muhteşem ağaçlar, göze, buruna, hatta hışırtılarıyla kulağa da hitap ediyor... İşte bu dağlar arasında bir ilçe var ki, tertemiz insanları ve havasıyla bizleri mest etti. Bu ilçenin adı, Küre. Risale-i Nurlarda adı geçen bu şirin ilçe, Aziz Üstad’ımız Kastamonu’dayken “Kastamonu, İnebolu, Araç, Taşköprü…” gibi hizmet kervanına katılmış mübarek bir karye. Bu mübarek karyede mübarek bir ağabeyimiz olduğunu duyunca hemen ziyaretine karar verdik.


Ömer Özcan

ozcannurs@hotmail.com

2014-12-15 03:41:23

1998 YILININ sıcak bir Temmuz gününde, Üstad'ımızı görmüş ve halen hayatta olan talebelerini ziyaret maksadıyla Batı Karadeniz yollarına düşmüştük. Kastamonu'dan İnebolu'ya giderken muhteşem manzaralara şahit olduk. Yollar çok virajlı ve yokuş; fakat o dağlar, orman ve muhteşem ağaçlar, göze, buruna, hatta hışırtılarıyla kulağa da hitap ediyor... İşte bu dağlar arasında bir ilçe var ki, tertemiz insanları ve havasıyla bizleri mest etti. Bu ilçenin adı, Küre. Risale-i Nurlarda adı geçen bu şirin ilçe, Aziz Üstad'ımız Kastamonu'dayken "Kastamonu, İnebolu, Araç, Taşköprü…" gibi hizmet kervanına katılmış mübarek bir karye. Bu mübarek karyede mübarek bir ağabeyimiz olduğunu duyunca hemen ziyaretine karar verdik.


"Üstad, ellerinden öpenin alnından öperdi"
Dursun Özçelik Ağabey, Üstad'la beraber Denizli hapsinde dört ay yatmış. Bizi çocuklarıyla beraber işlettiği alt katı bakkal, üst katı da otel olarak kullanılan binanın otel kısmına çıkardı. Bakkalda oğlu ve torunu vardı. Dursun Ağabey çok yaşlı; zor konuşabiliyor ve çok zor yürüyebiliyor.


Çok sıcak alâka gördük. Hele Dursun Ağabey bizi görünce sevinçten uçuyor, ne yapacağını şaşırıyordu. "Üstad, ellerinden öpenin alnından öperdi; ben de sizin alnınızdan öpmek istiyorum" dedi ve tek tek hepimizin alnından öptü. "Mis gibi kokuyorsunuz" diye de iltifatlarda bulundu. "Beni memnun ettiniz, Allah da sizi memnun etsin" diye tekrar tekrar dualar etti.

Oğlunun adı "Mehmet Feyzi," torununun adı "Ahmet Feyzi"
Dursun Ağabey İzmir'den geldiğimizi duyunca, çok muhabbetinin olduğunu anladığım Ahmet Feyzi Kul Ağabeyi sordu. Kendisinin vefat ettiğini ve Çamlık'ta medfun olduğunu söyledim. Sonra Hasan Atıf Egemen Ağabeyi sordu. Onun da vefat ettiğini, Ahmet Feyzi'yle Çamlık'ta yan yana yattığını söyledim. Bir müddet sessiz kaldı; çok duygulanmıştı, gözleri nemlendi. Biz bilemiyoruz, ama herhalde tam 45 sene evvel Denizli Hapishanesi'nde yaşadıkları hatıralar aklına gelmişti. Dedi: "Üstad Hazretleri, Ahmet Feyzi'ye 'Risale-i Nur'un avukatı' derdi." Dursun Ağabey, oğlunun adının "Mehmet Feyzi," torununun adının da "Ahmet Feyzi" olduğunu söyledi. Belli ki bu iki "Feyzi"ye çok muhabbeti vardı...

 

"Biz o zamanlar ne yazdığımızı bilmezdik"
Dursun Ağabey anlatıyor: "Üstad'ı Kastamonu'da karakolun karşısındaki evinde ziyaret ettim. Karadağ'a Mehmet Feyzi Efendi'yle giderdi. Biz o zamanlar ne yazdığımızı da bilmezdik. Sonradan anladık ki yazdığımız Üçüncü Şua (Münacat Risalesi) imiş. Denizli Hapishanesi'nde dört ay yattım. MahkemeReisi Ali Rıza Bey çok iyiydi. Üstad zaman zaman ayağa kalkıp, hâkimlere doğru müdafaaya başladığında 'Said Efendi, sen rahat ol, müdafaanı yapacaksın' derdi."


Birden yangın durdu ve geri çekildi 
"Üstad, 'Benim eserlerimin olduğu yerde yangın çıkmaz' dermiş. Ben buna gözümle şahit oldum. "Bu bina eskiden ahşaptı. Yandaki bina yanmaya başlayınca burası da çatıdan tutuştu. Biz de çaresiz yerden bir bardak su attık çatıya... Birden yangın durdu ve geri çekildi. İçeride eserler vardı. Allah'ın lütfuyla, eserlerin şefaatiyle kurtulduk."Dursun Ağabey, "İnanılması güç bir şey" diyerek hayret ve heyecanile bu hadiseyi yeniden yaşıyor gibi anlatıyordu.


"Ahmet Nazif'in evi satın alınsın" 
Mübarek Dursun Ağabey çok yaşlı olduğundan çabuk yoruluyor ve zor konuşabiliyordu. Bu yüzden kendisini konuşturarak daha fazla yormak istemedik. İnebolu'ya gideceğimizi söyleyerek ellerini öpüp müsaade aldık. Ayrılırken İnebolu'daki Ahmet Nazif Çelebi'nin evini ziyaret etmemizi tembih etti ve bu evin çok tarihî hizmetler yaptığını söyledi. Öğle namazını Küre'nin tarihî Akşemsettin Camii'nde kılıp ayrıldık. Bir sene sonra Dursun Ağabeyimizin vefat ettiğini duyduk. Allah rahmet eylesin!

Ömer Özcan

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

Eymen, 2014-12-15 06:25:45

Dursun Ağabey hakkındaki yazı gayet güzel olmuş. Fakat aktarılırken 2 defa aktarılmış. Düzeltilirse güzel olur. selam ve dua ile kardeşiniz

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

YUVALI HATİP HOCA

YUVALI HATİP HOCA

Asıl adı Mehmed Ali Bilgin olan Yuvalı Hatip Hoca 1891 yılında Ankara’nın Yenimahalle ilçes

VELİ IŞIK KALYONCU

VELİ IŞIK KALYONCU

Veli Işık Kalyoncu, Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin son yıllarının ve Risale-i Nur

ŞÜKRAN ÜNLÜKUL

ŞÜKRAN ÜNLÜKUL

20 Kasım 2011 tarihinde milyonların Üstad dediği Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin gelini Mu

ŞEMSEDDİN TUĞRUL

ŞEMSEDDİN TUĞRUL

13 Temmuz 2009 tarihinde Şemseddin Tuğrul Ağabeyin Van’daki dükkânındayız. Van hizmetlerini

SÜLEYMAN KAYA (GAYE)

SÜLEYMAN KAYA (GAYE)

İşte efsanevi bir kahraman daha; Süleyman Kaya... Daha doğrusu Hz. Üstad’ın düzeltmesiyle

RIDVAN (ERDOĞAN) UTANGAÇ

RIDVAN (ERDOĞAN) UTANGAÇ

Bursa’nın Aksu Köyünde Rıdvan ağabeyin evindeyiz. Aksu Köyü yeşilliği ve bol suları ile

REFİK AĞIR

REFİK AĞIR

Avukat Gültekin Sarıgül “Ömer kardeş, Burdur’da Hz. Üstad’la görüşmüş yaşlı bir a

ÖMER KUŞ

ÖMER KUŞ

Ömer Kuş, epey zamandır gözlerden ırak kalmış çok eski, çok fedakâr ağabeylerimizden biri

OSMAN BOZKURT

OSMAN BOZKURT

Osman Bozkurt, Hz. Üstad’ın tabiriyle “Kahramanlar Ocağı Denizli”nin Süller Nahiyesinden.

MUSTAFA KARAPINAR

MUSTAFA KARAPINAR

Mustafa Karapınar ile İstanbul Bostacı’da, evinin yakınında bulunan tarihi Kuloğlu Camiinde

NADİR BAYSAL

NADİR BAYSAL

Bediüzzaman Hazretleri 1936-1943 yılları arasında Kastamonu’da sürgün olarak yaşamıştır.

Ey iman eden kullarım! Şüphesiz benim arzım geniştir. O halde (nerede güven içinde olacaksanız orada) yalnız bana kulluk edin.

Ankebut, 56

GÜNÜN HADİSİ

İslam hakkında.

"İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe'ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak" Buhari-İman:1

TARİHTE BU HAFTA

*Muhammed Raşid Hz.lerinin Vefatı. (22 Ekim 1993) *Astronomi Alimi Uluğ Bey'in Vefatı(25 Ekim 1449) *Fatih Sultan Mehmed Han'ın Trabzon'u Fethi(26 Ekim 1461)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI