"İSLÂM DİNİ SAVAŞ VE TERÖR DİNİ MİDİR? YA DA KILIÇ ZORUYLA MI YAYILMIŞTIR?"

Muhterem Müslümanlar! Oryantalistlerin sürekli olarak İslâm dinini savaş ve terörle özdeşleştirdiklerini ve Peygamberimizi de kılıç ve baskı zoruyla İslâm’ı yaydığını iddia ettiklerini görüyoruz. Adını barış, selamet, güven ve huzurdan alan bir dini terörizmle anmak gayri ilmi ve gayri ahlakidir.


Seyda Musa Geçit Hocaefendi

musa_bazid04@hotmail.com

2022-01-01 11:42:51

Muhterem Müslümanlar!
Oryantalistlerin sürekli olarak İslâm dinini savaş ve terörle özdeşleştirdiklerini ve Peygamberimizi de kılıç ve baskı zoruyla İslâm'ı yaydığını iddia ettiklerini görüyoruz. Adını barış, selamet, güven ve huzurdan alan bir dini terörizmle anmak gayri ilmi ve gayri ahlakidir. İslâm düşmanlarının bu asılsız iddialarının arkasındaki temel faktör, yeryüzüne huzur getirecek ve yeniden medeniyet bayrağını taşıyacak İslâm'ın/Müslümanların önünü kesmek, gayri Müslimlerin Müslüman olmalarını engellemektir. Bu amaçları için İslâm ve Müslümanları terörizm ile yan yana getirmeye çalışıyorlar.
Hz. Peygamberimizin hayatına baktığımızda Onun en büyük düşmanları bile kendisine "emin" dediklerini biliyoruz. İslâm davasına başladığında yalnızdı. Ne devleti, ne ordusu ne de bir gücü vardı. Aşireti, akrabaları bile Ona çok muhalefet ediyorlardı ve hatta kendisine işkence ediyorlardı. Davasını terk etmek için mal, mevki, güç vb. teklif ettiler. Ancak O, davası uğruna "barış/silm/İslâm" yolunda hiçbir zaman silaha ve şiddete başvurmadı.

Hicretten sonra yeni kurulmuş İslâm Devletinin başkanı oldu. İslâm Devletini korumak için o günün konjonktürel şartlarına göre savaş bir gereklilikti. Zaten Peygamberimizin yaptığı savaşlar İslâm'ı zorla yayma amacıyla yapılmış savaşlar değil, bilakis toprağı/devleti ve vatandaşları savunmak amacıyla yapılmış nefsi müdafaadır.

Hulefa-i Raşidin döneminde de İslâmiyet, zulüm, zorbalık ve kılıç fethiyle değil, yüreklerin fethiyle yayılmıştır. Arap dışındaki unsurlar, binlerce yıl iki büyük imparator Pers ve Roma'nın zulmü altında işkencelere, zulümlere ve baskılara maruz kalmışlardı. Bu topraklarda sürekli iktidar ve hâkimiyet kurma mücadelesi devam etmekteydi. Yerli halklar "bir kurtuluş ümidi" içerisinde yaşamaktaydılar. Kendi kültür ve geleneklerindeki adet ve yaşam tarzları yeni din olan İslâm ile örtüşüyordu. Hiçbir baskı ve zulüm olmadan İslâm'ı din olarak kabul ettiler, Rum ve Pers imparatorluklarının esareti altından kurtulup özgürlüklerine kavuştular. Hz. Ömer'in Kudüs fethi buna en güzel örnektir. Uzak Doğu'da da İslâm'ın yayılışı savaşla olmamış, bilakis ticaret ve tasavvuf aracılığıyla gerçekleşmiştir. Endonezya, Malezya, Filipin, Tayland gibi ülkelerde İslâm, Müslüman tüccarlar vasıtasıyla yayılmıştır.

Bugün ise İslâmofobya yalanı sürekli gündemde tutulmasına rağmen Batı ülkelerde İslâm'ın yayılışı tasavvuf ve İslâmi cemiyetler eliyle hızlıca artmaktadır. Misyonerlerin Hıristiyanlık propagandası için yaptıkları zülüm ve katliamları ile İsrail'in taşkınlıklarını burada anlatmayı gerek görmüyoruz bile.

Buradan da anlıyoruz ki oryantalistlerin İslâm hakkındaki ithamları kuru bir iftiradan başka bir şey değildir. Ehl-i insaf bazı batılı düşünürler bile İslâm'ın savaş ile birlikte zikredilmesinin doğruyu yansıtmadığını belirtirler.
NOT: Bu makale merhum Seydamızın "Mecmuatü'l-Fevaid" adlı kitabından derlenerek alıntı yapılmıştır. Bkz. S. 48, 64

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Artık kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir; kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmış olur.

Zümre, 41

GÜNÜN HADİSİ

"Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!"

Ebû Dâvud

TARİHTE BU HAFTA

*Conk Bayırı Zaferi(10 Haziran 1915) *Yeniçeri Ocağı'nın Lağvı(12 Haziran 1826) *Cemil Meriç'in Vefatı(13 Haziran 1987) *Darendeli Hacı Hulusi Edendi'nin Vefatı(14 Haziran 1990) *Türkçe Ezan Uygulamasının Kaldırılması(16 Haziran 1950)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI