KIZIL İCAZ ALTINCI BEYİT- 9. DERS(2)

Kendisine uyulanların seyyidi, efendisi...Niçin? Üstad diyor ki; لان كتابه جمع الجوامع “Çünkü onun kitabı bütün mukaddes kitapları toplayan, cem edendir.” Dolayısıyla, böyle bir kitabın sahibi olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de kendisine ittiba olunanların(zaten burada muktefa ile Peygamberler kastedilmektedir) efendisidir.


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2023-11-04 10:31:18

محمد سيد كل مقتفي

Kendisine uyulanların seyyidi, efendisi...Niçin?

Üstad diyor ki;
لان كتابه جمع الجوامع

"Çünkü onun kitabı bütün mukaddes kitapları toplayan, cem edendir." Dolayısıyla, böyle bir kitabın sahibi olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de kendisine ittiba olunanların(zaten burada muktefa ile Peygamberler kastedilmektedir) efendisidir.

 لانه متأخر لانه متقدم

"Çünkü o kitab; nüzul cihetiyle sona bırakılmış bir kitap ve şeref bakımından mütekaddim olan, öne alınmış olan bir kitaptır." Bundan dolayı seyyid, bundan dolayı efendi.

Buradaki hu zamiri kitaba gidebildiği gibi, Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme de gidebilir.

 العربي

Peygamber efendimiz öyle seyyid ki, "Araplara mensub"

Üstad buna izah getirirken diyor ki;

 وفي ابنائه الصدق والذكاء

"O kavmin evlatları arasında sıdk, doğruluk ve zeka mevcuttur."

Zeka kelimesinin manasının bereket ve temizlik manasına geldiği Mevarid'e baktığımız zaman 702. sayfasunda göreceğiz. Peltek z ile okursak, yine Mevarid'in 548. sayfasında zeki olmak manasına geldiğini göreceğiz.

İlk manayı, yani bereket ve temizlik manalarına almak daha uygun gibi.

Not: Prof. Dr. Ahmed Akgündüz, Prof. Dr. Niyazi Beki hocalar peltek z ile olan zeka manasını almışlar. Niyazi Beki hocamız izahında; "Bedevi bir kavim oldukları dönemde bile; belagat, şiir ve hitabette diğer bütün milletlerden daha üstün oldukları tarihi bir hakikattır. İslam'a girdikten sonra bütün dünyaya meydan okumaları, onlara muallimlik yapmaları, onları idare etmeleri, Üstadın işaret ettiği zeka ve sadakat noktasında ne kadar kabiliyetli olduklarını göstergesidir" diye yazmaktadır. (Prof Dr. Niyazi Beki, Kızıl İcaz Şerhi, s. 26)

Merhum  Seyda Musa Geçit  efendi ise, ilk olarak nüshada keskin ze( ز) olarak geçtiğine göre mana verip, "salih" manasını verdikten sonra, bir nüshada peltek ze(ذ ) ile geçtiğini belirtip; "anlayışı, kavraması süratli" manasını vermektedir.(Salih Okur)

 الهاشمي 

"Haşim oğullarına mensub" 

 وفي بيته الشهامة والسماحة والمنسوب منسوب اليه

"Onların(Haşimoğullarının) arasında şehamet(saygınlık) vardır."

Bu şehamete bir yerde "yüreklilik" manasına verildiğini sanki bir yerde gördüm gibi geliyor.

Muhlis Körpe hoca; 

- O size nereden geliyor biliyor musunuz hocam? Bediüzzaman hazretleri üflemiştir kulağınıza.(gülüşmeler)

Neden? Çünkü hazret-i Üstada göre şehamet; haksız insanlara ve zalimlere karşı zillet göstermemek, dalkavukluk etmemek, aciz ve zayıf insanlara karşı da tahakküm etmemek ve onlara kibirlenmemek demek.

Not: Burada Ali Haydar hocamız bir jest yaparak, Muhlis Körpe hocamızın hazırladığı "Risale-i Nur Istılahları" adlı kitabı gösterip, "hocam buraya mana vermeden önce, bu kitaba bakmam gerekiyormuş" diyor.(Süeda Yayınlarından mezkur kitap temin edilebilir)

Bir de o Haşimoğullarında ne vardır?

 والسماحة  

Semahat yani hoşgörü vardır.  

والمنسوب منسوب اليه  

"Haşimoğullarına mensub olan bu iki sıfata da mensubtur." 

 Peki sondaki müzekker olan hu zamiri nasıl müzekker olan semahat ve şehamet kelimelerine gider? Gitmez aslında normalde. Şöyle gider; Ayet-i kerimede buyruluyor ki;

اعْدِلُواْ هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى  

"Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. (Maide:5/8) Buradaki hüve zamiri adalete gitmesi gibi, Hazret-i Üstad da bu ayete atıfta bulunarak o hüveyi müennes kelimelere göndermiş olabilir.

Şimdi gelelim

المصطفي  

Kelimesine...

كقفا وارجعون مكررا مع انفراده

Mustafa kelimesi قفا kelimesi gibidir. Daha?ارجعون kelimesi gibidir. ارجعونİrcuni kelimesi Muminun Suresi 99. ayet-i kerimesindeki;

قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِ

"diyecek ki: rabbım! döndür, döndür beni döndür"(Müminun; 23/99) Burada İrciu (beni çevir) kelimesi cemi(çoğul) geldi. Cem'in asgarisi üçtür. Yani burada İrcii kelimesi en az üç defa( beni çevir, beni çevir, beni çevir) olmak üzere, milyar kere de gider. Neticede, Cehenneme giren insanlar bir rivayete göre 1000 yıl "ya Malik, ya Malik ya Malik" diye Cehennemle vazifeli baş meleğe -Ayet-i kerimede beyan edildiği gibi yalvarırlar;

وَنَادَوْا يَا مَالِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَ

"Ve şöyle çığrışmaktadırlar: ya Mâlik! Rabbın işimizi bitiriversin"(Zuhruf: 43/77)

Cenab-ı Hak da onlara uzun yıllar sonra, cevap verecek;

قَالَ اخْسَؤُوا فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ

"Sinin orada! Benimle konuşmayın"(Müminun: 23/108)

Demek burada irciu kelimesi, Üstadın dediği gibi, mükerrer manası ifade etmektedir.

Yine Üstad, Kifa kelimesini belirtti. Müennes bir kelimedir. "Dur, dur" demektir.

Kifa sözü, meşhur Cahiliye şairi İmru'l Kays'ın bir şiirinde geçen bir kelimedir. Araplar İmrul Kays'ı Nahivde, Fesahatta, Belagatta delil olarak kullanırlar. Hazret-i Üstad da burada kifa kelimesini zikrederek, İmrul Kays'ın bu sözünü delil olarak zikrediyor. Bunun böyle olduğunu biz Üstadın;

 بحذف لفظ من

ibaresinden anlıyoruz.

Şimdi İmrül Kays şiirinde "kif kif"(dur! dur!) dememiş de, Kifa demiş. Veya yukarıdaki ayet-i kerime de İrcuudaki mükerer manalar gibi.

Şimdi Üstadın ibaresini tekrar okuyalım;

 كقفا وارجعون مكررا مع انفراده بحذف لفظ من  

Mustafa kelimesi Kifa kelimesi gibidir veya İrcuuni kelimesi gibidir. Bunlar lafızlarının müfred olması ile beraber mükerer oldukları halde. Min lafzının hazfıyle.

"Min lafzının hazfıyle" demek suretiyle Hazret-i Üstad İmru'l Kays'ın içinde Kifa kelimesini de geçtiği bir şiirine işaret ediyor

İmru'l Kays'ın şiiri şöyle;

قفا نبك من ذكري حبيب ومنزل بسقط اللوي بين الدخول فحومل 

"Dur, dur, dostu ve onun Duhul ve Havmel arasındaki alçak kumsaldaki menzilini hatırlamaktan dolayı ağlayalım." (Merhum Sadreddin Yüksel hoca da şerhinde aynı şiire yer vermiş. Keza, merhum Seyda Molla Musa hoca da, Hüseyin b. Ahmed ez-Zevzenî'nin Şerhu'l Muallakat-ı Seb'a adlı eserinden nakilde bulunmuş.(Salih Okur)

Bize bu şiirde lazım olan, manası mükerrrer olan kifa kelimesinin kullanılması kelimenin sahih olduğunu gösterir. Mustafa kelimesi de aynen kifa kelimesi gibidir.

Şimdi Mustafa kelimesine gelelim;

 فهو مشتق من خمسة افعال وهي اصطفي  

"O (Mustafa kelimesi) beş fiilden doğmuştur ki, o da istifa kelimesidir."

 İstifa fiiline Mevarid'e baktığımız zaman, (s. 871) bu fiilin safa kökünden geldiğini görüyoruz. Lugavi manası; safi olmak. Birinci babtan geliyor.(sülasi müceredlerin birinci babı)

İkincisi, if'al babına naklediliyor. Esfa, yusfi, isfaen.; Bir şeyden hâli olmak manasında.

Üçüncüsü, mufaale babında geliyor; sa'fa yusafi musafaten; mufaale babından geliyor.

Dördüncüsü; tef'il babından da geliyor. Saffa yussaffi tasfiyyen. Tasfiye etmek , süzmek manasında,

Beşincisi, işte mevzumuz olan şey;  İstafa fiili.  Seçmek, tercih etmek manasında.

Altıncısı; Tasafa, yetasafa tesafiyen.

Yedincisi; İstasfa, yestasfi, İstasfiyyen olmak üzere bu fiil yedi babta geliyor.

Bir de Hazret-i üstad şunu da kastetmiş olabilir; İstafa kelimesini sıgaladığımız zaman da, yani emsile-i muhtelifesini çektiğimiz zaman da; yani estefa, yestafi, istifaen, mustafin, mustafen.. ilaahir derken, mustafa kelimesi de beşinci sıraya tekabül ediyor.

Bir de bir hadis-i şerif var;

إنَّ اللّهَ اصْطَفَى كِنَانَةَ مِنْ وَلَدِ إسْمَاعِيلَ، وَاصْطَفَى قُرَيْشاً مِنْ كِنَانَةَ، وَاصْطَفى مِنْ قُرَيْشٍ بَنِي هَاشِمٍ، وَاصْطَفَانِي مِنْ بَنِي هَاشِمٍ[. أخرجه مسلم .

"Allah, İsmailoğullarından Kinâne'yi seçti. Kinane'den de Kureyş'i seçti. Kureyş'ten de Haşimoğullarını seçti. Haşimoğullarından da beni seçti." (Mülim, Fezail, 1; Tirmizî, Menakıb, 1; Ahmed b. Hanbel, 4/107). İbn Hacer, Müslim'in sahihinde geçen hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.(Fethu'l-Bârî, 9/133) Tirmizî, rivayet ettiği aynı hadis için "Hasen-Sahih" demiştir. Burada da Efendimiz beşinci sırada zikredilmekte, üstad buna da işarette bulunmuş olabilir.

Not: Burada merhum Sadreddin Yüksel hoca, Tirmizi'nin şu hadisini misal vermiş, ki aynı manaya delalet eder;

 كما قال صلي الله عليه وسلم ان الله اصطفي من ولد ابراهيم اسماعيل واصطفي من ولد اسماعيل بني هاشم واصطفاني من بني هاشم رواه الترمذي  

Not: 2; Üstadın merhum kardeşi Abdülmecid Efendi, 

 قد اشتق من اصطفي خمس مرات علي ما اشار اليه حديث الاصطفاء  

Demekle, burada üstadın beş defa seçilme manasıyla, yukarıda zikredilen İstafa hadisine işaret ettiğini belirtmiş oluyor.(Salih Okur)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

"İyilik ve takva üzerine yardımlaşınız, kötülük ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayınız."

Mâide, 2

GÜNÜN HADİSİ

Ey Allah'ın Resulü," dedim, "şayet Kadir gecesine tevafuk edersem nasıl dua edeyim?" Şu duayı okumamı söyledi: "Allahümme inneke afuvvun, tuhibbu'l-afve fa'fu anni. (Allahım! Sen affedicisin, affı seversin, beni affet.)

Tirmizi, Da'avat 89,Ravi (r.a.): Aişe

TARİHTE BU HAFTA

*Prut Barış Antlaşması (Osmanlı-Rusya) 22 Temmuz 1711 *İkinci Meşrutiyet'in ilanı 23 Temmuz 1908

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI