Cevaplar.Org

HZ. MUAVİYE SULTAN MI, HALİFE Mİ?

Hoca, kitabının 33. sahifesinde: “Muaviye Hilafetinin Değerlendirilmesi” başlığının hemen altında, “Muaviye ile beraber, İslami tebliğin halifeler dönemi sona ermiş, saltanat dönemi başlamıştır” diyor.


Seyda Musa Geçit Hocaefendi

musa_bazid04@hotmail.com

2021-02-01 20:58:20

Hoca, kitabının 33. sahifesinde: "Muaviye Hilafetinin Değerlendirilmesi" başlığının hemen altında, "Muaviye ile beraber, İslami tebliğin halifeler dönemi sona ermiş, saltanat dönemi başlamıştır" diyor.

Aslında "Hilafet, İslam devletinin başkanlığı demektir. Halife İslam devletinin yüksek başkanına denir."(1)Hocaya göre ise halifelik ismi öyle yüksek bir isimdir ki, Raşit halifelerden başka diğer İslam başkanlarına halife demek ağır bir suçtur. Hâlbuki Seyyid Kutub, Osmanlı Padişahlarına da halife diyebilecek kadar çerçeveyi geniş

tutmuştur. Seyyid Kutup diyor ki; "Çok zor şartlarda, Atatürk'ün eliyle kesin zafere ulaşılmış, sonunda İslam hilafeti kaldırılarak, din devletten ayrılmış, tam laik bir devlet ilan edilmiştir."(2)

İbn-i Haldun şöyle diyor:

وقد كان ينبغي ان تلحق دولة معاوية واخباره بدوللا خلفاء واخبارهم فهو تاليهم فالفضل واعدالة والصحبة ولاينظر فى ذالك الى حديث الخلافة بعدى ثلاثون سنة فأنه لم يصح والحق معاوية فى عدادالخلفاء وانما اخره المؤرخون فى التأليف عنهم لأمرين.

الاول: ان خلافة لعهده كانت معاوية الأجل ها قد جناه منا عصية التى حديث لعصره واما قبل ذالك كانت اختيارا واجتماعا فهينّ وا بينالحالتين فكان معاوية اوّل الخلفاء المخالبة واعصبية الذين يعبر عنهم اهل الاحصواء بالملوك وشبهون بعضهم ببعض وخاشالله ان يشبه معاوية باحد ممن بعده فهو من الخلفاءالراشد.

الامرالثانى: فى ذكر معاوية مع الخلفاء بنى امية دون الخلفاء الربعة انهم كانوا اهل نسب وأحد واعظمهم معاوية فجعل مع اهل نسب الخلفاء الاولون مختلفا لانساب فجعلوا فى غط واحد والحق بهم عثمان وان كان من اهل هذا النسب للحوقه بهم قريبا فى الفضل والله يحشرنا فى زمرتهم ويرحمنا بالاقتداءبهم.

Anlamı: "Fazilet, adalet ve sahabeliği sebebiyle, Hz. Muaviye'nin devletini ve haberlerini diğer halifelerin devletine ve haberlerine katmak gerekir. Bu yüzden "Hilafet otuz senedir" hadisine bakılmaz. Çünkü o sahih değildir. Gerçek odur ki, Muaviye de diğer halifelerdendir.

Tarihçilerin Hz. Muaviye'yi diğer dört halife'den ayrı tutmalarının iki sebebi vardır:

Birincisi: Onun ahdi zamanında ortaya çıkan asabiyet yüzünden hilafeti galip olmuştur. Ondan öncekilerin zamanında ise seçim ve içtima vardı. Bunun için onlar her iki hali de birbirinden ayırmışlardır. Hz. Muaviye, asabiyet ve galabiyet yüzünden halife olanların ilkidir. Heva ve heves ehli ise, onun hilafetini sonrakilerin hilafetine benzeterek buna «Mülk» demişlerdir. Hâşâ O, kendisinden sonrakiler gibi değildir. O, raşid halifelerdendir.

İkincisi: Hz. Muaviye'nin dört halifeden başka, kendisinden sonrakilerle beraber zikredilmesinin sebebinden bir diğeri; hepsinin beni Ümeyye'den olmaları ve Hz. Muaviye'nin de onların büyüğü olmasındandır. Önceki halifeler ise, farklı neseblerdendiler. Bu sebeple aynı kategoride kabul edilmişlerdir. Hz. Osman'ın, Beni Ümeyye nesebinden olmasına rağmen Raşid Halifelerle beraber zikredilmesinin sebebi, Onun fazilet bakımından diğerlerine daha yakın olmasındandır. Allah Teâlâ bizleri onların zümresinden kılsın, onlara uymakla bize merhamet etsin."(3)

İbn-i Haldun'un bu yorumu üzerinde durulursa birçok hakikatler ortaya çıkar. İbn-i Haldun'a göre "Benden sonra hilafet otuz senedir" hadisi, sahih değildir. Aslında bu hadis sayın Sırma ve kendisi gibi düşünenlerin tek delilidir. Hoca Hz. Muaviye'yi hilafetten çıkarmak için, diğer hadisleri ve delilleri önemsemeden, bu hadise dayanıyor.

İmam Suyûti'nin Tarih ul-Hulefa'sında bulunan, Buhari, Müslim ve diğer birçok muhaddisin sahih olarak rivayet ettikleri şu hadise ehemmiyet vermiyor ve nazar-ı itibare almıyor:

لايزال الاسلام عزيزا منيح الى ثنى عشر خليفة.

Anlamı: "İslâm on iki halifeye kadar aziz ve kuvvetli olacaktır."(4)

İmam Suyûti'nin Şeyhulislam İbn-i Hacer el-Askalanî'nin Fethu'l Bari Şerhu Sahih-i Buhari'sinden naklettiğine göre, Kadı İyaz bu hadisin işaret ettiği halifeleri şöyle sıralıyor: "Ebubekri Sıddık, Ömer, Osman, Ali, Muaviye, Yezid, Abdulmelik, Velid, Süleyman, Yezid b. Abdulmelik, Hişam, Velid b. Yezid."

Başka bir görüşe göre ise on iki halife şunlardır: Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan Muaviye, İbn-i Zübeyr, Ömer b. Abdülaziz, Abbasilerden Muhtedi, Abbasilerden Zahir." Bu görüşe göre iki halife beklenenlerdendir. Bunlardan birisi Mehdiyul Muntazır, diğeri ise belli değildir.(5)

Her iki kavle göre de Hz. Muaviye halifelerdendir. Birçok mudakkik âlimler de bu görüşü kabul ediyorlar. İbn-i Haldun'a göre; Hz. Muaviye'nin hilafetini kabul etmeyenler ehl-i hevadandırlar.

Ferdinan Tütel, Müslüman olmadığı halde, mezhebi bir taassup sergileyecek değildir elbet. «El-Müncid fî Edebi ve Ulum» adlı eserinde şunları yazıyor:

الخليفة رأس الجماعةالاسلامية به لقب الجال الذين خلفو النبىّ فى السلطة الروحية والزمينة اوللخلفاء ابوبكرالصديق (632) وآخرهم محمّد المتنازل عن عرش بنا عثمان (1924).

 "Halife, İslam milletinin başıdır. Dini ve siyasi bakımdan peygamberin yerine geçen kimseye halife denir. İlki Ebubekr-i Sıddık'tır. Sonuncusu da Osmanlı tahtından indirilen VI. Mehmet'tir. (632-1924)"

Yine Hoca, kitabının 22. sahifesinde şunları yazıyor: "Hicri 41. senede Hz. Hasan, Muaviye'ye hilafeti terk ettikten sonra, Muaviye İslam devletinin halifesi oldu. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ise Medine'ye çekildiler."

Sayın Sırma burada, Hz. Muaviye hakkında bazen halifedir, bazen de halife değildir diyor. Doğrusu bu konuda net olmadığını zannediyoruz veya böyle bir izlenim bırakıyor.

İmam Teftazanî şöyle diyor: Peygamber (s.a.v) "Benden sonra halifeliğin müddeti otuz senedir. Sonra iş ısırgan bir melikliğe dönüşecektir" buyurmuştur. Hz. Ali Rasulullah'ın vefatından sonraki otuzuncu yılın başında şehid edilmişti. Şu halde Muaviye ve ondan sonra gelenler melik ve emirdirler. Halife değildirler. Diğer taraftan bu müşkül bir meseledir. Zira «ehl-i hal vel akd» adı verilen büyük âlimler, bazı Abbasi Halifeleri ve Ömer b. Abdulaziz (r.a) gibi bazı Mervani (Mervan'ın soyundan gelenler)'in halifelikleri ve hilafetlerinin meşruluğu konusunda ittifak etmişlerdir. Herhalde burada biattan sapma ve muhalefet şaibesi bulunmayan kâmil manadaki hilafet kastedilmektedir."(6)

Dipnotlar

1-Abdulkadir Udeh, İslam ve Siyasi Durumumuz: Sh. 121

2-Seyyid Kutub, El-Mustakbelu li Hazed-Din: Sh. 5-6

3-İbn-i Haldun Tarihi: C. 2, Sh. 650,651.

4-İmam Suyûti, a.g.e, Sh. 11,12

5-Şerhul Akaid tercümesi: Sh. 325.

6-Şerhul Akaid tercümesi: Sh. 325

 

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

"Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla ve bizi bağışla, şüphesiz ki sen her şeye kadirsin."

Tahrim, 8

GÜNÜN HADİSİ

Zühd hakkında

“Kendisine çok konuşmama ve zühd duygusu verilen kimseyi gördüğünüz zaman ona yaklaşın.Zira o hikmet telkin eder.”İbn-i Mace-Zühd:1

TARİHTE BU HAFTA

*Eğriboz Adası'nin fethi(12 Ağustos 1470) *Kanuni Sultan Süleyman Han'in Tebriz'i fethi(13 Ağustos 1534) *Haçlı Ordusu'nun Kudüs katliami (15 Ağustoz 1099) *Gölcük Depremi(17 Ağustos 1999) *Misak-i Milli'nin TBMM'de de kabûlü(19 Ağustos 1920)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI