Cevaplar.Org

HADİS YAZILMASINI YASAKLAYAN RİVAYETLERE BAKIŞ

Bir önceki konuda buna dair bazı sahih hadisler aktardık. Bunların bir kısmı hadis yazımına müsaade ederken diğer bir kısmı da bunu emretmekteydi. Ancak geriye hadislerin yazıya aktarılmasını yasaklayan hadisler kalmaktadır. Bunlar araştırma ve tetkik gerektiren hadislerdi


Muhammed Salih Ekinci

sghursi@gmail.com

2021-10-21 13:08:48

II. HADİS YAZIMINI YASAKLAYAN HADİSLERLE HADİS YAZIMINA MÜSAADE EDEN ve BUNU EMREDEN HADİSLERİN TELİFİ  Bir önceki konuda buna dair bazı sahih hadisler aktardık. Bunların bir kısmı hadis yazımına müsaade ederken diğer bir kısmı da bunu emretmekteydi. Ancak geriye hadislerin yazıya aktarılmasını yasaklayan hadisler kalmaktadır. Bunlar araştırma ve tetkik gerektiren hadislerdir. Allah Rasûlü'nün (S.A.V) hadis yazımını hoş karşılamadığını bildiren rivayetleri aktaran üç sahabî vardır. Bunlar: Ebu Said el-Hudrî, Ebu Hureyre ve Zeyd b. Sabit'tir (r.a).

1- Zeyd b. Sabit'in hadisi  

Zeyd b. Sabit'in konuyla ilgili iki rivayeti bulunmaktadır. Birinci rivayet, Muttalib b. Abdullah b. Hanteb yoluyla nakledilmiştir. İbn Hanteb der ki: "Zeyd b. Sabit, Muaviye'nin yanına geldi. Muaviye kendisine bir hadis sordu. Bir başkasına da hadisi yazmasını emretti. Zeyd kendisine şöyle dedi: 'Allah Rasûlü, hadislerinden herhangi bir şey yazmamamızı emretti.' Bunun üzerine Muaviye yazıyı sildi."(1) Hadisin bu varyantı zayıftır. Zira Muttalib b. Abdullah, Zeyd'den hadis duymuş değildir.(2)

Hadisin ikinci varyantı Şa'bî'den nakledilmiştir. Buna göre Mervan Zeyd'i imtihan etmek için perdenin arkasına bazı adamlar yerleştirip kendisine soru sorar, onlar da yazarlar. Zeyd, onlara bakıp: "Ey Mervan, özür dilerim. Ben sadece kendi reyimle konuşuyorum."(3)der. Rivayette adı geçen Şa'bî, ne Zeyd'den ne de Mervan'dan hadis duymuştur. Dolayısıyla hadisin bu varyantı da zayıf ve munkatı'dır. Bu hadis, adamların Zeyd'den dinleyip yazdığı şeyin Zeyd'e ait şahsî görüşler olduğunu ve Zeyd'in de diğerleri gibi yazma işinden hoşlanmadığını göstermektedir. Ancak bu yorumu kabul etmek çok zordur. Zira Zeyd'in kendi şahsî görüşlerini yazdığı gibi, Allah Rasûlü'nün (S.A.V) hadislerini de yazdığını ispatlayan deliller bulunmaktadır.(4)

2. Ebu Hureyre'nin hadisi: 

Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem, babasından, o da Atâ b. Yesâr'dan Ebu Hureyre'nin şöyle dediğini rivayet eder: "Allah Rasûlü'ne bazı insanların hadisleri yazdıkları haberi ulaştı. Bunun üzerine Allah Rasûlü minbere çıkıp Allah'a hamd u senada bulunduktan sonra şöyle dedi: 'Nedir bu yazdığınız söylenen şeyler? Ben ancak bir beşerim. Kimin yanında bundan bir şey varsa getirsin.' Biz de bunları topladık ve bunlar yakıldı. Peygambere "ey Allah'ın Rasûlü! Senden hadis nakledelim mi?" diye sorduk. O da "benden hadis nakledin. Bunun bir beisi yoktur. Her kim bana bilerek yalan isnad ederse cehennemde yerini hazırlasın.' dedi."(5) 

Ali b. Sehl, babasından o da Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem'den Ebu Hureyre'nin şöyle dediğini nakleder: "Hadisleri kapalı bir alanda toplayıp ateşe attık." Zehebî, bu rivayetin münker olduğunu belirtiyor.(6) Muhaddisler, hadisin râvisi Abdurrahman b. Zeyd'in zayıf olduğu konusunda müttefiktir.(7) Binaenaleyh, bu rivayet itibara alınabilecek bir rivayet olmaktan uzaktır.

3. Ebu Said el-Hudrî'nin hadisi: 

Bu hadis iki kanaldan muhtelif lafızlarla rivayet edilmiştir. Bunlardan biri Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem'in babasından, onun da Atâ b. Yesâr kanalıyla Ebu Said el-Hudrî'den (r.a) aktardığı rivayettir. Ebu Said der ki: "Biz Peygamberden yazmak için izin istedik. Fakat o, bize izin vermekten çekindi."(8)

Bu hadis yukarıda kaydedildiği gibi Abdurrahman b. Eslemden ötürü zayıftır.

İkinci varyant, Hemmâm'ın Zeyd b. Eslem'den, onun da Atâ b. Yesâr'dan, onun da Ebu Said'den naklettiği rivayettir. Ebu Said, Allah Rasûlü'nün şöyle dediğini rivayet ediyor: "Benden herhangi bir şey yazmayın. Her kim benden Kur'an dışında bir şey yazmışsa onu silsin. Benden hadis naklediniz, bunun bir beisi yoktur. Her kim bana yalan isnad ederse –Hemmâm der ki: Sanırım Peygamber "kasden" kelimesini de ekledi- cehennemde yerini hazırlasın."(9)

Görüldüğü gibi sonuncu varyant dışındaki bütün hadisler zayıftır. Alimler bu hadisin mevkûf mu merfu mu olduğu konusunda ihtilaf etmiştir.

İbn Hacer konuyla ilgili olarak şunları kaydediyor: "Bazıları Ebu Said hadisinin illetli olduğunu belirtip şöyle demişlerdir: Doğru olanı, bu hadisin Ebu Saide ait mevkûf bir hadis olduğudur. Bu durum, Buharî ve diğer muhaddislerin belirttiği bir husustur."(10)

Ulema, hadis yazımına müsaade eden hadislerin muhkem olduğu ve pratikte uygulandığı konusunda ittifak ettiğine göre –ki bu, Peygamberden günümüze kadar ümmetin takip etmiş olduğu bir çizgidir- burada iki icma var demektir: sözlü ve amelî icma.

Ebu Said hadisinin merfu olduğunun farzedilmesi halinde bu hadisin nasıl izah edilmesi gerektiği konusunda ihtilaf edilmiştir. Konuyla ilgili değişik görüşler olmakla birlikte bunların en güçlüsü şu üç görüştür.(11)

Birinci Görüş: Yasaklama, hadislerin Kur'anla birlikte aynı sahifede yazılmasına yöneliktir. Zira sahabîler bir ayetin tevilini duyduklarında onu ayetle birlikte yazabiliyorlardı. Kur'an'la herhangi bir karışma olabileceği endişesinden dolayı hadis yazmaları nehyolundu. Hadis yazımına müsaade eden rivayetler ise hadislerin Kur'an'dan ayrı müstakil sahifelerde yazılmasıyla alakalıdır.

İkinci Görüş: Yasaklama, hakkında unutkanlık endişesi taşınmayan, hafızasına itimad edilen ve hadisleri yazması durumunda sadece yazıya güvenmesinden korkulan kişilerle ilgilidir. Yazma izni ise, unutkanlığından endişe edilen, hıfzına güvenilmeyen ya da hadisleri yazması durumunda yazıya dayanıp kalmasından korkulmayan kimselere yöneliktir.

Üçüncü Görüş: Yasaklama, sünnetin sünnetle neshedilmesi kabilinden bir şeydir. İlk sıralarda sünnetin Kur'an'la karıştırılmasından endişe edildiği dönemlerde hadis yazımı yasaklanmış, bu endişe ortadan kalktığında ise hadis yazımına müsaade edilmiştir. Bu görüş; İbn Kuteybe, el-Hattâbî, Hatîb el-Bağdadî, Nevevî, Hafız Askalanî ve Suyûtî dahil olmak üzere ulemanın cumhuru tarafından benimsenen görüştür. İzin ve nehiy hadislerindeki ifadelerin mutlak olup, bazı şahıs veya durumlarla sınırlandırılmamış olması da bu görüşü teyid etmektedir.

Ancak burada şöyle bir soru akla gelebilir: Neden nehiy hadisleri, izin hadislerini neshetmiyor da izin hadisleri nehiy hadislerini neshediyor.?

el-Cevap: Bu, iki husustan dolayı mümkün değildir:

a. İzin hadisleri zaman bakımından sonra gelmektedir. Mesela Ebu Şâh hadisi fetih senesinde varid olmuştur ki, bu da Peygamber'in (S.A.V) hayatının son dönemlerine denk gelmektedir.

b. Ebu Hureyre'nin hadisi de zaman bakımından sonradır. Zira Ebu Hureyre son yıllarda müslüman olmuş bir sahabîydi. Bu hadis, Abdullah b. Amr b. As'ın Ebu Hureyre'nin islama girişinden sonra hadis yazdığını göstermektedir.

Peygamber (S.A.V) ölüm hastalığında iki defa bir şeyler yazma temâyülünde bulunur.Ebu Said el-Hudrî hadisinin bütün bunlardan sonra olması, özellikle de Peygamberin ölüm hastalığındaki temâyülü hadisinden sonra olması gerçekten uzak bir ihtimaldir.

c. Sahâbe ve tâbiîn döneminden sonra ümmet, yazma izni, yazmanın mübahlığı ve yazma işini uygulama konusunda kat'î bir icmaya varmıştır. Bu ilk dönemi müteakiben ümmetin bütün fırkalarında müşahede ettiğimiz ameli/pratik tevatürle sabit olan bir icmadır. Hatta son asırlarda Reşid Rıza gibi nehiy hadislerinin izin hadislerini neshettiğini söyleyenler de pratik tevatürle sabit olan bu icmaya dahildir. Zira Reşid Rıza gibilerin sayfalarca hadis yazıp naklettiklerine şahit olmaktayız. Müsaadenin nehiyden sonra olduğuna delalet eden en güçlü delillerden biri de bu amelî icmadır. Allahu A'lem.

Dipnotlar 

1-Ebu Davud, İlm, 3, hadis nr: 3642; Hatîb, Takyîdu'l-İlm, 35

2-Tehzibu't-Tehzib, I/179

3-İbn Sa'd, Tabakât, II/2:117; Zehebî, Siyeru A'lâmi'n-Nubelâ, II/313 Ancak bu son kaynakta "uzren" kelimesi yerine "gadren" kelimesi kullanılmıştır.

4- Bkz. Azamî, Dirasât fi'l-Hadisi'n-Nebevî, 108 İleride bu konuya tekrar döneceğiz.

5- Ahmed, el-Musned, 3/13; Takyidu'l-İlm, 34-35

6- Zehebî, Mizânu'l-İ'tidâl, II/566

7- Mizânu'l-İ'tidâl, II/564

8- Takyîdu'l-İlm, 32-33, Eserin muhakkiki Yusuf el-Aşş şöyle diyor: Bu hadisi Tirmizî, Darimî ve başkaları rivayet etmiştir.

9- Müslim, Zühd, 16, hadis nr: 7435; Takyîdu'l-İlm, 29-32

10- Fethu'l-Bârî, I/208; Ayrıca bkz. el-Envâru'l-Kâşife, 43; el-Muhaddisu'l-Fâsıl, 37b

11- Bkz. Hucciyyetu's-Sünne 445,446

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

(Resulüm!) Sana bu mübarek Kitab'ı, ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.

Sa'd, 29

GÜNÜN HADİSİ

Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır.

Tirmizi, Sıfatu Cehennem 10, (2601)

TARİHTE BU HAFTA

*Eğriboz Adası'nin fethi(12 Ağustos 1470) *Kanuni Sultan Süleyman Han'in Tebriz'i fethi(13 Ağustos 1534) *Haçlı Ordusu'nun Kudüs katliami (15 Ağustoz 1099) *Gölcük Depremi(17 Ağustos 1999) *Misak-i Milli'nin TBMM'de de kabûlü(19 Ağustos 1920)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI