Cevaplar.Org

HACI FARUK EFENDİ’NİN VEHHABİ HOCAYI SUSTURMASI

“Faruk Bey, Osmanlı'nın son devrinde yetişen müstesna simalardan biriydi, itibarlı ve yüksek seciyeli bir aileye mensuptu. Hem din ilimlerinde hem de fen ve felsefe derin bir vukufiyete sahipti. İlm-i ledünniyeden feyiz almış kerim bir zattı. Lisanındaki fesahat, ifadesindeki belagat ruhlara te'sir ederdi. Okuttuğu bazı talebelerinin maişetlerini bizzat te'min ederdi


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2020-05-16 09:11:58

 "Faruk Efendi, Osmanlı'nın son devrinde yetişen müstesna simalardan biriydi, itibarlı ve yüksek seciyeli bir aileye mensuptu. Hem din ilimlerinde hem de fen ve felsefe derin bir vukufiyete sahipti. İlm-i ledünniyeden feyiz almış kerim bir zattı. Lisanındaki fesahat, ifadesindeki belagat ruhlara te'sir ederdi. Okuttuğu bazı talebelerinin maişetlerini bizzat te'min ederdi."

Evet böyle anlatıyor hocası Tivnikli Faruk Efendi'yi(1881-1953) talebesi Mehmed Kırkıncı Hocaefendi..

Merhum Cemalettin Revnakoğlu ise şöyle anlatır bu Allah dostunu; "1943'deki köy tetkiklerim dolayısıyla kendisine misafir olduğum gecelerde idi. Bu Allah yolunun Allah ilminin adamını sabahlara kadar seccade üzerinde Allah'ı ile baş başa gözyaşları dökerken gördüm."

Hacı Ali Efendi anlatıyor; " Bir Hac mevsiminde Büyük Efem(Alvarlı Hâce Muhammed Lütfi Efendi) Hacı Salih Efendi(Çöğenderli Salih Efendi) ve Hacı Faruk Beyin hizmetlerini görme şerefi nasib olmuştu. Hacı Faruk Bey namazlarında saatlerce kıyamda, dakikalarca secdede kalırdı.

Bir gün Mescid-i Nebevi'de yine Hacı Faruk Bey namaza durmuştu. Hacı Salih Efendi ise bir Arap hocası ile Vehhabilik üzerinde münakaşaya tutuşmuşlardı. Büyük Efem dinliyor ve hiç söze karışmıyordu. Arapça konuştukları için ben bir şey anlamıyordum. Münakaşa uzadı. Hacı Salih Efendi çok celallenmişti.

Nihayet Efemin mübarek sesleri duyuldu; "Oğul Faruk, hele namazı çabuk bitir, Salih sıkıştı." Bunun üzerine selam veren Hacı Faruk Bey o tatlı, munis, şefkatli sesiyle Arap hocasına Arapça olarak birkaç cümle konuştu. Hocaefendinin tavrı değişti, kızgınlığı gitti. Biraz düşündükten sonra her üç velimizin de ellerini öptükten sonra yanımızdan ayrıldı."

Kaynaklar

1-M. Sıtkı Aras, Erzurum'un Manevi Mimarları, Dergâh Yayınları, İst. 2007, 3. Baskı

2- Mehmed Kırkıncı, Bediüzzaman'ı Nasıl Tanıdım? Ekev Yayınları, Erzurum, 2. Baskı

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.

Nûr, 38

GÜNÜN HADİSİ

Mü'minin sezgisinden sakının, çünkü o Allah'ın nuruyla bakar.

Taberani

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI